Lübnan’da ittifaklar çöküyor… Meclis Başkanı Yardımcısı, Avn’ın iktidara bağlılığına karşı uyardı

Ferzli, Şarku’l Avsat’a konuştu: Cumhurbaşkanı’ndan çok şey umuyordum ama istenen hedeflere ulaşamadı

Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Meclis Başkanı Yardımcısı Elie Ferzli (Dalati ve Nahra)
Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Meclis Başkanı Yardımcısı Elie Ferzli (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da ittifaklar çöküyor… Meclis Başkanı Yardımcısı, Avn’ın iktidara bağlılığına karşı uyardı

Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Meclis Başkanı Yardımcısı Elie Ferzli (Dalati ve Nahra)
Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Meclis Başkanı Yardımcısı Elie Ferzli (Dalati ve Nahra)

‘Güçlü Başkan’ ana başlığı altında cumhurbaşkanı seçilen, en büyük Hristiyan partisinin başkanı olan ve parti liderleriyle siyasi isimler tarafından desteklenen Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın görev süresinin başlangıcından bu yana yaklaşık beş yıl geçti. Bu yılların ardından Avn’ın ittifakları yavaş yavaş düşmeye başladı ve nihayetinde Hizbullah dışında ittifakı kalmadı.
Şii ikiliye yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Özgür Yurtsever Hareket’in kararlılığı, yalnızca Hizbullah’ın desteği ve onunla olan ittifakı ile bağlantılı hale geldi. Bu ittifak düşerse, o zaman hareket ve dönem de birlikte düşecek” dedi. Aynı zamanda rejimin eski müttefiki olan Parlamento Başkanı Yardımcısı Elie Ferzli, ordunun yönetime el koyması çağrısı yaparak, Şarku’l Avsat aracılığıyla gelecek seçimlerin gerçekleştirilemeyeceği uyarısı yapacak bir noktaya ulaştı. Ferzli, seçimlerin, Cumhurbaşkanı Avn’ın kamu hizmeti faaliyetini sürdürmesi bahanesiyle görevinde kalmayı talep etmesine yol açacağını savundu.
Özgür Yurtsever’den uzaklaşma, Avn’ı adaylığını destekleyen Müstakbel Hareket ve Lübnan Kuvvetleri Partisi’nin siyasi nedenlerle, hareketin karşıtı olarak eski pozisyonlarına geri dönmesiyle başladı. Daha sonra Ekim 2019’da halk intifadasının başlamasından ve Ağustos 2020’de limanda meydana gelen patlamadan bu yana arttı.
Paralel olarak Avn’ı destekleyen İlerici Sosyalist Parti Başkanı Velid Canbolad’ın tavrı da uzun sürmedi. Kendisi, daha önceki muhalefetine geri dönerken, Avn’ın 2005 yılında Paris’ten dönüşünü de ‘tsunami’ olarak tanımladı. Aylar önce Avn’ı devirmek için bir kampanya başlatan kişi de oydu. Daha sonra Lübnan’daki mezhepsel koşullarla ilgili sebepler dolayısıyla geri adım atmıştı. İlerici Sosyalist Parti liderleri de bu talebin, Maruni Patrikhanesi tarafından desteklenmedikçe uygulamaya koyulamayacağını belirtmişti. Aynı şekilde Lübnan Kuvvetleri Partisi’nden de ileri bir pozisyon kaydedildi. Parti lideri Samir Caca “Avn’ın yerinden olsaydım istifa ederdim” derken, Milletvekili Sethrida Caca da “Avn’ın istifasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Maruni Patriği Beşara er-Rai, hükümetin kurulmasının gecikmesinde diğer tarafların yanı sıra Cumhurbaşkanını da sorumlu tutmaktan uzak değildi. ‘Döneme muhaliflikte’ yeni olan şey, birkaç gün önce Avn’a yakın olan kişilerle başladı. Bunların başında Avn’ın cumhurbaşkanlığına gelişinde rol oynayan ve onu desteklemek için siyasi kampanyalar yürüten Parlamento Başkanı Yardımcısı Elie Ferzli geliyor. ‘Ordunun iktidarın dizginlerini eline alması’ çağrısıyla gürültülü bir duruş sergilemişti. Aynı zamanda döneme ve Hizbullah’a yakın Milletvekili Cemil es-Seyyid, Fransız girişiminin hükümet kurma yolunda başarısız olması durumunda erken parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri çağrısı yaptı.
Ferzli’nin çağrısı, Cumhurbaşkanı ve Özgür Yurtsever Hareket’e destek veren Cebel-i Lübnan’da İstinaf Mahkemesi Hâkimi Gade Avn’ın, bu döneme yönelik hayal kırıklığını dile getirdiği ‘isyanından’ sonra geldi. Ferzli, bu çözüm önerisinin, kurumların iktidardakiler tarafından parçalanmasını ve çöküşünü durduracağını ve bu çöküşün ordu kurumlarını da etkileyeceğine dair endişesini yok edeceğini belirtti. Şarku’l Avsat’a açıklama yapan Ferzli, “Dönem ve parlamento pozisyonundan önce, sadece Lübnan halkının ve vatandaşlarının bir parçası olabilirdim. Ancak büyümesi muhtemel çökmüş bir gerçeklikten ayrılamazdım” dedi. Bu çöküşün tezahürlerini, ‘istifa eden bir hükümet ve yeni bir hükümet kurmak için süresiz olarak askıya alınan istişareler, hedeflenen bir Temsilciler Meclisi, herhangi bir parlamento ara seçimleri yapma niyeti olmaksızın istifa eden milletvekilleri ve dolayısıyla anayasaya karşı bir darbe’ şeklinde sıraladı. Ferzli, “Gelecek yıl parlamento seçimlerinin yapılmaması, dolayısıyla belediye seçimlerinin, ardından da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmamasına bir giriş olabilir, böylece ülkeye bir boşluk hakim olur. Bugün kim iktidarda olursa olsun, kamu hizmetlerinin devamlılığı adına kalma bahanesini kullanabilir” dedi. Elie Ferzli, “O halde Cumhurbaşkanı Avn gelirse ve gidemeyeceğini söylerse, ona ne diyeceğiz?” ifadelerini kullandı.
Ferzli’ye göre yargıda ayaklanma çağrısı yapan Adalet Bakanı’nın açık çağrısıyla birlikte, Hâkim Gade Avn’ın elini mali suçları soruşturmaktan alıkoyma kararına karşı bir isyana tanık olan son sahne durumu daha da kötüleştirdi.
“Devlet kurumlarının bu dağılmasının devam etmesini ve orduya erişimini engelleyen ne?” diye soran Ferzli, “Buradaki çağrım bağırması gereken bir milletvekili konumuma dayanarak, ordunun iktidarı alması yönündeydi. Yüksek Yargı Kurulu gerekli önlemleri almazsa, o zaman soruşturmada görülen herkese karşı işlem yapmak için yargı yetkisine sahip bir meclis soruşturma komisyonuna gideceğiz” dedi.
Güvenlik açısından ordunun meşruiyetine ve siyasette Maruni ataerkilliğine bağlılığını vurgulayan Ferzli, “Dönem, istenen hedeflere ulaşmadı. Her zaman Cumhurbaşkanı’nın yanında olan bendim ve onun daha çok iktidarda kalmasını umut ediyordum” dedi. Cumhurbaşkanlığının, ordunun yönetimi devralması çağrısına eski Bakan Selim Cerisati aracılığıyla verdiği yanıt hakkında da Ferzli, “Yanıtı bilmiyorum ve cevap vermeyeceğim. Tam bir inançtan kaynaklanan tavrımı sürdüreceğim. Belki bağrışlarım, kurumlara karşı komplo kuranları frenler” diyerek, hedef aldığı kişilerin isimlerini zikretmeyi de reddetti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.