Mısır, Nahda Barajı’yla ilgili çekişmede güç kullanımı sinyali veriyor

Sisi, “Su hakkına zarar verilmesi kırmızı çizgidir. Hiç kimse yeteneklerimizin uzağında değil” dedi.

Mısır, Nahda Barajı’yla ilgili çekişmede güç kullanımı sinyali veriyor
TT

Mısır, Nahda Barajı’yla ilgili çekişmede güç kullanımı sinyali veriyor

Mısır, Nahda Barajı’yla ilgili çekişmede güç kullanımı sinyali veriyor

Nil Nehri üzerine kurulan Nahda Barajı konusunda Etiyopya ile yaşadığı çekişmede pozisyonunu sert ve güçlü bir üslupla yeni bir düzeye taşıyan Mısır “güç kullanımı” sinyali verdi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, dün yaptığı açıklamada, Mısır’ın su payına zarar verilmesinin “kırmızı çizgileri” olduğunu belirterek, “tüm bölge istikrarını etkileyecek” bir yanıt verilebileceği konusunda uyardı.
Sisi, “Hiç kimse yeteneklerimizin uzağında kalabileceği hayalini kurmasın” dedi. Mısır ve Sudan barajın dolum ve işletim çalışmasını düzenleyecek hukuki bir anlaşmaya varmak amacıyla 10 aydır Etiyopya ile müzakere yürütüyor. Ancak müzakerelerde sonuç elde edilemedi. Etiyopya elektrik enerjisi üretmek amacıyla Nil Nehri’nin ana kolu üzerinde baraj inşa etmişti.
Sudan ve Mısır’ın uyarılarını görmezden gelerek anlaşmaya varmaya yanaşmayan Etiyopya, Temmuz’da baraj rezervuarının doldurulmasıyla ilgili ikinci aşamaya geçmeye hazırlanıyor. Etiyopya’nın beklenen bu adımına yanıt veren Sisi, dün Süveyş Kanalı'nda seyrüsefer trafiğinin yeniden açıldığı sıralarda dünya basınına yaptığı açıklamada, “Mısır’ın Nil Nehri’ndeki su payına zarar vermek, hiç kimsenin geçemeyeceği kırmızı çizgidir. Bu bağlamda herhangi bir ihlal tüm bölgenin istikrarını etkileyecektir. Hiç kimse bu adımı atamaz. Yapmak isteyen varsa, bakalım neler yapabiliyor. Bu hiç kimseyi tehdit etmek değil sadece su hakkımıza dair bir vurgudur. Savaşımız müzakere savaşıdır. Gelecek haftalar bu yöndeki hamlelere sahne olacak. Meselelerde sınır ötesi sularla ilgili uluslararası yasalar hüküm verecek. Umuyorum, insaflı ve bağlayıcı bir hukuki anlaşmaya varırız” dedi. Mısır, yılda 55.5 milyar metreküp su temin ettiği Nil Nehri'ndeki payı için endişeli çünkü ihtiyaçlarının yüzde 90’ından fazlasını buradan karşılıyor. Etiyopya’nın barajı hayati bir mesele olması itibariyle milyonlarca Mısırlının hayatını tehdit ediyor. Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin son açıklaması, tarafların geçen yıl Mayıs ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne başvurmasından bu yana zorlu bir şekilde yürüyen müzakerelere alternatiflerin olduğu yönünde daha açık ve güçlü bir vurgu içeriyor. Ehram Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Hani Raslan, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Sisi’nin açıklamaları, Etiyopya’ya ve uluslararası topluma sert üsluplu bir ‘uyarı mesajı’ niteliğinde. Bu mesaj, uluslararası topluma, Etiyopya’nın tek taraflı olarak baraj rezervuarını doldurmaya başlamadan önce -ki bu Mısır’ın kabul etmeyeceği bir adım- önümüzdeki süreçte hesaplarını yeniden gözden geçirme fırsatları olduğunu söylüyor” ifadelerini kullandı.

Raslan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Mısır’ın Etiyopya ile çekişmesinde dolaylı mesajlar üzerinden olsa da güç kullanımından söz etmesi yeni bir durum değil. Mısır daha önce Dışişleri Bakanı Samih Şukri’nin ağzından ‘su hakkını korumak için birçok seçeneğinin olduğunu’ ifade etmiş ve güç kullanımını istisna etmemişti. Aynı şekilde Ulusal Güvenlik Konseyi geçen yıl bu konuda Sisi başkanlığında çeşitli toplantılar gerçekleştirdi ve ‘Mısır ulusal güvenliğinin coğrafi sınırlarında son bulmadığı’ uyarısı yapıldı. Sona doğru yaklaşıldığı göz önüne alınırsa Mısır’ın söylemi içerik yönünden değil, şekil olarak değişti.”
Büyükelçi ve Eski Mısır Dışişleri Bakanlığı Sudan İlişkilerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Muhammed Mursi, Sisi’nin açıklamaları için “açık sözler” ve “geç kalınmış” nitelemelerini kullandı.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, başkent Adis Ababa’da Meclis’te yaptığı konuşmada, “Baraj yoluyla Mısır’a zarar verme niyetlerinin olmadığını” söyledi.
Ahmed, “Etiyopya’nın istediği, Mısır’a zarar vermeden Nil Nehri’nden faydalanmaktır. (Sudanlı ve Mısırlı) kardeşlerimizin anlamasını istediğim bir şey var o da karanlıkta yaşamak istemediğimizdir. Bizim ışığa ihtiyacımız var. Işık onlara zarar vermeyecek, aksine onlara uzanacak” ifadelerini kulandı.
Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Mufti, salı günü Adis Ababa’da düzenlediği basın toplantısında, Etiyopya’nın Afrika Birliği’nin katıldığı üçlü görüşmelere bağlı olduğunu ve bu mesajın ABD’nin Sudan Özel Temsilcisi Donald Booth aracılığıyla iletildiğini belirtti. Mufti, “Etiyopya, Afrika’nın sorunlarının Afrikalılar tarafından çözülebileceğini düşünüyor. Biz, Afrika’nın bilgeliğine ve halihazırda Afrika Birliği gözetiminde yürütülen müzakerelere saygı duyuyor ve başarılı olmasını umuyoruz” dedi. Etiyopya, dün ABD’nin Sudan Özel Temsilcisi Booth’a Nahda Barajı’nın ikinci dolum işlemine devam edeceğini bildirdi. Mufti, basın toplantısı sırasında “Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Nahda Barajı gölünün ikinci dolum işlemine devam edeceğimizi ABD’nin Sudan Özel Temsilcisi Donald Booth’a bildirdi. Bu, ülkenin baraj için planladığı inşa sürecinin bir parçasıdır” ifadesini kaydetti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.