İran’ın SİHA programı ABD’nin takibinde

İran’ın silahlı insansız hava araçları ile sadece deniz seferlerini değil hava trafiğini de engelleyebileceği uyarısı yapıldı.

İran’ın geçen yıl geliştirdiği ve  Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz kuvvetlerine ait olan insansız hava araçları. (Fars Haber Ajansı)
İran’ın geçen yıl geliştirdiği ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz kuvvetlerine ait olan insansız hava araçları. (Fars Haber Ajansı)
TT

İran’ın SİHA programı ABD’nin takibinde

İran’ın geçen yıl geliştirdiği ve  Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz kuvvetlerine ait olan insansız hava araçları. (Fars Haber Ajansı)
İran’ın geçen yıl geliştirdiği ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz kuvvetlerine ait olan insansız hava araçları. (Fars Haber Ajansı)

ABD, hem gözetleme hem de saldırı için kullanılabilecek ve operasyonların etkisiz hale gelmesine neden olacak İran'ın silahlı insansız hava araçları (SİHA) geliştirme programını yakından takip ediyor. Ayrıca bu programın deniz ve hava trafiğini de felç edeceği görüşü hakim. 
ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie, ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde yaptığı ve daha sonra Washington'daki araştırma merkezleriyle görüşmelerinde tekrarladığı sürpriz açıklamalarında ABD güçlerinin Kore Savaşı’ndan bu yana ilk kez mutlak hava üstünlüğüne sahip olmadığını vurguladı. Bunun nedeninin ise İran insansız hava araçlarının ABD güçleri ve bölgedeki ortakları için en büyük tehdit haline gelmesinden kaynaklandığını ifade etti.
Komutan McKenzie tehditleri iki gruba ayırdı. Bunları el bombaları ve havanlar takılabilen daha küçük SİHA’lar ve kapasitesi daha büyük olanlar olarak sıraladı. ABD’li Komutan, söz konusu araçların savaşların geleceği olduğunu ve bunlarla mücadelenin zaman alacağını ifade etti. McKenzie'ye göre Savunma Bakanlığı, en ileri ve eksiksiz kapasiteye ulaşmak için şu an rekabet içindeki teknoloji şirketleriyle birlikte çalışıyor.
Amerikan Girişim Enstitüsü’nden (American Enterprise Institute) İran alanında uzman olan araştırmacı Michael Rubin, McKenzie'nin açıklamalarının Kongre'yi daha fazla savunma bütçesi ayırmaya ikna etmeyi amaçladığını belirtti. Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Rubin söz konusu SİHA’lardan duyulan endişenin bir başka sebebinin de İran'ın bunları ekonomik yıpratma savaşında kullanması olduğuna dikkat çekti. SİHA’ların düşük maliyetli olduğunun altını çizdi. İran'ın birkaç milyon dolar maliyetle söz konusu araçları üretebileceğini belirten Rubin, ABD’nin buna rağmen İran’ı hezimete uğratabileceğini ancak karşılık vermek için füzeler ve lazer silahları için milyonlarca dolar harcama yapması gerektiğini vurguladı.
Ağustos 2020'de “İran SİHA Programının Kısa Tarihi” başlıklı uzun bir rapor yayınlayan Rubin, Tahran’ın söz konusu silahla sadece deniz seferlerini değil hava trafiğini de engelleyebileceğine işaret etti. İran daha önceki eylemlerinde uyarı atışları yapıyor,caydırma amaçlı sürat tekneleri kullanıyor ve  gemilerin kaptanlarııyla telsiz yoluyla şletişime geçiyordu. Ancak insansız hava araçlarında kontrol birimleriyle iletişim kurmak için herhangi bir mekanizma yoktu.
General McKenzie, ilk olarak 21’inci yüzyılın ortalarında çatışmaya giren ABD MQ-9 Reaper silahlı insansız hava aracının (SİHA) İran saldırılarına karşı belirleyici ve oldukça etkili bir caydırcılığı olduğunu kanıtladığını savundu. Mckenzie açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Farkettiğimiz şey İranlıların faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulunmayı sevmedikleri. 2019 yazında, gemilerden başlatılan saldırı girişimlerinin çoğunu sadece sesini duyabilmeleri için, SİHA’yı havada tutarak durdurduğumuza inanıyoruz.”
ABD 2016 yılında söz konusu SİHA’yı balistik füze saldırılarına karşı koymasını sağlayan ek yeteneklerle donatmayı tamamladı. Japonya ve Güney Kore ile gerçekleştirilen ortak tatbikat sırasında, Hint ve Pasifik okyanuslarındaki manevralar sırasında da doğrudan test etti.
McKenzie’nin açıklamaları hem Demokrat kanattan hem de Cumhuriyetçiler tarafından ilgiyle karşılandı. ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Scott DesJarlais konuya dair şu açıklamalarda bulundu:
"General McKenzie'nin İran insansız hava araçlarının tehdidini ciddiye aldığını duymak sevindirdi. ABD ordusunun insansız hava araçlarını tespit etmesi ve tam hava üstünlüğünü yeniden sağlaması için teknolojiyi hızla geliştirmesi mühim. Mevcut tüm kaynaklara sahip olduğundan emin olmalıyız. İran, bizim ve bölgedeki müttefiklerimiz için büyük bir tehdit oluşturuyor. Savunmanın korunmasını  birinci öncelik haline getirmeliyiz.”
Medya ve internet sitelerinde ABD merkezli askeri ve sivil hava araçları üretiminde faaliyet gösteren Northrop Grumman Şirketi ve drone üretim teknolojisinde uzmanlaşmış Epirus Şirketi ile imzalanan anlaşmaya dair haberler yer aldı. Haberlere göre ABD Savunma Bakanlığı tarafından imzalanan anlaşmanın hedefinde SİHA saldırılarına karşı koymak ve imha etmek için Leonidas adlı sistemin tedarik edilmesi var. Sistemin testlerdeki başarısından sonra farklı tiplerde ve boyutlarda 60'tan fazla insansız hava aracını düşürmek için kullanılacağı kaydedildi.
102 ülkenin SİHA’lar ile ilgili askeri programlara sahip olduğu ve dünyadaki en az 57 silahlı grubun insansız hava araçları olduğu tahmin edilyor. Uzmanlar SİHA’ların geliştirilmesinin ve konuşlandırılmasının, İran'ın tüm bölgede insansız hava araçları ve füzeler gibi hassas mühimmatlara sahip olan, İsrail de dahil gelişmiş savunmalara karşı koyma gücünü artıracağı görüşündeler.
Tahran'ın söz konusu programı, Birinci Körfez Savaşı'ndan ve maruz kaldığı ablukadan sonra 3 alternatife yatırım yapma stratejisinin bir parçası olarak geldi. Planda deniz gücünün geri kalmışlığı nedeniyle sürat teknelerine ağırlık vermek, hava gücünü iyileştirmek için balistik füze programını geliştirmek ve SİHA programına yatırım yapmak bulunuyor.
İran1980’li yıllardan bu yana SİHA’ların üretimi ile yakından ilgileniyor. İlk SİHA’lar Ebabil ve Muhacir serisi ile ortaya çıktı.
İran bugün, 2011 yılı sonunda ele geçirildiği düşünülen RQ-170 tipi insansız ABD casus uçağının kopyası olan Şahid 171 gibi gelişmiş insansız hava araçlarına sahip. Şahid 129’un da Amerikan Predator insansız hava aracının kopyası olarak biliniyor.
Rubin konuya dair değerlendirmesinde Tahran’ın SİHA programının istikrarlı bir şekilde ilerlediğini ve Amerikan uçaklarının tasarımını kullandığı iddiasına rağmen İran modelinin daha fazla geliştirildiğini belirtti. Açıklamasına şöyle devam etti:
“ABD örneğinden faydalanmış olabilirler. Ancak aynı zamanda Çin ve Rus teknolojisinden de yararlandılar. Ayrıca mühendislerinin de halen verimli bir şekilde çalıştığı da biliniyor.”
İran SİHA’larının önümüzdeki yıllarda oluşturacağı en büyük tehlikeler Tahran’ın bölgesel vekillerine daha fazla imkan sağlaması ve üretim kabiliyetlerinin artması olarak gösteriliyor.



İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
TT

İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)

İran genelinde geçen ay patlak veren protestolara yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesinde hayatını kaybedenlerin sayısının en az 7 bin 2’ye yükseldiği bildirildi. Aktivistler, ölü sayısının artmaya devam ettiğini ve gerçek bilançonun daha da ağır olabileceğini belirtti.

Gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısının kademeli olarak yükselmesi, İran’ın hem iç cephede hem de uluslararası alanda karşı karşıya bulunduğu baskıyı derinleştiriyor. Tahran, nükleer dosya kapsamında ABD ile yürütülen müzakereleri sürdürmeye çalışsa da ikinci tur temasların ne zaman ve hangi çerçevede yapılacağı belirsizliğini koruyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ise ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede, İran’a yönelik taleplerin daha da sıkılaştırılması gerektiğini savunduğu aktarıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, görüşmede bağlayıcı bir karar alınmadığını belirterek, İran’la müzakerelerin sürdürülmesi yönündeki tutumunu yineledi. Olası bir anlaşmanın tercihleri olacağını İsrail Başbakanı’na ilettiğini kaydeden Trump, diplomatik sürecin sonuç vermesi halinde bunun Washington açısından öncelikli seçenek olacağını ifade etti.

Öte yandan İran içinde, rejimin muhalefeti kapsamlı biçimde bastırmasına yönelik öfke dinmiş değil. Önümüzdeki günlerde, hayatını kaybedenlerin ailelerinin geleneksel 40. gün yas törenlerini düzenlemesiyle gerilimin yeniden artabileceği belirtiliyor.

Aktivistlerin açıkladığı bilanço yükseliyor

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), son rakamı açıklayan kuruluş oldu. Kurumun, İran’daki önceki protesto dalgalarında ölü sayısını tespit etmede isabetli olduğu ve ülke içindeki aktivist ağı aracılığıyla bilgileri doğruladığı biliniyor. İletişim kanallarının kesintiye uğraması nedeniyle verilerin çapraz kontrolünün zaman aldığı, bu nedenle bilançonun kademeli olarak güncellendiği ifade edildi.

İran hükümeti ise 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada, protestolarda 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. İran’daki yönetimin geçmişte yaşanan toplumsal olaylarda can kayıplarını eksik bildirdiği ya da hiç açıklamadığı biliniyor.

Associated Press (AP), İran’da internet erişiminin ve uluslararası telefon bağlantılarının kesintiye uğratılması nedeniyle ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi.

Can kaybındaki artış, İran’ın nükleer programı konusunda ABD ile yürüttüğü müzakereler sürerken yaşanıyor.

İran dosyasında diplomasi trafiği

Üst düzey İranlı güvenlik yetkilisi Ali Laricani, çarşamba günü Katar’da Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldi. Katar, haziran ayında ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri bombalamasının ardından İran’ın hedef aldığı büyük bir ABD askerî üssüne ev sahipliği yapıyor. Söz konusu saldırı, İran ile İsrail arasında 12 gün süren savaşın ardından gerçekleşmişti.

Laricani’nin ayrıca Katar’da Filistinli Hamas yetkilileriyle, salı günü ise Umman’da Tahran destekli Yemenli Husilerle görüştüğü bildirildi.

Laricani, Katar merkezli El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, Umman’da ABD’den herhangi bir somut teklif almadıklarını ancak “mesaj alışverişi” yapıldığını kabul etti.

İran ile Arap Körfezi’nde dev bir doğal gaz sahasını paylaşan Katar, geçmişte de Tahran ile yürütülen müzakerelerde önemli bir arabulucu rolü üstlenmişti. Katar resmi haber ajansı, Emir Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin Trump ile “bölgedeki mevcut durum ve gerilimi azaltmaya, bölgesel güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik uluslararası çabalar” hakkında görüştüğünü aktardı.

ABD, İran’a baskıyı artırmak amacıyla uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ü, savaş gemilerini ve savaş uçaklarını Orta Doğu’ya sevk etti. Washington yönetimi, gerektiğinde İran’a yönelik askerî seçenekleri masada tutuyor.

ABD güçleri, Lincoln’e fazla yaklaştığını belirttikleri bir insansız hava aracını düşürdüklerini ve İran güçlerinin Hürmüz Boğazı’nda durdurmaya çalıştığı ABD bayraklı bir gemiye müdahale ettiklerini açıkladı.

Trump, Axios haber sitesine verdiği demeçte, bölgeye ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini belirterek, “Oraya doğru ilerleyen bir armadamız var ve bir başkası da yolda olabilir” dedi.

Nobel Ödüllü Muhammedi için endişe

Norveç Nobel Komitesi, 2023 Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’nin gözaltına alınışı sırasında şiddete maruz kaldığı, fiziksel istismara uğradığı ve hayati risk taşıyan kötü muameleye tabi tutulduğuna dair güvenilir bilgiler aldıklarını belirterek derin endişe duyduklarını açıkladı.

Komite, Muhammedi’nin aralık ayında gözaltına alınırken darp edildiğine ve gözaltı sürecinde kötü muamelenin sürdüğüne dair bilgi aldıklarını belirterek derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Açıklamada, “Kendisine yeterli ve sürekli tıbbi takip imkânı sağlanmamakta, ağır sorgu ve baskılara maruz bırakılmaktadır. Birkaç kez bayıldığı, tehlikeli derecede yüksek tansiyon sorunu yaşadığı ve şüpheli meme tümörleri için gerekli kontrollerden mahrum bırakıldığı bildirilmektedir” denildi.

İran yargısı, 53 yaşındaki Muhammedi’yi yedi yılı aşkın ek hapis cezasına çarptırdı. Destekçileri, Aralık 2024’te sağlık gerekçesiyle geçici izinle serbest bırakılmasının ardından yeniden tutuklanma riski bulunduğu yönünde aylardır uyarıda bulunuyordu.


Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
TT

Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)

Çin bugün yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu duyurdu. Bu açıklama, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü artıracak tedbirleri onaylamasından kısa bir süre sonra geldi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlediği basın toplantısında, “Çin, işgal altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri kurulmasına daima karşı çıkmıştır ve Filistin topraklarının ilhak edilmesine veya üzerinde herhangi bir ihlale yönelik tüm girişimlere karşıdır” dedi.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail’in yeni tedbirlerinin “işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü daha da pekiştireceğini ve bu toprakların İsrail’e entegrasyonunu hızlandıracağını, dolayısıyla yasa dışı ilhakı güçlendireceğini” söyledi.

Volker Türk, bu önlemlerin, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları, zorla göç ettirme operasyonları, evlerin yıkılması, topraklara el konulması, hareket kısıtlamaları ve diğer ihlaller bağlamında gerçekleştiğini belirtti. Bu ihlaller, BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından belgelenmiş durumda.

İsrail, 1967’den bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor. Doğu Kudüs hariç, Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerde 500 binden fazla İsrailli yaşıyor. Bölgede yaklaşık 3 milyon Filistinli bulunuyor.

Volker Türk dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrolünü sıkılaştırarak yerleşimleri genişletme planlarının, toprakların yasa dışı ilhakını kalıcı hale getirme yönünde bir adım teşkil ettiğini belirtti.


‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
TT

‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)

Jeffrey Epstein dosyaları, Başkan Donald Trump yönetimini sarsarak, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’i de kapsayabilecek skandallarla ilgili raporlara karşı hükümeti savunma pozisyonuna itti. Epstein, çocuk istismarı suçundan hüküm giymiş bir milyarder olup 2019’da cezaevinde ölmüştü.

Geçtiğimiz salı günü Senato Bütçe Komitesi’nde temsilcilerle yüzleşen Lutnick, 2012’de ailesiyle yaptığı bir ziyaret sırasında Epstein ile görüştüğünü itiraf etti. Bu açıklama, daha önce yaptığı ve Epstein’in 2008’de ilk kez mahkûm edilmesinin ardından 2005’teki görüşmenin ardından iletişimi kestiğini belirten ifadeleriyle çelişiyor. Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Lutnick’e, “Buradaki mesele, Jeffrey Epstein ile ilgili herhangi bir suç işlemiş olmanız değil; esas sorun, Kongre’ye, Amerikan halkına ve Epstein’in kurbanlarına, aranızdaki ilişkinin doğasını tamamen yanıltıcı biçimde sunmanız” dedi.

dfvfv
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Lutnick’in istifası yönündeki çağrılar artarken, Beyaz Saray bakanı desteklemeye devam etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Bakan Lutnick Trump ekibinin vazgeçilmez bir üyesi olarak kalıyor ve Başkan onu tamamen destekliyor” dedi. Bu tutum, birçok kişiyi şaşırttı; özellikle Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, Lutnick’in görevde kalmasına şaşkınlığını dile getirdi. Massie, skandal nedeniyle İngiltere’de bazı yetkililerin istifa ettiğine dikkat çekerek, “İstifa etmesi gerekiyor. İngiltere’de üç kişi görevlerinden ayrıldı. Bunların arasında ABD’deki İngiliz büyükelçisi ve Lutnick’in yalanlarından çok daha az bir şey yüzünden unvanını kaybeden bir prens de var” ifadelerini kullandı.

Süregelen yankılar

Cumhuriyetçiler, Epstein dosyasının yol açtığı etkilerden rahatsızlık duyuyor; bu durum partide bölünmelere de neden oldu. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi Başkanı James Comer, Lutnick’in komite önünde ifade vermesi için çağrılabileceğini açıkladı. Comer, “Hayatta kalan kurbanlara adaletin sağlanmasına yardımcı olabilecek bilgisi olan herkesle konuşmak istiyoruz” dedi.

sdcfvgthy
Epstein belgelerinden alıntılar, 10 Şubat 2026 (EPA)

Adalet Bakanlığı’na, Epstein dosyasındaki diğer belgeleri açıklaması ve mağdurlar dışında isimleri saklamaması yönündeki çağrılar artarken, Cumhuriyetçi Senato lideri tüm belgelerin tamamen kamuoyuna açılmasını talep etti. Şeffaflığın önemine vurgu yapan lider, “Epstein dosyasında isimleri geçen veya dosya kapsamında ortaya çıkabilecek kişiler, konuyla ilgili soruları yanıtlamak zorunda olacak. Amerikan halkı da bu yanıtların yeterli olup olmadığına karar verecek” dedi.

xsc xsc
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 15 Ekim 2025 tarihinde Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile birlikte (Reuters)

Beyaz Saray’daki açıklamalar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi belgelerin açıklanmasından sorumlu olarak zor bir konuma soktu. Bondi dün Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nde ifade verirken, arkasında Epstein’in bazı mağdurları oturuyordu. Bondi, mağdurlara hitaben, “O canavarın eylemleri nedeniyle herhangi bir mağdurun yaşadığı duruma karşı derin üzüntü duyuyorum. Eğer hakkınızda size zarar veren veya kötü muamelede bulunan kişilerle ilgili kolluk kuvvetleriyle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) sizi dinlemeye hazır” dedi. Bakan, “Her türlü suç isnadı ciddi şekilde ele alınacak ve soruşturulacak. Adalet Bakanlığı, suçluları yasal çerçevede en üst seviyede hesap vermeye zorlamaya kararlıdır” diyerek taahhütte bulundu.

Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından onaylanan yasaya uyarak tüm Epstein belgelerini açıkladığını savunsa da yasaların mimarları Ro Khanna ve Thomas Massie, bakanlığın halen 6 milyon belgenin 2,5 milyonunu elinde tuttuğunu belirtiyor ve yasaya bağlı kalarak bunların da açıklanmasını talep ediyor.