Hizbullah tepkileri azaltmak için sosyal yardımlara hız verdi

Beyrut’un güney banliyölerinde, havalimanı yolu üzerindeki bir yardım ofisi.
Beyrut’un güney banliyölerinde, havalimanı yolu üzerindeki bir yardım ofisi.
TT

Hizbullah tepkileri azaltmak için sosyal yardımlara hız verdi

Beyrut’un güney banliyölerinde, havalimanı yolu üzerindeki bir yardım ofisi.
Beyrut’un güney banliyölerinde, havalimanı yolu üzerindeki bir yardım ofisi.

Beyrut’un güney banliyölerinde bir kadın, bir litre bitkisel yağ fiyatı faturasını arkadaşının faturasıyla karşılaştırdı. Biri 5 bin Suriye lirası (0,40 dolar) karşılığında satın alırken diğeri, aynı ürünü 4 bin 500 Suriye lirasına (0,35 dolar) Mehazin en-Nur mağazasından satın almıştı. Bu farkın nedeninin, Hizbullah’ın geçtiğimiz günlerde dağıttığı Seccad kartının kullanılmış olmasından kaynaklandığı belirtildi.
Seccad kartı, Hizbullah’ın kontrolü altında bulunan bölgelerde, sahiplerinin Lübnan pazarlarında yaklaşık yüzde 60 daha düşük bir fiyata gıda ürünlerini satın almasına olanak sağlıyor. Geçtiğimiz aydan itibaren bu gruba mensup olmayanlar da dahil olmak üzere on binlerce kişiye bu kartlar dağıtıldı. Köylerdeki diğer girişimlerle birlikte bu kartları kabul eden Mehazin en-Nur yeni şubeler açtı. Bu dükkanlarda piyasa fiyatının yarı fiyatına et sağlamak, ilaç dağıtmak, çocuklar için süt, yiyecekler ve hatta 300 bin (25 dolar) ile 500 bin Suriye lirası (40 dolar)  arasında değişen maddi yardımlar bulunuyor.
Partinin muhalifleri, Lübnan’ın içinde bulunduğu zorlu yaşam koşulları ışığında, Şii sokaklarındaki gerilimin giderilmesi için nüfuz alanlarındaki sosyal girişimlerin genişletilmesi gerektiğini savunuyorlar.
Siyasi araştırmacı ve Üniversite profesörü olan Makram Rabah, Hizbullah’ın şu an büyük bir baskı altında olduğu görüşünde. Zira kendi taraftarları hareketi suçluyor ve ülkedeki çöküşten onları sorumlu tutuyor.
Rabah, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Parti ağrı kesici görevi görmek dışında bir işe yaramayacak yardımlarla çıkan sesleri dizginlemeye çalışıyor. Er ya da geç sesler yeniden yükselecek. Çünkü Hizbullah’da dahil olmak üzere Lübnan halkı aynı gemide boğulmaya doğru gidiyor. Hizbullah, kayırma yöntemini geçmişte diğer Lübnan partilerine göre daha akıllıca bir şekilde kullandı. Ancak son zamanlarda, çevresinde yükselen seslerle birlikte yardıma dayalı bir yönteme başvurmak zorunda kaldı.”
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, son konuşmasında, televizyonda veya sosyal medyada kendisine doğrudan seslenen kimseler olduğunu belirtti. Bu kimselerin “Açız ve siz bize söz verdiniz” dediklerine dikkat çekti. Genel Sekreter, sektörde bulunan yetkililerden söz konusu duruma müdahale ederek ihtiyacı olan kimselere yardım edilmesini istediğini söyledi.
Hizbullah üyeleri kendilerine dağıtılan kartlardan, belirli mağazalardan indirimli fiyatlara alışveriş yapma, partiye bağlı okullar ve bazı sağlık merkezlerinde ödeme kolaylığı alma noktasında yararlanıyorlar.
Daha önce üyeler iki kart kullanıyordu. Kartlardan biri eski askeri personele verilen Nur kartı, diğeri ise sivil personel için tahsis edilen Emir kartı. Söz konusu kartlar sahiplerine belirli mağazalardan alışveriş yapma imkanı ile parti tarafından belirlenen indirimlerden yararlanma hakkı tanıyor. Ortaya çıkan kriz, söz konusu kartların kullanımını, parti üyeleri dışındaki kimseleri de içerecek şekilde genişletmeye sevk etti.
Yakın zamanda piyasaya sürülen Seccad kartları sahibine Hizbullah’ın desteklediği gıda ürünlerini indirimli olarak satın alma fırsatı tanıyor. Kart sahibi ürünleri daha düşük bir fiyata satın alıyor. Parti, her bir aile için mevcut miktarları ihtiyaçlarına göre belirleyerek, fiyat farkını kendisi ödüyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre kart ve onunla birlikte dağıtılan broşürde, kart sahipleri için aylık alınabilecek ürün miktarları şu şekilde belirlenmiş durumda:
5 kg şeker, 5 litre bitkisel yağ, 700 gr tuz, 1,5 kg makarna, 5 kg pirinç, 4 kutu ton balığı, 4 kg çamaşır deterjanı, 3 kutu el sabunu ve iki şişe bulaşık deterjanı.
Konuyu yakından takip eden bir kaynak söz konusu kartın hiçbir zaman partizanlar tarafından kullanılmadığına dikkat çekerek ekonomik durumdan etkilenen ve maaşı 1,5 milyon Suriye lirasının altında olan veya işsiz kimselerin söz konusu karttan faydalandığı bilgisini verdi. Kaynak Nasrallah’ın son konuşmasının ardından yardımların ve yardım etmek isteyenlerin sayısının arttığını kaydetti.
Rabah, Hizbullah’ın karşı karşıya kaldığı başka bir sorun daha olduğuna işaret etti. Hizbullah üyelerinin çoğu devlet kurumlarında çalışan partiye bağlı olmayan Şii çalışanlara göre maaşlarını dolar olarak alıyor. Bu sebeple Nasrallah açıklamasında, partisinin son zamanlarda üyelerine dolar üzerinden ödeme yapılmadığını vurgulama noktasında yardım marjının genişlediğini bildirdi.
Rabah, Nasrallah’ın son konuşmasında yaptığı yardımlarla ilgili açıklamalarının hükümet kurma engeli ve Başbakan Saad Hariri’nin hükümet kurmasını reddetmesi kapsamında geldiğine dikkat çekti. Nasrallah mevcut ihtiyacın siyasi bir hükümet olduğunu düşünüyor.
Diğer yandan Nasrallah açıklamasında Hizbullah’ın siyasi bir parti olmadığını ve silahlar dışında herhangi bir siyasi önermesi olmadığını bir kez daha vurguladı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.