Tunus Cumhurbaşkanı Said ‘hırsızlarla’ diyalog kurmayı reddetti

Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT), ülkeyi kurtarma sorumluluğunu sırtlamak zorunda kalabilir.

Tunus Cumhurbaşkanı, vatandaşlara yönelik barınma ve sağlık hizmetleri sorunlarına gerçek çözümler getirme çağrısında bulundu. (Getty)
Tunus Cumhurbaşkanı, vatandaşlara yönelik barınma ve sağlık hizmetleri sorunlarına gerçek çözümler getirme çağrısında bulundu. (Getty)
TT

Tunus Cumhurbaşkanı Said ‘hırsızlarla’ diyalog kurmayı reddetti

Tunus Cumhurbaşkanı, vatandaşlara yönelik barınma ve sağlık hizmetleri sorunlarına gerçek çözümler getirme çağrısında bulundu. (Getty)
Tunus Cumhurbaşkanı, vatandaşlara yönelik barınma ve sağlık hizmetleri sorunlarına gerçek çözümler getirme çağrısında bulundu. (Getty)

Hamadi Mameri
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, meclis tarafından kabul edilen Anayasa Mahkemesi yasa değişikliğini veto ettikten sonra ülkesindeki siyaset sahnesinin aktörleri ile arasındaki anlaşmazlıkları daha da derinleştirdi. Said  ‘hırsızlar’ ve ‘kanun kaçakları’ olarak nitelendirdiği kişilerle diyaloga girmeyi reddettiğini açıkladı.
Diğer yandan Tunus Genel İşçi Sendikaları (UGTT) Genel Sekreteri Nureddin Tabbubi, bir hafta önce yaptığı açıklamada, Tunuslulara, Cumhurbaşkanı Said’in ulusal diyalog girişimine bağlı kalmaya devam ettiği yönünde güvence verdi.

Hırsızlar ve kanun kaçakları
Cumhurbaşkanı Kays Said, 6 Nisan 2021 Salı günü, eski Cumhurbaşkanı Habib Burgiba'nın vefatının yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen anma töreninde, ‘hırsız’ olarak nitelediği kişilerle diyaloga girmeyeceğini söyledi. Vatan algısı olmayan bazı ‘tarafların’ katılımıyla ‘Vatanım’ olarak isimlendirilen bir diyalogun nasıl yürütülebileceğini sorgulayan Said, bazı kanun kaçaklarının da bu diyaloga katılmalarının masaya yatırılan konular arasında olduğunu sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı Said, vatandaşlara yönelik barınma, sağlık ve ulaşım hizmetlerindeki sorunlara gerçek çözümler getirilmesi çağrısında bulundu.
Tunus’taki siyaset sahnesini de eleştiren Cumhurbaşkanı Said, “Siyasi çoğulculuk var gibi görünse de tek particilikten lobiciliğe geçiş yaptık. Lobilerle, bu halkın zenginliklerini çalanlarla diyaloga girmeyeceğim” ifadelerini kullandı.
Peki, dört ayı aşkın bir süre önce UGTT tarafından sunulan ve Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilen ulusal diyalog girişimi sona mı erdi? Ülkeyi yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının şiddetlendirdiği siyasi, ekonomik ve sosyal krizden kurtarmak için önerilen çözümler neler?

UGTT ve ağır sorumluluk
Tunuslular, UGTT ve diğer milli kuruluşların, sivil ve siyasi güçleri, herkesi sorumluluklarını üstlenmeye iten kapsamlı bir ulusal diyaloga dahil ederek ve bir takvim belirleyerek ülkeyi içinde bulunduğu krizden kurtaracaklarına inanıyorlar.
Tunus’un iç siyasi meselelerinde uzman olan gazeteci Ziyad el-Hani, yaptığı değerlendirmede UGTT Genel Sekreteri’nin ‘Tunus’u amatörlerin ve faydasız insanların ellerine bırakmayacağını’ söylediği açıklamasını hatırlatarak UGTT’nin büyük sivil ve siyasi güçleri bir araya getirebileceğini vurguladı. Hani ayrıca Cumhurbaşkanı Said’in diyalogu desteklemesinin, sonuçlarını kabul edeceği anlamına geldiğini belirtti.

Ulusal diyalog sona erdi
Indenpendent Arabia’ya konuşan siyasi analist Halil er-Rakik de şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ulusal diyalog uzun zaman önce sona erdi. Çünkü Cumhurbaşkanlığı, UGTT Genel Sekreteri'nin Cumhurbaşkanı’nın UGTT’nin girişimini kabul ettiğine dair açıklamaları dışında diyalog girişimini kabul ettiğini kanıtlayan herhangi bir resmi belge yayınlamadı.”
Rakik, Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında giderek aratan anlaşmazlıklara ve ülkeyi etkileyen siyasi krize işaret ederek, tartışan tarafların aynı masada oturduğu bir diyalog başlatmanın imkansız olduğunu vurguladı.

Devlet organları çöküşte
Cumhurbaşkanı Said’in Nahda Hareketi ile diyalog masasına oturmayı reddederek kararını verdiğini vurgulayan Rakik, UGTT’yi, Tunus'taki egemen siyasi sınıfı utandırmak ve Tunus'u krizden çıkarabilecek pratik öneriler sunmak amacıyla büyük kuruluşların ve milli şahsiyetlerin yer aldığı bir akil insan komisyonu aracılığıyla ülkeyi kurtarmak için bu girişimin dışında çalışmaya çağırdı. Rakik, çözümlerin, ancak yeni bir siyasi sözleşme ve anayasal organların oluşturulması sürecinin tamamlanması için bir takvim belirlenmesiyle siyaset sahnesinin dışından geleceğini öne sürdü.
Devlet organlarının tam bir işlevsel çöküş içerisinde olduğu konusunda uyaran Rakik, Cumhurbaşkanı Said’in bugün Tunus'ta olduğundan farklı, yeni bir yönetim anlayışına sahip olduğu için krizi sonuna kadar götürdüğüne dikkat çekti.

Karşılıklı restleşmeler
Buna karşın gazeteci ve siyasi analist Halife Şuşan yaptığı açıklamada, Tunus Cumhurbaşkanı’nın başından beri tutumunu hiç değiştirmediğinin altını çizdi. Şuşan, Said’in  ‘hırsızlarla’ diyalog masasına oturmayı reddettiği şeklindeki açıklamasının, Tunus'taki siyasi krizin çeşitli tarafları arasındaki karşılıklı restleşmeler bağlamında yapıldığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Said’in ulusal diyalogun başlamasına hazırlanmak için siyasi arenadaki havayı temizlemeye devam edeceğini vurgulayan Şuşan, böylece Said’in yıllarca sessiz kaldıktan sonra  ‘Cumhurbaşkanını görevden almak ve gelişmelerden sorumlu tutmaya çalışmak amacıyla’ Anayasa Mahkemesi yasasını değiştirmekte acele ederek söylemlerin dozunu artıran siyasi sınıf için durumun kötüleşmesinin sorumluluğunu üstlendiğini kaydetti. Başbakan Hişam el-Meşişi ve arkasındaki siyasi tabanın, basın kuruluşları da dahil olmak üzere büyük kuruluşlara danışmadan, bazı büyük devlet kurumlarında şüpheli atamalarla devlet kurumlarına sızmaya çalıştıklarını öne sürdü.
Halife Şuşan son olarak diyalogu başlatmak için asgari koşulları sağlamak ve ülkeyi tüm düzeylerdeki yapısal krizden kurtarmak için çatışan taraflara tavizler verme, siyasi bir ateşkes ilan etme ve tansiyonu yükselten açıklamalar yapmayı durdurma çağrısında bulundu.

Erken seçimlerin zamanı
Diğer yandan Yaşasın Tunus Partisi Milletvekili Mebruk Kurşid, Cumhurbaşkanı’nın herhangi bir diyalog yürütemediğini belirterek, bu durumun göz önünde bulundurulup, Nobel Barış Ödülü kazanan Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü’nün himayesinde ulusal bir diyalog başlatılması önerisinde bulundu.
Tunus'ta siyasi sistemi ve yönetim biçimi değiştirerek, kurumların oluşturulmasının tamamlanması ve ulusal bir kurtuluş hükümeti olması şartıyla hükümetin anlaşmayla değiştirilmesi için iki aylık bir süre tanınması çağrısında bulunan Kurşid, seçim yasasını ve siyasi sistemi değiştirdikten sonra erken seçimlere gidilmesini önerdi.

Nahda Hareketi, Meşişi’yi desteklemeye devam ediyor
Tunus'taki siyasi kriz derinleşirken ve hem ekonomik hem de sosyal yansımaları daha kötüleşirken Nahda Hareketi, Başbakan Hişam el-Meşişi’nin arkasında durmaya devam ediyor.
Nahda Hareketi Sözcüsü Fethi el-Ayadi, 6 Nisan Salı günü yaptığı açıklamada, Nahda Hareketi’nin, Cumhurbaşkanı Kays Said'in ulusal diyalogun başlaması öncesinde Hişam el-Meşişi hükümetini görevden almak istediğine dair bir takım sinyaller gördüğünü ancak ‘hükümetin başındaki Meşişi’yi desteklemeye devam ettiğini’ söyledi.
UGTT’nin başlattığı ulusal diyalog girişiminin halen yürürlükte olduğunu söyleyen Ayadi, Nahda Hareketi’nin de hiçbir siyasi parti ve ulusal kuruluşun dışlanmaması şartıyla girişime açık olduğunu belirtti.
Tarafların, tutumlarından geri adım atmamaları ve siyasi rakipler arasında diyalog beklentilerinin gerçekleşmemesiyle birlikte UGTT ve büyük ulusal kuruluşların, giderek daha da tehlikeli bir hal alan uzun soluklu siyasi krize son vermek için, bunu yapmak isteyen siyasi güçlerin katılımıyla ülkeyi kurtarma girişimini bir an önce başlatma konusundaki sorumlulukları daha da ağırlaşıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.