ABD ve BM Temsilcileri Husileri Suudi Arabistan’ın girişimini kabul etmeye ikna edebilecek mi?

Yemen’deki siyasi duruma ilişkin uluslararası ve bölgesel umutların yanı sıra, şüpheler söz konusu.

Lenderking (solda) ve Griffiths geçen ay Amman'da görüşmeler gerçekleştirdiler. (ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu Dairesi’nin Twitter hesabı)
Lenderking (solda) ve Griffiths geçen ay Amman'da görüşmeler gerçekleştirdiler. (ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu Dairesi’nin Twitter hesabı)
TT

ABD ve BM Temsilcileri Husileri Suudi Arabistan’ın girişimini kabul etmeye ikna edebilecek mi?

Lenderking (solda) ve Griffiths geçen ay Amman'da görüşmeler gerçekleştirdiler. (ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu Dairesi’nin Twitter hesabı)
Lenderking (solda) ve Griffiths geçen ay Amman'da görüşmeler gerçekleştirdiler. (ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu Dairesi’nin Twitter hesabı)

Birleşmiş Milletler’in (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, dün (Cumartesi) Umman'ın başkenti Maskat'ta Husilerin Sözcüsü ve grubun dışişlerinden sorumlu yetkilisi Muhammed Abdusselam ve Ummanlı yetkililerle görüştüğü turunu tamamladı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise, özellikle son günlerde ilan edilen Suudi Arabistan’ın çözüm girişiminin durgun suları harekete geçirmesinin ardından Yemen'e barış getirme çabalarının bir parçası olarak, Yemen Temsilcisi Timothy Lenderking'in üçüncü kez bölgeyi ziyaret ettiğini duyurdu.
 Uluslararası ve bölgesel topluluk, bu çabaların ve hamlelerin İran destekli grubu barış sürecine ikna edecek sonuçlar üreteceğini umarken, aynı zamanda grubun Suudi girişimini benimseme ve savaşı durdurarak istişare masasına oturma noktasındaki ciddiyetine ilişkin şüpheler söz konusu. 
 Konuya ilişkin şüpheler, Yemen’de resmi açıdan ve halk düzeyinde açıkça görülüyor. Yemen hükümetinin liderleri ve Yemen’deki gözlemcilerin çoğu, grupla yıllarca görüşmeleri sonucunda elde ettikleri geçmiş deneyimler çerçevesinde, darbeye son verme veya Yemen kriziyle ilgili uluslararası kararları kabul etme konusunda ciddi olmadıklarından Husilerin barıştan uzak olduklarını düşünüyorlar.
 Grubun Suudi girişimini kabul etmesi ve bazı noktalardaki çekincesi ile ilgili sızdırılan ilk haberlere rağmen, grup liderlerinin takipçilerine yaptığı basın açıklamaları bunun tersi yönde oldu. Grubun lideri son açıklamasında, savaşı 7. yılında da devam ettirme ve uluslararası toplumun ve BM Güvenlik Konseyi'nin baskısına boyun eğmeme taahhüdünde bulundu.
 Griffiths Cuma günü Maskat’ta Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Husilerin Sözcüsü Abdulsselam ile bir toplantı düzenlediğini bildirdi. Toplantıda Sana Havalimanı’nın açılması, Hudeyde limanlarındaki kısıtlamaların hafifletilmesi, ülke genelinde ateşkese gidilmesi ve siyasi politikaya devam edilmesi konusundaki acil ihtiyacı tartıştıklarını kaydetti. Ayrıca sürdürülebilir barışa ulaşmanın bir başlangıcı olarak BM himayesinde siyasi diyaloğa devam etme konusunu masaya yatırdıklarını kaydetti.

Griffiths, Umman’a teşekkürlerini bildirdi
BM Temsilcisi, grubun Suudi girişimi hakkındaki cevabı veya son açıklamalarındaki itirazlarına ilişkin bir açıklamada bulunmadı. Griffiths, dün (Cumartesi) Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile Yemen'de barış beklentilerine ilişkin bir görüşme yaptığını ifade etti. Ayrıca açıklamasında, kapsayıcı bir siyasi süreçle Yemen'de sürdürülebilir barışı sağlamayı amaçlayan BM’nin çabalarına verdiği destekten dolayı Umman’a teşekkürlerini bildirdi.
 Griffiths’in, Husilerin girişime verdiği yanıtları Riyad'a ve Yemen hükümetine iletmesi bekleniyor. Ayrıca, ayrıntılı bir taslağa ulaşılması ve hazırlanan taslağın Suudi girişimi çerçevesinde hükümet ile Husiler arasında imzalanması umuduyla ABD Temsilcisi Timothy Lenderking ile de görüşmesi bekleniyor. 
 Yemen hükümeti, Suudi girişiminin önemli bir adım olduğunu ve uygun bir zamanda geldiğini düşünse de, aynı zamanda İran'ın rolünün grubun kararlarında belirleyici faktör olacağını düşünüyor. Ayrıca hükümet, Husilerin devlete karşı Saada'daki ilk isyanlarından bu yana bir dizi vaatlerini ihlal ettiğini hatırlatarak, Sana ve diğer Yemen şehirlerine saldırdıklarını, Yemen Devlet Başkanı Hadi'yi kuşattıklarını, barış ve ortaklık anlaşmasını görmezden geldiklerini belirtti.
 İran’ın olumsuz rolünün özellikleri, Suudi girişiminin açıklanmasının ardından Yemen'e büyükelçi olarak atanan İran Devrim Muhafızları üyesi Hasan Erlo'nun, Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi’den önce davranarak girişimi reddettiklerine ilişkin ifadelerinde açıkça görüldü. 
 Erlo, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Suudi girişimini "kalıcı bir savaş projesi, işgal ve savaş suçlarının devamı, savaşın sonu değil" olarak nitelendirdi. Ayrıca bazı koşullar da belirledi. Bunlar, milislere karşı askeri operasyonları durdurmayı ve Husilerin kontrolündeki geçiş noktalarına getirilen kısıtlamaları kaldırmayı, Arap Koalisyonu’nun uluslararası kabul görmüş hükümeti desteklemeyi durdurmayı ve milisleri Yemenlileri yönetmeleri için yetkilendirmeyi içeriyor.
 Yemen hükümetinin Erlo'nun açıklamalarına ilk cevabı Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’ten geldi. Bakan Mübarek, "İran'ın girişime yönelik olumsuz tavırları ve Hasan Erlo adlı İran Devrim Muhafızları komutanı tarafından yapılan kışkırtıcı açıklamaların Husi milisleri için engel teşkil etmeyeceğini umduğunu” belirtti. Ayrıca Husilerin barışçıl bir çözüm ve Yemen'de güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanması için girişimi kabul etmeleri ve olumlu ve samimi bir niyetle karşılamalarını beklediğini ifade etti. 
 Bakan Mübarek daha sonra Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husi milisleri savaşı sona erdirmek için Suudi girişimini kabul etmeye ve bölgedeki İran projesine boyun eğmekten vazgeçmeye çağırarak grubu girişimi görmezden gelmemesi konusunda uyardı.
 
Bir taktik olarak girişimi kabul etmek
Yemen Enformasyon Bakan Vekili Abdulbasit el-Kaidi, BM ve ABD temsilcilerinin çabalarının Husileri Suudi girişimine ikna etmede başarılı olamayacağına inanıyor. "Çünkü Husi grubu yayılmacı bir grup ve savaşla ilerliyor. Savaşa mola verip savaşı yeniden başlatabilmek için bir taktik olarak barış sürecini ele alacak."
 Şarku’l Avsat’a konuşan Kaidi, Husilerle yıllardır yapılan anlaşmalar ve barış girişimlerine atıfta bulunarak, "2004'ten beri bu milisler bir dizi savaşa girdiler ve tüm barış girişimlerini bozdular. Zayıf durumdayken bile imzaladıkları hiçbir anlaşmaya uymadılar. Şuan ise her zamankinden daha iyi bir durumdalar" diye konuştu.
 İran'ın Husi milislerin girişimi kabul etmesini engelleyeceğini belirten Kaidi, "Çünkü İran, Yemen dosyasını nükleer anlaşma ve bölgedeki diğer dosyalarla ilgili kazanımlar elde etmek için kullanıyor” dedi.
Kaidi söz konusu açıklamalarını, "Uluslararası terörist listelerinde bulunan Abdurrıza Şehlai’nin yardımıyla bugün bu grubun kararını yöneten terörist Devrim Muhafızları'ndaki görevli Hasan Erlo'dur" ifadeleriyle delillendirdi.
Kaidi açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
"Tecrübelerden elde edilen gerçeklik şu ki, Husilerin gücü kırılmaz ve silahsızlandırılmazsa, onlarla barış hakkında herhangi bir konuşma sadece kuruntu olacaktır. Husilerin silahsızlanmasını garanti etmeyen herhangi bir çözüm, savaşın ertelenmesi demektir, tamamen sonlanması değil."
 
Aldatıcı bir kabul
Yemenli yazar ve gazeteci Mustafa Guleys, Husilerin girişimi reddetme durumunun başından beri açık olduğunu ve Suudi girişimini kabul etseler bile, aldatıcı bir kabulden başka bir şey olmayacağını ifade etti.
 Guleys, Şarku’l Avsat ile verdiği röportajda, Husilerin manipülasyonları yoluyla iki şeye güvenerek daha fazla kazanç elde etmeye çalıştıklarını belirterek, “İlki hükümet üzerindeki ABD baskısından ve savaşı sona erdirmek için onu destekleyen koalisyondan yararlanmaya çalışmak. İkinci ise Marib'de askeri zaferler elde etme ümidine dayanıyor ki bu Husilere daha büyük bir toplanma gücü veriyor” diye konuştu.
 Her iki durumda da Husilerin bu aşamada kendilerine sunulacak tüm girişimleri reddedeceğini ve Yemen'deki ABD Temsilcisi Timothy Lenderking ve BM'nin Yemen Temsilcisi Martin Griffiths'in önderliğindeki arabuluculuğa cevap vermeyeceğini belirten Guleys, Husilerin sahada zaferler elde ettiklerine inandıklarını ifade etti.
 Guleys açıklamasında, Husilerin BM ve ABD’nin elçileri aracılığıyla uyguladığı baskıya boyun eğecekleri iddiasının kabul edilemez olduğunu belirterek, Husilerin Suudi girişimini veya herhangi bir yeni barış planını onaylamasının "aldatıcı bir onaydan başka bir şey olmayacağını" öne sürdü.
 Son olarak Guleys şunları kaydetti:
“Husiler, tüm Yemen topraklarını ve belki de ötesini yöneterek hedeflerine ulaşmak için kuzeyde ve güneyde kendi kontrolleri altında olmayan bölgelere yönelik saldırılarına ve komşu ülkelerin güvenliğini tehdit etmeye devam edecekler. Çünkü bu şiddet yanlısı grup, başlangıcından bu yana savaştan besleniyor, barış ve bir arada yaşama fikrine inanmıyor.”



Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
TT

Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)

Yemen’de Taiz şehrindeki güvenlik güçleri, Dünya Gıda Programı (WFP) çalışanı Moayad Hamidi’ye yönelik suikastla doğrudan suçlananların yanı sıra saldırıdan sorumlu bir çetenin üyesi olan 10 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Motosikletli ve silahlı kimliği belirsiz iki kişi, dün öğle saatlerinde Turba bölgesindeki bir lokantada Hamidi’ye ateş açtı.

Hastaneye kaldırılan Hamidi tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırıda, Yemenli bir başka vatandaş da yaralandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, hükümet yetkilileriyle birlikte, saldırıyla ilgili uluslararası kuruluşlarla kapsamlı temaslar yürüttü.

Resmi kaynaklara göre, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Alimi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu olayın BM’nin çeşitli alanlardaki müdahalelerini ve Yemen halkına sağladığı yardım programlarını etkilemeyeceğini bildirdi.

Guterres ayrıca, BM’nin Yemen’de barış, güvenlik ve istikrarın tesisi için iyi niyetlerini sürdürme taahhüdünü teyit etti.

Radikal gruplar ve suç unsurlarının fidye için insani yardım çalışanlarını hedef aldığı veya bölgede faaliyet gösteren kuruluşlara baskı uyguladığı Yemen’de, yardım çalışanlarının kaçırılması büyük bir endişe kaynağı oldu.

Ülkedeki çatışma, ayrıca altyapıda ciddi hasara ve birçok alana erişimin kısıtlanmasına neden olarak, yardım çalışanlarının savunmasız nüfuslara ulaşmasını, temel malzeme ve hizmetleri sağlamasını zorlaştırdı.


Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
TT

Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)

Yemenliler, Sana ve Husiler tarafından kontrol edilen diğer bölgelerde yeni eğitim yılını, okul ücretlerinin dört katına çıkması sonucu şokla karşıladı. Bu, aynı zamanda okullara vergi ve harçlar konulmasıyla aynı zamana denk geldi. Geçtiğimiz yıl dört milyondan fazla çocuk okula gidemezken bu sayının artmasından endişe ediliyor.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde, dokuz yıldır maaşlarını alamayan 170 binden fazla öğretmen var. Eğitim sektörü çalışanları ve veliler, darbe hükümetinin Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi'nin kardeşi Yahya el-Husi tarafından yönetilen Eğitim Bakanlığı’nın, geçtiğimiz yıl öğrenci başına 4 dolar olan okul ücretlerini, ‘toplumsal katkı’ adı altında öğrenci başına 16 dolara çıkardığını söyledi.

Kaynaklara göre bu karar, eğitime erişemeyen ve okula gidemeyen çocukların sayısını artıracak. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aileler bu koşullar altında söz konusu ücretleri, ders kitaplarını ve günlük masrafları karşılayamaz durumda.

Anayasa ihlali

Yemen anayasası, tüm eğitim aşamalarında ücretsiz eğitimi öngörüyor. Ancak, darbeci Husiler, 8 yıldır 170 binden fazla öğretmenin maaşını gasp etmesine rağmen, her öğrenci için öğrenim ücreti talep etmeye başladı. Ücretler öğretmenleri desteklemek bahanesiyle iki dolardan dört dolara ve ardından 16 dolara çıkarıldı.

XSCdwfvg
Yemen’de öğrenciler büyk zorluklarla mücadele ediyor. (UNICEF)

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklara göre bu paranın okullardaki Husi temsilcileri ve maaşlarına el konulmasını protesto etmek için çalışmaktan kaçınan öğretmenlerin yerine atanan kişilere harcanıyor.

Kaynaklar, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Husilerin öğrencilerin okul kitaplarını piyasalardan satın almasını zorunlu kıldığını aktardı. Husiler, okul kitaplarını basmak için kullanılan matbaaları, mezhepsel posterlerini, liderlerinin ve şehitlerinin resimlerini ve Eğitim Bakanlığı'nın liderliği için kâr amaçlı faaliyetler için tahsis etti. Ayrıca yaz aylarında düzenlenen mezhepsel kampları finanse ediyor.

Kaynaklara göre bu adım, her çocuğun ihtiyaç duyduğu miktarı ikiye katlayarak yaklaşık 32 dolara çıkarıyor. Bu da on binlerce çocuğun okula gitmeyen dört milyona katılacağı anlamına geliyor.

Vergiler ikiye katlandı

Husi liderliğinin tüm özel okullara mezhep müfettişleri atama ve onlara bu okulların gelirlerinden aylık maaş verme emriyle aynı zamana denk geldi. Sana'daki bu okullardan bazılarındaki personel, Şarku'l-Avsat'a milislerin bu okullardan topladıkları harçları her yıl iki katına çıkardıklarını söylediler. Bu, okul yönetimlerini milislerin ve delegelerinin artan taleplerini karşılamak için okul ücretlerini geçen yıla göre yüzde 36'ya kadar artırmaya sevk etti.

csdfveg
Husiler okullar aracılığıyla mezhep değişikliği için yoğun çaba harcıyor. (Twitter)

Eğitim kaynaklarına göre bu artış, mezhep seferberliğinden kurtulmak için çocuklarını özel okullara nakletmek zorunda kalan ailelerin sırtına ağır bir yük bindirecek.

Diğer yandan darbe hükümetinin Eğitim Bakanı, yardımcılarıyla bir araya geldi ve yeni eğitim yılının başlaması için hazırlıkları görüştü. Ancak tüm toplantı boyunca öğretmenlere ödenmeyen maaşları hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Ayrıca, Husiler tarafından üç yıl önce kurulan ve öğretmenlere her ay 50 dolarlık destek sağlamak için kurulan Eğitim Destek Fonunun finansmanının açıklanmasını da reddetti.

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklar, Husilerin, tüm yerel ve ithal mallardan toplanan büyük miktarda parayı, darbe hükümetinin bakanlığın liderleri ve Husilerin mezhepsel eğitim ofisi olarak bilinen örgütün faaliyetlerini ve savaş cephelerine katılmak için gençleri ve çocukları askere alma sürecini finanse etmek için fon olarak ayırdığını doğruluyor.

xhyej6u
Eğitim Destek Fonu'nun fonları Husi grubunun üyelerine harcanıyor. (Husi Medyası)

Yemen'de eğitim ve öğretim sektöründe çalışan iki kaynak, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda, bu fona toplanan paranın, Husilerin mezhepsel eğitim ofisini yöneten Ahmed Hamad tarafından kontrol edildiğini aktardı. Hamad, parayı öğrencilerin ve öğretmenlerin performansını izlemek ve okullarda mezhepsel faaliyetler yürütmek için kullanıyor. Husiler, genç yaştaki çocuklara mezhepsel fikirleri aşılayarak, kontrol ettikleri bölgelerde mezhepsel bir değişim yaratmaya çalışıyor.

Kaynaklar, bu fonun bir kısmının çocukların askere alınması, kamplarını ve mezhepsel içerikli kursları finanse etmek için kullanıldığını bildirdi. Söz konusu kurslar, Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki tüm çalışanlar, öğretmenler ve üniversite profesörleri için zorunlu. Çalışanların işlerini sürdürmeleri için bu kurslara katılmaları gerekiyor ve bu kurslar, Husilere olan sadakatlerini değerlendirmek için bir standart olarak kullanılıyor.


Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)

Yemen’de Husi liderler arasındaki mülk çekişmesi, bir grup yetkilinin 2019’da bir yakıt sevkiyatı yapılması planı çerçevesinde yaklaşık 58 milyon dolarlık bir yolsuzluk olayına karıştığını ortaya çıkardı. Ancak anlaşmadan doğrudan sorumlu olan Sana’daki petrol şirketinin müdürü başta olmak üzere, şu ana kadar olaya karışanlardan hesap sorulmadı.

Mesele, sükunetten önceki yıllara, petrol türevleri krizinin uydurulduğu ve Husi liderlerin petrol şirketi ve şubelerine atanan yetkililer, Hudeyde Limanı yönetimi ve Maliye Bakanlığı ile iş birliği içinde olduğu yıllara dayanıyor.

O dönemde akaryakıt sevkiyatı yapılarak sevkiyat, Hudeyde limanına getirildi ve bedeli ödendi. Ancak sevkiyat ortadan kayboldu ve akıbeti bilinmiyor. Bu suçlamanın sorumluları, karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. Öyle ki içlerinden biri, petrol şirketinin Hudeyde’deki şubesini ve liman yönetimini, yükü boşaltmadan geminin hareket etmesine izin vermekle suçluyor. Diğerleri ise şirket yönetimini, sevkiyatın şirketin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan önce ödemeyi peşin yapmakla suçluyor.

Petrol sektöründe faaliyet gösteren kaynaklara göre o dönemde Husiler tarafından Sana’daki Yemen Petrol Şirketi’nin yönetici müdürü olarak atanan Ali et-Taifi, özel bir şirkete petrol sevkiyatı ithal etmesi için onay verdi. Şirket, sevkiyatı ithal etti ve gemi, boşaltılmak üzere Hudeyde limanına girdi.

Kaynaklar, ‘Ebu Mahfuz’ olarak bilinen, darbe yönetim kurulu ofisi müdürü Ahmed Hamed’in yardımcısı olarak kabul edilen bir kişinin, petrol şirketinin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan miktarı şirketin hesabına iade ettiğine dikkat çekti.

Anlatılan bu hikâyeye göre gemi yükünü boşaltmak yerine malları başka bir ülkeye satmak üzere limandan ayrıldı. Şirket ise ödemeyi gerçekleştirdi. Ancak kaynaklar, geminin yükünü boşaltmadan liman rıhtımından ayrılmasına nasıl izin verildiğine, petrol şirketinin şube müdürünün oynadığı role, akaryakıt depolarının sorumlularının ve sanık şirketin ödemeyi nasıl yaptığını açıklamadı.

Husiler olayın üstünü örtmeye çalışıyor

Kaynaklar, skandaldan bir yıl sonra milis liderliğinin, söz konusu mezhepçi kişiyi ‘kendisi veya Hudeyde şubesindeki yetkililer hakkında herhangi bir işlem yapmadan’ petrol şirketinin yönetiminden uzaklaştırdığını bildirdi.

Husi liderliğinde Muhammed el-Husi tarafından yönetilen diğer kanadının, Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’ne olayı soruşturma talimatı verdiği ve otoritenin de davayı olaydan bir yıldan fazla bir süre sonra savcılığa havale ettiği ortaya çıktı. Savcılık ise dosyayı Ticaret Mahkemesi’ne havale etti. Ancak kaynaklara göre olaya karışanlar, darbeci hükümetteki Hukuk İşleri Bakanlığı yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olduğu için dava takip edilmedi.

Sendikacı Muhammed el-Hamzi, yaptığı açıklamada Abdullah ed-Dayaa, Abdulkerim eş-Şarabi ve Arif el-Masabi ile birlikte Yemen Petrol Şirketi Sendikası ve Birlikler Koordinasyon Konseyi adına bu davanın takipçilerinden biri olduğunu dile getirdi. Hamzi, özellikle bu dava olmak üzere yolsuzluk davalarını ve petrol türevleri ve ihale yolsuzluğu konusunu ifşa ettiği için hapse atıldı.

Hamzi, davada henüz ilerleme kaydedilmediğini, tüm faillerin parmaklıkların dışında olduğunu, davayı hareket ettirecek, miktarı devlet hazinesine iade edecek ve kasıtlı olarak takip etmeyi ihmal edenler de dahil olmak üzere suç ortaklarını cezalandıracak kimsenin olmadığını vurguladı.

Tanınmayan darbeci hükümette Hukuk İşleri Bakanı’nın gönderdiği bir belge, bu konunun en son iki yıl üç ay önce tartışıldığını gösteriyor. Öyle ki 21 Mart 2021’de milisler tarafından petrol şirketinin müdürü olarak atanan Ammar ed-Adrai’ye bir mektup göndererek, şirketin bu davayı Ticaret Mahkemesi’nde takip etmemesini eleştirdi.

Belgeye göre petrol şirketiyle ilgili önemli bir sorunun varlığına ilişkin olarak daha önce 31 Mayıs 2021’de de petrol şirketine hitap edilmişti. Sorun, sözde Genel Fonlar Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemesi’ne sevk edilen 57.8735 milyon doların yağmalandığı en büyük yolsuzluk davalarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak o tarihten bu yana petrol şirketi, davayı takip etmedi ve kararı temyize götürmedi. Bu durum ise halkın parasının yağmalanmasını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Ama konu hala gündeme gelmedi.

Şüpheli gelişmeler

Husilerin petrol sektöründeki yolsuzluğuyla bağlantılı olarak, şirketin Hudeyde vilayetindeki şubesinde çalışan kaynaklar, yolsuzluk nedeniyle görevden alınan müdür Yaser el-Vahidi’nin Ras İsa Petrol Limanı’ndaki yeni gelişmelerin uygulanmasını denetlemekle görevlendirildiğini ve milyonlar harcandığını ortaya koydu. Limandaki işçi ve çalışanların ise alacaklarını alamadıklarını belirten kaynaklar, Ebu Mahfuz ile olan ilişkisinden ve nüfuzundan yararlanarak yaptığı yolsuzluklara itiraz ettikten sonra yardımcısının tüm yetkilerinin elinden alındığını ifade etti.

Kaynaklar, milislerin birkaç hafta önce Ras Isa limanında demirlemiş olan harap Safer petrol tankeri kurtarma operasyonunun başlamasıyla bağlantılı olarak limanda geliştirmeler yaşanmaya başladığını belirtti. Ancak gelişmeler hakkında ayrıntıya yer vermedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Vahidi, oradaki işçilere Ras Isa limanının yanında ek bir petrol limanı inşa etme sürecinde olduğunu bildirdi. Amacın, örneğin hükümetin darbeden önce harap durumdaki Safer tankerine alternatif olarak üzerinde çalışmaya başladığı kara tanklarının yerine özel tankların yapılması gibi, limanda petrol türevleri ticaretini tekelleştiren bazı milis tüccarlara ayrıcalıklar vermek olacağından korkuluyor” ifadelerini kullandı.