Çad’ın yeni güçlü adamı Muhammed İdris Debi mi?

Oğul Debi orduya ek olarak yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı.

Hayatını kaybeden Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin oğlu Muhammed, geçiş konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı (Reuters)
Hayatını kaybeden Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin oğlu Muhammed, geçiş konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı (Reuters)
TT

Çad’ın yeni güçlü adamı Muhammed İdris Debi mi?

Hayatını kaybeden Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin oğlu Muhammed, geçiş konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı (Reuters)
Hayatını kaybeden Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin oğlu Muhammed, geçiş konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı (Reuters)

Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi’nin ülkenin kuzeyinde isyancı unsurlarla çatışan askerleri ziyaret ettiği sırada yaralanarak hayatını kaybetmesinin üzerinden henüz 24 saat geçmesine rağmen Askeri Geçiş Konseyi’nin 18 ay süreyle ülkeyi yöneteceğini ilan ettiği geçiş yönetiminin fotoğrafı netleşmeye başladı. Bu sürecin yönetimini üstlenen Cumhurbaşkanı Debi’nin oğlu General Muhammed İdris Debi, Askeri Geçiş Konseyi Başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı. Ülkede parlamento ve hükümetin feshedilmesi, kara ve hava sınırlarının kapatılması ve akşam saatlerinde sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin ardından dün Çad’ın “Temel Anayasası” olarak kabul edilen “Geçiş Sözleşmesi” ilan edildi.
Askeri Geçiş Konseyi’nin yayınladığı Geçiş Sözleşmesi’nde, 37 yaşındaki oğul Debi’nin Cumhurbaşkanlığı ve Silahlı Kuvvetler Komutanlığı görevlerini üstlendiği belirtildi. İşe ilk olarak Askeri Geçiş Konseyi’ne 14 general atamakla başlayan genç generalin sorumlulukları sadece bu iki görevle sınırlı değil zira oğul Debi aynı zamanda Başbakanlık ve Yüksek Ulusal Savunma Komiteleri Başkanlığı görevlerini de yürütecek. Ayrıca General Debi’nin bizzat atadığı 69 üyeden oluşan Parlamentonun çıkardığı kanunların onaylanması için Debi’nin imzası gerekecek. Böylece babasının görevlerinin yanı sıra temel kurumların tamamı artık General Debi’nin elinde bulunuyor.
Çad’ı 30 yıldır yöneten baba Debi’nin ölüm ilanından bu yana özellikle kendisini düşürmeyi hedefleyen çok sayıda girişimi Fransa’nın siyasi ve askeri desteğiyle sonuçsuz bırakarak Çad’da istikrarı korumasındaki rolünden övgüyle söz eden açıklamalar ve taziye mesajları art arda geldi. Halihazırda Çad’da olup bitenler aslında yönetimin yeniden dizayn edilmesi ve oğul Muhammed Debi’nin elinde toplanmasıdır. Bu durum, cumhurbaşkanının hayatını kaybetmesi veya görevini yerine getirmekten aciz kalması durumunda cumhurbaşkanlığı yetkilerinin geçici süreliğine meclis başkanına devredilmesini öngören Çad Anayasası’na yapılmış bir darbedir. Ancak Batı ve Afrika ülkeleri olayın bu boyutuna gözlerini kapattı. Paris ve Washington ise “geçiş sürecinin” kısa vadeli ve barışçıl olması ve seçimleri yaparak yönetimi tekrardan sivil bir idareye devretme çağrısında bulunmakla yetindi. Ancak hiç kimse bugünden itibaren Çad’da 18 ay sonra olacakları tahmin edemeyeceği gibi yeni yönetimin geçici görev süresini 18 ayla sınırlayıp sınırlamayacağını ve bu sürenin sonunda parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini düzenlemeyi kabul edip etmeyeceğini de bilemez. Nitekim seçimlerin öncesinde de yeni bir anayasanın kabul edilmesi gerekecek. İşin doğrusu, Çad’daki durumları takip eden Batı ve Afrika ülkeleri, bu ülkede önümüzdeki gün ve haftalarda neler olup biteceğiyle ilgileniyorlar.
Libya’nın güneyinden Çad’ın kuzeyine gelen Sözde Değişim ve Uyum Cephesi (FACT) isyancıları başkent Encemine’ye doğru ilerleyişini sürdürüyor. FACT Sözcüsü Kingabe Ogouzeimi dünkü açıklamasında “savaşçıların saldırıları sürdürmeye kararlı olduğunu” ve “Askeri Geçiş Konseyi'ni tamamen reddettiklerini” ifade etti. Muhalefet partileri de “kurumlara darbe” olarak nitelediği bu gelişmeleri kınadı. Demokrasi çağrısında bulunan muhalefetteki 30 siyasi parti, sivil geçiş sürecinin başlatılmasını talep etti. Muhalefet ayrıca, Askeri Geçiş Konseyi’nin “dayattığı sokağa çıkma yasağı ve Geçiş Sözleşmesi” başta olmak üzere “Konseyin aldığı yasadışı ve gayri meşru kararları tanımama” çağrısında bulundu. Bu bir anlamda sivil itaatsizlik çağrısı olarak da görülebilir.
Diğer taraftan General Muhammed İdris Debi’nin babasının yaptığı gibi durumu kontrol altında tutmaya güç yetiremeyebileceğine dair bazı endişeler var. Bu bağlamda, Çad çalışmaları uzmanı Roland Marchal Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı değerlendirmede, Çad’ın yeni güçlü adamı için “O, çok genç ve diğer üst rütbeli askerler tarafından kesinlikle sevilmiyor” değerlendirmesinde bulundu. Marchal, Devlet Güvenlik Birimleri Kamu İdaresi yetkilileri arasında tasfiyelerin olabileceğine işaret etti.
Bugün yeni yönetimin, baba Debi’nin zayıflattığı ve çoğu lideri hakkında kovuşturma başlattığı muhalefetin taleplerine kulak vermeye hazır olduğuna dair bir işaret bulunmuyor. Baba Debi’nin vefatının ülkede istikrarsızlık döneminin başlangıcı olmasından endişe ediliyor. Bu endişenin haklı çıkması, G5 Sahil Ortak Gücü üyesi olan Çad Silahlı Kuvvetleri’nin bölgedeki cihatçı örgütlerle mücadelesini sürdürme gücünü ve Sahel ülkelerini de etkileyecektir. Halihazırda ülkenin kuzeyinde isyancı gruplara karşı yürütülen operasyonların gidişatı hakkında çelişkili bilgiler söz konusu. Zira bir tarafta Çad Ordusu pazartesi yaptığı açıklamada isyancıları “ezdiğini” ve 300 unsuru öldürdüğünü aktarırken, diğer taraftan şiddetli çatışmaların sürdüğü ve iki tarafın ağır kayıplar verdiğini ifade eden bilgiler geliyor. Bugünkü isyan, devam eden bir isyan silsilesinin son halkasından başka bir şey değil. Bu silsilenin en tehlikeli halkasını, Cumhurbaşkanı Debi’nin 2019’da Fransa’nın hava gücü desteğini almak için bulunduğu talep oluşturuyor. Nitekim başkent Encemine’deki Havalimanı’na konuşlanan Fransız Hava Kuvvetleri, Libya’dan gelen isyancıları bombaladı.

Macron, Debi’nin cenaze törenine katılacak
Çad’ın modern tarihi, Eski Cumhurbaşkanı Hüseyin Habri’yi Fransa’nın desteğiyle deviren ve Sudan’ın Darfur bölgesine sürgün eden baba Debi de dahil olmak ülke yönetimin başına geçen liderlerin çoğunun askeri darbe veya isyan hareketleriyle geldiğini gösteriyor. Fakat Paris’in sabit kanaati, Çad’da rejimin şekli ne olursa olsun, birçok kez düşmekten kurtardığı baba Debi gibi oğul Debiyi de desteklemeyi sürdürmektir. Fransa’nın Çad’ın istikrarlı kalmasına ihtiyacı var. Nitekim Paris’in Barkhane operasyonu için başkent Encemine’yi karargah olarak seçtiği ve bu seçimin mevcut yönetime bir dereceye kadar güvence sağladığına işaret etmekte fayda var. Paris’in dün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un cuma günü Debi’nin cenaze törenine katılacağını ilan etmesi şaşırtıcı olmadı. Fransa Savunma Bakanı, ülkesinin “Sahel ülkelerinde terörle mücadelede önemli bir müttefikini kaybettiğini” ifade etti. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Askeri Geçiş Konseyi sürecini “kapsamlı ve sivil bir hükümet kurulana kadar” sınırlı tutma çağrısında bulunarak, üstü kapalı bir şekilde Paris’in endişesini dile getirdi. Elysee Sarayı, askeri yönetimden sivil yönetime geçişin “barışçıl” bir şekilde gerçekleşmesinin önemini vurguladı. Şüphesiz Macron’un cuma günkü Encemine ziyareti yeni yönetimle birlikte siyasi ve askeri meseleleri görüşme fırsatı sunacaktır.
Uluslararası düzeyde Çad’daki gelişmelere verilen tepkilere gelince, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, baba Debi’nin “BM’nin önemli bir ortağı olduğunu ve Sahel bölgesinde terörizm, şiddet içeren radikalizm ve organize suçlarla mücadelede bölgesel istikrara büyük katkı sağladığını” ifade etti. Yerel ve uluslararası basın yayın organlarında dün çıkan haberlerde başkent Encemine’de hayatın normale döndüğü ve mağaza, pazar yerleri ve bankaların yeniden açıldığı bilgisi paylaşıldı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.