ABD, koronavirüs aşılarının patentlerinin askıya alınmasını destekleyerek müttefiklerini şaşırttı

Dün Ladakh’da Hintli bir kişiyi Kovid-19’a karşı aşılayan bir sağlık çalışanı (AFP)
Dün Ladakh’da Hintli bir kişiyi Kovid-19’a karşı aşılayan bir sağlık çalışanı (AFP)
TT

ABD, koronavirüs aşılarının patentlerinin askıya alınmasını destekleyerek müttefiklerini şaşırttı

Dün Ladakh’da Hintli bir kişiyi Kovid-19’a karşı aşılayan bir sağlık çalışanı (AFP)
Dün Ladakh’da Hintli bir kişiyi Kovid-19’a karşı aşılayan bir sağlık çalışanı (AFP)

Washington, geçtiğimiz Çarşamba günü Hindistan’a ve gelişmekte olan fakir ülkelere yardım etmek amacıyla, yeni tip koronavirüs hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsüne karşı geliştirilen aşıların patenlerinin askıya alınmasına desteğini açıklaması ile müttefiklerini şaşırttı. Söz konusu karar, en etkili aşıları üreten büyük küresel ilaç şirketlerinin bulunduğu ABD’nin tutumundaki köklü bir değişimi temsil ediyor.

Küresel bir krizin çözümüne yönelik ‘tarihi’ bir adım
Geçtiğimiz günlerde ABD yönetiminin tutumundaki bir değişiklik olduğuna dair işaretler görülmüştü. Bunu Washington’un Dünya Ticaret Örgütü’nde, geçtiğimiz yıl Hindistan ve Güney Afrika’nın aşı patentlerini pandeminin sonuna kadar askıya alınmasına yönelik yaptıkları öneriyi destekleyen taraflar ile karşı çıkan zengin ülkeler arasındaki görüşleri birbirine yaklaştırmaya yönelik büyük çabaları takip etti. Ancak Çarşamba günü ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai tarafından yayınlanan duyuru, geçen ayın sonlarına kadar söz konusu öneriye karşı çıkan ülkelerin yanında yer alan ABD'nin tutumunun tam tersi yönde değiştiğini ortaya koydu.
Tai açıklamasında, “Salgın küresel bir sağlık krizidir. Salgının olağandışı koşulları olağandışı önlemlerin alınmasını gerektiriyor. ABD yönetimi, fikri mülkiyet haklarının korunmasına güçlü bir şekilde güvence altına alsa da salgını sona erdirmek için Kovid-19 aşılarının bu korumalarının askıya alınmasını destekliyor” dedi.
Ancak Tai, ABD’nin bu adımının memnuniyetle karşılanmaya başlanmasından önce, beklentileri hafifletmeye çalışarak şunları söyledi:
“Şüphesiz ilgili sorunların karmaşıklığı ve bu konuda fikir birliğine varma ihtiyacı dikkate alındığında, bu konudaki müzakerelerin tamamlanması için biraz zaman gerekiyor.”
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus tarafından ‘tarihi bir karar’ olarak nitelendirilen ABD’nin bu hamlesi Hindistan’daki son derece kötü durumdaki epidemiyolojik sahnenin zengin ülkelere, herkes virüse ve yeni mutasyonların ortaya çıkma risklerine karşı güvende olana kadar, kimsenin virüse karşı güvende olmayacağını hatırlatan uyarı ziline dönüştüğü bir zamanda geliyor.
WHO Genel Direktörü Ghebreyesus ABD’nin bu kararını destekleyen ilk kişi oldu. Ghebreyesus Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:
“ABD’nin bu kritik zamanlarda tüm insanların refahına öncelik vererek aşıların eşitliğine yönelik aldığı bu tarihi kararı takdir ediyorum. Şimdi hepimiz hızlı bir şekilde ve dayanışma içinde, hayat kurtaran Kovid-19 aşıları üreten bilim adamlarının becerilerini ve taahhütlerini temel alarak hareket edelim.”

Avrupa’nın açılımı ve Rusya
Avrupa Birliği (AB), ABD’nin, Hindistan ve Güney Afrika’nın Dünya Ticaret Örgütü’ndeki yüzden fazla ülke tarafından desteklenen patentlerin askıya alınması önerisi karşısında en çok şaşıran taraflardan biri oldu. Ancak AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD’nin hamlesini memnuniyetle karşıladı. Komisyon Başkanı İtalya’nın Floransa kentindeki Avrupa Üniversite Enstitüsü’nde dün (Perşembe) verdiği bir konferansta, AB’nin Washington’un önerisini tartışmaya hazır olduğunu söyledi. Von der Leyen Avrupa’nın, aşılama kampanyaları başlatıldığından bu yana Avrupa’nın 28 milyon doz İngiltere’ye ve 72 milyon doz Japonya’ya yapılan ihracatlar da dahil olmak üzere diğer ülkelere aşı ihracatını durdurmadığını hatırlattı ve “Bugün Avrupa dünyanın eczanesi ve bundan gurur duyuyoruz” dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, şimdiye kadar bu konuda çekingen bir tutuma sahip olmasının ardından ‘fikri mülkiyetin kaldırılmasına tam destek verdiğini’ ifade etti.
Macron, bu karara önceleri karşıydı zira 23 Nisan’da fikri mülkiyetin aniden kaldırılmasına karşı olduğunu söylemiş ve konunun teknoloji sevkiyatı ilgili olduğunu açıklamıştı. Dün yaptığı açıklamada konuya ilişkin tutumu ile ilgili olarak “Basit bir şekilde söylediğim ve doğru olan şey, aşılamaya katılımın yüksek olması sebebiyle aşıya erişimi zor bir hale getirmesidir. Fikri mülkiyet haklarını Afrika’daki ilaç şirketlerine devredebilirler ancak orada (Mesajcı RNA) teknolojisini üretecek bir platformları yok. Konumuz teknoloji sevkiyatı ve bilgi transferi sayesinde Afrika’da bu tür aşıları üreten platformlar oluşturulmasıdır” dedi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, dün Kovid-19 aşılarının patentlerinin iptali fikrine destek verdiğini belirtti ve hükümetini Rus aşılarının patentlerinin iptali konusunu incelemeye çağırdı.
Putin televizyonda yaptığı açıklamada “Avrupa’dan bence dikkat çekici olan bir fikir duyuyoruz: Tüm Kovid-19 aşılarının patentlerinin iptal edilmesi. Rusya böyle bir adımı kesinlikle destekleyecek” ifadeleri kullandı ve ekledi:
“Birçok kez söylediğim gibi... Maksimum kârı nasıl elde edeceğimizi düşünmek yerine, insanların güvenliğini nasıl sağlayacağımızı düşünmeliyiz.”

Müttefiklerin utanması
Dünya Ticaret Örgütü’ndeki (DTÖ) diplomatik kaynaklar, DTÖ’deki bu öneriye karşı çıkan AB ülkeleri, İngiltere ve İsviçre’nin hissettikleri utancı gizlemediğini söylüyor. Öneriye karşı çıkanlar, fikri mülkiyet korumasının askıya alınmasının, aşıların güvenliğini tehdit edebileceği için istenen sonuçları tersine çevireceğini düşünürken ABD’nin tutumundan bunun tam tersi anlaşılıyor.
ABD’nin girişimi ile ilgili olarak, AB Komisyonu sözcüsü dün “Kısa vadede gerekli olan, üretici ülkelerin aşıların ihracatına izin vermesidir. AB krizi pratik ve etkili bir şekilde ele almak için her türlü öneriyi tartışmaya hazır” dedi.
DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iwela tarafından, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerden büyükelçilerle Hindistan ve Güney Afrika’nın önerisini tartışmak için bir zaman çizelgesi üzerinde anlaşmaya varmak için düzenlenen basına kapalı toplantının ardından, ABD Ticaret Bakanı yaptığı açıklamalarda Washington'un iki tarafı birbirine yaklaştırmak için sarf ettiği çabalara dikkati çekti. ABD’nin de desteğini alan önerinin 8-9 Haziran’da düzenlenecek olan Genel Konsey toplantısından önce DTÖ’nün bu ayın sonlarına doğru düzenlenecek olan açık oturumunda tartışılmasına karar verildi.
Dünyada genelindeki aşılama kampanyalarının seyrinin, zengin ülkeler ile diğer ülkeler arasında aşı dağıtım hızlarındaki büyük farklılıkların, patentlerin askıya alınma önerisini destekleyen kişilere güçlü bir destek kazandırdığından şüphe yok. Aynı şekilde Hindistan’ı vuran salgın dalgasının şiddeti, fakir ülkelerdeki aşılama kampanyalarını hızlandırmak için acil önlemler alınması gerekliliğini ortaya çıkardı.
Avrupa ülkeleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından denetlenen COVAX programı aracılığıyla gelişmekte olan ülkelere yardım sağlanması çağrılarına yanıt verip, şu ana kadar AB ülkelerine dağıtılan aşı miktarlarına eşit miktarlarda aşı ihracatlarına izin verirken, ABD’nin vatandaşlarını aşılamaya odaklandığını ve savaş zamanlarında geçerli olan OHAL yasasını kullanarak aşı ihracatını yasakladığını hatırlatmak gerekiyor.
Bazı kişiler, ABD nüfusunun yüzde 57’sini aşılamış olması sebebiyle söz konusu kararın siyasi bir boyut kazandığını düşünüyor. Zira ülkenin Temmuz ayı başlarında sürü aşılamasına ulaşması bekleniyor bu da, Başkan Joe Biden yönetiminin aşılama kampanyası için belirlediği planının meyvelerini toplamasına ve özellikle Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yaptığı yardım çağrısından sonra gelişmekte olan ülkelerin taleplerine cevap vermesini sağlıyor.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.