Mişri, paralı askerlerin ülkeden çıkarılması konusunda Fransa ile görüş ayrılığı olduğunu açıkladı

Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri (EPA)
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri (EPA)
TT

Mişri, paralı askerlerin ülkeden çıkarılması konusunda Fransa ile görüş ayrılığı olduğunu açıkladı

Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri (EPA)
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri (EPA)

Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Türk güçlerinin ve ülkenin batısındaki yetkililerle birlikte hareket eden ‘paralı askerlerden’ önce Libya Ulusal Ordusu (LUO) yanlısı ‘paralı askerlerin’ ülkeden ayrılmasını şart koştu. Geçtiğimiz cuma günü Nijer'e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında başkent Niamey'de Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile bir araya gelen Mişri, paralı askerlerin ülkeden çıkarılması konusunda Fransa ile ‘görüş ayrılığı’ olduğunu açıkladı.
Devlet Yüksek Konseyi Basın Ofisi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre Mişri, Le Drian ile görüşmesi sırasında önce ülkedeki ‘paralı askerlerin’ yani ‘ülke topraklarında yasadışı olarak bulunan’ tüm güçlerin, ardından meşru makamların daveti üzerine ve (Türkiye ile Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında yapılan tartışmalı anlaşmaya atıfta bulunarak) yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde gelen askeri güçlerin ülke dışına çıkması gerektiğini vurguladığını söyledi.  Buna karşın Fransa Dışişleri Bakanı ise tüm yabancı güçlerin aynı anda ülkeden çıkması gerektiğinin altını çizdi.
Açıklamaya göre Mişri, Le Drian’a ulusal güvenliğe bir tehdit oluşturan ‘paralı askerlerin’ ve yasadışı güçlerin ülkeden çıkmasını kontrol etmenin zorluğunu anlattığını ve ateşkesin izlenmesinden sorumlu 5 + 5 Ortak Askeri Komite ile söz konusu tarafların ülkeden çıkması için uygun mekanizmaları bulmak amacıyla iş birliği yapılması gerektiğini söylediğini de sözlerine ekledi. Mişri, öte yandan seçimlerin zamanında yapılması ve Temsilciler Meclisi’nin (TM) seçimleri düzenleyen yasaları çıkarmada hızlı davranması konusunda Fransa ile aralarında görüş birliği olduğunu ifade etti.
Mişri ayrıca Cezayir Başbakanı Abdulaziz Cerrad ve Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum ile yaptığı görüşmede Cezayir'in Libya krizini çözmedeki rolüne övgüde bulundu.
Öte yandan Libya Ulusal Birlik Hükümeti'nin Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, yabancı güçlerin ülkeden acil olarak çıkması ve ulusal uzlaşmayı ‘hükümetinin mutlak öncelikleri’ olarak değerlendirdi. Bakan Menguş, Arap Ülkelerinden Sorumlu Yardımcısı Suheyl et-Teriki’nin geçtiğimiz cuma günü çevrimiçi olarak gerçekleşen Arap-Japon Diyalogu’ndaki konuşması aracılığıyla yaptığı açıklamada, hükümetin başarmaya çalıştığı en önemli hedef, ‘tüm yabancı güçlerin ülkeden çıkışını sağlamak dahil olmak üzere ulusal egemenliği güçlendirmenin ve korumanın yanı sıra barışı pekiştirmek için kapsamlı bir ulusal uzlaşının parçası olarak yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü ve önümüzdeki Aralık ayında yapılması planlanan seçimlerin düzenlenmesi için uygun koşulları yaratması’ olduğunu vurguladı.
Diğer yandan Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Yunus el-Menfi, dün başkent Trablus’ta Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Vild el-Gazvani’nin mektubunu kendisine ileten Moritanya Dışişleri Bakanı İsmail Vild eş-Şeyh Ahmed ile yaptığı görüşmede Mağrip Arap Birliği’ni (MAB) etkinleştirmenin ve kurumlarını desteklemenin önemine dikkati çekti. Menfi, ülkesinin, MAB’ın mevcut başkanı sıfatıyla kardeş ülkelerle iş birliği içinde bu hedefe ulaşmak için elinden gelen her şeyi yapacağının altını çizdi.
Menfi’nin basın ofisi tarafından dağıtılan bir açıklamamaya göre Başkanlık Konseyi Başkanı, Libya’nın yakında MAB toplantılarını başlatmak için bir davetiye göndereceğini açıkladı. Buna karşın Moritanya Dışişleri Bakanı İsmail Vild eş-Şeyh Ahmed, ülkesinin Arap dünyası, Mağrip bölgesi ve Afrika'daki tüm ortak platformlarda, Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun (LSDF) Başkanlık Konseyi ve Ulusal Birlik Hükümeti ile ilgili sonuçlarının uygulanmasına tam destek verdiğini vurguladı.
Diğer bir gelişmede ise Libya’nın Roma Büyükelçiliği’nden cuma akşamı yapılan açıklamada, İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin yaklaşan Trablus ziyaretiyle birlikte İtalya hava sahasının Libya Hava Yolları’na açılacağı duyuruldu. Libya’nın Roma Büyükelçisi Ömer et-Terhuni yaptığı açıklamada, İtalya’nın içişleri, dışişleri ve savunma bakanları ile durdurulan ortak projelerin belirlenmesi, desteklenmesi ve takip edilmesi için görüşmeler gerçekleştirdiğini, ayrıca Başbakan Draghi'nin göreve gelişinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini gerçekleştireceği yaklaşan Libya ziyareti için gerekli ayarlamaları yaptıklarını belirtti.
Karayolu projesinin faaliyete geçirilmesi, gümrük ve serbestlik, mahkum ve hükümlü takası dahil olmak üzere çeşitli konulardaki ön anlaşmaların tamamlanmasının tartışılan en önemli konular arasında olduğunu ifade eden Büyükelçi Terhuni, İtalyan sivil havacılık kurumu ENAC’ın İtalya hava sahasını iki ülke arasındaki sivil uçuşlara açmaya yönelik hazırlıklarda teknik işlemlerin tamamlanması amacıyla önümüzdeki hafta başında Libya havalimanlarını denetlemek üzere bir heyet göndereceğini kaydetti.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe