Iraklılar İran’ın nüfuzundan bıktılar

Tahran destekli gruplar artık kendilerini tehlikede hissediyorlar

İran yanlısı bir grubun askeri gövde gösterisinden birkaç gün sonra Bağdat sokaklarında görülen Terörle Mücadele Kuvvetleri’ne bağlı bir asker (AFP)
İran yanlısı bir grubun askeri gövde gösterisinden birkaç gün sonra Bağdat sokaklarında görülen Terörle Mücadele Kuvvetleri’ne bağlı bir asker (AFP)
TT

Iraklılar İran’ın nüfuzundan bıktılar

İran yanlısı bir grubun askeri gövde gösterisinden birkaç gün sonra Bağdat sokaklarında görülen Terörle Mücadele Kuvvetleri’ne bağlı bir asker (AFP)
İran yanlısı bir grubun askeri gövde gösterisinden birkaç gün sonra Bağdat sokaklarında görülen Terörle Mücadele Kuvvetleri’ne bağlı bir asker (AFP)

“Irak’ın egemenliğine el konuluyor.” Irak ordusundan bir subay, bu ifadeyi, Ocak 2020’de Irak topraklarında ABD hava saldırısında öldürülen İranlı General Kasım Süleymani’ye ait fotoğrafın yer aldığı büyük ilan panosunu nitelemek için kullanıyor. İlan panosu, başkent Bağdat’ta Yeşil Bölge diye de bilinen yönetim bölgesinde yer alıyor. Birçok Iraklı, ülkede DEAŞ örgüt unsurlarıyla savaşan yerli güçleri bir araya getirdiği için kahraman olarak nitelendirilen Süleymani’den övgüyle söz ederdi. Ancak Irak’taki toplumsal yargılar o zamandan bu yana büyük değişimler geçirdi.
İngiltere’nin prestijli dergilerinden The Economist’e göre, Irak’taki mevcut durum eskiye göre farklı bir fotoğraf sunuyor. Zira özgürleştirici bir güç olarak İran’a sempati duyan kitleler şu anda ona “Irak’taki işgalci güç” gözüyle bakıyor. Iraklı politikacılar da İranlıların ülke kontrolü üzerindeki etkisini hafifletmeye çalışıyor.
İran destekli milisler halen Irak’ın büyük bir bölümünü kontrol ediyor. The Economist dergisine göre, bu milislerin çoğu Ekim 2019’da patlak veren hükümet karşıtı protestolarda aşırı güç kullanımına başvurdu ancak buna rağmen milisler son dönemlerde halk içindeki görünürlüğünü azalttı, milis komutanların ölüm yıldönümlerine dair posterleri daha az asmaya başladılar ve çoğu zaman sokaklarda görülmüyorlar. Dergi, bu davranışın muhtemel sebebinin Kasım Süleymani’den ve İran destekli milislerden oluşan bir grubun komutanı olan ve aynı şekilde ABD hava saldırısında öldürülen Ebu Mehdi el-Mühendis’ten gelen talimatları kaybetmeleri olabileceğine dikkat çekti. Liderlik konusunda boşluk olmasının gölgesinde milisler kendi aralarında bölünmeye devam ediyor. Milislerin, Süleymani ve Mühendis’e yönelik hava saldırısının yıldönümünü gövde gösterisi yaparak kutlamaları bekleniyor. Binlerce Iraklı vatandaş Bağdat’ta yürüyüşe çıktı, Süleymani’nin içinde bulunduğu aracın parçalanışı sergilendi ancak buna karşılık ABD hedeflerine yönelik büyük çaplı misillemeler olmadı.

İran, Şii siyasetçileri kullandı
İran, nüfuzunu dayatmak ve sağlamlaştırmak amacıyla Irak’ta uzun bir süre bazı Şii siyasetçileri kullandı. Fakat Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi İran’ın topuyla oynamıyor. Kazimi, kendisinden önce o makama oturanların çoğunun aksine İran’a yakın bir partiden değil. Mayıs ayında koltuğa oturmasından bu yana ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına bağlı kaldı. Bu durum Tahran’ın Irak’a yaptığı ihracattan elde ettiği milyar dolarlardan faydalanmasını engelledi. Dergi, İran Ulusal Güvenlik Danışmanı Ali Şemhani’nin bazı Iraklı yetkilileri Tahran’a çağırdığını ve o paraları transfer etmedikleri için onları suçladığına işaret etti.
Irak Başbakanı ayrıca bazı sınır kapılarında devlet kontrolünü yeniden sağlayarak ve milislerin adamlarını kontrol noktalarından uzaklaştırarak İran yanlısı milisleri rahatsız etti. Kazimi’nin talebi üzerine NATO Irak’a 3 bin 500 ek asker göndermeye hazırlanıyor. Cenevre’de çatışmaların çözümüyle ilgilenen bir araştırma grubu olan İnsani Diyalog Merkezi’nden Maria Fantappie, “İran destekli bu gruplar Irak’ta artık kendilerini aşırı derecede tehlike altında hissediyorlar” dedi.

Kazimi, Süleymani’nin hayatını kaybetmesinin sorumlusu olarak suçlanıyor
Mevcut güvensizlik ortamında, Eski İstihbarat Başkanı Kazimi’nin rakipleri, onu ve bazı yardımcılarını Süleymani’nin konumunu ABD güçlerine bildirmek ve hayatını kaybettiği hava saldırısına neden olmakla suçluyorlar. İran destekli bazı milisler Kazimi’ye yakın birtakım isimlere suikast düzenledi ve bazı danışmanlarını yurtdışında takip etti. Kazimi’nin gösterici cinayetlerine karıştıkları şüphesiyle İran’a yakınlığıyla bilinen Hizbullah Tugayları (Ketayib Hizbullah) mensuplarını tutuklatmasının ardından Hizbullah Tugayları Haziran’da militanlarla dolu transit araçlarla Kazimi’nin evini kuşattı. Kazimi o günden beri milislerle doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınıyor. Aynı zamanda hükümet kabinesinde yer alan İran destekli siyasi gruplardan bakanlar, devletin maaş yükünü daha da ağırlaştırarak -zaten sayıları on binleri bulan- milis sayılarını artırmaya çalışıyorlar. Iraklı bir yetkili, “Maaşları ödenmezse ABD güçlerini bombalarlar” dedi. Fakat milisler her halükarda bunu zaman zaman yapıyor.
The Economist’e göre, İran destekli milisler, bu yıl düzenledikleri iki saldırıda ABD güçleri personeline ve müttefik güçlere yönelik bir dizi füze fırlatmış ve aynı şekilde Ocak ayında Suudi Arabistan’a patlayıcı yüklü drone’lar göndermişti. Kazimi milislere karşı daha fazla saldırganlaşırsa, bu tavrına, Bağdat ve Irak’ın diğer kentlerine elektrik ve doğalgaz tedarik eden İran’dan misilleme gelebilir. Yaz aylarında eğer İran’ın kaynak tedariki azalırsa bu büyük bir kargaşaya sebep olabilir. Hatta belki İran, Irak’ın güney vilayetlerine el koymak için vekil güçlerini bile kullanabilir.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.