Koronavirüs varyantları pandemi ile mücadeleyi tehdit ediyor

Srinagar’da Kovid-19 hastaları için sahra hastanesi (EPA)
Srinagar’da Kovid-19 hastaları için sahra hastanesi (EPA)
TT

Koronavirüs varyantları pandemi ile mücadeleyi tehdit ediyor

Srinagar’da Kovid-19 hastaları için sahra hastanesi (EPA)
Srinagar’da Kovid-19 hastaları için sahra hastanesi (EPA)

SARS-CoV-2 virüsünün Birleşik Krallık, Güney Afrika, Brezilya ve Hindistan varyantları tüm dünyada gözlemlenmesi sebebiyle birçok soru işaretine yol açtı. Fransız haber ajansı AFP’nin haberine göre, varyantların tehlikeleri ve Kovid-19 salgını için ne anlama geldikleri konusunda bildiklerimiz aşağıda verildi.

Kaç tane varyant var?
Virüslerin yüzlerce hatta binlerce mutasyona uğraması doğal bir durumdur ancak bu mutasyonların küçük bir kısmı virüsün bulaşıcılık ve tehlike seviyelerini değiştirir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) belirttiğine göre, bu aşamada, koronavirüs varyantlarından 3’ü küresel seviyede “endişe verici” olarak tanımlanıyor. Söz konusu 3 varyant İngiltere, Güney Afrika ve Japonya’da tespit edildiler. Japonya’da tespit edilen varyant Brezilya’dan gelen yolcularda tespit edildiği için Brezilya varyantı olarak biliniyor.
WHO’nun 27 Nisan’da yayınladığı güncel bilgilere göre, İngiltere varyantı 139, Güney Afrika varyantı 87 ve Brezilya varyantı ise 54 ülkede yayılmış durumda. Bu varyantlar insandan insana bulaşabilirlikleri ve-veya tehlikelerinin artmış olması sonucu salgının durumunun kötüye gitmesine ve kontrol altına alınmasını zorlaştırmaları sebebiyle ‘endişe verici’ kategorisinde sınıflandırılıyor.
Yerel duruma bağlı olarak ‘endişe verici’ varyantların sayısı her ülkede değişiklik gösterbiliyor. Örneğin, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), ABD'de 3’ü dünya genelinde görülen varyantlardan, ikisi ise Kaliforniya’da ortaya çıkan varyantlar olmak üzere toplam 5 varyantı endişe verici olarak kabul ediyor.
Diğer kategoriyi ise, soruna neden olabilecek genetik özellikleri sebebiyle takip edilmeleri gereken “dikkat gerektiren varyantlar” oluşturuyor. WHO’ya göre Mart ayında dünya genelinde bu kategoride 3 tane bulunuyorken şu anda 7 tane varyant bulunuyor. Salı günü bu kategoriye katılan son varyant, Hindistan’da ortaya çıkan varyant oldu. Söz konusu varyant, ülkede hızla kötüye giden epidemiyolojik durum sebebiyle endişe uyandırıyor. Dikkat gerektiren diğer varyantlar ilk olarak İskoçya, ABD, Brezilya, Fransa (Brittany bölgesinde) ve Filipinler’de keşfedildi.
Son olarak, bu iki ana kategorinin yanı sıra, bilim camiasının gözlemlemek ve değerlendirmek istediği birçok başka mutasyonlarda yayılıyor. Paris’teki Pasteur Enstitüsü’nde Evrimsel Genetik Birimi Başkanı Etienne Simon Loriere bu varyantlarla ilgili olarak şunları söyledi:
“Önümüzdeki haftalar ve aylar, büyük hızla yayılan endişe verici varyantlar kategorisine girip girmediklerini yada çok gürültü çıkarmadan yayılan varyantlar olarak kalmaya devam edip etmeyeceklerini bize gösterecek.”
Durumları ne olursa olsun tüm bu varyantlar soylarına yada ‘türlerine’ göre sınıflandırılıyorlar. Taşıdıkları mutasyonlara bağlı olarak orijinal SARS-CoV-2 virüsün soy ağacında yerlerini alıyorlar.

Varyantlar neden ortaya çıkıyor?
Varyantların kendi kendilerine ortaya çıkması şaşırtıcı değil, doğal bir süreçtir. Virüs hayatta kalabilmek için zaman geçtikçe mutasyonlar kazanır. WHO, SARS-CoV-2 virüsü de dahil olmak üzere tüm virüslerin zaman geçtikçe değiştiğini, bu durum çoğu zaman virüsün halk sağlığı açısından etkisi olmayan varyantların ortaya çıkmasına neden olur.
Her şey yeni varyantların hangi mutasyonları taşıyacağına bağlı olarak gelişiyor. Örneğin, Birleşik Krallık, Güney Afrika ve Brezilya varyantların görülen ve virüsün daha bulaşıcı olmasını sağladığından şüphelenilen N501Y adlı bir mutasyon taşırken, Güney Afrika ve Brezilya varyantları ayrıca, geçmiş bir enfeksiyon veya aşılar yoluyla edinilmiş bağışıklığı zayıflattığından şüphelenilen, E484 olarak adlandırılan başka bir mutasyon daha taşıyor.

Varyantlar daha mı bulaşıcı?
Yukarıda bahsedilen 3 ‘endişe verici’ varyantların hepsinin daha bulaşıcı olduğuna yönelik bir fikir birliği var. Ancak bu görüşler, şu anda sadece epidemiyolojik raporlara dayanıyor. Araştırmacılar, söz konusu varyantların ne kadar hızlı yayıldığını takip ederek ve ne kadar bulaşıcı olduklarına yönelik çıkarım yapıyorlar. Dolayısı ile bu durum, belli bir bölgede uygulanan kısıtlamalara bağlı olarak değişiklik gösterebileceği için kesin rakamlara ulaşılamamasına neden oluyor.
WHO çeşitli araştırmalara binaen, İngiltere varyantının yüzde 36 ila yüzde 75 daha bulaşıcı olduğunu tahmin ediyor. Mart ayının sonlarına doğru yayınlanan bir raporda WHO, Brezilya’da yürütülen ve Brezilya’daki varyantın orijinal virüsten 2,5 kat daha bulaşıcı olabileceği sonucuna ulaşan bir araştırmada alıntı yapmıştı.
Fransız hükümetine danışmanlık yapan bilim kuruluna göre, benzer şüpheler, zaten bilinen iki mutasyonun bir arada görüldüğü Hindistan varyantında da söz konusu oldu. Kurulun pazartesi yayınladığı bir rapora belirttiğine göre, bu özelliğin varyanta daha fazla bulaşabilme imkanı verebilmesin mümkün ancak bunun hala epidemiyolojik düzeyde kanıtlanması gerekiyor.
Hindistan’ın epidemiyolojik durumunun giderek kötüye gitmesinde başka faktörlerde dikkate alınabilir. WHO’ya göre, sağlık önlemlerine dikkat edilmeyerek kültürel etkinlikler, dini bayramlar ve seçimler sırasında çok sayıda insanın bir araya gelmesi Hindistan’ın durumu için kısmen bir açıklama sağlayabilir.
Dünyanın çapında birkaç araştırmacı ekibi, neden daha bulaşıcı olduklarını öğrenmek için ana varyantlarının biyolojik özelliklerini analiz etmeye çalışıyor.
Pasteur Enstitüsü Virüs ve İmmünoloji Birimi Başkanı ve söz konusu ekiplerden birine başkanlık yapan Olivier Schwartz, şunları söyledi:
“Üzerinde çalışılması gereken teoriler var: Viral yükleri daha fazla olabilir yada varyant hücrelere daha kolay girebiliyor ve daha hızlı yayılabiliyor olabilir.”
Ancak bu araştırmalar uzun zaman alır ve sonucunda kesin yanıtlara ulaşılamayabilir.

Daha mı tehlikeliler?
Şimdiye kadar bu soru üzerine yapılan araştırmaların çoğu İngiltere varyantı üzerine yapıldı. 10 Mart’ta yayınlanan bir araştırma, İngiltere varyantının orijinal virüsten yüzde 64 daha ölümcül olduğu sonucuna vardı ve İngiltere yetkililerinin ocak ayında yaptıkları ilk gözlemleri doğruladı.
Ancak Nisan ayı ortalarında, diğer çalışmalar, bu varyantın daha şiddetli Kovid-19 semptomlarına olmadığını gösteren farklı sonuçlara ulaştı, bu araştırmalardan birinde hastanede tedavi gören hastalara odaklanmış olsa da varyantın, enfekte insanlardan arasında daha fazla hastanın hastaneye yatırılmasına yol açıp açmadığını öğrenmemizi sağlamıyor.

Aşılar ne kadar etkili?
Çeşitli laboratuvar çalışmaları ve saha gözlemlerine göre, İngiltere varyantı aşıların etkinliğini büyük bir oranda etkilemiyor.  Diğer yandan, laboratuvar çalışmaları E484K mutasyonu nedeniyle Güney Afrika ve Brezilya varyantlarında aşıların etkinliğinin zayıflayabileceğini gösterdi. Hindistan varyantı da E484Q olarak bilinen yakın bir mutasyon nedeniyle aynı endişelere neden oluyor ancak hala daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. 23 Nisan’da yayınlanan bir ön çalışma, Bharat Biotech laboratuvarı tarafından geliştirilen Covaxin aşısının, bu varyanta karşı antikor üretme açısından daha zayıf kaldığı ancak yine de koruma sağladığı sonucuna ulaştı.
Bu durumun diğer varyantlar içinde söz konusu olduğunu belirtmek gerekiyor. Aşılar daha etkili bir hale gelseler de bu aşılamanın tamamen etkisiz olduğu anlamına gelmiyor. Ayrıca, bu laboratuvar çalışmalarında yalnızca antikor üretimine odaklanıldı ancak bağışıklık sisteminin hücresel bölümü olan T ve B hücre aktivasyonu gibi diğer potansiyel bağışıklık türleri değerlendirilmedi.
Her ihtimale karşı aşı üreticiler, varyantlara karşı özel olarak tasarlanmış aşılar üzerinde çalışıyorlar.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) mevcut aşılardan daha az etkilenebilecek varyantların ortaya çıkmaya devam etme olasılığın nedeniyle aşılardaki uyarlamaların son derece önemli olduğunu belirtiyor.



İzlenmeler yarı yarıya düşünce fişi çekildi: Marvel'dan final kararı

43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
TT

İzlenmeler yarı yarıya düşünce fişi çekildi: Marvel'dan final kararı

43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)

Charlie Cox'un başrolünü üstlendiği Daredevil: Born Again için yolun sonu göründü. 

Hollywood Reporter'ın sektör kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Marvel Stüdyoları imzalı yapım, yaklaşan üçüncü sezonuyla final yapacak.

Kararın, üçüncü sezon çekimlerinin tamamlanmasından yaklaşık iki ay sonra alınması dikkat çekti.

Deadline'a göre oyuncu kadrosuna dün sabah dizinin üçüncü sezonla sona ereceği bildirildi.

Marvel'ın final kararının yanı sıra dizinin başyazarı Dario Scardapane'yle de sessizce yollarını ayırdığı ortaya çıktı. Scardapane'in sözleşmesinin, kurgu dahil post-prodüksiyon çalışmaları sürerken yenilenmemesi sektörde şaşkınlık yarattı. 

Dizinin kalan post-prodüksiyon çalışmalarını kimin yöneteceği henüz belli değil. Bununla birlikte yapımın tamamlanmaya yakın olduğu belirtiliyor.

Marvel Stüdyoları ise konuya ilişkin bir açıklama yapmadı.

Netflix'ten Disney+'a uzanan çalkantılı süreç

İlk olarak 2015-2018'de Netflix'te üç sezon yayımlanan ve geniş bir hayran kitlesi edinen Daredevil, Temmuz 2022'de Disney+ için verilen 18 bölümlük siparişle yeniden hayata döndürülmüştü. Ancak proje, ekran yolculuğu boyunca çalkantılı süreçlerden geçti.

2023'teki senarist ve oyuncu grevleri nedeniyle çekimlere ara veren Marvel, dizinin yaratıcı yönünü kökten değiştirme kararı aldı. 

Netflix'teki diziden daha hafif bir ton benimseyen ve her bölümde farklı bir hikayeye odaklanan ilk başyazarlar Matt Corman ve Chris Ord'la yollar ayrıldı.

Corman ve Ord'un yerine, Netflix'in Punisher dizisinde çalışan Dario Scardapane başyazarlığa getirildi. Loki ve Moon Knight'la tanınan Justin Benson ve Aaron Moorhead ise yönetmen olarak görevlendirildi.

Başlangıçtaki 18 bölümlük sipariş daha sonra iki sezona bölündü ve toplam bölüm sayısı 17'ye indirildi.

İzlenme oranlarında sert düşüş

Dizi, suç dünyasının güçlü isimlerinden Wilson Fisk'in (Vincent D'Onofrio) New York Belediye Başkanı olmasını ve Daredevil başta olmak üzere bütün maskeli kahramanları hedef almasını konu ediniyor.

2025'te yayımlanan ilk sezon güçlü bir başlangıç yapmıştı. İlk 5 günde dünya genelinde 7,5 milyon izlenmeye ulaşan yapım, Disney+'ın 2025'teki en güçlü dizi açılışını gerçekleştirmişti.

Ancak Matt Murdock'ın cezaevine gönderilmesiyle final yapan ikinci sezonun ABD'deki izlenme rakamları yaklaşık yüzde 50 düştü.

Charlie Cox ve Vincent D'Onofrio'nun yanı sıra Deborah Ann Woll, Elden Henson ve Wilson Bethel'in de rol aldığı Daredevil: Born Again, üçüncü ve final sezonuyla 2027'de Disney+'ta izleyiciye veda edecek.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter


4 yıl önce duyurulan devam filminden endişelendiren haber

Francis Lawrence'ın yönettiği 2007 yapımı zombi filmi Ben Efsaneyim, New York'ta hayatta kalan son insan Robert Neville'in, insan soyunu tüketen virüse tedavi bulma çabasını anlatıyordu (Warner Bros.)
Francis Lawrence'ın yönettiği 2007 yapımı zombi filmi Ben Efsaneyim, New York'ta hayatta kalan son insan Robert Neville'in, insan soyunu tüketen virüse tedavi bulma çabasını anlatıyordu (Warner Bros.)
TT

4 yıl önce duyurulan devam filminden endişelendiren haber

Francis Lawrence'ın yönettiği 2007 yapımı zombi filmi Ben Efsaneyim, New York'ta hayatta kalan son insan Robert Neville'in, insan soyunu tüketen virüse tedavi bulma çabasını anlatıyordu (Warner Bros.)
Francis Lawrence'ın yönettiği 2007 yapımı zombi filmi Ben Efsaneyim, New York'ta hayatta kalan son insan Robert Neville'in, insan soyunu tüketen virüse tedavi bulma çabasını anlatıyordu (Warner Bros.)

Kült bilimkurgu Ben Efsaneyim'in (I Am Legend) devam halkasının duyurulmasının üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen, merakla beklenen projenin önünde hâlâ bazı engeller bulunduğu ortaya çıktı.

Will Smith, 2007 yapımı ilk filmde insanlığın büyük bölümünü yok eden bir salgının ardından New York'ta tek başına hayatta kalan askeri virolog Robert Neville'i canlandırmıştı. Film, 585 milyon dolardan fazla hasılat elde ederek gişede büyük başarı kazanmıştı.

Senarist Akiva Goldsman, Radio Times'a verdiği röportajda uzun süredir beklenen devam filminin önünde bazı engeller bulunduğunu kabul etti.

Goldsman, "Beni pes etmeye zorlayan bir dizi engelle karşılaştım ama buna direniyorum" diyerek ekledi: 

Durum bundan ibaret. Pes etmiyoruz ve denemeyi sürdürüyoruz. Bu filmi hayata geçirebilmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.

Öte yandan senarist, ilk filmde Alman çoban köpeği Sam'in izleyicileri derinden sarsan ve tartışmalara yol açan ölümünün ardından, hayranları rahatlatacak bir söz verdi. Goldsman, devam halkasında hiçbir köpeğin ölmeyeceğini söyledi.

Goldsman bu sözünü esprili bir dille şöyle açıkladı:

Bir köpek daha öldürürsek gelecek tepkilerden sağ çıkamayacağımdan korkuyorum. Şunu da belirtmeliyim: İlk filmin açılış sekansıyla hemen ardından gelen sahne arasında gezegendeki neredeyse herkesi öldürdük ve kimse bunu sorun etmedi. Ama tek bir köpeği öldürünce... Test gösterimlerinde bu kadar çok kişinin salonu terk ettiğine daha önce hiç tanık olmamıştım.

Devam filmi alternatif finali temel alacak

Yılın başlarında, Creed 2: Efsane Yükseliyor (Creed II) ve Transformers: Canavarların Yükselişi'yle (Transformers: Rise of the Beasts) tanınan Steven Caple Jr.'ın filmi yöneteceği açıklanmıştı.

Will Smith ve Michael B. Jordan'ın filmde birlikte rol alması bekleniyor. Smith aynı zamanda yapımcılığı da üstlenecek.

Devam halkasının, Dr. Robert Neville'in kendini feda ettiği sinema versiyonundaki finali yok sayacağı belirtiliyor.

Yapım bunun yerine, DVD sürümünde yer alan alternatif finali temel alacak. Bu versiyonda Neville, enfekte kişilerin son saldırısından kurtularak hayatta kalıyor.


Tom Cruise'un 6 dakikalık konuşması alkış tufanı kopardı

64 yaşındaki Tom Cruise, yeni filminde kendi tetiklediği küresel bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışan dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'i canlandırıyor (Reuters)
64 yaşındaki Tom Cruise, yeni filminde kendi tetiklediği küresel bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışan dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'i canlandırıyor (Reuters)
TT

Tom Cruise'un 6 dakikalık konuşması alkış tufanı kopardı

64 yaşındaki Tom Cruise, yeni filminde kendi tetiklediği küresel bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışan dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'i canlandırıyor (Reuters)
64 yaşındaki Tom Cruise, yeni filminde kendi tetiklediği küresel bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışan dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'i canlandırıyor (Reuters)

Aksiyon sinemasının önde gelen isimlerinden Tom Cruise, Hollywood'da giderek büyüyen yapay zeka tartışmasına katıldı.

Sinema salonu kültürünün en güçlü savunucularından biri olarak görülen aktör, BAFTA'nın dün (21 Eylül Pazartesi) Londra'da düzenlediği "Life in Pictures" etkinliğinde, yapay zekanın sektörü hızla dönüştürdüğü bir dönemde insan emeğinin ve sanatsal üretimin önemine dikkat çekti.

Sunucu Edith Bowman'ın yapay zekanın sinema üzerindeki etkisine ilişkin sorusunu yanıtlayan Cruise, yaklaşık 6 dakika süren konuşmasıyla salondan büyük alkış aldı.

Yapay zekanın sinemada kullanımının yaygınlaşacağını kabul eden Cruise, buna karşın insan emeğine dayalı sanatın ve sinema salonu deneyiminin önemini vurgulayarak şöyle konuştu:

İnsanın yerini hiçbir şey tutamaz. İnsanlar bu deneyimi yaşamak istiyor ve bunun için sinema salonlarına gidiyor. Ben insanlığa her zaman inanıyorum.

Cruise da kariyerini izleyiciye mümkün olduğunca gerçek ve inandırıcı bir sinema deneyimi sunmak üzerine kurdu.

Pandemi sonrasında sinema sektörünün toparlanmasına öncülük eden yapımlardan Top Gun: Maverick, ağırlıklı olarak fiziksel efektlerden ve gerçek uçuş görüntülerinden yararlanmasıyla övgü toplamıştı.

Cruise, Görevimiz Tehlike (Mission: Impossible) serisinin her yeni filminde daha tehlikeli aksiyon sahnelerine imza atmıştı. Serinin son iki halkasında ise kontrolden çıkan bir yapay zeka ana düşman olarak izleyici karşısına çıkmıştı.

Gişede başarı kazanan filmlerin ve gençlerin salonlara gösterdiği ilginin, insanların ortak sinema deneyiminden vazgeçmediğini kanıtladığını söyleyen Cruise, ömrünü bu mesleğe adayan emekçilerin bilgi ve becerilerinin kaybolmaması gerektiğini söyledi.

Daha önce 2023'teki Oyuncular Birliği (SAG) ve Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları Federasyonu'nun (AFTRA) grev görüşmelerinde de oyuncuların yapay zekaya karşı korunması gerektiğini savunmuştu. 

Cruise, sözlerini "İnsanlar gerçek şeyler görmek istiyor" diyerek sürdürdü.

Etkinlikte kariyerinden ve yakında gösterime girecek yeni filmi Digger'dan da söz eden Cruise, Alejandro González Iñárritu'nun yönettiği filmi "üzerinde çalıştığı en özgün ve etkileyici projelerden biri" diye tanımladı.

Oyuncu ayrıca rolü kabul etmeden önce Iñárritu'dan senaryoyu iki gece boyunca kendisine okumasını istediğini anlattı.

Film, Cruise'un canlandırdığı petrol tüccarı Digger Rockwell'in, kendi eylemleriyle başlattığı çevre felaketini önlemeye çalışmasını konu alıyor.

Digger, 2 Ekim'de sinemalarda vizyona girecek. 29 Eylül'deyse İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde Sinefil Galası başlıklı programında üyelere yönelik özel gösterimde sinemaseverlerle buluşacak. 

Independent Türkçe, Deadline, TheWrap