Blinken, Afgan hükümetini Taliban ile müzakereye ikna etmek için Kabil’de

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile 15 Nisan’da Kabil’de bir araya geldi. (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile 15 Nisan’da Kabil’de bir araya geldi. (AFP)
TT

Blinken, Afgan hükümetini Taliban ile müzakereye ikna etmek için Kabil’de

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile 15 Nisan’da Kabil’de bir araya geldi. (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile 15 Nisan’da Kabil’de bir araya geldi. (AFP)

Joe Biden’ın 1 Mayıs’tan itibaren ABD güçlerini Afganistan’dan geri çekme yönündeki programını açıklaması, başta ABD olmak üzere Washington’ın müttefikleri ve karşıtları tarafından tepkiyle karşılandı. Cumhuriyetçi Parti liderlerinin açıklamaları, sadece eski Başkan Donald Trump yönetimi tarafından hazırlanan anlaşmanın uygulandığını duyurmasına rağmen Biden’ın kararını aykırı olarak nitelediler. Anlaşma, ile diğer müttefiklerle ‘asgari’ düzeyde güvenlik ve koordinasyon sağlanması için birkaç aylık bir ertelemeye tanık olmuştu. Bu durum NATO’nun Afganistan’daki misyonunu sona erdirmek için Washington ile paralel ve koordinasyon içinde birlikleri geri çekmeye yönelik birleşik bir karar vermesine de yol açtı.
DPA’ya göre ABD’den sonra NATO güçlerine en büyük ikinci katkıyı sağlayan Almanya da ağustos ortasına kadar ülkeden güçlerini geri çekecek. Savunma Bakanı Annegret Kramp Karrenbauer, telefon üzerinden gerçekleştirdiği bir basın konferansında, Alman milletvekillerini söz konusu plandan haberdar ettiğini belirtti.
ABD ve NATO’nun demokratik olarak seçilmiş Afgan hükümetini desteklemeye devam edeceklerine, ayrıca radikal İslamcılara karşı mücadelede eğitim ve öneri vermeyi sürdüreceklerine dair verdikleri güvenceler ise tatmin etmedi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’i Brüksel’deki NATO toplantılarının hemen ardından Afganistan’a gitmeye, Afgan hükümetini ‘Taliban ile müzakerelere’ ikna etmeye ve kuvvetleri geri çekme kararının yankılarına karşı temkinli olan vatandaşları rahatlatmaya yönelten sebebin de bu olabileceği belirtiliyor.
Blinken, Afganistan’da görev yapan ABD’li yetkililerin yanı sıra Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile de bir araya gelerek Biden’ın ‘ABD tarihindeki en uzun savaşa son verme’ zamanının geldiğine dair açıklamasını görüştü. Blinken, geri çekilme kararının ve ülkesinin Afganistan’da yürüttüğü görevlerin imajını olumlu göstermeye çalıştı. Bakan, 11 Eylül 2001 saldırılarından bu yana El-Kaide örgütü ve lideri Usame bin Ladin’i ortadan kaldırma ve Afgan topraklarını benzer saldırılar planlamak için kullanabilecek terör unsurlarından temizleme hedeflerine ulaşıldığını vurguladı.
Taliban Hareketi, geri çekilmenin ertelenmesine karşı çıkarak İstanbul’da 24 Nisan’da düzenlenecek toplantısıya katılmayacağını duyurdu. Taliban Sözcüsü geri çekilmenin geciktirilmesinin sonuçlarına dair uyarı yaptı. Ancak söz konusu tavrın ilkesel olduğu ve hareketin kendisini adeta bir kurban olarak göstermeye çalıştığı öne sürüldü.
ABD’nin kararının geri döndürülemez olduğunu biliniyor Washington, Afganistan’ın geleceğiyle ilgili gündemine bağlı kalmak için gelecek dört ay boyunca maruz kalacağı baskılara direnmeye çalışacak.
Diğer yandan Afganistan Ulusal Yüksek Uzlaşma Konseyi Başkanı Abdullah Abdulah geçen çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, ‘uluslararası güçlerin geri çekilmesinin Afganistan’ın ölümünü müjdelemeyeceğini ve bu uluslararası yardımın başka şekillerde de devam edeceğini’ söyledi. Taliban’a ülkenin yeni bir savaşa kaymasını önleyecek ortak anlayışlara ulaşma çağrısı yaptı. Afganistan Halk Meclisi Başkanı Mir Rahman Rahmani’nin görüşü ise farklı oldu.  Uluslararası güçlerin geri çekilmesi için uygun olmayan bu zamanın, durumun daha da kötüleşmesine ve hatta iç savaşın patlak vermesine yol açacağına karşı uyardı. Doha’da Afganistan hükümetinin barış müzakerecilerine katılan bir yetkili tarafından DPA’ya yapılan açıklamada, söz konusu durumun ABD’nin müttefiklerine ilişkin yapabileceği en sorumsuz ve bencilce davranış olduğu dile getirildi. Yetkili, “Washington için savaşın sonu olabilir ama bunun bedelini Afgan ortaklar ödeyecek” dedi.
Uyarılar yalnızca Afganlar konusunda değildi. Öyle ki ABD’de Afganistan’daki savaşın henüz bitmediğine ve Washinton kuvvetlerinin geri çekilmesinin savaşın sona erdiği anlamına gelmediğine, aksine ‘ABD döneminin’ sonlandığına işaret ettiğinie yönelik yorumlar ve makaleler yayımlandı. Yapılan değerlendirmelerde Afganistan halkının savaşın devam etmesi nedeniyle acı çekeceği çünkü Taliban’ın ülkenin geleceği için ne planladığı konusunda niyetlerini gizlemediği uyarısı yapıldı.
Afgan hükümeti ile müzakerelerini geçen eylül ayından bu yana durduran Taliban, Birleşmiş Milletler (BM) istatistiklerine göre sadece bu yıl 500’den fazla insanın ölümüne neden olan saldırılarına devam etti. Hareket, Afganistan Devlet Başkanı’na istifa edip geçici ya da kendi kontrolünde olan bir hükümet kurması yönündeki çağrısını sürdürüyor.  Yapılan değerlendirmelerin bir kısmında “ABD halkı, Washington’ın 20 yıldır içinde bulunduğu bu savaşın anlamını yetkililerden öğrenme hakkına sahiptir” vurgusu ön plana çıkıyor. Analistlerin bir kısmına göre ABD’liler, kuvvetlerinin Afganistan’daki varlığının nedeninin, ‘bir ulus inşa etmekten mi yoksa teröristleri avlamaktan mı’ kaynaklandığını hiçbir zaman öğrenemedi. Ancak yapılan diğer yorular şu şekilde:
“Başkan Biden’ın Trump yönetiminin yapamadığını başarmak için önceliklerine ve Çin ve Rusya ile mücadeleye odaklanması, ABD’nin topu, Afganistan krizini sona erdirme sorumluluğunu üstlenmeleri için diğer bölgesel ve uluslararası güçlerin sahasına atmaya karar verdiğini gösteriyor.”
Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada ABD Başkanı Joe Biden’ın geçen çarşamba akşamı Afgan mevkidaşı Eşref Gani ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. Biden, Gani’ye ‘Afganistan’a kalkınma, insani yardım ve güvenlik yardımı sağlamaya devam etmek için ABD’nin desteğine dair güvence verdi. Biden ayrıca, Gani ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Afgan halkının barış içinde yaşamasına izin verecek siyasi bir çözüme ulaşmak için çaba sarf edilmesi gerektiğini vurguladı.



İran, Hamaney'i lideri olmadan uğurluyor... Trump gelecek hafta Netanyahu ile görüşebilir

İran, Hamaney'i lideri olmadan uğurluyor... Trump gelecek hafta Netanyahu ile görüşebilir
TT

İran, Hamaney'i lideri olmadan uğurluyor... Trump gelecek hafta Netanyahu ile görüşebilir

İran, Hamaney'i lideri olmadan uğurluyor... Trump gelecek hafta Netanyahu ile görüşebilir

Eski İran lideri Ali Hamaney'in cenaze törenlerinin başlamasına rağmen yeni lider Mücteba Hamaney'in kamuoyu önüne çıkmaması ve sıkı güvenlik önlemleri altında gözlerden uzak kalmayı sürdürmesi, ülkeyi fiilen kimin yönettiğine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Hamaney'in naaşı için pazar günü Tahran'da, altı gün sürmesi planlanan cenaze törenlerinin ikinci gününde cenaze namazı kılındı. Törene geniş katılım sağlandı.

Mücteba Hamaney cenaze namazına katılmazken, tabutun ön sıralarında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Parlamento Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf ile Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin de aralarında bulunduğu üst düzey İranlı yetkililer yer aldı.

Cenaze törenleri, Tahran ile Washington arasında karşılıklı mesajların sürdüğü bir döneme denk geliyor. ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada İran'ın ABD ile siyasi bir uzlaşıya varmayı büyük bir istekle arzuladığını ve bu hedef doğrultusunda tüm yolları denediğini söyledi.

Trump, ABD'nin "iyi niyet göstergesi olarak" İran'a operasyonların durdurulması için bir haftalık süre tanıdığını, böylece cenaze törenlerinin gerçekleştirilebildiğini ifade etti.

ABD Başkanı ayrıca, gelecek hafta ABD'de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelebileceğini de belirtti.


Dini Liderin olmayışı İran'ın yönetimine ilişkin soru işaretleri doğuruyor

İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'daki büyük namazgahta düzenlenen cenaze töreninde bir araya gelen İranlı yetkililer. Aralarında Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Dini Liderin Danışmanı Gulam Ali Haddad Adil bulunuyor (Reuters)
İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'daki büyük namazgahta düzenlenen cenaze töreninde bir araya gelen İranlı yetkililer. Aralarında Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Dini Liderin Danışmanı Gulam Ali Haddad Adil bulunuyor (Reuters)
TT

Dini Liderin olmayışı İran'ın yönetimine ilişkin soru işaretleri doğuruyor

İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'daki büyük namazgahta düzenlenen cenaze töreninde bir araya gelen İranlı yetkililer. Aralarında Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Dini Liderin Danışmanı Gulam Ali Haddad Adil bulunuyor (Reuters)
İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'daki büyük namazgahta düzenlenen cenaze töreninde bir araya gelen İranlı yetkililer. Aralarında Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Dini Liderin Danışmanı Gulam Ali Haddad Adil bulunuyor (Reuters)

İran’ın Dini Lideri Mücteba Hamaney'in kamuoyu önünden uzak kalması, ülkeyi fiilen kimin yönettiğine ilişkin İranlı siyasi çevrelerde giderek artan soru işaretlerine yol açarken kriz, iktidar kanatları arasında emsalsiz ayrışmaları da gün yüzüne çıkardı.

Cenaze töreninden önceki gün ve haftalarda açık bir siyasi çatışma yaşandı. Üst düzey İranlı yetkililer ve önde gelen siyasi isimler, ABD ile yürütülen müzakereler gerekçesiyle birbirlerini ‘hayal görmek, ihanet etmek ve darbe planlamakla, hatta yeni Dini Lider (Rehber) Mücteba Hamaney'in direktiflerine uymamak ve kararlarını manipüle etmekle’ suçladı.

Mücteba Hamaney bu görüş ayrılıklarını kontrol altına almak amacıyla özenle kaleme alınmış yazılı bir bildirge yayımladı. Ancak New York Times'ın (NYT) haberine göre bu adım tartışmaları yatıştırmak yerine daha da alevlendirdi. Sertlik yanlısı kesimin destekçileri ise gece toplantılarında sloganlar atmayı sürdürerek Rehber bizzat ortaya çıkmadığı ya da sesli bir kayıt yayımlamadığı sürece geri adım atmayacaklarını ilan etti.

Gıyabında verilen hüküm

Dört üst düzey İranlı yetkilinin aktardığına göre Hamaney'in yokluğunun sürmesi ve iç çatışmayı kontrol altına almaktaki yetersizliği, İranlı siyasi çevrelerde Rehber'in doğrudan sahne almaksızın yönetim sisteminin işleyişini sürdürüp sürdüremeyeceğine ilişkin soru işaretleri doğurdu. ABD ile yürütülen müzakereler dosyası ise Hamaney’in şimdiye kadar karşılaştığı en belirleyici sınav olarak öne çıkıyor.

Toplantının ayrıntılarını bilen dört yetkili, Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan'ın müzakerelerin son aşamalarında Dini Lider Ali Hamaney'i ziyaret ettiğini, bu dönemde Hamaney geçici ateşkes anlaşmasını onaylamak konusunda hâlâ kararsız bir tutum sergiliyordu. Pezişkiyan, ekonomik durumun kritik bir eşiğe ulaştığını ve ABD'nin deniz ablukasının İran ekonomisini felç ettiğini Dini Lidere iletti. Anlaşma reddedilirse görevinden istifa edeceğini de açıkça bildirdi.

Yetkililer ayrıca İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti'nin de Hamaney'e bir mektup gönderdiğini belirtti. Himmeti bu mektupta ülkenin ağır bir bütçe kriziyle karşı karşıya olduğunu, deniz ablukasının sürmesi halinde gıda stokları ile temel tıbbi malzemelerin ağustos sonuna kadar tükeneceğini uyarısında bulundu. Himmeti mektubunda İran'ın petrolünü satamaz ve ihtiyaç duyduğu ölçekte alternatif ticaret yolları bulamaz hale geldiğini de ortaya koydu.

Dört yetkili de bu mesaj ve iletişimlerin Hamaney'i sonunda anlaşmayı onaylamaya ikna etmede belirleyici bir rol oynadığını teyit etti.

Dini Lider Mucteba Hamaney kısa bir açıklamayla anlaşmaya ‘ilke olarak’ karşı olduğunu açıkladı, ancak Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin desteğini alması halinde Cumhurbaşkanı Pezişkiyan’a süreci ilerletmesi yönünde talimat verdi. Cumhurbaşkanı Pezişkiyan ise Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin 12'ye karşı 1 oyla anlaşma lehinde oy kullandığını açıkladı.

Güç dengesini belirleyebilecek kararlar

Cenaze töreninin sona ermesinin ardından Hamaney'in Yargı Erki Başkanlığı, Resmi Radyo ve Televizyon Kurumu Başkanlığı, Besic teşkilatı komutanlığı ve kendi ofisinin başkanlığı dahil bir dizi kritik makama atama kararları alması gerekecek.

İranlı yetkililer bu atamaların Rehber'in sistem içinde hangi kanadı desteklemeyi tercih ettiğinin açık bir göstergesi olacağını düşünüyor. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, onun en yakın müttefikleri arasında sayılmakta olup liderlik konumuna yükselmesinin en önde gelen destekçileri arasında yer alırken sertlik yanlısı kesim farklı bir adayı desteklemişti.

sdvdfvfd
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 21 Haziran’da İsviçre’de düzenlenen toplantıya katılırken (EPA)

Yıllar önce İran her zaman bazıları kamuya açık biçimde alevlenen sert siyasi rekabetlere sahne olurdu. Ancak bu ayrışmalar genellikle muhafazakâr ve reformcu iki akım arasında yaşanırdı. Muhafazakârlar ‘İslam Devrimi’nin temelini oluşturan Batı karşıtı ideolojiyi korumaya çalışırken reformcular değişim peşinde koşuyor, ancak çoğunlukla bunu başaramıyordu.

Muhafazakar akımın bölünmesi

Tüm kritik kararlarda mutlak otorite kullanan eski Dini Lider Ali Hamaney'in ölümünün yarattığı boşlukta İran'ın muhafazakâr cephesi ikiye bölündü.

Kanatlardan biri kendini ‘pragmatist’ olarak tanımlıyor. Sistemin bekası için ABD ile düşmanlığa son verilmesi ve ekonomik açılım gerektiği görüşünü savunuyor. Diğer kanat ise azınlıkta kalan katı muhafazakarlık yanlılarından oluşuyor. Nükleer programla ilgili meseleler dahil Washington'a herhangi bir taviz verilmesini reddetmekte ve İran'ın savaşı uzatarak zafere ulaşabileceğine inanıyor.

İranlı dört üst düzey yetkili ve iki kaynağın aktardığına göre kamuoyuna yansıyan fikir ayrılıkları, perde arkasında dönen çok daha derin görüş ayrılıklarının yalnızca küçük bir yansıması. Bu kişiler her iki tarafın da yeni Rehber'in desteğini kazanmak ve böylece üstünlük sağlayarak İran siyasi sahnesinin geleceğini şekillendirmek amacıyla kıyasıya bir mücadele verdiğini belirtiyor.

sxdvfd
Pezişkiyan, Kalibaf ve İran Yargı Erki Başkanı ve Geçici Liderlik Konseyi Üyesi Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ile üçlü bir toplantıda (İran Cumhurbaşkanlığı)

Söz konusu yetkililer şimdiye kadar üst düzey komutanlar, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakır Zulkadr'ı bünyesinde barındıran pragmatist kanadın üstünlüğü ele geçirdiğini teyit ediyor.

Aynı kaynaklara göre bu kanat muhalefet gürültüsüne kulak vermeyerek ateşkesi kabul etmek, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile doğrudan müzakereler yürütmek ve Başkan Donald Trump ile anlaşma imzalamak dahil birkaç kritik kararı hayata geçirdi.


İsrail, ters kelepçe ile görüntüleri basına yansıyan Filistinlinin kimliğini gizlemeye devam ederken Gazze'den iki kadın o kişinin oğulları olduğunu söylüyor

İsrail’e ait bir askeri nakliye aracı Gazze'den ayrılırken, askerler Gazze Şeridi sınırındaki bir tepenin yakınlarında toplanıyor (AFP)
İsrail’e ait bir askeri nakliye aracı Gazze'den ayrılırken, askerler Gazze Şeridi sınırındaki bir tepenin yakınlarında toplanıyor (AFP)
TT

İsrail, ters kelepçe ile görüntüleri basına yansıyan Filistinlinin kimliğini gizlemeye devam ederken Gazze'den iki kadın o kişinin oğulları olduğunu söylüyor

İsrail’e ait bir askeri nakliye aracı Gazze'den ayrılırken, askerler Gazze Şeridi sınırındaki bir tepenin yakınlarında toplanıyor (AFP)
İsrail’e ait bir askeri nakliye aracı Gazze'den ayrılırken, askerler Gazze Şeridi sınırındaki bir tepenin yakınlarında toplanıyor (AFP)

Gazze Şeridi'nden bir adam, gözleri bağlı, iç çamaşırı dışında hiçbir kıyafeti olmadan ve küçük bir yatağa yüzüstü kelepçelenmiş halde İsrail gözetimindeyken çekilmiş bir fotoğrafta göründü.

İsrail, fotoğrafın gerçek olduğunu kabul ederek bu muamelenin ordusunun değerleriyle ‘bağdaşmadığını’ doğruladı, ancak adamın kimliğini ya da tutulduğu yeri henüz açıklamadı.

Bu durum, Rana Ebu Nassar ve Jude el-Gul adlı iki Filistinli annenin acısını daha da derinleştirdi. Her ikisi de fotoğraftaki kötü muameleye maruz kalan kişinin kayıp oğulları olduğunu öne sürüyor.

Instagram'da yayımlanan bir paylaşımda bir adamın elleri arkadan bağlı, sağ ayağı ise yatağın alt köşesine bağlanmış halde görülüyor.

Adamın sağ ayağından boynuna kadar uzanan bir değnek de sırtına bağlanmış haldeyken yüzünün büyük bölümü görüntüde yer almıyor.

Hesabı silinmiş görünen bir kullanıcı tarafından yayımlanan söz konusu paylaşımda fotoğrafın üzerine İbranice olarak ‘Günaydın’ ifadesi yazılmıştı.

İsrail ordusu olayı tespit ettiğini belirterek soruşturma yürütüldüğünü ve ‘ilgililerin sonuçlara göre hesap vereceklerini’ açıkladı.

İsrail ordusu sözcüsü adamın adını ya da tutulduğu yeri açıklamadı.

Filistinli anne Rana, iki gün önce fotoğrafı gördüğü andan itibaren fotoğraftaki kişinin oğlu Usame olduğunu anladığını söyledi. Ayağındaki şişlik ve bacağındaki yaralar dahil vücudunun her ayrıntısını tanıdığını belirten Rana, fotoğrafta sol bacağındaki şişliği net biçimde görebildiğini vurguladı.

Bu fotoğrafın oğlunun mart ayında İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes hattı yakınlarındaki bir bölgede tutuklanmasının ardından görebildiği ilk görüntü olduğunu ifade etti.

Usame'nin 19 Mart'ta tutuklanması ve bir yaşındaki çocuğuyla birlikte gözaltına alınması nedeniyle uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Çocuk aynı gün serbest bırakıldı. Aile ise çocuğun ayaklarında sigara yanığı izleri bulunduğunu açıkladı.

Annesi, Usame'nin psikolojik sorunları olduğunu ve aklı başında herhangi birinin ‘sarı hat’ olarak bilinen, İsrail ordusunun Filistinlilere sıklıkla ateş açtığı bölgeye o kadar yakın bir yere çocuğunu götüremeyeceğini belirtti.

İsrail ordusu ise askerlerinin Usame'nin oğluna kötü muamelede bulunduğu iddialarını reddederek çocuğun bacaklarındaki izlerin askerlerin Usame'yi sarı hatta yaklaşmaması için uyarmak amacıyla açtığı uyarı ateşinden kaynaklandığını savundu.

Reuters, fotoğraftaki kişinin gözaltı koşullarını bağımsız olarak doğrulayamadı.

Öte yandan öğlu Emin'in 2023 kasımında Gazze'nin güneyinden kuzeye geçmeye çalışırken gözaltına alındığını belirten Jude de fotoğrafı gördüğü andan itibaren resimdeki kişiyi tanıdığını söyledi.

Gazze şehrindeki bir yerinden edilmişler kampından konuşan Jude, fotoğraftaki gencin oğlu olduğunu ve onu saçları ile sakalından tanıdığını belirterek "Annenin kalbi yanılmaz" dedi. Jude, cep telefonunu kucaklayıp fotoğrafı görür görmez ağlamaya başladığını da anlattı.

Yaklaşık bin 200 Gazzeli İsrail'de, doğrudan ya da dolaylı olarak silahlı çatışmalara katıldığından şüphelenilenlerin süresiz olarak tutulmasına olanak tanıyan ‘Yasadışı Savaşanların Tutuklanması Kanunu’ kapsamında tutulduğu biliniyor.

Filistin Esirler Cemiyeti (PPS) Basın Sözcüsü ve Medya Sorumlusu Emani Serahne, PPS’nin fotoğrafın yayılmasının ardından iki adamın adını avukatların ziyaret edebilmesi amacıyla İsrail ordusuna ilettiğini açıkladı. Serahne, ziyaretlere izin verildiğini ancak bunun son derece güç olduğunu ve koordinasyon sürecinin aşırı uzun sürdüğünü de sözlerine ekledi.