İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Kaani: ABD ve İsrail’e karşı her gün temel bir adım atacağız ve beklenen Mehdi için dünya devleti kurulana dek bu yolda devam edeceğiz

Devrim Muhafızları, Hicazi’nin cenaze töreninde sonra Halep’teki operasyonu yöneten Kudüs Gücü’ne bağlı bir generalin öldüğünü bildirdi.

Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, dün Isfahan kentinde yardımcısı Muhammed Hicazi’nin cenaze töreninde konuşma yaptığı sırada (Tasnim)
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, dün Isfahan kentinde yardımcısı Muhammed Hicazi’nin cenaze töreninde konuşma yaptığı sırada (Tasnim)
TT

İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Kaani: ABD ve İsrail’e karşı her gün temel bir adım atacağız ve beklenen Mehdi için dünya devleti kurulana dek bu yolda devam edeceğiz

Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, dün Isfahan kentinde yardımcısı Muhammed Hicazi’nin cenaze töreninde konuşma yaptığı sırada (Tasnim)
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, dün Isfahan kentinde yardımcısı Muhammed Hicazi’nin cenaze töreninde konuşma yaptığı sırada (Tasnim)

İran Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlar birimi Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, ABD ve müttefiki İsrail’in her gün direniş cephelerinin (Devrim Muhafızları’na ideolojik bağlılığı bulunan ve çeşitli milletlerden oluşan milislere atıfla) temel bir adımıyla karşılaşacağını söyledi.
Kaani, İran’ın orta kesiminde bulunan Isfahan kentinde Yardımcısı Muhammed Hicazi’nin cenaze törenine katıldı. Burada yaptığı konuşmada, 2020’nin başında ABD hava saldırısında öldürülen selefi Kasım Süleymani’nin “yolunda devam etme” sözü veren Kaani, Kudüs Gücü’nün bölgedeki faaliyetlerine atıfta bulunarak, başarıyla devam ettikleri bu yolda, beklenen Mehdi için dünya devleti kurulana dek durmayacaklarını söyledi.
Hicazi’nin Süleymani’den sonra Devrim Muhafızları faaliyetlerinin genişlemesinde oynadığı role işaret eden Kaani, “(Hicazi) yolunda yürüyen gerçek yürüyüşçülerdendi. İyi iş yaptı ve başkalarını eğitti” diye konuştu.
Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’deki İran’ın vekil güçlerinin faaliyetlerine de değinen Kaani, “Devrim’in düşmanları Amerika ve Siyonist rejime karşı her gün temel bir adım atacağız ve beklenen Mehdi için dünya devleti kurulana dek bu yolda devam edeceğiz” ifadesini kullandı.
Kaani’nin açıklaması, ABD’nin 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmaya çalıştığı bir dönemde geldi. ABD, müttefik Avrupa ülkeleri ve bölge ülkelerinin talebi üzerine, İran’ın bölgedeki vekil güçlerine kısa ve orta menzilli balistik füze tedarik etme konusunda ısrar ettiği bu ortamda İran’ın füze programını kontrol altına alacak ve Devrim Muhafızları’nın bölgedeki müdahalelerine ve milislere olan desteğine çözüm getirecek şekilde daha kapsamlı bir anlaşmaya varmayı hedefliyor. İran’ın önde gelen diplomatları ve yetkilileri, geçtiğimiz yıllarda Tahran’ın bölgedeki faaliyetlerine yapılan uluslararası eleştirilere karşı İran’ın “dost ülkelerin talebi üzerine” bölge ülkelerinde bulunduğunu savunuyordu.
Devrim Muhafızları yaptığı ilk açıklamada, Kudüs Gücü Komutan Yardımcısı Muhammed Hicazi’nin kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini ilan etti. Ancak daha sonra bu açıklamadan geri adım atarak, Hicazi’nin geçirdiği kalp krizi ile geçmişte aldığı bir kimyasal yaranın belirtileri arasında ilişki kurdu. Devrim Muhafızları’nın açıklamalarından önce ise İran Meclis Başkan Yardımcısı’nın da aralarında bulunduğu İranlı yetkililer Hicazi için “şehit” nitelemesini kullandı. Bu niteleme kamuoyunda Hicazi’nin suikasta uğradığı veya İran’ın sınır ötesi bir operasyonunda öldürüldüğü iddialarına kapı araladı. Kudüs Gücü’nün eski bir komutanının oğlu Twitter hesabından paylaştığı mesajda bu iddiayı dile getirdikten bir süre sonra mesajı sildi.
Hicazi’nin ölümüyle ilgili çelişkili açıklamaların yapılması, Devrim Muhafızları’nın açıklaması üzerinde şüphelere yol açtı. Kudüs Gücü Komutanı Danışmanı İsmail Kevseri, Hicazi’nin uğradığı “biyolojik” suikast” sonucu hayatını kaybettiği iddiasını “düşmanların şeytanca söylentileri” diye tanımladı. İran’ın resmi haber ajansı IRNA’ya konuşan Kevseri, “Düşmanlar kendilerini, İran içerisinde her yere sızmış ve her türlü operasyonu yapabilecek güçteymiş gibi gösteriyorlar” dedi.
Kevseri, Hicazi’nin 1. Körfez Savaşı sırasında aldığı “kimyasal yaranın belirtileri” nedeniyle “yorgun bir vücuttan muzdarip olduğunu” söyledi.
Devrim Muhafızlarının en yüksek rütbeli komutanlarından bir olan Hicazi, 2009 yılı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Yeşil Hareketi’nin düzenlediği protestolar sırasında başkent Tahran’ın güvenliğinden sorumlu yetkiliydi.
İran’ın Natanz nükleer tesisini sallayan patlamanın üstünden iki hafta geçmeden gelen Hicazi’nin ölüm haberi, ölümüyle ilgili şüpheleri derinleştiriyor. İran, ezeli düşmanı İsrail’i patlamanın arkasında olmakla suçladı.
New York Times gazetesi, İran’da geçen yıl yaz aylarında bir El-Kaide yöneticisinin öldürülmesi, nükleer programın askeri ve güvenlik boyutlarından sorumlu Muhsin Fahri Zade’ye yapılan suikast ve sonuncusu yaklaşık iki hafta önce meydana Natanz nükleer tesisindeki iki patlamaya işaret ederek, tüm bu olayların İran’da “güvenlik açığı” olduğunu gösterdiğini yazdı.
Devrim Muhafızları önceki gün Kudüs Gücü’nün üçüncü adamı Muhammed Rıza Felah Zade’nin Hicazi’nin yerine terfi ettiğini duyurdu.
Devrim Muhafızları, Hicazi’nin cenaze töreninden birkaç saat sonra Kudüs Gücü Komutanı Muhammed Ali Hak’ın koronavirüs sebebiyle hayatını kaybettiğini açıkladı. Devrim Muhafızları İstihbarat Servisi’ne yakın Tasnim haber ajansı, Ali Hak’ın, İran’ın kuzeyindeki Gilan eyaletindeki Kudüs Gücü komutanlarından ve Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı’nın Danışmanı olduğunu aktardı. Tasnim’e göre Ali Hak, Halep’in dış mahallerinde yapılan “Nubul ve Zehra” operasyonunu yönetti.



İsrail ordusu, Gazze'ye giden yardım gemilerini kuşattı

İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'ye giden yardım gemilerini kuşattı

İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)
İsrail Donanması’na ait bir askeri unsur, geçtiğimiz ekim ayında durdurulduktan sonra ‘Sumud Filosu’na ait gemilerden birini Aşdod Limanı'na götürürken (Reuters)

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmak ve oraya yardım ulaştırmak amacıyla bu ayın başlarında yola çıkan Sumud Filosu organizatörleri bugün İsrail Donanması'nın gemilerini uluslararası sularda kuşattığını ve bir kısmıyla iletişimin kesildiğini duyurdu.

Filonun organizatörleri tarafından gece yapılan açıklamada, “İsrail askeri gemileri, uluslararası sularda filoyu yasadışı biçimde kuşattı ve kaçırma ile şiddet kullanmaya dair tehditler savurdu” denildi. Açıklamada ayrıca "11 gemiyle iletişimin kesildiği" belirtildi.

Dün İsrail Ordu Radyosu, bir İsrail kaynağına dayandırdığı haberde İsrail'in kendi kıyılarından uzakta Gazze’ye doğru yol alan yardım gemilerini kontrol altına almaya başladığını bildirmişti. Haberde kaç gemiye müdahale edildiği ve gemilerin müdahale sırasındaki konumları belirtmedi.

Filo, son haftalarda Fransa'nın Marsilya, İspanya'nın Barselona ve İtalya'nın Sirakuza şehirlerinden hareket eden 50'den fazla gemiden oluşuyor. Filonun organizasyonuna ait internet sitesindeki canlı takip verilerine göre gemiler şu an Yunanistan'ın Girit Adası'nın batısında bulunuyor.

Filonun sosyal medya platformu X hesabından yapılan paylaşımda "Askeri botlar gemilerimizi durdurarak kendilerini 'İsrail'e ait' olarak tanıttı” denildi. Filonun organizatörleri, gemilerde bulunan kişilerin lazer ışınları ve yarı otomatik taarruz silahlarıyla hedef alındığını ve aktivistlere gemilerin ön tarafında toplanmaları ile dört ayak üstüne çömelmeleri emrinin verildiğini de belirtti.

İsrail Donanması, 2025 yılı sonunda İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg dahil olmak üzere aralarında siyasetçiler ve aktivistlerden oluşan yaklaşık 50 teknelik ilk filoya el koymuştu. Organizatörler ve Uluslararası Af Örgütü bunu yasadışı olarak nitelendirmişti.

Tüm mürettebat ve gemilerdekiler, İsrail tarafından gözaltına alınarak sınır dışı edilmişti.

Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi, 2007 yılından bu yana İsrail ablukası altında.


Lübnan’da Cumhurbaşkanı Avn ile Meclis Başkanı Berri arasında müzakere tartışması

Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
TT

Lübnan’da Cumhurbaşkanı Avn ile Meclis Başkanı Berri arasında müzakere tartışması

Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)
Dün İsrail'in kuzeyin görülen, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri araçları (AP)

İsrail ile doğrudan müzakereler, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Meclis Başkanı Nebih Berri arasında sözlü tartışmaya neden oldu. Avn, bu alandaki tüm adımlarını Berri ve Başbakan Nevvaf Selam ile koordineli biçimde attığını söylerken Berri, Avn’ın ‘söylediklerinin doğru olmadığını’ öne sürerek sert tepki gösterdi.

Avn, İsrail'in önce ateşkesi tam anlamıyla uygulaması, ardından müzakerelere geçilmesi gerektiğini gerektiğini belirterek müzakerelerle ilgili her adımının ‘Berri ve Selam ile koordineli ve istişareli biçimde’ atıldığını vurguladı. Berri ise hiç vakit kaybetmeden verdiği yanıtta, “Avn'ın söyledikleri gerçeği yansıtmıyor, tabi buna başka bir şey demiyorsak” ifadelerini kullandı. Berri, bu değerlendirmenin 2024 yılının kasım ayında varılan ateşkes anlaşması ve müzakereler konusu için de geçerli olduğunu da ekledi.

Sahadaki gelişmelere gelince İsrail, ateş gücüyle Lübnan topraklarında bir ‘kırmızı hat’ dayattı. Bu hat, haftalarca önce ilan edilen sarı hat bölgesine paralel uzanarak onlarca Lübnan köyünü tehdit ediyor. Söz konusu geniş coğrafi alan, sınırdan 25 kilometre derinliğe kadar uzanırken aralıksız devam eden hava saldırılarına ve bölgenin tahliye edilmesi için yapılan uyarılara maruz kalıyor.


Trump: Amerika Birleşik Devletleri, Almanya'daki asker sayısını azaltmayı değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump: Amerika Birleşik Devletleri, Almanya'daki asker sayısını azaltmayı değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, Almanya’daki ABD askerî varlığının azaltılmasının değerlendirildiğini söyledi. Trump, bu kararın Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile İran savaşı konusundaki anlaşmazlıkların gölgesinde ele alındığını belirtti.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden dün yaptığı paylaşımda, “ABD, Almanya’daki asker sayısını azaltma ihtimalini değerlendiriyor ve gözden geçiriyor. Karar kısa süre içinde verilecek” ifadelerini kullandı.

2024 yılında ABD’nin Almanya’da 35 binden fazla asker konuşlandırdığı Kongre Araştırma Servisi verilerine dayanarak belirtilirken, Alman basını bu sayının 50 bine daha yakın olabileceğini belirtiyor.

Trump, görevde olduğu önceki dönemlerde de NATO içindeki müttefiklere yönelik eleştirileri kapsamında, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki ABD asker sayısını azaltma tehdidinde bulunmuştu.

Son gelişmelerde Washington’un, İran savaşına destek vermeyen veya Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliği girişimlerine katkı sağlamayan müttefikleri cezalandırma eğiliminde olduğu iddia ediliyor. Hürmüz Boğazı bölgesi, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik önem taşıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, karar öncesinde Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün korunması konuları ele alındı.

Trump, Almanya Başbakanı Merz’i daha önce İran’ın nükleer silah edinimine ilişkin açıklamaları nedeniyle sert şekilde eleştirmiş ve “Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak Merz, çarşamba günü yaptığı açıklamada gerilimi küçümseyerek, ABD ile ilişkilerin güçlü olduğunu vurguladı. Berlin’de düzenlenen basın toplantısında, “Bana göre Başkan ile kişisel ilişkim eskisi gibi iyi” dedi.

Merz ayrıca, ABD-İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonuna başından beri şüpheyle yaklaştığını belirterek, Avrupa’nın bu gelişmelerin etkilerini ciddi şekilde hissettiğini ifade etti.