Mladenov’dan İsrail’e Kudüs’te seçimlere izin ver çağrısı

Ramallah bu meselenin oy verme sürecini aksatabileceğini düşünüyor

Dün Kovid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sıkı önlemlere tabi olan Gazze şehrindeki Filistinliler (EPA)
Dün Kovid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sıkı önlemlere tabi olan Gazze şehrindeki Filistinliler (EPA)
TT

Mladenov’dan İsrail’e Kudüs’te seçimlere izin ver çağrısı

Dün Kovid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sıkı önlemlere tabi olan Gazze şehrindeki Filistinliler (EPA)
Dün Kovid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sıkı önlemlere tabi olan Gazze şehrindeki Filistinliler (EPA)

Eski Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nickolay Mladenov, İsrail’e Filistin yasama seçimlerinin Kudüs’te yapılmasına izin vermesi, seçimlerin engellenmesini önlemesi ve “seçimleri engellemeye çalışan kişiler tarafından” bir bahane olarak kullanılmasına izin vermemesi için çağrıda bulundu.
Mladenov, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Kudüs’teki tüm seçmenlerin yasaya uygun olarak barış ve huzuru bozmadan seçimlere katılmasını sağlayacak yollar var” ifadelerini kullandı. Mladenov sivil toplumun, seçilmiş tüm yetkililerin ve gelecekteki herhangi bir hükümetin “İsrail’in tanınması ve şiddetten vazgeçilmesi” de dahil olmak üzere eski anlaşmalara uymak zorunda olduğunu net bir şekilde belirtmesi gerektiğini vurguladı.
Mladenov “Seçim yapmanın imkansız bir adım olduğu kanıtlanırsa, Filistinli liderlerin Mısır ve Ürdün’ün desteğiyle hızlı bir şekilde harekete geçmeleri ve Gazze ile Batı Şeria’yı tek bir ulusal otorite altında toplayan gerçek bir ulusal birlik hükümeti kurmaları son derece önemli olacak” dedi.
Mladenov meşru demokratik kurumsal temsilcilik ile sürdürülebilir ve adil bir barışın canlandırılması gerektiğini vurguladı. Miladinov herkesi, seçimler yapılsa bile “Filistinliler ve İsrail için” barış, kalkınma ve güvenliğe katkıda bulunmak için üzerlerine düşeni yapmaya davet etti.
Mladenov sözlerini şöyle sürdürdü:
“Üzerinde uzlaşılmış bir referans çerçevesi olmadan önceki başarılar kaybolup sahadaki durum hızla daha kötüye gidebilir. Önümüzdeki seçimlerde her adayın çatışmaya ilişkin müzakere edilmiş bir çözüme sadık kalması, şiddet karşıtı bir duruş sergilemesi ve hukukun üstünlüğünü desteklemesi gerekiyor. Bütün silahların ve güvenlik güçlerinin uluslararası alanda tanınmış hesap vermekle yükümlü bir hükümetin kontrolü altında olması gerekiyor. Filistin Yönetimi seçimlerde tüm adaylara eşit fırsatlar sağlamalı, yetkililer kontrollerindeki kaynakları rakiplerine karşı kullanmamalı ve yargı ve güvenlik hizmetleri siyasetin üstünde olmalı.”
Mladenov’un bu çağrısı, Filistin Yönetimi’nin uluslararası ve Avrupalı taraflara, İsrail’i seçimlerin oylama ve aday olma şeklinde Kudüs’te yapılmasını sağlamak da dahil olmak üzere imzalanan anlaşmalara saygı göstermeye zorlamaları için baskı yapmaları çağrısında bulunduğu bir sırada geldi.
Kudüs’te seçimlerin yapılması konusu birçok tartışmaya yol açıyor ve en nihayetinde seçimlerin iptal edilmesine yol açacağına dair endişeleri artırıyor.
İsrail seçimlerin Kudüs’te yapılmasına izin vermesine yönelik Avrupa Birliği (AB) tarafından gelen talebe cevap vermedi ancak seçimleri denetlemekle görevli heyetin Kudüs’e girmesine izin vermemesinin ardından Avrupalı ve Filistinli tarafların endişeleri artmaya başladı.
Bu hassas mesele sadece İsrail’le değil aynı zamanda Filistin içerisinde de ihtilafın başlangıcını teşkil ediyor.
Fetih Hareketi Merkez Komite Üyesi Hüseyin eş-Şeyh konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Filistin seçimleri büyük bir demokratik başarı ve ulusal bir demokratik zafer. Bu önemine rağmen, Kudüs’te oylama ve aday olma şeklinde seçimlerin yapılması konusunda en büyük siyasi başarı düzeyine ulaşamıyor. Buna binaen bu seçimlerin yapılması konusunda ulusal bir fikir birliği olsun. Vatanın başında bizim Kudüs’ümüz ve başkentimiz var. Bazılarının dediği gibi Kudüs bir bahane değil” ifadelerini kullandı.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Kurulu Üyesi Bessam es-Salihi, Kudüssüz bir seçimi reddederek ve bu konuyu herhangi bir bahane ile ötekileştirme eğilimi göstermeyerek tüm Filistin güçlerinin söylemlerini birleştirme çağrısında bulundu.
Salihi Kudüs olmadan seçimlerin yapılmasına razı olmanın eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan anlaşmanın dolaylı olarak kabul edilmesi anlamına geleceğini söyledi. Salihi listelerin tescillenmesinin ve İsrail’in Kudüs’teki taahhütlere uymayı reddetmesinin ardından, yetkililerin Kudüs’ün olmadığı bir seçimi reddetme tutumunu yansıtacak mekanizmalar üzerinde uzlaşmanın daha gerekli hale geldiğini vurguladı.
Salihi sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrail’in Kudüs’teki yükümlülüklerini yerine getirmeyi açıkça reddetmesinin ışığında, İsrail ile anlaşmalar imzalayan FKÖ Yürütme Kurulu Başkanı olarak Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı, bu anlaşmalarda gözetmenlik yapan BM ve AB’den sorumluluklarını yerine getirmeleri, BM ve AB’nin toplam 17 merkezini Kudüs’teki seçmenlerin şehirlerinde oy kullanması için açmalarını ve bunun gerçekleştirilmesi için Filistin Merkez Seçim Komisyonu ile işbirliği yapmaları için talepte bulunmaya davet ediyoruz. Aynı zamanda BM ve AB'ye, seçim propagandasını koruma, adayların ve aktivistlerin İsrail tehditleri ve kovuşturma faaliyetlerine karşı dokunulmazlıklarını sağlama ve İsrail'in bunu engelleme veya seçimleri sabote etme girişimlerini kınama da dahil olmak üzere Kudüs'teki seçimleri denetleme ve takip etme çağrısında bulunuyoruz.”
Salihi Kudüs olmadan seçimlere katılmama çağrısında bulundu. Ancak Hamas Hareketi’nin yurtdışındaki siyasi bürosunun üyelerinden Muhammed Nezzal seçimlerin Kudüs’te yapılmamasını mazeret olarak göstererek seçimlerin ertelenmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Nezzal Filistin Enformasyon Merkezi ile yaptığı özel bir röportajda sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir duyum almış olsak bile herhangi bir resmi makam tarafından seçimleri erteleme düşüncesi veya eğilimi olduğuna dair bilgilendirilmedik. Tabiki seçimlerin ertelenmesine ve Kudüs’te seçimlerin yapılmamasının bir bahane olarak kullanılmasına karşıyız. Kahire'de toplanan grupların ortak bir kararı olması lazım. Aynı şekilde Filistinliler için merkeziyetini, önemini ve kutsallığını gösterecek ve seçimleri aksatmayacak şekilde Kudüs’te seçimlerin yapılması için uygun alternatifler bulmak üzere bir diyalog gerçekleştirilmesi lazım.”
Nezzal “Olabilecek veya olmayabilecek varsayımlar ve tahminler üzerine yorum yapmak için henüz çok erken. Ancak tavrımız çok net; o da seçimlerin belirlenen tarihte gerçekleştirilmesi konusunda kararlı olmak. Çünkü bu, Filistinlilerin davalarını savunma ve sıkıntılarına ve krizlerine çözüm bulma sorumluluğunu üstlenecek liderlerini seçmeleri için Filistinlilerin önündeki tek seçenek. Aksi halde mevcut yönetim sonsuza kadar kalacak ve ilelebet devam edecek” dedi.
Filistin yasama seçimlerinin önümüzdeki 22 Mayıs’ta yapılması bekleniyor.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe