Mısır-Tunus zirvesinin başlıca gündem maddesi bölgesel sorunlar

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ve Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said dün Kahire'de bir araya geldiler. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ve Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said dün Kahire'de bir araya geldiler. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır-Tunus zirvesinin başlıca gündem maddesi bölgesel sorunlar

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ve Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said dün Kahire'de bir araya geldiler. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ve Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said dün Kahire'de bir araya geldiler. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ile Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said arasında bugün (Cumartesi) Kahire'de Mısır-Tunus zirvesi gerçekleştirileceğini duyurdu. Sisi, Tunuslu mevkidaşını dün Kahire Havaalanı’nda karşıladı. Mısır Cumhurbaşkanı'nın daveti üzerine gerçekleşen resmi ziyaret 3 gün sürecek.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi dün şu açıklamada bulundu:
“Mısır-Tunus zirvesinde, her iki ülke için de öneme sahip bir dizi bölgesel ve uluslararası konunun yanı sıra özellikle güvenlik, ekonomi ve yatırım olmak üzere tüm alanlardaki ikili ilişkiler ve ortak iş birliğini güçlendirmenin yollar ele alınacak."
Tunus Cumhurbaşkanlığı tarafından perşembe günü yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi:
“Cumhurbaşkanı Said'in ziyareti, iki ülkenin liderleri arasındaki iletişim köprülerini birbirine bağlama, danışma ve koordinasyonu sağlamlaştırmanın yanı sıra Tunus ve Mısır arasında var olan seçkin iş birliğini geliştiren yeni vizyonlar ve yaklaşımlar oluşturma çerçevesinde gerçekleşiyor. Bu şekilde istikrar ve kalkınma hususunda iki halkın meşru arzularını karşılamak hedefleniyor.”
Tunus Ekonomi, Maliye ve Yatırım Destek Bakanı Ali el-Kali de iki ülke ilişkilerine ilişkin şunları aktardı:
“Tunus ve Mısır siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel her düzeyde köklü kardeşlik ilişkilerini paylaşıyor. Bu ilişkiler çok sayıda ve çeşitli işbirliği mekanizmalarına dayanıyor. Karşılıklı ticaret ve yatırımların hacmi umut verici olmaya devam ederken sonuçlar da geliştirilebilir düzeyde. Diğer yandan, Tunus 2019'da Mısır'a yaklaşık 60 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi, Mısır’dan yaptığı ithalatın ise değeri yaklaşık 500 milyon dolar oldu.”
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Kali, perşembe günü yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Mısır'ın Tunus'taki yatırımları 2019 yılının sonunda yaklaşık 2,5 milyon dolar olurken Mısır'daki Tunus yatırımları ise yaklaşık 35 milyon dolar civarında seyretti. Bu yatırımlar, hizmet, turizm, gıda, telekomünikasyon ve diğer bir dizi sektörde gerçekleşti. Tunus ve Mısır'ın Arap, Afrika veya Avrupa-Akdeniz düzeyinde çeşitli ortak bölgelere bağlanması, ortak çıkarlara hizmet eden mevcut iş birliğini güçlendirmeye yardımcı olan önemli faktörlerden biridir. Mısır-Tunus ilişkileri, ikili iş birliği için kurumsal mekanizmaların varlığı ile karakterize edilmektedir. Bunlar, Nisan 1988'de kurulan Ortak Yüksek Komite, Nisan 1992'de kurulan Siyasi İstişare Ortak Komitesi, 2005'te kurulan Bakanlar İzleme Komitesi, iki ülkenin başkentlerinde periyodik ve dönüşümlü olarak toplanan Ortak Konsolosluk Komitesi ve Mısır-Tunus Parlamenter Kardeşlik Derneği olarak sıralanıyor.”
Sisi Ekim 2019'da, Tunus halkını Kays Said'in seçilmesinden dolayı kutladı ve Tunus Cumhurbaşkanı’na ülkenin ve halkının yararına olan uygulamaları yürütebilmesi yolunda başarılar diledi. Sisi daha önce de Said’in göreve gelmesinin ardından yaptığı açıklamada "İki ülke arasında her alanda daha yapıcı bir iş birliği ve çeşitli ortak ilgi alanlarındaki sorunların çözümü için ortak bir vizyon oluşturulmasını dört gözle bekliyoruz” demişti.
Mısır ve Tunus geçtiğimiz ocak ayının sonunda, uluslararası ve bölgesel forumlarda, iki ülke arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi konusunu görüştüler. Bu görüşme, Tunus Dışişleri Bakanı Osman el-Cerandi ve Mısır'ın Tunus Büyükelçisi İhab Abdulhamid arasındaki düzenlenen toplantıda geçekleşti. Toplantıda, Arap bölgesinin yaşadığı gelişmeler ve getirdiği zorluklara değinildi. Bu bağlamda, iki ülke arasında çeşitli Arap meseleleri ile bölgesel ve uluslararası ortak çıkar dosyalarında koordinasyon ve istişarenin güçlendirilmesinin önemine vurgu yapıldı. Tunus'un, BM Güvenlik Konseyi üyeliği ışığında ve bu uluslararası yapı içinde Arapların sesi vasfıyla bahse konu dosyalarda koordinasyonun sağlanmasına katkıda bulunması da altı çizilen konular arasındaydı.
Mısır Dışişleri Bakanlığı Mart 2019'da, Mısır ve Tunus arasındaki ilişkilerin gücü ve dayanıklılığı ile geçtiğimiz yıllarda her düzeyde ilişkilerin ulaştığı seviyeye övgüde bulundu. Bu başarı, iki ülke liderlerinin ortaklık ve iş birliği çerçevelerini pekiştirme konusundaki kararlılıkları ışığında ortaya kondu. Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından söz konusu dönemde yapılan açıklamada iki ülke arasındaki ticaret hacminin son yıllarda kaydettiği ivmeye övgüde bulunulurken her iki ülkede de özel sektörde yatırım ve ortaklıkların kurulmasını teşvik etmek için çalışmaya devam etme ihtiyacı vurgulanmıştı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.