İran, uranyum zenginleştirme hızını artırıyor

İran’ın merkezindeki Natanz uranyum zenginleştirme tesisinde bulunan gelişmiş santrifüj örnekleri (Barna News)
İran’ın merkezindeki Natanz uranyum zenginleştirme tesisinde bulunan gelişmiş santrifüj örnekleri (Barna News)
TT

İran, uranyum zenginleştirme hızını artırıyor

İran’ın merkezindeki Natanz uranyum zenginleştirme tesisinde bulunan gelişmiş santrifüj örnekleri (Barna News)
İran’ın merkezindeki Natanz uranyum zenginleştirme tesisinde bulunan gelişmiş santrifüj örnekleri (Barna News)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), üye devletlere İran’ın 2015 yılında büyük güçlerle imzalanan nükleer anlaşmayı yeniden ihlal ederek Natanz'daki yeraltı tesisinde dördüncü gelişmiş IR2M santrifüj aracılığıyla uranyum zenginleştirmeye başladığını bildirdi. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, dün, uluslararası güçler (Çin, Rusya, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık) ve İran’ın ABD'nin nükleer anlaşmaya geri dönme olasılığını tartışmak için bugün bir video konferansta bir araya geleceğini duyurdu.
AB tarafından yapılan açıklamada, komiteye Borrell’i temsilen AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS) Genel Sekreter Yardımcısı Enrique Mora’nın başkanlık edeceği belirtildi. Söz konusu anlaşma ortak komite toplantısında, tüm tarafların anlaşmaya bağlı kalması ve anlaşmanın tam ve etkili bir şekilde uygulanmasının nasıl sağlanacağı tartışılacak. Bu konuda Reuters’a konuşan iki kaynak, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın Pazartesi günü İran ile görüşmelerde bulunduğunu bildirdi.

Toplantı davetine ABD’den ilk yorum
AB’nin 5 + 1 grup toplantısı davetini memnuniyetle karşılayan ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, bunu ‘olumlu bir adım’ olarak nitelendirdi. Konuyla ilgili açıklamada, ABD’nin nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklere geri dönmeye hazır oluşunun bir parçası olarak zaten haftalar önce bu yönde çağrıda bulunduğu belirtildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, “Ortaklarımızla 5 + 1 grubu bağlamında ve diğer her yerde bunu en iyi nasıl yapacağımıza dair konuştuğumuz gerçeğinde her zaman açığız. Bu, bahsettiğimiz karşılıklı adımlar dizisini içeriyor” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Antony Blinken'in geçen hafta Brüksel'de Avrupa ​​üçlüsü ile bu konuyu gündeme getirdiğini açıklayan Sözcü Price, Alaska'daki Anchorage’da Çinli yetkililerle yapılan diğer toplantılarda da İran konusu üzerine durulduğunu belirtti. Price aynı zamanda “Bu konuşmaları farklı forumlarda farklı müttefiklerle, bazı durumlarda da ortaklarımızla yapıyoruz. Nitekim Avrupalıların söz konusu açıklaması olumlu bir adım; zira karşılıklı uyuma dönüş yönünde hareketi sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Reuters’ın Çarşamba günü Batılı üç yetkiliden aktardığına göre, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ve İran, anlaşmanın Avrupalı ​​tarafları olan İngiltere, Fransa ve Almanya aracılığıyla dolaylı yoldan temas kurdu. Yetkililer, İran'ın artık anlaşmaya dönmek için daha kapsamlı bir planı tartışmak istediğine inandıklarını aktardı.

İran’dan ABD’ye çağrı
Dün, anlaşmaya dönüş yolunda ilk adımı kimin atması gerektiği konusunda 5 + 1 grubu ve bilhassa ABD'ye seslenen İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Bugün 5 + 1 grubu ve Amerikalıların görevlerini yerine getirme sırası geldi. Nükleer anlaşma yükümlülüklerinin uygulanmasında herhangi bir gün veya bir saat gecikmenin kendilerine zarar vereceğini bilmeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ülkesinin İran'ın nükleer anlaşma yükümlülüklerine, ABD’nin ise anlaşmaya geri dönmesine izin verecek diplomatik bir çözüm bulma yönünde Rusya ve Çin'in yanı sıra Avrupalı ​​müttefikleri (Almanya ve İngiltere) ile ‘yakın metrajlı danışmaya kararlı’ olduğunu bildirdi.
İran’ın doğrudan temasları reddetmesi dolayısıyla bu görüşmelerin son derece gerekli olduğunu vurgulayan Sözcü, “Bu perspektifte Washington ve Tahran ile sürekli iletişimlerimizi sürdürüyoruz” dedi. Aynı zamanda İran'ın nükleer anlaşmaya yönelik ‘ciddi’ ihlallerine devam edeceği, uluslararası müfettişlere nükleer faaliyetleri üzerinde daha fazla denetim sağlayan ek protokole uymayı bırakacağına dair ciddi endişesini dile getirdi.

İran’ın ihlalleri artarak devam ediyor
AB tarafından dün yapılan açıklamaya göre UAEA, Çarşamba günü yayınladığı raporunda İran’ın Natanz’da IR2m santrifüjlerinden oluşan 174 santrifüjlü zincire uranyum hekzaflorür (UF6) pompaladığını doğruladı. UF6, zenginleştirme amaçlı uranyum santrifüjler için itici yakıt sayılıyor. Nitekim bu, İran'ın iki taraf arasındaki çatışmada ABD Başkanı Joe Biden üzerindeki baskıyı artırmak için attığı adımlardan en sonuncusu sayılıyor.
Söz konusu anlaşma, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan çekilmesine ve yeniden yaptırım uygulamasına karşılık olarak İran’ın 2019'da başladığı nükleer faaliyet ihlalleri ile karşı karşıya. Gelişmiş santrifüjlerle zenginleştirmeyi yasaklayan anlaşma, yalnızca birinci nesil IR1 makinelerinin çalıştırmasına izin veriyor. Ancak geçen yıl buna daha hızlı geliştirme kapasitesine sahip gelişmiş santrifüjler eklemeye başlayan Tahran, Natanz'daki zenginleştirme tesisinde art arda altı IR2M santrifüj serisini kullanmayı planlıyor.
Kalan iki grubun da kurulduğunu ancak henüz çalıştırılmadığını belirten UAEA raporu, planlanan ikinci IR2M santrifüj serisi kurulumuna henüz başlanmadığını da ekledi. UAEA’nın üye ülkelere gönderdiği söz konusu raporda aynı zamanda “Özetle UAEA, 31 Mart 2021 itibariyle İran'ın yakıt zenginleştirme tesisinde UF6’yı yüzde 5 uranyum-235 oranında zenginleştirmek için art arda 30 seri halinde kurulu 5 bin 60 IR1 tipi santrifüj, dört seri halinde 696 IR2M tipi santrifüj ve tek seri halinde 174 IR4 tipi santrifüj kullandığını doğruladı” ifadeleri yer aldı.
İki taraf arasında çözülmemiş meseleleri görüşmek üzere UAEA Başkanı ile İranlı yetkililer arasında teknik görüşmelerin başlayacağı bekleniyor. Tahran'ın nükleer anlaşma müzakereleri sırasında açıklamadığı gizli faaliyetleri kapsamında uranyum parçacıklarının bulunduğu iki gizli bölge hakkında UAEA tarafından yapılan soruşturmalar, bu meselelerin başında geliyor.
 



Trump, İran’la ateşkes görüşmelerini reddetti: ABD ve Tahran savaşta geri adım atmıyor

 Reuters
Reuters
TT

Trump, İran’la ateşkes görüşmelerini reddetti: ABD ve Tahran savaşta geri adım atmıyor

 Reuters
Reuters

ABD ve İran’ın karşılıklı olarak geri adım atmaması, çatışmaların uzun sürebileceğine işaret ediyor. Arabuluculuk girişimleri ise şimdilik sonuç vermiş değil

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran’la devam eden savaşı sona erdirmek amacıyla başlatılmak istenen diplomatik temaslara mesafeli durduğu bildirildi.

Reuters’a konuşan diplomatik kaynaklara göre Washington yönetimi, Ortadoğulu müttefiklerin ateşkes görüşmelerini başlatma girişimlerini geri çevirdi. İran ise ABD ve İsrail saldırıları sona ermeden herhangi bir ateşkesi değerlendirmeyeceğini açıkladı.

Uzmanlara göre tarafların mevcut tutumu, savaşın kısa vadede sona ermesinin zor olduğunu gösteriyor.

Taraflar müzakereye hazır görünmüyor

Konuya yakın üç kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre ABD yönetimi, iki hafta önce ABD ve İsrail’in geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan çatışmaları diplomasi yoluyla sonlandırma girişimlerine şu aşamada sıcak bakmıyor.

İranlı iki üst düzey yetkili de Tahran yönetiminin, ABD ve İsrail saldırıları durmadan ateşkes ihtimalini reddettiğini söyledi.

Kaynaklara göre İran’ın ateşkes için öne sürdüğü şartlar arasında; ABD ve İsrail saldırılarının tamamen sona ermesi, bu durumun kalıcı güvence altına alınması, savaş nedeniyle tazminat ödenmesi gibi talepler bulunuyor.

Petrol piyasalarına etkisi büyüyor

Savaşın etkileri sadece bölgeyle sınırlı kalmazken, küresel enerji piyasalarında da ciddi dalgalanmalara yol açıyor.

İran’ın dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapatması, petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu.

ABD’nin cuma gecesi İran’ın en büyük petrol ihracat terminallerinden biri olan Harg Adası’nı hedef alması da Washington’un askeri baskıyı artırma stratejisinin süreceğine işaret eden bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney ise Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalacağını ve gerekirse bölgedeki saldırıların genişletilebileceğini açıkladı.

Savaşta şu ana kadar çoğu İran’da olmak üzere 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Arabuluculuk girişimleri tıkandı

Savaş öncesinde İran ile Batılı ülkeler arasında dolaylı görüşmelere aracılık eden Umman’ın, taraflar arasında yeniden iletişim kurulması için birden fazla girişimde bulunduğu ancak bu çabaların sonuçsuz kaldığı ifade edildi.

Reuters’a konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump’ın önceliğinin İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmak olduğunu söyledi.

Yetkili şu ifadeleri kullandı:

Başkan şu anda bu tür görüşmelerle ilgilenmiyor. Operasyon kesintisiz devam edecek. Belki ileride diplomasi gündeme gelebilir ancak şu an için böyle bir plan yok.

Trump da savaşın ilk günlerinde yaptığı bir sosyal medya paylaşımında İran yönetiminin görüşmek istediğini ancak bunun için artık "çok geç" olduğunu savunmuştu.

Beyaz Saray’dan bir başka yetkili ise İran’da ortaya çıkabilecek yeni bir yönetimin ileride diplomasiye açık olabileceğini ancak mevcut durumda askeri operasyonların süreceğini belirtti.

Washington’da strateji tartışması

Savaşın petrol fiyatlarını artırmasının ABD iç siyasetine de etkileri olabileceği değerlendiriliyor.

Bazı ABD’li yetkililer ve Trump’ın danışmanları, yaklaşan ara seçimler öncesinde artan benzin fiyatlarının Cumhuriyetçi Parti için siyasi risk oluşturabileceği uyarısında bulunarak savaşın hızlı şekilde sonlandırılmasını savunuyor.

Buna karşılık bazı güvenlik yetkilileri ise İran’ın füze programının tamamen ortadan kaldırılması ve nükleer silah geliştirme ihtimalinin engellenmesi için askeri operasyonların sürmesi gerektiğini düşünüyor.

Trump’ın diplomatik girişimleri reddetmesi, yönetimin kısa vadede savaşı bitirmeye yönelik bir strateji benimsemediği şeklinde yorumlanıyor.

İran’da da sertlik yanlıları güç kazanıyor

Kaynaklara göre savaşın ilk günlerinde taraflar gerilimi azaltma ihtimaline daha açık görünüyordu. Hatta bazı ABD’li yetkililerin Umman üzerinden temas kurduğu da belirtiliyor.

İran Ulusal Güvenlik yetkilisi Ali Laricani ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de, olası ateşkes görüşmeleri için Umman üzerinden temas kurmaya çalıştığı öne sürüldü.

Ancak bu girişimlerin ilerleme sağlamadığı belirtiliyor.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, savaş ilerledikçe Tahran’ın tutumunun daha da sertleştiğini söyledi.

Yetkili, İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün kaybedilmesini savaşın kaybedilmesiyle eşdeğer gördüğünü belirtti.

"Bu nedenle Devrim Muhafızları herhangi bir ateşkesi veya diplomatik girişimi kabul etmiyor. Çeşitli ülkelerin çabalarına rağmen İran’ın siyasi liderliği de bu görüşmelere katılmayacak" dedi.

Independent Türkçe, Reuters


İran savaşı, Netanyahu’nun siyasi kariyerini nasıl şekillendirecek?

Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
TT

İran savaşı, Netanyahu’nun siyasi kariyerini nasıl şekillendirecek?

Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)

Washington ve Tel Aviv'in Tahran'da rejim değişikliği umutları azalırken, İsrail lideri Binyamin Netanyahu siyasi bir sınavla karşı karşıya.

BBC'nin analizinde, Netanyahu'nun "onlarca yıldır bu an için hazırlandığı" ve siyasi kariyerini "İsrail'i düşmanı İran'a karşı savunma sözü" üzerine inşa ettiği yazılıyor.  

Ancak İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta başlattığı operasyonda İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey komutanların öldürülmesine rağmen Tahran rejimi hâlâ ayakta.

Hürmüz Boğazı'ndaki krizle birlikte petrol fiyatları yükselmeye devam ederken, savaşı durdurmaları için Tel Aviv ve Washington üzerindeki baskı da artıyor.

Dolayısıyla Netanyahu'nun rejimi devirmeden savaşı sonlandırma planları yapabileceğine dikkat çekiliyor.

Eski İsrail ulusal güvenlik danışmanı ve Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü düşünce kuruluşundan araştırmacı Tümgeneral Yaakov Amidror, İsrail'in rejimi kendisine tehdit oluşturamayacak kadar zayıflatarak temel hedeflerine ulaşabileceğini savunuyor:

Rejim değişikliğini başarabilirsek, bu Ortadoğu'yu da değiştirir. Ancak sınırlarımızı biliyoruz; biz bir süper güç değiliz ve kararlarımızda alçakgönüllü olmalıyız.

Diğer yandan savaşta "tam zafer" sözüyle destek toplamaya çalışan Netanyahu için Tahran rejimini ayakta bırakmak siyasi açıdan riskli olabilir.

Analist Neri Zilber, Hamas'ın hâlâ Gazze'nin yaklaşık yarısını kontrol ettiğini, Hizbullah'ın da 2024'teki ateşkesin ardından mücadeleyi sürdürdüğünü hatırlatarak, İsrail'in geçen sene haziranda 12 gün süren çatışmaların ardından ciddi risk alarak İran'la çok daha büyük bir savaşa girdiğini vurguluyor:

Netanyahu için tehlike burada yatıyor: Geçmişteki vaatleri ona geri dönecek ve dünyanın en güçlü ordusuyla birlikte bu ölçekte yürütülen mevcut savaş bile onun İsrail halkına vaat ettiği sonuçları getirmeyecek.

İran'a karşı Netanyahu'yla ortak operasyon yürüten ABD Başkanı Donald Trump da rejim değişikliğiyle ilgili çelişkili açıklamalar yapıyor. Savaşın ilk günlerinde hem Trump hem de ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, hedefin rejim değişikliği olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.

Daha sonra Trump, açıkça İranlılara ayaklanıp yönetimi ele geçirme çağrısı yapmıştı. Ancak Cumhuriyetçi lider, cuma günü Fox News Radio'ya verdiği söyleşide böyle bir hamlenin "çok zor olacağını" itiraf etti.

Netanyahu da perşembe günkü basın açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

Rejimi devirmek için en uygun koşulları yaratıyoruz. Ama İran halkının rejimi devireceğine dair size kesin bir şey söyleyemem. Rejim içeriden devrilir.

Independent Türkçe, Times of Israel, BBC, New York Times


Uydu görüntülerinin analizi, savaşın başlangıcından bu yana İran’da meydana gelen hasarın boyutunu ortaya koyuyor

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
TT

Uydu görüntülerinin analizi, savaşın başlangıcından bu yana İran’da meydana gelen hasarın boyutunu ortaya koyuyor

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)

İran içinde bilgi akışına yönelik artan kısıtlamalar ve ülkenin geniş bölgelerinde internetin kesilmesi nedeniyle, uydu görüntüleri sahadaki durumu anlamak ve askeri saldırıların yol açtığı zararları tahmin etmek için temel bir araç haline geldi.

Bu çerçevede yeni bir uydu verisi analizi, yaklaşık iki hafta önce başlayan ABD-İsrail saldırılarından bu yana İran’ın farklı bölgelerindeki tesislerde meydana gelen zararların geniş kapsamlı bir ön görünümünü ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığına göre, Oregon Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından dün yayımlanan analiz, saldırıların başlangıcından bu yana ülkedeki çeşitli tesislerde oluşan yıkımın boyutuna dair şimdiye kadar yayımlanan en kapsamlı tablolardan birini sunuyor.

Çalışmanın sonuçları, zararların geniş çaplı olduğunu ve özellikle nüfus açısından İran’ın en büyük şehri olan başkent Tahran ile ülkenin güney-orta kesimindeki Şiraz şehrinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Veriler ayrıca, sahil kenti Bender Abbas’ta 40’tan fazla tesisin zarar gördüğünü gösteriyor.

Stratejik açıdan büyük öneme sahip Bender Abbas, İran’ın ana deniz üslerinden birine ev sahipliği yapıyor ve Hürmüz Boğazı’na yakın konumda bulunuyor. Bu boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olarak öne çıkıyor. Mevcut askeri gerilimler nedeniyle bölgede petrol yüklü gemiler birikmiş durumda ve İran tarafından olası saldırılar nedeniyle deniz trafiği konusunda endişeler artıyor.

Analizi, Oregon Eyalet Üniversitesi’ne bağlı Çatışma Ekolojisi Araştırmaları Laboratuvarı’ndan Corey Scher ve Jamon Van den Hoek yürüttü. Araştırmacılar, çalışmalarında daha önce dünyanın farklı bölgelerindeki silahlı çatışmaların etkilerini inceleyen veri analiz tekniklerini kullandı.

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)

Van den Hoek, gözlemlenen hasar desenlerinin geleneksel bir cepheye odaklanmayan saldırıların doğasını yansıttığını belirterek, “Şu anda belirli bir cephe yok; çünkü hasar çok kısa bir zaman diliminde İran’ın farklı bölgelerinde meydana geliyor” dedi.

Araştırmacılar, çalışmalarında 28 Şubat’ta başlayan saldırı öncesi Sentinel-1 uydusundan alınan verileri, 2-10 Mart tarihleri arasında toplanan verilerle karşılaştırdı.

Sentinel-1 uydusu, yeryüzündeki değişimleri izlemek için radar teknolojisi kullanıyor. Bu sayede binalar ve tesislerde meydana gelen hasar veya yıkım gözlemlenebiliyor. Ancak bu analiz türü, tarım alanları, yoğun bitki örtüsüne sahip bölgeler ve gelişmemiş alanlardaki hasarları tespit edemiyor.

Araştırmacılar, bu teknolojinin İran’daki geniş arazi alanlarındaki değişimleri izlemek için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirtirken, bazı küçük veya sınırlı hasarları tespit edemeyebileceğini vurguladı.

İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, ABD-İsrail saldırılarının çatışmanın başından bu yana 15 binden fazla hedefi vurduğunu açıkladı.

Gerginliği artıran bir başka gelişmede ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını durdurmaması halinde, İran’a bağlı Hark Adası’ndaki petrol altyapısına yönelik saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, küresel enerji piyasalarının benzeri görülmemiş bir tedarik sıkıntısı yaşadığı dönemde yapıldı.

Trump, bu uyarıyı sosyal medyada yaptığı bir paylaşımla da destekleyerek, ABD’nin Hark Adası’ndaki askeri hedefleri ‘tamamen yok ettiğini’ duyurdu. Ada, İran’ın petrol ihracatında kritik bir nokta; ülkenin petrol sevkiyatlarının yaklaşık yüzde 90’ı buradan geçiyor ve Hürmüz Boğazı’nın yaklaşık 500 kilometre kuzeybatısında yer alıyor.

Buna rağmen Trump, bugüne kadar ABD saldırılarının ada üzerindeki petrol altyapısını hedef almadığını belirtti ve “Ancak İran veya başka herhangi bir taraf, Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin güvenli ve serbest geçişini engelleyecek bir eylemde bulunursa, bu kararı derhal gözden geçiririm” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)

Trump, İran’ın ABD saldırılarına karşı koyma kapasitesinin bulunmadığını belirterek, “İran ordusu ve bu terörist rejimdeki diğer tüm taraflar silahlarını bırakıp ülkelerinde kalanları kurtarmak için akıllıca davranmalıdır; kalan çok fazla bir şey yok” dedi.

Daha sonra yaptığı bir paylaşımda Trump, medyayı eleştirerek, ‘yalan haber medyası’ olarak nitelendirdiği kuruluşların ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarındaki başarıları görmezden geldiğini savundu. Trump ayrıca, İran’ın ‘tamamen yenildiğini’ ve bir anlaşma