Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nden parlamentoya bütçeyi yürürlüğe koyma çağrısı

Arap ve Batılı yetkililer, Trablus’u ziyaret etmeye hazırlanıyorlar.

Geçen yıl Ulusal Ordu’yu destekleyen bir grubun geri çekilmesi sonrasında toplu mezarların bulunduğu Tarhuna kasabasında sergilenen kurbanların fotoğrafları.(AFP)
Geçen yıl Ulusal Ordu’yu destekleyen bir grubun geri çekilmesi sonrasında toplu mezarların bulunduğu Tarhuna kasabasında sergilenen kurbanların fotoğrafları.(AFP)
TT

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nden parlamentoya bütçeyi yürürlüğe koyma çağrısı

Geçen yıl Ulusal Ordu’yu destekleyen bir grubun geri çekilmesi sonrasında toplu mezarların bulunduğu Tarhuna kasabasında sergilenen kurbanların fotoğrafları.(AFP)
Geçen yıl Ulusal Ordu’yu destekleyen bir grubun geri çekilmesi sonrasında toplu mezarların bulunduğu Tarhuna kasabasında sergilenen kurbanların fotoğrafları.(AFP)

Trablus’taki yeni yürütme otoritesi Arap ve Batılı yetkilileri kabul etmeye hazırlanırken, Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik hükümeti kendisine önerilen bütçeyi yürürlüğe koymak için Temsilciler Meclisi’ne hızlı davranma çağrısında bulundu.
Dibeybe, 2 Nisan’da Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Ahmed el-Haddad ile bir araya geldi. Hükümet Sözcüsü Muhammed Hammude, geçen perşembe günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, parlamentonun hükümetin görevlerini yerine getirebilmesi ve projelerini hayata geçirebilmesi için bütçenin onaylanma sürecini hızlandıracağı yönündeki umudunu dile getirdi.
Hammude, Dibeybe’nin ‘Ramazan hediyesi’ olarak isimlendirilen girişiminin ihtiyaç sahipleri, yerinden edilenler ve sınırlı gelirlere sahip olanlar da dahil yaklaşık 200 bin aileyi kapsadığını söyledi. Sözcü açıklamasında “Bu kesimin sorunlarını temelden çözmek için acil kararların ve tedbirlerin alınması, bütçe kanununun varlığını gerektirir” ifadesini kullandı.
Ülkenin batısında, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Uzlaşı Hükümeti (UMH) ile doğuda Abdullah es-Sini başkanlığındaki geçici hükümetin yayınladığı tüm kararların ‘geçersiz olduğunu’ yineleyen Muhammed Hammude, Dibeybe’nin ‘yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması ve bunların vatandaşlar için doğrudan nakit desteğiyle değiştirilmesi’ konusunu incelemek üzere bir komite kurduğu bilgisini verdi. Sübvansiyonların kaldırılmasıyla ilgili söylentilerin ‘yanlış’ olduğuna dikkat çeken Hammude ayrıca Dibeybe ve hükümet bakanlarının Libya’nın egemenliği meselesini ‘dokunulmaz veya tartışılmaz bir konu’ olarak gören politikası üzerinde çalışıldığını vurguladı.
Hükümet Sözcüsü, dondurulmuş Libya fonları, sabit kıymetler ve yurt dışındaki yatırımlar, ayrıca bunları yağmalama ve el koyma girişimlerine de değindi. Hükümetin hiçbir toplantısında bu meseleden bahsetmediğini kaydetti.
Sözcüye göre hükümet, elektrik ağını geliştirmek ve gerekli bakımı yapmak amacıyla acil durum planını uygulama çalışmalarına başlaması için Genel Elektrik Şirketi’ne yaklaşık bir milyar dinar (yaklaşık 250 milyon dolar) ayırdı. Hammude, yaz zirvesine hazırlık olarak gerekli tüm faaliyetleri yürütebilmesi için şirkete, doğrudan yerel ve uluslararası firmalarla sözleşme yapma izni verildiği bilgisini verdi.
Aynı şekilde Libya’daki yeni otorite, Avrupa’nın desteğini gösterme bağlamında sırasıyla Yunanistan ve İtalya başbakanlarını da kabul etmeye hazırlanıyor.
Yunan hükümeti, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile geçen salı günü Trablus’u ziyaret edeceğini duyurdu. Miçotakis’in Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Başbakan Dibeybe ile görüşmesi ve Trablus’ta altı yıldır kapalı olan Yunanistan Büyükelçiliği’ni yeniden açması bekleniyor.
Trablus’taki Yunanistan Büyükelçiliği Temmuz 2014’te bir Yunan fırkateyninin o dönemde kaos yaşayan ülkeden yaklaşık 200 Yunanı ve diğer yabancıları tahliye etmesi sonrasında kapanmıştı.
Temaslar, İtalya hükümetinin yeni başbakanı Mario Draghi’nin yaklaşan ziyaretiyle aynı zamana denk geliyor. Söz konusu ziyaretlerle birlikte uluslararası toplum tarafından desteklenen yeni bir geçiş hükümeti kurulduktan sonra Avrupalı liderler de ilk defa Trablus’a gitmiş olacak.
İtalyan Nova haber ajansının 2 Nisan’da yayınladığı habere göre Draghi, yasa dışı göçle mücadele, ülkedeki koşulları düzeltme, gaz tedariki ve Libya altyapısının yeniden inşası meselelerini görüşmek üzere gelecek salı günü Trablus’a gidecek.
Diğer yandan hükümet kaynaklarının Libya Haber Ajansı’na verdiği bilgilere göre Moritanya Başbakanı Muhammed Velid Bilal Mesud’un da Menfi ve Dibeybe ile görüşmek üzere başkent Trablus’a gelmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’İn de yakın zamanda Libya’yı ziyaret etmesi bekleniyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.