Diyab, Avn’ın hükümetin geniş yetkilerle yola devam etmesi talebine karşı çıktı

Başbakan Diyab ve Cumhurbaşkanı Avn. (NNA)
Başbakan Diyab ve Cumhurbaşkanı Avn. (NNA)
TT

Diyab, Avn’ın hükümetin geniş yetkilerle yola devam etmesi talebine karşı çıktı

Başbakan Diyab ve Cumhurbaşkanı Avn. (NNA)
Başbakan Diyab ve Cumhurbaşkanı Avn. (NNA)

Başbakan Hassan Diyab ile Cumhurbaşkanı Mişel Avn arasında yaşanan uyuşamazlık su yüzüne çıktı. Lübnan başbakanlık kaynaklarına göre anlaşmazlığın merkezinde Avn’ın talepleri var. Öyle ki Avn, bankalardaki mevduat sahiplerinin fonlarının korunması gerekçesiyle Bakanlar Kurulu’nu olağanüstü bir oturumda toplanarak cezai denetimi görüşmeye çağırıyor. Zira kurul, yasayı en az bir yıl önce onaylamış ve hükümet de Temsilciler Meclisi’ne sevk etmişti. Sonuç olarak ise yasanın yeniden gözden geçirilmeye ihtiyacı olmadığı belirtiliyor. Aynı şekilde hükümetin kurulmasına ilişkin siyasi çevrelerde yaşanan tartışmalar bağlamında, Avn’ın Lübnanlılara gönderdiği mesajdaki ifadeler yasayı çevreleyen bir tartışmaya daha yol açtı.
Başbakanlık kaynakları, Diyab’ın özellikle Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame ve Avn arasındaki tartışmaya taraf olmaktan kendisini uzaklaştırdığına işaret ettiler. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Diyab’ın Selame ile anlaşmazlığa yol açan cezai denetim meselesini gündeme getiren ilk isim olduğunu, Selame’nin de dolar kurunu sabitleme çağrısına dair Cumhurbaşkanı’na yanıt verdiğini kaydettiler. Söz konusu çağrı, Merkez Bankası’nda geriye kalan dolar rezervlerinin en büyük kısmının tükenmesine yol açmıştı.
Kaynaklar, Avn’ın, sonuncusu Eylül 2019’da, yani 17 Ekim’deki halk intifadasının başlamasına bir ay kala Selame ile yaptığı görüşmelerin, ulusal parayı korumak için dolar kurunu sabitleme konusuyla sınırlı kaldığını, bu nedenle söylenenler tam anlaşılmadan uygulamaya geçilmek zorunda kalındığını aktardılar. Kaynaklara göre durum, güvenlik ve birçok boşlukla gölgelendi.
Aynı kaynaklara göre Avn, Yüksek Savunma Konseyi toplantısında Diyab’dan geçici hükümeti aktif hale getirmesini ve bu konuda kapsamını genişletmesini istemişti. Ancak Diyab, Avn’ın ikinci talebine yanıt vermedi. Aynı şekilde Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın bu konudaki çağrısına da cevap vermemeyi tercih etti.
Diğer yandan kaynaklar, Diyab'a dava açtıktan sonra Beyrut Limanı’ndaki patlamaya ait dava dosyasına bakan savcı Fadi Savvan’ın yerine savcı Tarık Bitar’ı atadığını aktardılar. Kararın başta hükümeti kurmakla görevli yetkili Saad Hariri olmak üzere, eski başbakanlar ekibi tarafından kabul edilmediğini belirten kaynaklar, Diyab aleyhindeki iddiaların yalnızca Sünni sokaklarıyla uzlaşısına kapı araladığını vurguladılar.
Kaynaklar ayrıca Diyab’ın, Avn’ın Bakanlar Kurulu’nu toplanmaya çağırma talebine ilişkin sessiz kalmakta ısrar ettiğini, bu sessizliğin, onay verdiği anlamına gelmediğini bildirdiler. Diyab’ın ‘Avn’ın cezai incelemeyle ilgili mesajının hiçbir siyasi etkisi olmayacağını’ düşündüğüne dikkat çektiler. Birçok bakan, bu durumu, Özgür Yurtsever Hareket içerisindeki ‘saray halkı’ ve Avn’ı savunmak üzere seslerini yükselten milletvekilleri dışında hiçbir tarafın tepki vermediği ‘bir ses bombası’ olarak nitelendirdi.
Kaynaklara göre Avn ve Hizbullah’a bağlı siyasi ekibin Bakanlar Kurulu’nu toplantıya davet ederek hükümetin çalışmalarını harekete geçirme ısrarı ışığında Diyab, Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin nabzını test etmek üzere bir girişimde bulundu. Diyab ayrıca Berri’nin hükümet faaliyetlerine siyasi bir tavan belirlemek için anayasanın yorumlanmasına ilişkin görüşünü öğrenmek istiyordu. Berri’nin yanıtı ise “Bu bir Türk anlatımıdır” şeklinde oldu. Kaynaklar, Diyab’ın Berri’nin görüşünü iyi şekilde anladığını ve bunu açıklamaya gerek duymadığını söylerken bu görüşün de kendisini, hükümetin oturum çağrısını reddetmeye ittiğini kaydetti.
Başbakanlık ve parlamento kaynakları, Berri’nin Diyab’ın anayasayı yorumlama talebine yanıtına ilişkin de açıklamalarda bulundular. Kaynaklara göre Temsilciler Meclisi Başkanı, tavrında parlamentonun istifa eden hükümete olan güvenini yenilemenin ötesine geçti. Ayrıca Berri, kamuoyuna ‘geçici hükümetin geniş yetkilerle yoluna devam etmesinin, yeni hükümeti kurma çabalarını engellemek anlamına geldiğini’ sunarak kendisini köşeye sıkıştırmayı amaçlayan bir savaşa girmemeye yöneldi. Bu tavrın, Hariri’yi ‘hükümeti kurma hususunda’ destekleme tavrıyla çeliştiğini belirten kaynaklar ayrıca geri çekilmenin olumsuz yansımaları olacağını ve Şii- Sünni tıkanıklığını yeniden ön plana çıkaracağını vurguladı. Berri, geçmişte Hizbullah ve Müstakbel Hareket arasındaki diyalogda arabuluculuk rolü oynamıştı.
Bu bağlamda Diyab, kararlı kalmaya devam ederse ve ‘geçici hükümetin geniş yetkilerle yoluna devam etmesini’ kabul etmeyerek Avn’ı tavrından geri dönmeye zorlamak için bütçe kampanyalarına boyun eyme ısrarını sürdürüre cari yıla ait bütçe tasarısını görüşmek üzere bir oturum başlatacak. Ardından tasarıyı onay için parlamentoya sevk edecek. Hükümet daha önce bütçeyi onaylamış olsa bile bu alandaki görüşler, destek verme ve çekincede kalma arasında değişiyor.
Şu an geçici hükümetin, yoksulluk sınırının altında yaşayan aileler için gıda kartının onaylanmasını sağlamak ve destek yöntemini birleştiren bileşik bir formülü yürürlüğe koymak için parlamento ile mutabakata varması mümkün.
Avn’ın siyasi ufkun ‘geçici hükümetin geniş yetkilerle yoluna devam etmesine’ engel olması hususundaki tepkisi hakkında soru işaretleri ise sürüyor. Öyle ki rolü önerilerini Bakanlar Kurulu’na sunmakla sınırlı kaldığı göz önüne alındığında Avn, aldığı kararları açıklama yetkisine sahip olmayan Savunma Konseyi toplantılarını etkinleştirmek dışında bir çözüm bulabilecek mi, henüz belirsiz.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.