Mısır, Rusya'nın Türkiye'ye yönelik uçuşları sınırlama kararından istifade edebilecek mi?

Rusya’dan Kızıldeniz’deki tatil beldelerine yönelik uçuşları yaklaşık 6 yıl aranın ardından yeniden başlatması bekleniyor.

Şarm el-Şeyh Uluslararası Havalimanı. (AFP)
Şarm el-Şeyh Uluslararası Havalimanı. (AFP)
TT

Mısır, Rusya'nın Türkiye'ye yönelik uçuşları sınırlama kararından istifade edebilecek mi?

Şarm el-Şeyh Uluslararası Havalimanı. (AFP)
Şarm el-Şeyh Uluslararası Havalimanı. (AFP)

İbrahim Abdulmecid
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov'un yakın zamanda Mısır’a yönelik uçuşların yeniden başlayacağını açıklamasının ardından, yaklaşık 6 yıldır uygulanan uçuş yasağının kalkacağına dair umutlar arttı. Ardından Mısır’ın Rus turistlerin Kızıldeniz’deki tatil beldelerine dönüşüne ilişkin umutlar yeniden canlandı. Rus Interfax Haber Ajansı’nın haberine göre bir kaynak, seferlerin başlama tarihi için mayıs ayının ikinci yarısına işaret etti.
Rus medyasının aktardığına göre Bogdanov, geçtiğimiz hafta Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Kahire'ye düzenlediği ziyarette Mısır’ın tatil beldelerine uçuşların yeniden başlamasıyla ilgili bir ön anlaşma imzalandığını söyledi. "Her şey planlandığı gibi gidiyor" ifadesini kullandı.
2014 yılında Mısır'a gelen toplam 3,2 milyon turistin yüzde 33'ünü oluşturan Rus turistlerin tekrar ülkeyi ziyaret edecek olması Mısır turizm sektörü açısından büyük önem taşıyor. Mısır Turizm Bakanlığı istatistiklerine göre 2015 başlarındaki turizm faaliyetlerinden Mısır devlet hazinesine yaklaşık 1,9 milyar dolar katkı sağlandı.

Askıya alınan uçuşlar
Rus yetkililerin koronavirüs kaynaklı enfeksiyon sayısındaki artış nedeniyle 15 Nisan - 1 Haziran tarihleri arasında Türkiye ve Tanzanya uçuşlarını askıya alması kararı ile Bogdanov'un açıklamaları aynı zamana denk geldi. Bu durum,  Rusya Seyahat Endüstrisi Federasyonu'nu Rus turistlerin uğrak yeri olan Türkiye ve Tanzanya'nın yerini alması için Güney Kıbrıs, Mısır, Tunus ve Yunanistan gibi diğer turistik yerlerin açılması ve uçuşların yeniden başlatılması çağrısı yapmaya yöneltti.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptığı basın açıklamasında, Rusya'nın Türkiye'ye yönelik uçuşları askıya almasının Türkiye’deki turizmi etkileyeceğini doğruladı. Ancak Rusya’nın kararının arkasında siyasi gerekçe görmediğini, bu kararın Rusya Sağlık Bakanlığı'nın raporu doğrultusunda alındığına dikkat çekti.
Gözlemciler, Moskova'nın Kızıldeniz bölgesindeki şehirlere doğrudan uçuşları yeniden başlatmasıyla Mısır'ın Rus turistleri ağırlamada Türkiye'nin yerini alacağını öne sürdüler. Rus turizm şirketi Tez Tour’un CEO’su Voskan Arzumanov, Rus turizm pazarında Mısır'ın Türkiye'nin yerini tam olarak doldurabileceğine yönelik tahminlerin ise gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Zira Rus Interfax ajansının aktardığı açıklamalara göre hizmet kalitesi açısından Türkiye’deki oteller Mısır’dakilerden çok daha iyi. Arzumanov yaptığı açıklamada, buna rağmen Mısır’ın yıl boyunca turistlerin uğrak yeri olması ve Rus turistlerin hayalini kurduğu makul fiyatlarla turistik geziler sunması ile turistlerin Mısır tatil beldelerine yönelebileceğine işaret etti.

Mısır, Rus turistleri karşılamaya hazır
Rusya’nın Türkiye’ye uçuşları durdurmasıyla oluşacak talebin Mısır’daki tatil beldeleri tarafından karşılanıp karşılanmayacağı hakkında açıklamalarda bulunan Şarm eş-Şeyh Yatırımcılar Derneği Başkanı Tamer Mekram, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede şehirdeki turistik tesislerin, Rus turistleri karşılamaya hazır durumda olduğunu söyledi. Devletin Rus turizm pazarına yönelik havayolu vergilerini düşürmek gibi birçok teşvik sağladığına dikkat çekti. Mekram ayrıca Türkiye’deki muadillerine kıyasla Mısır’daki fiyatların herkes için daha ucuz ve uygun olduğunu öne sürerek tek eksiğin Rusya’nın Kızıldeniz şehirlerine uçuşları yeniden başlatması olduğunu belirtti. Uçuşlarının yeniden başlaması ile Mısır’daki turizmin canlanacağını ve bunun büyük getirileri olacağını vurguladı.
Turizm ve Tarihi Eserler Bakan Yardımcısı Ghada Shalaby de Mısır'daki turistik işletmelerin geçen yılın temmuz ayından bu yana turist kabul ettiğini ve yeterli seviyede eğitimli personelin bulunduğunu, dolayısıyla Rus turistleri karşılamaya hazır olduklarını ifade etti. Shalaby, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, devletin turistik tesislerdeki çalışanları, özellikle de Güney Sina ve Kızıldeniz'deki personeli koronavirüse karşı aşılamak için kampanya başlattığını, böylelikle birçok ülkeden turistin güvenli bir şekilde ağırlanabileceğini belirtti.
Shalaby açıklamasında Rusya’dan gelecek turist sayısı hakkında bakanlığın herhangi bir tahmininin bulunmadığını ancak geniş otel kapasitesi, donanımlı havalimanları ve ihtiyati tedbirleri uygulayan turistik tesisleriyle Mısır'ın hazır altyapısı göz önüne alındığında her sayıda turisti ağırlayabileceğini söyledi. Mısır ve Rusya hükümetleri arasında turizmin tekrar başlaması hakkında henüz resmi bir iletişim olmadığını ancak Kahire’nin her milletten her sayıda turisti ağıramaya her zaman hazır olduğunu vurguladı.
Rus yetkililer, 31 Ekim 2015'te Şarm El-Şeyh Havalimanı’ndan kalktıktan dakikalar sonra düşen Rus yolcu uçağındaki 224 kişinin ölümünün ardından Mısır uçuşlarını askıya almıştı. Moskova 2018'de yalnızca Kahire Havalimanı’na yönelik uçuşları yeniden başlattı.
Söz konusu süreçte daha fazla Rus turist rotasını Türkiye’deki tatil beldelerine çevirmişti. Rusya Tur Operatörleri Birliği'nin (ATOR) Ağustos 2017 istatistiklerine göre 2017 yılının ilk yarısında Türkiye'ye gelen Rus turist sayısı 2016'nın aynı dönemine göre 11 kat artış göstermişti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.