Washington, Umman Denizi'nde ele geçirilen silahların kaynağını araştırıyor

Umman Denizi'nde yasadışı silah taşıyan teknenin üzerinden bir ABD helikopteri uçuyor (AP)
Umman Denizi'nde yasadışı silah taşıyan teknenin üzerinden bir ABD helikopteri uçuyor (AP)
TT

Washington, Umman Denizi'nde ele geçirilen silahların kaynağını araştırıyor

Umman Denizi'nde yasadışı silah taşıyan teknenin üzerinden bir ABD helikopteri uçuyor (AP)
Umman Denizi'nde yasadışı silah taşıyan teknenin üzerinden bir ABD helikopteri uçuyor (AP)

ABD Donanması (USN) 5. Filosu dün, güdümlü füze kruvazörü USS Monterey’in (CG 61) 6 Mayıs’ta Umman Denizi’nin kuzeyinde uluslararası sularda bayraksız bir Arap yelkenlisine el koyduğunu açıkladı. 5. Filo Komutanlığı yelkenli ile kaçak silah sevkiyatı yapıldığını belirtti.
Merkezi Bahreyn’de bulunan 5. Filo’dan yapılan açıklamada “Silah sevkiyatında onlarca Rus yapımı tanksavar güdümlü füze, binlerce Çin yapımı Tip 56 saldırı tüfeği ve yüzlerce PKM makineli tüfek, keskin nişancı tüfekleri ve roket güdümlü el bombaları (RPG) bulunuyordu” ifadelerini kullanarak aynı zamanda aralarında gelişmiş optik nişangahların olduğuna da işaret edildi. Bu sevkiyatın Yemen'deki Husilere gönderilmek üzere yola çıkarıldığı tahmin ediliyor.
ABD Donanması (USN) 5. Filosu Sözcüsü Rebecca Rebarich, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “5.Filo, daha önce Yemen'deki Husilere giden yolda benzer sevkiyatları durdurmuştu. Bu sevkiyatla ilgili olarak, sorumlu makamlar konuyu araştırıyor. Sevkiyata Umman ile Pakistan arasındaki uluslararası sularda el konuldu. Bu sevkiyat yasadışıdır. Gemide herhangi bir bayrak yer almazken, uyruğuna dair herhangi bir işaret de bulunmadı. Bu durum, geleneksel uluslararası hukuka göre sevkiyatla ilgili soruşturma başlatılması için makul gerekçeler sağlar.”
Rebarich, “Diğer kaçakçılık operasyonlarına benzer şekilde faaliyet göstermesine rağmen söz konusu gemide, uyruğuna dair hiçbir işarete rastlanmadı. Sevkiyat şu anda ABD’li yetkililerin elinde ve son kararı bekliyor. Sonuçların değerlendirilmesi, kurumlar arası bir çaba olacaktır. Sevkiyatın asıl kaynağını belirlemek için hükümetimizle ve ortaklarımızla birlikte çalışacağız" şeklinde konuştu.
Associated Press (AP) haber ajansının, ABD Savunma Bakanlığı'ndaki (Pentagon) kaynaklarından elde ettiği bilgilere göre ABD Deniz Kuvvetlerinin ön soruşturması sevkiyatların kaynağının İran olduğunu ortaya koyuyor. Yemen'de veya Husilerin safında herhangi bir silahlanma operasyonunu yasaklayan uluslararası kararlara rağmen bu sevkiyat denemeleri gerçekleşiyor.
Kaynaklar, ABD'li denizcilerin silahları teknede bulduklarını ve çoğunun güverte altında yeşil plastik kaba sarılı bir halde olduğunu bildirdi.
Diğer yandan 5. Filo’dan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Sevkiyatın kaynağı ve hedeflenen varış yeri şu anda araştırılıyor, ancak ele geçirilen sevkiyat ABD’li yetkililerin elinde ve son kararı bekliyor. Sonuçların değerlendirilmesi tüm ABD kurumları arasında ortak bir çabayla olacak. Tüm kaçak mallara el konulduktan sonra tekne incelendi ve denize açılma yetkisi inceleniyor. Mürettebata sorgulanıp serbest bırakılmadan önce yemek ve su verildi. Diğer yandan ABD Donanması, yasal ticaret için serbest ticaret akışını sağlamak ve genellikle terörizmi ve yasadışı faaliyetleri finanse eden yasa dışı malların taşınmasını engellemek için bölgede rutin devriyeler yürütmektedir.”
Bu, şu anki ABD Başkanı Joe Biden yönetimi döneminde ABD Donanması tarafından gerçekleştirilen ilk operasyon oldu. Yemen'deki krizi sona erdirmeyi bir görev olarak kabul eden yeni ABD yönetimi göreve gelir gelmez Tim Lenderking’i Yemen Özel Temsilcisi olarak atadı. Lenderking dört ay önce (Şubat) göreve geldiğinden bu yana bölgeye beş kez ziyaret gerçekleştirdi.
ABD elçisi çeşitli vesilelerle yaptığı çok sayıda açıklamada ve Kongre'deki konuşmalarında İran'ı, “Husileri silahlandırmak, askeri eğitim vermek ve ülkeyi istikrarsızlaştıran diğer destek biçimleriyle desteklemekle” suçladı. Lenderking, bir açıklamasında İran'ın Yemen'deki rolüne dair olumlu bir kanıt göremediğini ifade etti.
2014 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Husi grubuna silah ambargosu öngören 2140 sayılı Kararı yürürlüğe koydu. Karar, Konseye üye tüm devletlerin, her türlü silah ve ilgili malzemenin taşınmasında, kendi bayrağını taşıyan gemi veya uçakların tedarikini, satışını veya kullanımını doğrudan veya dolaylı olarak önlemek için gerekli tedbirleri almasını öngörüyor. Karar uyarınca askeri faaliyetler veya herhangi bir silah ve mühimmat temini ile bağlantılı olarak teknik yardım, eğitim, mali yardım veya silahlı paralı askerlerin sağlanması dahil her türlü yardım önlenecek.

 


Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.