Filistin seçimlerinin kaderi bugün belirlenecek

Mahmud Abbas, Avrupa Birliği'ni İsrail üzerindeki baskıyı sürdürmeye çağırdı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Ekim 2012’deki Ramallah yerel seçimleri sırasında (AP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Ekim 2012’deki Ramallah yerel seçimleri sırasında (AP)
TT

Filistin seçimlerinin kaderi bugün belirlenecek

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Ekim 2012’deki Ramallah yerel seçimleri sırasında (AP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Ekim 2012’deki Ramallah yerel seçimleri sırasında (AP)

Fetih Hareketi Başkan Yardımcısı Mahmud el-Alul, Kudüs olmadan seçimlere gitmenin vatana ihanet olarak değerlendirildiğini belirtti. Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan habere göre Alul yaptığı açıklamada, işgal altındaki başkentte seçimlerin yapılmasının, dini ve manevi boyuta ek olarak, bazılarının öne çıkarmaya çalıştığı gibi sadece teknik veya lojistik olmayan, siyasi ve egemenlik alanıyla ilgili bir mesele olduğunu vurguladı. 
Alul'un açıklamaları, seçimlerin gidişatını belirlemek için Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Filistinli gruplarla yapacağı geniş çaplı toplantıdan bir gün önce geldi. Mahmud Abbas’ın kalan birkaç saat içinde herhangi bir gelişme olmazsa, Kudüs'te yasaklanması nedeniyle seçimlerin ertelendiğini duyurması bekleniyor.
Uluslararası ve bölgesel çevreler, seçimlerin Kudüs'te yapılmasına izin verilmesi için son kez girişimlerde bulundu. Avrupa Birliği’nin (AB) Kudüs Komisyonu Basın Sözcüsü Şadi Osman, tutumların değişmesine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirtti. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, AB Kudüs Temsilcisi Sven Kühn von Burgsdorff'u Ramallah'taki Başkanlık Merkezi’nde kabul etti. Abbas görüşmede, seçimlerin yapılmasını öngören kararnameye göre adaylık, seçim kampanyası ve oy kullanma açısından Kudüs dahil tüm Filistin topraklarında seçimlerin yapılacağını vurguladı. Bu bağlamda, uluslararası tarafların himayesinde iki taraf arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde, AB’nin İsrail hükümetine Filistin seçimlerini işgal altındaki Kudüs kentinde düzenlemesi için baskı yapmaya devam etmesi çağrısında bulundu. 
AB Kudüs Temsilcisi ise, Filistin seçimlerinin yapılmasına ilişkin Avrupa’nın desteğini yineleyerek, AB’nin İsrail tarafını önceki seçimlerde olduğu gibi seçimlerin işgal altındaki Doğu Kudüs'te de yapılması konusunda ikna etmek için yoğun temaslarını sürdürdüğünü ifade etti. Ancak Filistin Yönetimi, AB ve diğer ülkeler tarafından gösterilen çabalara rağmen İsrail Kudüs'teki seçimlerle ilgili henüz olumlu bir cevap vermedi. Alul açıklamasında, "Herkes, Filistin liderliğinin işgal altındaki başkent Kudüs ve Gazze Şeridi de dahil olmak üzere Batı Şeria'da seçimlerin yapılması için gösterdiği hareketliliğin ve siyasi ve diplomatik çabanın boyutunun farkında" dedi. Diğer Filistin bölgelerinde olduğu gibi Kudüs'te de seçimlerin düzenlenmesi için çaba gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Alul, meselenin grupların sekreterleri ile ulusal ve İslami güçlerin katıldığı daha önceki toplantılarda  birleşik bir pozisyon almak konusunda anlaşma sağlanarak çözümlendiğini, tarafların bu konuda Perşembe günü tekrar bir araya geleceğini kaydetti.
Alul'un açıklamaları, İsrail'deki durum değişmezse bugün seçimlerin ertelenmesine ilişkin karar alınacağı iddialarını pekiştiriyor. Alul’un açıklamasının yanı sıra, Fetih Merkez Komitesi Üyesi ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi Üyesi Azzam el-Ahmed de işgal altında seçim yapılmaması yönünde açıklamalarda bulundu.
Ahmed, esirlerle dayanışma çerçevesinde yapılan eylem sırasında şu açıklamayı yaptı:
“Dünyadaki kurtuluş hareketlerinin tarihine baktığımızda hiçbir hareket işgal altında seçim yapamaz. Bir anlaşma yapıldıysa geçiş aşaması için seçimler bir kez yapılır. Ancak bu anlaşmalar dışında işgal altında tekrarlanan seçimler, işgalin meşruiyetinin tanınması ve sürdürülmesi anlamına gelir.”
Azzam el-Ahmed, 1996'da seçimlerin bir kez yapıldığını, eski Devlet Başkanı şehit Yaser Arafat’ın 1999'da seçimlerin tekrar yapılmasını reddettiğini belirtti. Filistin halkının otoritesi ve yönetimin referansı olan FKÖ'nün seçimleri kabul etmediğini, bir sonraki duyuruya kadar başkanlık ve Yürütme Konseyi görevlerinin uzatıldığını belirten Ahmed, “Ebu Ammar'ın şehit olmasından sonra başkanlık seçimleri yapmak zorunda kaldık ve şu an Filistin meselesiyle ilgili bir kaos yaşıyoruz. Onlar (İsrail) yönetimin devamını istiyorlar, ancak ben şunu diyorum, onların standartlarına göre olmayacak" ifadelerini kullandı. Ahmed açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Kudüs'te seçimlerin yapılması teknik ve lojistik bir mesele değil. Çünkü Kudüs meselesi bir bütün olarak Filistin davasının kaderi meselesidir. Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Filistin liderliğini davet ettiği Perşembe günü yapılacak toplantıda seçimlerle ilgili tüm konular ele tartışılacak ve bundan sonra bir karar alınacak.”
Fetih'in görüşünün aksine, seçim listeleri seçimlerin ertelenmesini şiddetle reddediyor. Seçim listelerinin geçici Hukuk Komitesi tarafından yapılan açıklamada, genel seçimleri ilan edilen tarihlerden sonrasına ertelemenin veya engellemenin meşru olmadığı, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını baltalayarak sorumlularını anayasal suç işleme noktasına kadar getiren bir durum olduğu belirtildi.
Komite’nin açıklaması, Çarşamba günü yayınlanan ve 15 seçim listesi tarafından kabul edilen yasal bir kamuoyu muhtırasında geldi. Muhtırada, Merkez Seçim Komitesi bağımsızlığına bağlı kalmaya ve hukukun üstünlüğü ve ilgili anayasal kurallara aykırı olarak verilen kararları kabul etmemeye çağrıldı.
Abbas'ın kararını bekleyen Seçim Komitesi çalışmalarına normal bir şekilde devam ediyor. Komite dün yaptığı açıklamada, yasama konseyi üyeliği için aday listesinin geri çekilmesi talebinin son teslim tarihinin Perşembe olduğunu ve bu tarihten sonra herhangi bir geri çekilme talebinin alınmayacağını duyurdu.
Açıklamada, Listelerin ve adaylarının nihai isim listesinin bu 30 Nisan Cuma günü Komitenin internet sitesinde yayınlanacağı bildirildi. Seçimlerin iptali konusunda düne kadar herhangi bir karar alınmadığı göz önüne alındığında, komitenin açıklaması mantıklı görünüyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.