Newton'ın Oyunu adlı dizi tartışmalara neden oluyor

Newton'un Oyunu dizisinin kahramanı  Mısırlı aktris Mona Zaki. (Mona'nın resmi Instagram hesabı)
Newton'un Oyunu dizisinin kahramanı  Mısırlı aktris Mona Zaki. (Mona'nın resmi Instagram hesabı)
TT

Newton'ın Oyunu adlı dizi tartışmalara neden oluyor

Newton'un Oyunu dizisinin kahramanı  Mısırlı aktris Mona Zaki. (Mona'nın resmi Instagram hesabı)
Newton'un Oyunu dizisinin kahramanı  Mısırlı aktris Mona Zaki. (Mona'nın resmi Instagram hesabı)

Newton'ın Oyunu adlı dizi, sadece sezon boyunca popüler olan ve eleştirmenlerce beğenilen bir yapımın ötesine geçerek teknik kalitesi ve geniş takipçi kitlesi ile sosyal medya platformlarında da trend listelerinin ilk basamaklarında kendine yer buldu. Dizi, telefon mesajı ile boşanma fikrini ve güvenilirliğini konu aldığı için hukuksal ve toplumsal bir tartışmayı da ateşledi. Mısır'daki Kişisel Statü Yasası, İslam Şeriat esasları temel aldığı için konuyu gündeme getirmek isteyen dizinin destekçileri ve muhalifleri arasında tartışma başladı.

Hukuki ve sosyal tartışma
Mona Zeki'nin Hana Zaitoun - Hana rolüyle, cumhurbaşkanının ilk eşi Hazem İbrahim (Muhammed Mamdouh) ve ikinci kocası Moas Abdul Rahman Al-Laithi’Nin (Muhammed Farraj) başrollerini paylaştığı dizinin yıldızı olarak 2021 Ramazan Ayı’nda yavaş yavaş parladı. Çocuk sahibi olamamaları nedeniyle derin üzüntü duyan genç bir çift hakkındaki bu ilk bakışta basit görünen bir hikaye izleyenleri yavaş yavaş ekrana çekmeyi başardı.  Ülkenin büyük ilgi gören yapımlardan biri haline geldi.
Dizide çiftin çocuk sahibi olma girişimleri ICSI (mikro enjeksiyon tüp bebek) yöntemi ile başarılı olana dek devam ediyor. Bu sırada finansal ve sosyal açıdan sıkıntılı hayatlarını değiştirmeye çalışırıyorlar.. Kadın, iyi şartlarda yaşama mücadelesi veren ailesi için vatandaşlık hakkı kazanmaka ve aileye yeni ufuklar açma umuduyla bebeğini doğurmak için ABD’ye gider. Ancak hesapta olmayan bazı gelişmelere ve tecrübesizlikten dolayı katlanarak artan talihsizliklerin ardından işler karmaşıklaşır. Hana kendini, kızan ve WhatsApp uygulaması üzerinden bir sesli mesajla kendisinden boşanan kocası ile şiddetli bir tartışmanın ortasında bulur. Yaşadığı şoka rağmen gidip başkasıyla evlenir.
Dizi halkın kişilik bozukluğu, toplumsal girdaplar, dinde aşırılık gibi birçok ayrıntıyla izleyicinin dikkatini çekerken telefonla boşanma  da  en çok tartışılan konu oldu. Konuya dair fetvalar ve sorular arttı.

Bilgi sahibi olanlara başvurulması çağrısı
Tamer Mohsen tarafından yönetilen Newton'un Oyunu’nun senaryosunun yazımını denetleyen yazar Maha al-Wazir, televizyonda yayınlanan açıklamalarında dizinin temel amacının sesli, yazılı ya da mesajla boşanmayı veya boşanma meselesini tartışmak olmadığını, bilinçsizlik ve olgunlaşmamışlık nedeniyle genç çiftin hayatlarını planlamada yaşadıkları sorunlara dikkat çekilmek olduğunu söyledi. Diziyi takip edenlerin dikkatini çeken noktanın ise sesli mesajla boşanma olmasının dikkat çekici olduğunu vurguladı. Dizinin çeşitli sahneleri üzerine sosyal medyadaki farklı platformlarda tartışmalar alevlendi ve birçok üzerine yorum yapıldı. Bazıları, sözlü boşanmanın evliliğin yalnızca yasal ve meşru bir sözleşmeyle geçerli olması nedeniyle kaldırılması gerektiğini savundu. Bu nedenle resmi bir sözleşme ile belgelenmedikçe boşanmanın da gerçekleşmemesi gerektiğini, zira sözlü boşanmanın kadının ve ailenin birçok sorunla karşılaşmasına neden olduğunu savundular. Karşıt görüştekiler ise kocanın söylediği anda boşanmanın gerçekleştiği görüşünü paylaştılar.
Sanat eserlerinin doktrinsel ve dini meseleleri gündeme getirme fikri üzerine değerlendirmelerde bulunan Vaiz Amr Mahran söz konusu dizileri yapanların muhakkak gerçek âlimlere başvurması gerektiğini savundu. Söz konusu alimlerin gerçek anlamda bilgi sahibi olan, bilinçli kimseler olduklarını belirten Mahran vasıflara sahip, bilindik çok sayıda ilim adamı olduğunu kaydetti. Vaiz Amr Mahran açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Dizilerde bu tür bir konuyu bunlar dikkate alınarak gündeme getirmek faydalı ve etkili olacaktır. Çünkü dram çok geniş bir rezonansa sahiptir. Bu tür konularda uyulması gereken iki temel kriter vardır. Birincisi, dini meseleyi kişisel görüşlere yer vermeden sağlam, meşru, bilimsel bir şekilde sunma niyeti; ikincisi de dini kısmı, hüküm veya fetvayı doğru bir şekilde belirleyen kıdemli bir âlim ile gözden geçirmektir. Yani dizilerde bu dini meselenin ele alınmasında âlimlerin denetimi olmalı.”

Mısır Dar’ul İfta’nın görüşü
Mısır Daru’l-İfta’nın resmi internet sitesinde boşanma fetvaları bölümüne baktığımızda sözlü veya telefon yoluyla gerçekleştirilen talakın (boşanmanın), sahibinin niyetine bağlı olarak gerçekleştiğine işaret eden şu ifadeler yer alıyor:
“Boşanma kinayeli mesajlar ve yazılar ancak niyete bağlı olarak gerçekleşir. Çünkü bunlar doğruluk veya yalan olması muhtemel olan haberlerdir. Koca bunu yazan kimseye niyetini sorar. Bununla boşamayı kastetmişse boşanma gerçekleşmiş sayılır. Bununla talakı kastetmemiş ise herhangi bir şey gerekmez.”
Dizinin tartışmaları ateşlediği sosyal medya için de durum geçerli. Zira kadının herhangi bir şekilde bilgisi olmadan, kocanın ani bir öfkeye bağlı olarak söylediği sözlerle karısına dönmesi fikrine değiniliyor. Mısır Daru’l-İfta resmi sitesinde öfke veya hararetli tartışma gibi istisnai bir psikolojik durum sırasında boşanma ile ilgili olarak resmi bir karşı duruş bulunuyor. Bu, konuyla ilgili bir soruya verilen şu cevapta da görülüyor.
“Soruda yer aldığı üzere öfke, kızgınlık ve nefret halleri kendisine sahip olmasına engel oluyorsa, talak sözlerini söylemekten kendisini alıkoyamıyorsa bu bir kapanma durumu olup insanı idrak sahibi,sözlerine sahip olmaktan çıkartan öfke halidir.”
Aynı fetvada yine “boşayan kimsenin boşama anında dengeli olması şarttır” ifadesi de yer alıyor.



Manchester United taraftarı saçını yine kesemedi

Manchester United taraftarı Frank Ilett, meydan okumasına başlamadan önce ve 500 güne yaklaşırken (@TheUnitedStand/Instagram)
Manchester United taraftarı Frank Ilett, meydan okumasına başlamadan önce ve 500 güne yaklaşırken (@TheUnitedStand/Instagram)
TT

Manchester United taraftarı saçını yine kesemedi

Manchester United taraftarı Frank Ilett, meydan okumasına başlamadan önce ve 500 güne yaklaşırken (@TheUnitedStand/Instagram)
Manchester United taraftarı Frank Ilett, meydan okumasına başlamadan önce ve 500 güne yaklaşırken (@TheUnitedStand/Instagram)

Bir Manchester United taraftarı, takımı üst üste 5. galibiyetini alma şansını değerlendiremeyince 500 gün sonra saçını ilk defa kestirme fırsatını kaçırdı.

29 yaşındaki Frank Ilett, Ekim 2024'te kulüp üst üste 5 maç kazanana kadar saçını kestirmeyeceğine yemin etmişti. Ancak United'ın geçen sezon yaşadığı zorluklar, beklediğinden daha uzun bir bekleme süresine yol açtı ve artık saçları komik derecede fazla uzamış durumda.

The United Strand adlı Instagram hesabındaki günlük video güncellemeleri milyonlarca görüntülenme alan Ilett, saçını, tedavi sonucu saçları dökülen genç kanser hastalarına peruk sağlayan hayır kurumu The Princess Trust'a bağışlamayı planlıyordu.

Ilett yemin ettiğinde United'ın teknik direktörü Erik ten Hag'dı ve Hollandalı çalıştırıcının görevden alınmasının ardından halefi Ruben Amorim geçen yılki sıkıntılı sezonda sadece üç kez üst üste kazanabildi.

Amorim'in ayrılmasının ardından Michael Carrick, Manchester City, Arsenal, Fulham ve Tottenham Hotspur'a karşı üst üste 4 galibiyet elde ederek, salı günü West Ham United deplasmanında 5. galibiyeti alma şansını yakaladı.

Ancak formdaki Çekiçler'e karşı United, Londra Stadyumu'nda sadece 1-1'lik bir beraberlik elde edebildi; Casemiro'nun golü iptal edildikten sonra Tomas Soucek'in perdeyi açan golünü Benjamin Sesko'nun 96. dakikada attığı golle eşitledi.

Ilett içinse, sosyal medyada milyonlarca takipçisiyle paylaşmayı planladığı, sonunda devasa saçlarından kurtulma fırsatı da suya düştü.

Ocak ayı başında görevden alınan Amorim'in yerine geçen eski United orta sahası Carrick, çocuklarının West Ham'ı yenmenin ek önemini kendisine anlattığını ve Ilett'in meydan okumasının onu gülümsettiğini söyledi.

Carrick, "Çocuklarım bu durumdan haberdar olmamı sağladı ama bu kesinlikle profesyonel düzeyde takım konuşmalarına girmeyecek" dedi.

Olan biteni anlayabiliyorum ve bu beni gülümsetiyor ama sonuçta bir etkisi olmayacak.

Independent Türkçe


İzlanda, Washington'da neden lobici tuttu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İzlanda, Washington'da neden lobici tuttu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yeni bir habere göre ABD Başkanı Donald Trump, Grönland ve İzlanda'yı o kadar çok birbirine karıştırdı ki Reykjavík tavsiye almak için Washington D.C.'de bir lobici tuttu.

Trump, ocak ayında Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmasında Grönland ve İzlanda'yı defalarca karıştırdı.

Başkan, Beyaz Saray'a dönmeden önce bile, Danimarka'nın yarı özerk bölgesi Grönland'ın ABD tarafından satın alınması için baskı yapıyordu. Trump, ülkenin "ulusal güvenlik" amacıyla Grönland'a ihtiyacı olduğunu öne sürerek, Rusya ve Çin gibi hasım ülkeler tarafından tehdit edildiği uyarısında bulunuyor.

Davos konuşmasında Trump, Avrupa ülkelerine atıfta bulunarak, "İzlanda konusunda bizim yanımızda değiller, bunu size söyleyebilirim" dedi. Ancak Avrupa liderleri Trump'ı Grönland konusunda eleştirmiş ve bir açıklamada, mineral bakımından zengin Arktik adasının "halkına ait olduğunu" yazmıştı.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, Trump'ın konuşmasında Grönland'a yanlışlıkla İzlanda demediğini asılsız bir şekilde iddia etti.

The Bulwark'ın salı günü yayımladığı bülten, İzlanda'nın ABD Büyükelçisi Svanhildur Hólm Valsdóttir'in, "Birleşik Devletler yönetimiyle ilişkilerde stratejik danışmanlık sağlaması" için Brownstein Hyatt Farber Schreck adlı lobi şirketini görevlendirdiğini ortaya koydu.

The Bulwark, Adalet Bakanlığı'nın geçen çarşamba tarihli dosyasında yer alan ve lobi şirketinin avukatlarından Jason Buckner'ın büyükelçiye yazdığı, anlaşmayı detaylandıran mektubu kaynak gösterdi. Anlaşma, gelecek 6 ay için aylık 25 bin dolarlık danışmanlık ücretini içeriyordu.

Dosyada Brownstein'in İzlanda hükümetine yardımcı olmak için yapacakları, yetkilileri ABD yönetimi paydaşlarıyla tanıştırmak ve İzlanda için "ortaya çıkan öncelikler konusunda yapıcı geri bildirim" vermek de dahil ayrıntılı olarak ele alınmıştı.

cfvgbhy
Trump, geçen ay Davos'taki konuşmasında ABD'nin Danimarka topraklarını satın alması için baskı yaparken Grönland ve İzlanda'yı defalarca karıştırmış gibi görünüyordu (Jonathan Nackstrand/AFP)​​​​​

Bu yeni ilişkinin Trump'ın son yorumlarıyla doğrudan ilgisi açık olmasa da The Bulwark, zamanlamasının ilginçliğine dikkat çekti.

Bültende şöyle dendi:

[Anlaşma] sadece Trump'ın kavgacı Davos konuşmasında Grönland yerine tekrar tekrar İzlanda demesinden bir hafta sonra gerçekleşmekle kalmadı, aynı zamanda ocak ayında Trump'ın İzlanda büyükelçisi adayı Billy Long, Temsilciler Meclisi'nden eski çalışma arkadaşlarına ülkenin kendisinin vali olarak atanmasıyla Amerika'nın 52. eyaleti olacağı konusunda şaka yapmıştı.

Long daha sonra yaptığı yorumlar için özür dileyerek, kâr amacı gütmeyen haber sitesi Arctic Today'e şunları söylemişti:

Ciddi bir şey yoktu, üç yıldır görüşmediğim bazı kişilerle birlikteydim ve [Louisiana Valisi'yle Grönland Özel Elçisi] Jeff Landry'nin Grönland valisi olmasıyla ilgili şakalaşıyorlardı ve benimle ilgili de şaka yapmaya başladılar. Eğer birileri bundan rahatsız olduysa özür dilerim.

Independent, yorum için Washington'daki İzlanda Büyükelçiliği'yle iletişime geçti.

Independent Türkçe


Muhteşem Marty, masa tenisi turizmini patlattı

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde. Film, masa tenisi turizmine yeni bir ilgi uyandırdı (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde. Film, masa tenisi turizmine yeni bir ilgi uyandırdı (A24)
TT

Muhteşem Marty, masa tenisi turizmini patlattı

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde. Film, masa tenisi turizmine yeni bir ilgi uyandırdı (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde. Film, masa tenisi turizmine yeni bir ilgi uyandırdı (A24)

Muhteşem Marty (Marty Supreme) gösterime girdiği günden bu yana 147 milyon doların üzerinde hasılat elde ederek muazzam bir başarı yakaladı ve şimdi de yeni bir turizm ilgisine yol açıyor.

New York'ta geçen ve Marty Mauser'ın (Timothée Chalamet) para kazanmak için masa tenisi becerilerini kullandığı film, artık insanların seyahat etme biçimlerinde de kendini gösteriyor. Seyahat rezervasyon platformu Bokun'a göre, "masa tenisi şampiyonaları" ve "yakınımdaki masa tenisi maçları" için yapılan Google aramaları son bir ayda yüzde 5000 arttı. Filmin setlerinden birine benzeyen masa tenisi barı "Space Ping Pong NYC" için yapılan aramalarsa yüzde 2600 arttı.

1950'lerde geçen film, Bokun'a göre masa tenisi turizmi üzerinde de küresel bir etki yarattı.

Bokun'a göre, mayısta Londra'da OVO Arena Wembley ve Copper Box Arena'da düzenlenecek "2026 Dünya Takım Masa Tenisi Şampiyonası" aramaları, Google'da son 30 günde yüzde 5000 artarak fırladı.

Öte yandan "Amsterdam'da masa tenisi barı" aramaları yüzde 250, "Danimarka'da masa tenisi barları" aramalarıysa yüzde 79 arttı.

Bokun ayrıca, "masa tenisi brunch deneyimleri" aramalarının da yüzde 250 arttığını keşfetti.

Bokun'da Kıdemli Büyüme Pazarlama Müdürü Samuel Jefferies, verilerin seyahat sektörü için bir fırsata işaret etmesinin nedenini açıkladı.

Muhteşem Marty'nin vizyona girmesinin ardından canlı etkinlikler ve ilgili deneyimlere yönelik aramaların hızla artmasıyla birlikte, film ve televizyonun kültürel hızlandırıcılar işlevi görmeye devam ettiği açık. Niş ilgi alanlarını ana akıma taşıyor ve turistik mekanlara, etkinliklere ve deneyimlere yeni bir soluk getiriyor. Filmin vizyona girmesinden bu yana 'Dünya takımlar masa tenisi şampiyonası 2026' aramalarının yüzde 5000'den fazla artmasıyla, film canlı etkinlik turizmi üzerinde doğrudan bir etkiye sahip. Londra'da düzenlenen bu etkinlik, güçlü kültürel anların küresel turizmi nasıl artırabileceğini yansıtıyor. Daha da ilginci, Muhteşem Marty'nin yükselen sosyal spor deneyimleri trendi üzerindeki etkisi. Google arama trafiğinde küresel olarak masa tenisi barları ve masa tenisi mekanlarına yönelik aramalarda artış görülmesiyle, filmin 2026'daki seyahat deneyimleri ve seçimleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olacağını tahmin ediyoruz.

Independent Türkçe