İran’da 18 Haziran'da yapılması planlanan seçimler, bir yandan ekonomi ve hayat şartlarına dair öncelikler, diğer yandan nükleer müzakere, ABD'nin ekonomik yaptırımlarına son verilmesi yönünde uluslararası izolasyondan çıkış ve nükleer anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesi başlıkları ile çevrelenmiş durumda.
Seçimlere katılan partiler, geçen yılki parlamento seçimleri senaryosunun tekrar edileceği uyarısında bulunuyorlar. Zira söz konusu seçimlerde İran’ın 41 yıllık tarihindeki en düşük katılım oranları kaydedilmiş, bu durum hayat pahalılığına yönelik Aralık 2017 ve Kasım 2019 protestolarının bastırılması ardından halkın rejime olan güveninin çöktüğünü ortaya koymuştu.
Reformist hareket, adayların başvurularını değerlendiren Anayasa Koruma Konseyi’nin kendi adaylarının yeterliliğinin onaylanmasıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılma taahüdünde bulunuyor. Dayanışma (Hambastagi) Partisi Merkez Komitesi Başkanı ve Tahran Belediyesi üyesi Muhammed Salari dün IRNA’ya verdiği demeçte, “Rejim grubu gerek iç meselelerde gerek uluslararası zorluklar karşısında önemli bir karar alma aşamasından geçiyor” ifadelerini kullandı. Aynı zamanda seçimlere yüksek katılımın bu kararların meşruiyetine ve başarısına yardımcı olacağını vurguladı.
Salari sözlerini şöyle sürdürdü:
“Seçimlerin farklı siyasi akımların katılımıyla düzenlenmesi, gelecekteki hükümete maksimum katılım, meşruiyet ve destek sağlamanın önemli unsurlarından biridir. Bu, yetkililer ve ilgili kurumlar tarafından dikkate alınması gereken bir konudur.”
Halkın seçimlere teşvik edilmesi yönünde siyasi akımların adil adaylığının önemine değinen Salari, İran sokağının hayat şartlarının kötüleşmesinden duyduğu memnuniyetsizliğe dikkat çekti. “Bu koşullarda, sorunların azalmasını sağlayacak ulusal yakınlığı desteklemek için her türlü çabayı göstermeliyiz” dedi.
Reformist hareketin, seçimlere girmeye karar vermesi halinde İran’ın ilk rehberi Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni’yi destekleyeceğini göz ardı etmeyen Salari, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi destekleyen bir grup olarak tarif edilen ‘ılımlılar, reformistler ve ılımlı muhafazakarlar’ arasında bir fikir birliği olma olasılığına işaret etti. Hasan Humeyni'nin cumhurbaşkanlığına gelişi, reformistlerin 81 yaşındaki İran Dini Lİderi Ali Hamaney'in ardından ‘üçüncü rehber’ umutlarını canlandırabilir.
Nedaye Iranian (İranlıların Sesi) Partisi Genel Sekreteri ve eski Paris Büyükelçisi Sadık Harazi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin 2013 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmadan bir ay önce, oyların yüzde 2 ila 3'ünü dahi alamadığını hatırlattı.
Muhafazakâr ve reformist akımların hiçbiriyle ittifakın kurulmadığı ‘bağımsızlık’ yönünde ısrar eden Ruhani yönetimindeki yetkililer ile reformistler arasındaki son anlaşmazlıklara dikkat çeken Harazi, Ruhani'nin seçimlerdeki zaferini üç faktöre bağladı. Bunları eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’ye, aynı zamanda halefi Muhammed Hatemi’ye yönelik baskılar ve gençlerin etkisi olarak sıraladı.
Nameh News sitesine konuşan Harazi, “Ruhani, seçilmesinin ertesi günü verdiği sözlerden caydı. Hikaye 2017’de de tekrarlandı” dedi. Ruhani’nin aynı zamanda önceki seçimlerde kendisi için son anda adaylıktan çekilen reformist kanattan yardımcısı İshak Cihangiri’ye verdiği sözlerden geri adım attığını kaydetti.
Nameh News’in haberine göre reformist kanat seçimlerde dış siyasi meselelere, muhafazakarlar ise hayat şartlarının kötüleşmesine odaklanıyor.
Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani’nin oğlu Muhsin Haşimi Rafsancani, reformistlerin seçimlerinde çıkaracakları ‘aday üzerine henüz anlaşamadıklarını’ belirterek kendisinin aday gösterileceğine yönelik iddialara karşı çıktı. Haşimi’nin “Kargozaran (İran'ın İnşasının Yürütücüleri) Partisi adayı olmayacağım” dediği kaydedildi.
Haşimi aynı zamanda reformist hareketin ana adayları (Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif) hakkındaki önceki açıklamalarından da geri adım attı.
Reformistlere yakın Nameh News, İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin seçimlerden çekilmesiyle eşzamanlı olarak İran Rehberi’nin Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki Temsilcisi Said Celili’nin muhafazakar hareketten aday olma şansına ilişkin değerlendirmelere yer verdi.
Söz konusu analizde Celili’nin muhafazakar hareketten adaylığına dair en önemli kısmın ‘dış politikaya gösterilen ilgi’ olduğu belirtildi. Zira bu, reformistlerin ABD yönetimiyle müzakerelerde ‘yasakları’ aştıkları iddiasıyla seçimlerde itibar ettikleri bir konu sayılıyor. Analizde aynı zamanda şu ifadelere yer verildi:
“Celili, yeterli bir seçenek değil. Zira iktisat alanında herhangi bir ihtisası bulunmuyor. Herhangi bir partiden destek almıyor; iç siyasette kayda değer bir özgeçmişi de yok. Onun güçlü olduğu nokta dış politika. Aslında, müzakereye karşı çıkan iktidar kurumunun bir parçasını teşkil ediyor. Celili’nin seçimlere katılımı, reformist eğilimin hayat şartlarının önemsenmemesine yol açacağı, dış politika ve müzakerelere odaklanılacağı anlamına geliyor.”
Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi ve Mahmud Ahmedinejad döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi eski Genel Sekreteri Celili, müzakere yetkileri İran Dışişleri Bakanlığı’na devredilmeden önce İran’ın nükleer başmüzakereciliğinde bulunmuştu.
Diğer yandan İran Meclisi Tebriz Milletvekili Ahmed Ali Rıza Beygi, Anayasa Koruma Konseyi'nin eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın adaylık talebini onaylayabileceği öngörüsünde bulundu.
Beygi, Anayasayı Koruma Konseyi Sözcüsü Abbas Ali Kedhudayi’nin önceki basın açıklamalarında, adaylık başvuruları reddedilenleri seçimlere katılmamaya çağırdığını ancak Ahmedinejad ile ilgili hiçbir sorun olmadığı için adaylığının kabul edileceğinin söylendiğini bildirdi.
Ekonominin ve zenginliklerin halka iade edilmesi ve köklü ekonomik reformlara ihtiyaç olduğunu belirten İranlı milletvekili, “İnsanların güvenini yerle bir ettiler. Zenginlikleri onlara iade etmeliyiz. Aksi takdirde yalnızca yoksulluğa, sefalete ve soygunculuğa şahitlik edeceğiz” dedi.
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)