Etiyopya, Nahda Barajı krizinin uluslararası arenaya taşınmasına karşı

Sömürge dönemine dayanan bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini vurgulayan Addis Ababa yönetimi, Kahire ve Hartum’a da Nil Nehri konusunda tepki gösterdi.

Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında 2011 yılından bu yana -Nahda Barajı’na ilişkin henüz bir uzlaşıya varılamadı. (Reuters)
Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında 2011 yılından bu yana -Nahda Barajı’na ilişkin henüz bir uzlaşıya varılamadı. (Reuters)
TT

Etiyopya, Nahda Barajı krizinin uluslararası arenaya taşınmasına karşı

Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında 2011 yılından bu yana -Nahda Barajı’na ilişkin henüz bir uzlaşıya varılamadı. (Reuters)
Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında 2011 yılından bu yana -Nahda Barajı’na ilişkin henüz bir uzlaşıya varılamadı. (Reuters)

Ahmed Abdulhakim
Nil Nehri havzasının iki ülkesi, Mısır ve Sudan ile Etiyopya arasında Nahda Barajı (Rönesans-Hedasi) ile ilgili kriz sürüyor. Ufukta herhangi bir çözüm görünmezken mesele her geçen gün daha da karmaşık bir hal alıyor. Bu durumun nedeni olarak Addis Ababa’nın Mavi Nil suları üzerinde inşa ettiği baraj ile ilgili atmayı planladığı adımlar konusundaki söylemlerini sertleştirmesi gösteriliyor. Addis Ababa, Hartum ve Kahire ile bir anlaşmaya henüz varılamamış olmasına rağmen temmuz ayında yaşanması beklenen gelecek sel sezonunda barajın ikinci dolum aşamasına geçmekte ısrar ediyor.

Uluslararası arabuluculuk yok
Etiyopya dün yaptığı açıklamayla uluslararası arabuluculuğu bir kez daha reddetti. Etiyopya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Demeke Mekonnen ülkesinin yıllardır çözülemeyen bu dosyanın uluslararası düzeye taşınmasını kesin bir şekilde kabul etmediğini söyledi. Böyle bir adımın “ülkesini herhangi bir anlaşmayı kabul etmeye zorlamayacağını” vurguladı.
Mekonnen bu sözleri ile birkaç gün önce Nahda Barajı dosyasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) ve BM’ye sevk etmeye yönelik Mısır ve Sudan tarafından gelen hamlelere işaret etti.
Mekonnen Etiyopya Dışişleri Bakanlığı tarafından Avrupa'daki Etiyopyalı heyetler ile iş birliği içinde düzenlenen çevrimiçi bir panelde yaptığı açıklamada ülkesinin “Mısır ve Sudan’ın su üzerindeki hegemonyasını korumaya çalışan haksız şartları asla kabul etmeyeceğini” vurguladı. “Kahire ve Hartum Afrika Birliği’nin (AfB) liderlik ettiği süreç çerçevesinde taraflar için tatmin edici bir sonuca ulaşmak amacıyla yapıcı bir yaklaşım benimserse Nahda Barajı ile ilgili müzakereler iş birliği yapma fırsatı sağlar” ifadesini kullandı. Mekonnen ayrıca krizi kasıtlı olarak siyasallaştırma ve uluslararası düzeye taşıma girişimleri ile ülkesine baskı yapılmaya devam edilmesinin, Addis Ababa’nın Nil Nehri ile ilgili sömürge dönemine dayanan bir anlaşmayı kabul etmesini sağlamayacağının altını çizdi.
Etiyopya, Mısır ve Sudan’ın ikinci dolum aşaması başlamadan önce yasal ve bağlayıcı bir anlaşmaya ulaşılmasını hızlandırmak amacıyla arabuluculuk dairesinin genişletileterek AfB, BM, ABD ve Avrupa Birliği’ni (AB) kapsayan dörtlü bir arabuluculuk mekanizmasının kabul edilmesine yönelik önerilerini reddediyor.  Sadece AfB arabuluculuğuna bağlı olduğunu vurguluyor.

Mısır seçeneklerini inceliyor
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Mısır ve Sudan’ın gösterdiği  esneklik karşısında Etiyopya’nın inadını sürdürmesine rağmen ülkesinin Nahda Barajı müzakereleri çerçevesinde hareket ettiğini bildirdi.
Şukri perşembe günü Mısır Parlamentosu’nun Afrika İşleri Komisyonu üyeleriyle yaptığı görüşmede Kahire’nin sonraki adımlarının, barajın ikinci kez doldurulması sonucunda Mısır’da meydana gelebilecek hasarın boyutu ile ilişkili olduğunu söyledi. Şukri sözlerine şöyle devam etti:
“İşlerin herhangi bir zarar meydana gelmeden ilerleyeceği varsayılabilir. Ancak bir zarar meydana gelirse, o zaman bu noktada tüm devlet kurumları bununla yüzleşmek, başa çıkmak ve her türlü etkisini ortadan kaldırmak için çalışacak. Tüm imkanlar devlet ve çeşitli kurumları tarafından erişilebilir durumda. Yapılan teknik değerlendirmeler, Etiyopya tarafının ikinci dolum aşamasına geçmesi durumunda Mısır’a herhangi bir zarar gelmeyeceğini gösteriyor. Ancak her şey, gerçekte sahada ne olduğuna dair yapılan çalışmalara ve doğru bir değerlendirmeye bağlı.”
Şukri devlete bağlı kurumların gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini vurguladığı açıklamasında “Bu, varoluşsal bir meseledir. Mısır halkının yaşamı ile ilgili bir sorundur. Bu meselenin basite alınması mümkün değil. Ciddiyet ve bağlılık ile ele alınmak zorunda”  ifadesini kullandı.
Diğer yandan Sudan, Etiyopya’ya tek taraflı bir şekilde ikinci dolum aşamasına geçmemesi için çağrıda bulundu. Sudan verileri koordine edecek net bir mekanizma olmamasının, Nahda Barajı’na 100 kilometre uzaklıktaki Sudan Roseires Barajı’nın güvenliğini etkileyebileceğine dikkat çekti. Aynı şekilde Etiyopya’nın, tıpkı geçen yıl sürpriz bir şekilde 4,9 milyar metreküp hedefine ulaşarak barajın ilk dolum aşamasını tamamladığında olduğu gibi ciddi bir içme suyu kıtlığına da sebep olabileceğini kaydetti.
Mısır, Sudan ve Etiyopya 2011 yılından bu yana barajın doldurulmasına ilişkin bir uzlaşıya varmak için müzakerelerde bulunuyor. Kahire ve Hartum barajın etkilerinden endişe duyuyor. Üç ülke, aradan geçen yıllara rağmen henüz bir uzlaşmaya varamadı. Dünyanın en uzun nehri olan Nil, geçtiği 10 ülkenin su ve elektrik sağlayan can damarı sayılıyor.
Mısır, Nahda Barajı’nın yılda 55 buçuk milyar metreküpe ulaşan Nil sularındaki payını etkileyeceğinden endişe ediyor. Addis Ababa ise bu durumu reddederek suya el koymayı değil, elektrik üretmeyi hedeflediğini savunuyor. Diğer taraftan Hartum, barajın yıkılmasına neden olabilecek güvenlik ölçütleri konusunda da endişeli. Zira barajın yıkılması durumunda ülkenin büyük bir bölümü sular altında kalabilir ve milyonlarca kişi zarar görebilir.
Mısır ve Sudan, Etiyopya’ya kapsamlı bir anlaşma yapılıncaya dek baraj rezervuarını doldurma planlarını erteleme çağrısında bulunmasına rağmen Addis Ababa 21 Temmuz 2020 tarihinde 4,9 milyar metreküp hedefine ulaşarak barajın ilk dolum aşamasını tamamladığını ve böylece ilk iki türbinin test edilmesini sağladığını duyurmuştu. Ayrıca Temmuz ayında barajın ikinci dolum aşamasını uygulamaya da kararlı olduğunu vurgulamıştı.
Mısır ve Etiyopya arasındaki anlaşmazlık, Nahda Barajı’nın doldurulma dönemi ve nasıl işletileceği etrafında dönüyor. Etiyopya hükümet kaynaklarına göre Kahire, kuraklık yılları dikkate alınarak doldurma süresinin 10 yıla çıkarılmasını talep ederken Addis Ababa ise ilk başta uzlaşılan üç yıl yerine dört ila yedi yıl konusunda ısrar ediyor.

 


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.