Faslı siyasetçi: Seçimleri kazanan partinin parlamentodaki sandalye sayısı 80’i geçmeyecek

Fas Halk Hareketi Partisi Genel Sekreteri Muhanned el-Ansar.
Fas Halk Hareketi Partisi Genel Sekreteri Muhanned el-Ansar.
TT

Faslı siyasetçi: Seçimleri kazanan partinin parlamentodaki sandalye sayısı 80’i geçmeyecek

Fas Halk Hareketi Partisi Genel Sekreteri Muhanned el-Ansar.
Fas Halk Hareketi Partisi Genel Sekreteri Muhanned el-Ansar.

Fas Halk Hareketi Partisi Genel Sekreteri Muhanned el-Ansar, önümüzdeki Eylül ayında yapılması planlanan parlamento seçimlerini kazanan partinin seçmen paydasının seçim listelerinde kayıtlı olanlar bazında hesaplanması sebebiyle 80’den fazla sandalyeyi aşmaması gerektiğini belirtti.
Eski İçişleri Bakanı Muhanned el-Ansar, Fakih et-Tatvani Vakfı’nın başkent Rabat’ın hemen yanındaki Sale şehrinin genel merkezinde düzenlediği toplantıda, seçimleri kazanan parti ile kazanan partiyi takip edecek diğer partiler arasında çok fazla fark olmayacağını söyledi. 2016’da yapılan seçimlerde, Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) 125 sandalye kazanırken, hükümetteki müttefiki Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) 37 sandalye kazanmıştı. Seçimlerin ardından üç partinin koalisyon hükümeti kurması bekleniyor.
Aynı bağlamda Ansar partisinin, seçmen paydasının seçim listelerinde kayıtlı olanlar bazında hesaplanmasına yönelik bir öneri ortaya atarak, seçim paydasının yasal bir kural değil siyasi bir sorun olduğunu söyledi. Ansar, “Seçmen paydasının hesaplanmasına yönelik söz konusu yöntemi benimseme durumu, seçim listelerine kaydedilmeyi kabul eden vatandaşların, oy kullanmasalar bile, oy kullanma isteklerine sahip olmalarından kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.
Halk Hareketi Partisi, seçim kanunlarında değişiklik önerileri çerçevesinde, İçişleri Bakanlığı’nda muhtıralarını yayınlamayan bir kaç parti arasındaydı. Ancak partinin Genel Başkanı Ansar, muhtırayı yayınlama sözü vererek, muhtıranın seçmen paydasının kayıtlı olanlar bazında hesaplanmasını önerdiğini vurguladı.

Ansar, gençlerin siyasete teşvik edilmesini belirtti
Seçimlere katılım ve seçmenlerde güven tazelemesi açısından, seçim merkezlerinin karşılaştığı zorluklara ilişkin Ansar, partiler ve gençler arasında bir uçurum olduğunu söyledi. Ansar söz konusu boşluğun doldurulması noktasında, iki taraf arasındaki güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Gençlerin, partilerin kendi yüzlerine kapanmasından şikayetçi olduklarına dikkat çekti. Ansar, gençlerin siyasete teşvik edilmesi noktasında kamuoyu tartışması çağrısında bulundu.
Ansar, Parlamento seçimlerinde Ulusal Gençlik Listesi’nin benimsenmesine ilişkin önceki deneyimleri eleştirerek, “Listeden bir genci meclis üyesi olarak seçtiğimizde, seçilmeyen binlerce kişinin öfkesiyle karşılaşıyoruz” ifadelerini kullandı. Bu durumun partiler için sorun oluşturduğunu belirten Ansar, bu sebeple söz konusu listenin kaldırılması gerektiğini ifade etti.
Ansar, partisinin, yerel seçimlerde, bin ila bin 500 genci partisi adına seçim bölgelerinde adaylıklarını koymaları için teşvik edeceğini belirtti. Ansar, siyaset yapmak isteyen kimselerin, siyaseti, doğrudan parlamentodan değil belediyelerden başlayarak öğrenmesi gerektiğini vurguladı.
Ansar yaklaşan seçimlerde partisinden beklentisiyle ilgili olarak, partisinin yıllar önce sahip olduğu statüsünü geri kazanarak, ilk üçte yer almak istediğini vurguladı. Temsilciler Meclisi’ne adaylığı ile ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Bu durumun henüz belli olmadığını söyledi.
Ansar, partiye 3 dönem liderlik yapması sebebiyle parti liderliğine getirilmesi konusunda, seçimlerden sonra yapılacak parti toplantısında bu duruma karar verileceğini söyleyerek, kendisinden sonra gelecek herhangi bir kişiye destek vermeyeceğini bildirdi.
Ansar, partisinin, Temsilciler Meclisi İçişleri Komitesi’nde tartışılan hint kenevirinin yasal kullanımına ilişkin yasa tasarısı konusundaki tutumuyla ilgili olarak, mevcut haliyle kenevirin yetiştirilmesi ve kullanımına izin verilmediğini söyledi. Ancak kenevirin tıbbi ve endüstriyel kullanımlarda birçok avantajının bulunduğunu ve çiftçileri çektikleri zulümlerden uzaklaştırdığını düşünerek söz konusu yasa tasarısını desteklediklerini söyledi. Hint keneviri yetiştiriciliği sebebiyle ülkenin kuzeyinde yaklaşık 50 bin çiftçinin yargılandığına işaret etti.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.