ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Şarku’l Avsat’a konuştu: Esed ile normalleşmeyeceğiz

Washington “rejimin yaptığı zulümlere” odaklanmaya çağırıyor

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Şarku’l Avsat’a konuştu: Esed ile normalleşmeyeceğiz
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Şarku’l Avsat’a konuştu: Esed ile normalleşmeyeceğiz

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Şarku’l Avsat’a konuştu: Esed ile normalleşmeyeceğiz

Washington DC, Suriye rejimi ile ilişkilerini “normalleştirmeyi kesin bir şekilde” tekrar reddederek ilişkilerin tekrar kurulması ve diplomatik ilişkilere geri dönülmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Bunun gerekçesi olarak da “bu rejimin geçtiğimiz 10 yılda insanlığa karşı işlediği suçları ve zulümleri” gösterdi.
Bu açıklama, geçtiğimiz günlerde Londra’da düzenlenen G7 Zirvesi’nin sonuçlarının Batı’nın Suriye’deki Esed rejimi ile ilişkileri tekrar normalleştirmeye yönelik çağrıları “görmezden geleceğine” ilişkin bazı tahminlere ve beklentilere yol açmasının ardından geldi.
Şarku’l Avsat’a demeç veren ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Başkan Joe Biden yönetiminin “Esed rejimiyle diplomatik ilişkilerini hiçbir şekilde yeniden tesis etmeyeceğine veya ileri bir seviyeye taşımayacağına” işaret ederek 2011 yılının Mart ayında Suriye olayları patlak verdiğinden beri yönetimin tutumunun aynı olduğunu belirtti.
Beşşar Esed rejimiyle yeniden diplomatik ilişki kurmak istediğini belirten ülkelerle ilgili olarak Sözcü, Washington’un bölgedeki tüm ülkeleri, Esed rejiminin Suriye halkına karşı son 10 yılda yaptığı zulümleri dikkatli bir şekilde değerlendirmeye çağırdığını söyledi. Sözcü aynı zamanda Washington’un, rejimin insani yardımların çoğunun ülkeye ulaşmasını engellemek için sürekli girişimlerde bulunduğunun ve güven sağlamadığının dikkate alınmasını talep ettiğini belirtti.
Yeni ABD yönetiminin Suriye dosyasını ihmal etmesinin sebebi ve ne gibi bir strateji izlediği sorulduğunda Sözcü, ABD’nin tutumunun “ülkedeki siyasi süreci desteklemesinden belli” olduğunu söyleyerek “Suriye’de ve daha geniş olarak bölgede istikrarın ancak tüm Suriyelilerin iradesini temsil edecek siyasi bir süreçle sağlanabileceğini düşünüyoruz. Ülke içinde kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılmasını sağlamak için müttefikler, ortaklar ve Birleşmiş Milletler (BM) ile çalışmaya bağlıyız” dedi.
ABD Suriye krizini ele alma biçimi yüzünden ülke içinde ve dışında çok sayıda eleştiriye maruz kalıyor. Bazıları bunu eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin izlediği yöntemi küçümsemek olarak görüyor ve bu tutumu, mevcut yönetim ile demokratik çoğunluğa sahip Kongre arasındaki uyuma dayandırıyor. Kongre hala Suriye hakkında izlenecek politikayı tartışmadı.
Geçtiğimiz hafta Londra’da düzenlenen ABD, Almanya, İngiltere, Japonya, Fransa, Kanada ve İtalya'nın yer aldığı G7 Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde Suriye rejimiyle ilişkilerin yeniden normalleştirilmesinin net bir şekilde reddedilmediği görülürken, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına, insani yardım faaliyetlerine ve siyasi çözümlere destek verildiği vurgulandı.
Sonuç bildirgesinde şu ifadeler yer aldı:
Başta rejim olmak üzere tüm tarafları, ateşkes yapılması ve BM gözetiminde ülke içindeki ve dışındaki tüm Suriyelilerin katılacağı özgür ve adil seçimlerin yapılmasına zemin hazırlamak üzere mültecilerin ülkelerine dönmelerine izin verecek güvenli bir ortam sağlanması da dahil olmak üzere olumlu bir şekilde kapsamlı siyasi sürece katılmaya çağırıyoruz. Savaşın parçaladığı ülkenin yeniden inşa edilmesine yönelik faaliyetler ancak kararlı bir şekilde devam eden güvenilir bir siyasi süreç olduğunda gerçekleşecek.”
Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Eski Yakın Doğu’dan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı David Schenker, Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde yayınladığı yazısında “zamanı gelmeden” Beşşar Esed ile ilişkilerin normalleştirilmesine karşı uyarıda bulunarak, Şam’la diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesine ve yeniden tesis edilmesine yönelik çağrıların arkasında rejimi bölgesel olarak desteklekleyen Rusya’nın olduğunu ifade etti. Schenker BM Güvenlik Konseyi'ni 2254 sayılı kararı kabul etmeye iten sebeplerin hala devam ettiğine dikkat çekerek, bu nedenlerin Esed rejiminin insan haklarına karşı işlediği ihlalller, halkına karşı yaptığı en kötü zulümler, yarım milyondan fazla kişiyi katletmesi ve ülke içinde ve dışında milyonlarca kişiyi yerinden etmesi olduğunu vurguladı.
Schenker “Son haftalarda, rejimin 5 bin sivilin ölümüyle sonuçlanan sekiz aylık acımasız çabalarının ardından üyeliği Kasım 2011’de askıya alınan Suriye’nin Arap Birliği’ne yeniden katılımına yönelik hareketlilik arttı. Şu an 10 yıl gibi bir sürenin ve yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybetmesinin ardından, Rusya’nın desteğiyle bazı ülkeler, Esed’le siyasi ve ekonomik olarak ilişki kurmaya hazırlanarak on yıldır süren uluslararası yalnızlığını sona erdirmeye yönelik adımlar atıyor” şeklinde konuştu.
Eski ABD’li yetkili, ABD’nin tutumunun BM Güvenlik Konseyi kararıyla uyumlu olduğunu ve Washington’un politikasının, ancak doğru bir siyasi geçişten sonra olacak türden bir yeniden katılım temeline dayandığını vurguladı. Yetkili “İsrail de dahil olmak üzere bölge devletleri, doğru zamandan önce Şam’ın dönüşünü hoş karşılayarak, gerçek değişim olasılıklarını bozabilir” dedi.
Schenker, Esed yönetimi altındaki Suriye’nin “milyonlarca kişinin sürgünden dönmesi için asla güvenli bir sığınak olmayacağından” ötürü Başkan Biden yönetimini Suriye’de değişiklik yapılması için baskı yapmayı sürdürmeye çağırdı. Ayrıca Washington’dan liderliğini geri almasının yanı sıra bu dosya için yeni bir elçi ve Avrupa ve bölge ülkeleriyle uluslararası yaklaşımı koordine etme yetkisine sahip başka bir üst düzey yetkili daha atamasını talep etti.



Fransız Dışişleri Bakanı: Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşma Kürtlerin haklarını garanti altına alıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
TT

Fransız Dışişleri Bakanı: Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşma Kürtlerin haklarını garanti altına alıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barou bugün yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan yeni anlaşmanın Kürtlerin temel haklarını güvence altına aldığını ve DEAŞ ile mücadele çabalarını desteklediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı'ndan (SANA) aktardığına göre Barou, Şam'da Suriyeli mevkidaşı Esad aş Şeybani ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Paris'in Suriye'yi “daha iyi bir gelecek inşa etme” konusunda desteklemeye devam edeceğini ifade etti.

sdefrgty
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Şam'da Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile bir araya geldi (EPA)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Şam'da Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile ikili iş birliğinin güçlendirilmesi konusunu görüştü.

SANA, bugün Şam'daki Tishreen Sarayı'nda yapılan toplantıda iki bakanın karşılıklı çıkarları, bölgesel gelişmeleri ve iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin güçlendirilmesini görüştüklerini bildirdi.

Suriye'nin birliğinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün teyit edildiğini belirtti.


Washington, Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Rakka’da SDG mensupları statülerinin düzenlenmesini bekliyor. (Reuters)
Rakka’da SDG mensupları statülerinin düzenlenmesini bekliyor. (Reuters)
TT

Washington, Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Rakka’da SDG mensupları statülerinin düzenlenmesini bekliyor. (Reuters)
Rakka’da SDG mensupları statülerinin düzenlenmesini bekliyor. (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanlığı, bugün (Cuma9 Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında ateşkes ve güçlerin entegrasyonunu öngören anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Bakanlık, söz konusu anlaşmanın Suriye’nin birliğini, egemenliğini ve istikrarını güçlendirdiğini vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bugün erken saatlerde varıldığı duyurulan Suriye hükümeti ile SDG arasındaki “tarihi anlaşmanın” başarılı biçimde uygulanmasını destekleme taahhüdünü yineledi. Açıklamada, entegrasyon sürecinin kolaylaştırılması amacıyla tüm taraflarla yakın iş birliğinin sürdürüleceği belirtildi.

SDG, günün ilerleyen saatlerinde Suriye hükümetiyle kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını, bunun ateşkesi de kapsadığını duyurmuştu. Söz konusu anlaşma, Suriye devlet televizyonuna konuşan bir hükümet kaynağı tarafından da doğrulandı.

SDG’nin açıklamasına göre anlaşma; askeri ve idari güçlerin kademeli biçimde entegrasyonu, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı kent merkezlerine girmesini içeriyor.


Lavrov: Esad’ın yargılanması meselesi uzun zaman önce kapandı

Suriye’deki bir asker, 29 Aralık 2024’te Lazkiye’deki Rus Hmeymim Üssü’nün girişinde. (AFP)
Suriye’deki bir asker, 29 Aralık 2024’te Lazkiye’deki Rus Hmeymim Üssü’nün girişinde. (AFP)
TT

Lavrov: Esad’ın yargılanması meselesi uzun zaman önce kapandı

Suriye’deki bir asker, 29 Aralık 2024’te Lazkiye’deki Rus Hmeymim Üssü’nün girişinde. (AFP)
Suriye’deki bir asker, 29 Aralık 2024’te Lazkiye’deki Rus Hmeymim Üssü’nün girişinde. (AFP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, eski Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın yargılanması meselesinin uzun zaman önce kapandığını ve Rusya’nın ortaklarının, Esad’ın Rusya’ya geliş koşullarını tamamen bildiğini söyledi.

Lavrov, Türkiye gazetesi ve TGRT televizyonuna verdiği röportajda, eski Cumhurbaşkanı’nın yargılanması talepleriyle ilgili bir soruya yanıt olarak şunları kaydetti:

“Bu konu uzun zaman önce kapandı. Ortaklarımız, her şeyin nasıl gerçekleştiğini ve Beşşer Esad ile ailesinin Aralık 2024’te Rusya’ya nasıl geldiğini çok iyi biliyor.”

Bakan, Esad’ın gerçekten ölüm tehdidi aldığını ve insani gerekçelerle kendisine tanınan bu fırsatı değerlendirdiğini belirterek, “Bildiğiniz gibi iç işlerimizi takip ediyorsanız, Esad Suriye’nin iç işlerine müdahale etmiyor” dedi.

uıko
Suriye’deki cephe hatlarındaki dramatik değişiklikler, Rusya’nın Tartus Üssü’nü tehlikeye atabilir (DPA)

Lavrov ayrıca, Rusya ve Türkiye’nin uzun süredir Suriye Kürtlerini ülke siyasetinde entegre etme planları yaptığını ve bu sürecin şu anda uygulanmaya başlandığını açıkladı.

“Uzun süredir dostlarımızla planladığımız bu operasyonlar, günümüz Suriye’sinde şekillenmeye başladı. Burada Kürtlerin siyasi hayata, güvenlik yapıları ve Suriye Arap Cumhuriyeti ordusuna katılımından söz ediyorum” dedi.

gtyhu
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’da daha önceki bir görüşmede (AFP)

Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın Suriye’deki askeri üsleri konusunun, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara arasında Moskova’da yapılan görüşmelerin gündeminde olduğunu söyledi.

Putin, Çarşamba günü Şara Suriye topraklarının birliğini yeniden sağlama çabaları nedeniyle tebrik etti.

cdfgth
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Kremlin’de el sıkışırken(DPA)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Aralık 2024’te Esad’ın yerine geçmesinden bu yana ikinci Rusya ziyaretini yaparken, Putin’e Suriye ve bölgedeki istikrarı desteklediği için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Salı günü yaptığı açıklamada, Suriye’de Kürtlerin haklarının, Şara’nın 16 Ocak’ta çıkardığı geçiş dönemi Cumhurbaşkanlığı kararına göre güvence altına alındığını ve Suriye’de devlet içinde devlet kurulamayacağını, paralel ordu veya ayrı silahlı güç var olamayacağını vurguladı.

Erdoğan, Ankara’da düzenlenen Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri töreninde, 18 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan ateşkes anlaşmasının önemine dikkat çekerek, Suriye’de terörün “geçerliliğini yitirdiğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı, SDG ile hükümet arasındaki barışçıl çözümün, 18 Ocak anlaşmasının ruhuna uygun olarak mevcut çıkmazdan çıkmanın tek yolu olduğunu belirtti.