ABD-Rusya ‘engeli’ Suriye’de karşılıklı adım atma önerisini yeniden gündeme getirdi

Suriye Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken Şam’daki beklentiler netleşmeye başladı. Suriye ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi konulu Brüksel Konferans’ta, ‘normalleşme’ ve ‘yeniden yapılanma’ şartları bir kez daha teyit edildi

Mayıs 2020'de Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kırsalında çekilen, ABD ve Rusya’ya ait askeri araçların bir arada olduğu bir kare (AFP)
Mayıs 2020'de Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kırsalında çekilen, ABD ve Rusya’ya ait askeri araçların bir arada olduğu bir kare (AFP)
TT

ABD-Rusya ‘engeli’ Suriye’de karşılıklı adım atma önerisini yeniden gündeme getirdi

Mayıs 2020'de Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kırsalında çekilen, ABD ve Rusya’ya ait askeri araçların bir arada olduğu bir kare (AFP)
Mayıs 2020'de Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kırsalında çekilen, ABD ve Rusya’ya ait askeri araçların bir arada olduğu bir kare (AFP)

Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleşen Uluslararası Suriye Donörler Konferansı, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, çeşitli ABD’li kurumların katılımıyla halen devam eden Suriye politikasını inceleme sürecinden ötürü ilginin azalmasının ardından Suriye'yi yeniden uluslararası ve bölgesel gündemin ilk maddesi haline getirdi.
Bu ‘geçici ilgi’ aynı zamanda Suriye krizinin başlamasının onuncu yıldönümüne denk geldi. Bunun yanı sıra ABD ile Rusya arasındaki gerilimin artması ve bunun Suriye dahil olmak üzere farklı dosyalardaki çeşitli sonuçları nedeniyle blokajın sürmesi ve uluslararası-bölgesel bir uzlaşının formüle edilememesi halen sorun olmaya devam ediyor. İki ülkenin ordularının karşı karşıya geldiği tek yer olan Suriye’de aralarındaki ilişki, olası askeri sürtüşmelerin yaşanmaması için yapılan koordinasyonla sürüyor. Moskova ile Washington’ın yarattığı engel, aralarındaki ‘adım adım’ yaklaşımını bir kez daha gündeme getirdi.

Moskova’dan nasıl bir tablo görünüyor?
Moskova, Şam’ı cumhurbaşkanlığı seçimleri ve anayasa reformuyla ilerlemeye yönelik siyasi planında destekliyor. Edinilen bilgilere göre Suriye Halk Meclisi’nin (parlamento), 19 Nisan’da cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık sürecinin büyük olasılıkla mevcut 2012 tarihli Anayasa çerçevesinde başlatılacağı bir oturum düzenlemesi bekleniyor. 2012 Anayasası’na göre Halk Meclisi Başkanı, mevcut devlet başkanının görev süresi bitmeden önce altmış günden az olmamak ve doksan günü geçmemek kaydıyla belirli bir zaman içerisinde adaylık başvurularının başlaması için çağrıda bulunacak. Suriye’nin mevcut Devlet Başkanı Beşşar Esed’in görev süresi 17 Temmuz’da sona erecek.
Yine 2012 Anayasası’na göre aday olmak isteyenlerin, Halk Meclisi’ndeki, sadece bir adayı destekleme hakkı olan en az 35 milletvekilinden adaylığı için destek almak zorunda. Belirtilen süre içinde adaylık için gerekli şartları yerine getiren hiç bir adayın çıkmaması halinde Halk Meclisi Başkanı’nın aynı şartlarla adaylık başvurularının yeniden başlaması için çağrıda bulunması gerekiyor.
Şuana kadar yeni bir aday ortaya çıkmazken seçim programı ve tarihleri ​​resmi olarak açıklanmadı. 2012 Anayasası’na göre yapılan ilk seçim olan 2014 yılındaki seçimlerde iki aday yarışmıştı. Böylece onlarca yıl sonra ilk kez tek adayla yapılmayan bir seçim süreci yaşanmıştı.
Rusya, Şam’ın seçim siyasetini desteklerken yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı karar kapsamında desteklenen anayasa reformu arasında bir bağlantı olmadığını söylüyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov dün yaptığı konuşmada bu yaklaşımı bir kez daha teyit etti. Ayrıca Suriye Anayasa Komitesi’nin Cenevre'deki çalışmaları için bir zaman sınırı olmaması gerektiği görüşünü de yineleyen Lavrov, daha da ileri giderek anayasa reformu yapılması halinde, seçimlerin ardından yeniden cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılabileceğini söyledi. Şam, bunu kabul edebilir. Çünkü bu durum, Beşşar Esed'e yeni bir anayasal dönem veya daha uzun bir süre görevde kalmasını sağlayacak bir fırsat veriyor.
Öte yandan BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Suriye Anayasa Komitesi’nin rejim Eş Başkanı Ahmed Kuzbari ve muhalif Eş Başkanı Hadi el-Bahra ile Anayasa Komitesi’nin çalışma mekanizması ve anayasa reformunun nasıl hazırlanacağı konusunda yazılı bir anlaşmaya varmaları için temaslarına devam ediyor. Özellikle Kuzbari'nin ‘anayasanın hazırlanması’ sürecinin başlatılması konusunda aldığı ‘direktiflerin’ ardından temaslar yoğunlaştı.
Kuzbari ve Bahra ile uluslararası taraflar arasındaki temaslarda, 13 Nisan’da başlayacak olan Ramazan ayının gelişi ve Halk Meclisi’nin 19 Nisan’daki oturumu göz önüne alınarak Anayasa Komitesi'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce çalışma mekanizmasına ilişkin anlaşmanın ayrıntılarını ele alacakları yeni bir toplantı gerçekleştirmesi ihtimali de masaya yatırıldı.
Moskova birçok yönden diplomatik ataklarına devam ederken Arap ve Avrupa ülkelerini Suriye'nin yeniden inşasına katkıda bulunmaya ve askeri operasyonların istikrara kavuşturulması ve yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Şam'la ‘normalleşmeye’ çağırıyor. Ayrıca, ‘sınır ötesi’ insani yardım sağlanmasına yönelik BMGK’nın 2533 sayılı kararının 11 Temmuz'da dolacak olan süresinin uzatılmamasına yönelik inatçılığını da sürdürüyor. Bunun yanı sıra bağışçı ülkelere Şam'a ve Suriye’deki BM kurumlarına yardımda bulunmaları için baskı yapıyor.

Washington’ın ‘trajedi’ vurgusu
ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, ABD’nin mart ayı dönem başkanlığında yapılan ‘insani felaket’ konulu bir BMGK toplantısında ve Küresel DEAŞ'la Mücadele Küresel Koalisyonu Küçük Grup Dışişleri Bakanları düzeyindeki toplantıda Suriye dosyasına ilişkin ilk çıkışlarını yaptı. Ancak ABD, Brüksel’deki konferansa ise BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield’i göndermeyi tercih etti.
Bakan Blinken, Suriye’nin Türkiye ile olan Bab el-Hava ve Bab es-Selam sınır kapıları ve Irak ile olan Irak ile olan El Yarubiye sınır kapısının açılması ve geçtiğimiz yılın başında alınan BMGK’nın 2533 sayılı kararının süresinin uzatılması çağrısında bulunarak Rus tarafıyla karşı karşıya geldi. ABD’li Bakan BMGK oturumunda yaptığı konuşmada, “Suriye’de 13,4 milyon insan, insani yardıma muhtaç. Bu da her üç Suriyeliden ikisinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu anlamına geliyor. Ülkenin kuzeybatısındaki ve kuzeydoğudaki insanların birçoğuna daha fazla yardım sağlamanın en etkili ve verimli yolu sınır kapılarıdır. Bununla birlikte BMGK, yaklaşık 4 milyon Suriyeliye yardım ulaştırmak için kullanılan ülkenin kuzeybatısındaki Bab es-Selam Sınır Kapısı ve 1,3 milyon Suriyeliye yardım sağlanan kuzeydoğudaki el-Yarubiye Sınır Kapısı olmak üzere iki sınır kapısında iznin kaldırılmasını onayladı” ifadelerini kullandı.
BMGK, adeta, ABD ve Rusya arasındaki ‘yardımın siyasileştirilmesi ve Suriye’nin egemenliği’ ile ilgili tartışma için bir platforma dönüştü. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin’in, ‘sınır ötesi yardımların uluslararası hukuk ilkelerini ihlal ettiğini, çünkü mevcut Suriye hükümetinin Batı’ya uymadığını’ söylemesinin üzerine ABD Dışişleri Bakanı Blinken, “Egemenlik, hiçbir zaman herhangi bir hükümetin halkı aç bırakma, hayati önem sahip ilaçlara ulaşmalarını engelleme, hastaneleri bombalama ya da halka karşı diğer insan hakları ihlallerinde bulunma hakkı vermedi” dedi. Verşinin ayrıca Suriye hükümetinin Brüksel’deki konferansa davet edilmemesini Şam’ın egemenliğine yönelik ek bir ihlal olduğunu öne sürerek, ‘insani yardımların siyasileştirildiği’ eleştirisinde bulundu.
New York’tan Brüksel’e taşınan Batılı ülkeler ve Rusya arasındaki tartışma, insani yardım, finansman, egemenlik ve Şam’ın davet edilmemesine kadar uzandı. Ancak, 52 ülkeden 79 temsilcinin katıldığı Uluslararası Donörler Konferansı’nın ‘uluslararası toplumun Suriye halkına yönelik siyasi, insani ve mali destek taahhüdünü teyit edilmesiyle’ sonuçlanması hoş bir sürpriz oldu. Resmi rakamlara göre konferansta, 2021 için 4,4 milyar dolarlık,  2022 yılı ve sonrası için 2 milyar dolarlık mali destek taahhütlerinde bulunuldu. Bunun yanı sıra uluslararası finans kuruluşlarının, uluslararası bağışçılara 7 milyar dolar değerinde yumuşak krediler sağlaması taahhüt edildi.
Moskova ve Şam, halkın tüm eleştirilerine rağmen sadece ‘yükü hafifletmeye’ katkıda bulunduğu için konferansın sonuçlarını önemsemiyor. Ancak konferansın hoş olmayan sürprizi, Avrupa Dışişleri ve Güvenlik Komiseri Josep Borrell ve BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’ın eş başkanlığında yapılan açıklamada, Suriye’de savaşla geçen on yılın ardından siyasi bir çözüme doğru ilerleme kaydedilmesi konusunda durumun halen belirsizliğini koruduğunun söylenmesi ve katılımcıların da buna ikna olmasıydı. Açıklamada, bir yılı aşkın bir süredir devam eden ‘kırılgan sakinlik’ ve ateşkese rağmen temas hatlarında çatışmaların sürdüğü belirtildi.

Normalleşme ve yeniden yapılandırma koşulları neler?
Öte yandan konferans, Rusya-Batı ülkeleri arasında Suriye’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri, normalleşme ve yeniden yapılanma koşullarına bağlılık konusunda yaşanan anlaşmazlığın devam ettiğini de gösterdi. Konferans eş başkanlığından yapılan açıklamada, çözümün, 2254 sayılı BMGK kararının uygulanması,BM gözetiminde diasporadaki Suriyelilerin de katıldığı özgür ve adil seçimlere hazırlık olarak ‘yeni bir anayasa taslağı hazırlama sürecinin tamamlanması’ olduğu vurgulandı. Bu da Suriye’de yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Batı tarafından tanınmayacağı anlamına geliyor.
Borrell, Şarku’l Awsat'a daha önce yaptığı bir açıklamada, söz konusu seçimlerin ‘Suriye rejimi ile normalleşmeye yol açmayacağını’ söylemişti. Bu sözler, Rusya’nın ‘devleti korumak ve İran'ı zayıflatmak’ için Suriye'nin yeniden inşasına katılmaya çağırdığı bölge ülkelerine gönderilen bir mesaj niteliğindeydi.
Diğer yandan Brüksel’deki konferansta ve Küresel DEAŞ'la Mücadele Küresel Koalisyonu Küçük Grup Dışişleri Bakanları düzeyindeki toplantıda, bu yılın başlarında Suriye rejimi tarafından Rusya’nın hava desteğiyle kontrol altına alınan Badiye (çöl) bölgesinde DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasıyla ilgili endişeler dile getirildi. Suriye’de yolsuzluk ve yaptırımlar da dahil olmak üzere çeşitli faktörler nedeniyle ‘sosyal ve ekonomik koşulların kötüleştiği’ bir dönemde, ‘Suriye'de terörün tamamen ortadan kaldırılmasının, çatışmanın temel nedenlerini ele alan gerçek bir siyasi çözüme ihtiyaç duyduğu’ şeklinde ortak bir mesaj verildi.
Konferansta Suriye’nin yeniden inşasıyla ilgili olarak ise bağışçı ülkeler ve Avrupa Birliği (AB), uluslararası toplumun, (Suriye'de) yeniden yapılandırmayı, ancak BMGK’nın 2254 sayılı kararı ve Cenevre Bildirisi çerçevesinde, Suriye hükümetinin demokratik ve halkın tüm kesimlerini temsil eden muhataplar olarak güvenilir ve meşru garantiler vermesiyle güvenilir ve sağlam bir siyasi çözümün yürürlüğe girmesi durumunda destekleyeceğini, ancak Suriye’nin ‘şuan bu koşulların hiçbirini yerine getiremediğini’ vurguladılar.
Bir yandan Rusya ile müttefiklerinin, diğer yandan ABD ile Avrupalı ​​ve bölgesel ortakları arasındaki uçurum genişlemeye devam ederken Washington ile Moskova arasında, Viyana'da yapılan gizli görüşmelerle geçtiğimiz yılın yazına kadar birçok kez denenen ‘adım adım’ yaklaşımının canlandırılması konusu yeniden gündeme geldi. Bu eski ama yeni olan teklifte, Moskova’nın siyasi süreçte ‘olumlu adımlar’ atması ve İran’ın Suriye’deki nüfuzunun azaltılması karşılığında Batı’nın Şam’a uygulanan yaptırımları kaldırması veya hafifletmesi ve uluslararası tecridin sona ermesi  dahil olmak üzere sunmak istediği bir takım ‘teşvikler’ yer aldı.
BM’nin Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, özellikle Moskova ve Washington ya da diğer deyişle Putin-Biden arasındaki gerilimin tırmanması nedeniyle bu öneriye en hevesli olanlardan biriydi. Bu arada Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın, Başbakan Angela Merkel ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında Suriye konusunda daha önce yapılan görüşmede Berlin'in yaşadığı ‘hayal kırıklıkları’ ışığında ikna olmasa da bu eğilimi desteklediğini söylemesi, yeni bir gelişme olarak kayıtlara geçti.



Faslılar, 2030 Dünya Kupası öncesinde hükümetin şeklini belirleyecek seçimde oy kullanıyor

Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
TT

Faslılar, 2030 Dünya Kupası öncesinde hükümetin şeklini belirleyecek seçimde oy kullanıyor

Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)

Fas'ta seçmenler bugün, 2030 FIFA Dünya Kupası finallerine ev sahipliği hazırlıkları kapsamında yürütülen 20 milyar dolarlık planın son aşamalarını yönetecek hükümetin yapısını belirleyecek parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Seçimlerin aynı zamanda ekonomik kazanımların ülkedeki hayal kırıklığı yaşayan gençlere yönlendirilmesini amaçlayan projelerin geleceğini de şekillendirmesi bekleniyor.

Parlamento seçimlerinin Fas'taki güç dengesinde köklü bir değişiklik yaratması beklenmiyor. Ancak yeni Temsilciler Meclisi, gençlerin artan hoşnutsuzluğunu gidermeye yönelik girişimleri hayata geçirmekle yükümlü olacak. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu hoşnutsuzluk, geçen yıl İspanya'nın Ceuta (Sebte) özerk bölgesine toplu geçiş girişimi ve “Z Kuşağı” öncülüğündeki, ölümlere yol açan protestolarla kendini gösterdi.

2011'de kabul edilen Anayasa uyarınca kral, 395 sandalyeli parlamentoda en fazla sandalye kazanan partiden başbakanı atıyor.

İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi destekçileri, Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de seçim kampanyasına katılıyor (Reuters).
İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi destekçileri, Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de seçim kampanyasına katılıyor (Reuters)

Başbakanın ardından hükümet koalisyonunu oluşturmak için istişarelerde bulunması ve bakanların listesini hazırlayarak kralın onayına sunması gerekiyor.

Sandıklar sabah saat 08.00'de açıldı ve 19.00'da kapanacak. İlk sonuçların genellikle seçimden sonraki gün açıklanması bekleniyor.

Katılım oranı, özellikle genç seçmenlerin sandığa ilgisi yakından takip edilecek. Katılımın, vatandaşların seçilmiş kurumlarla ne ölçüde etkileşim içinde olduğuna ve bu kurumlara duyduğu güvene ilişkin bir gösterge olarak değerlendirilmesi bekleniyor.

Fas'ta oy kullanma yaşındaki nüfus yaklaşık 27 milyon kişiden oluşuyor. Ancak seçmen kütüklerine kayıtlı kişi sayısı 15,8 milyonda kalıyor. Bu sayı, 2021 seçimlerine kıyasla yaklaşık yüzde 12'lik düşüş anlamına geliyor.

Harcama planları

Mevcut parlamentodaki iki büyük parti olan Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM), gelecek beş yıllık yasama döneminde yaklaşık 1 milyon istihdam yaratma sözü verdi. İki parti ayrıca konut, ücretler ve hastanelerde iyileştirme vaatlerinde bulundu.

İki parti koalisyon hükümetinde birlikte yer alıyor. Ancak seçim kampanyası sırasında gıda fiyatlarındaki artışın önlenememesi ve diğer politika alanlarındaki eksiklikler konusunda birbirlerini suçladılar.

Bu anlaşmazlıklar nedeniyle Asalet ve Çağdaşlık Partisi yöneticileri, seçimden birinci çıkması halinde Ulusal Bağımsızlar Birliği ile yeniden koalisyon kurmayacağını açıkladı.

2021'den bu yana hükümete başbakan olarak liderlik eden milyarder iş insanı Aziz Ahnuş ise bu kez yeniden aday olmayacak. Ahnuş, bu yıl Ulusal Bağımsızlar Birliği'nin genel başkanlığından da ayrılmıştı.

Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı ve Ekonomi ve Maliye Bakanlığı'nda bütçeden sorumlu bakan yardımcısı Fouzi Lekjaa, seçimlerden birkaç hafta önce Asalet ve Çağdaşlık Partisi yönetimine katıldı. Lekjaa, 2030 FIFA Dünya Kupası organizasyon komitesine de başkanlık ediyor.

Fas, İspanya ve Portekiz'le birlikte ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası öncesinde stadyumlar, demiryolları ve diğer altyapı projelerine büyük yatırımlar yapıyor.Ülke ayrıca 2035'e kadar kişi başına düşen ekonomik üretimi iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), planlanan harcamaların yaklaşık 190 milyar dirhem, yani 20 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu tutar, Fas'ın 2024'teki GSYH'sinin yaklaşık yüzde 12'sine denk geliyor.

Seçimde yarışan diğer partiler arasında iktidar koalisyonunun ortağı olan muhafazakâr milliyetçi İstiklal Partisi, önceki seçimlerde ağır bir yenilgi alan İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ile çeşitli sol partiler bulunuyor.


Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
TT

Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)

Irak, silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik planını 2027 yılının ortasına erteledi. Planın daha önce bu ayın sonunda uygulanmaya başlanması öngörülüyordu.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün yaptığı açıklamada, silahlı grupların unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören bir plan açıkladı. Zeydi planın, grupların saldırılarını durdurmaları karşılığında ABD saldırılarına maruz kalmamalarını öngören 90 günlük bir aşamayla başlayacağını belirtti.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Zeydi ile New York'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımlanan açıklamada, Irak Başbakanı ile “milislerin dağıtılması ve saldırılarının durdurulması” konusunda mutabakata vardığını söyledi.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Irak'ın, “Haziran 2027 sonuna kadar askeri güce sahip tek makamın devlet olması” yönünde taahhütte bulunduğunu ifade etti.


Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.