Şeyh Cerrah sakinleri yeni bir ‘Nekbe’ ile karşı karşıya

Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’nde 46'sı çocuk 160 kişiye evlerini boşaltmaları talimatı verildi

İsrail işgal güçleri Doğu Kudüs'te (AFP)
İsrail işgal güçleri Doğu Kudüs'te (AFP)
TT

Şeyh Cerrah sakinleri yeni bir ‘Nekbe’ ile karşı karşıya

İsrail işgal güçleri Doğu Kudüs'te (AFP)
İsrail işgal güçleri Doğu Kudüs'te (AFP)

Ragide Atme
Doğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah Mahallesi’nden Arif Hammad (9), Ramazan Bayramı arifesinde tıpkı mahalledeki diğer akranları gibi bayramlık almakla ilgilenmiyor. Oyuncak almayı dahi umursamıyor. Mahalle halkı ile Siyonist yerleşimciler arasındaki günlük gösteriler, protestolar ve saldırılar, Hammad ve arkadaşlarının tüm bayram sevinçlerini yitirmelerine neden oldu. Zamanının çoğunu evinin karşısındaki sokağa kurulan dayanışma çadırında geçiren küçük Hammad, bazen gençlerin attığı sloganları dinliyor, bazen de İsrail polisinin Filistinli ve uluslararası insan hakları örgütlerinden göstericileri dağıtmak için attığı göz yaşartıcı gaz kapsüllerinden ve plastik mermilerden kaçıyor.
Hammad, “Bir bayram sofrasında oturmayı, bayram tatilinde nasıl eğleneceklerini, güleceklerini ve oynayacaklarını düşünen tüm dünyadaki Müslüman çocuklar gibi bayram sevincini yaşayabilmeyi ne kadar isterdim. Ben ve Şeyh Cerrah Mahallesi’nin diğer çocukları, sadece bir an önce evlerimize dönmeyi, evlerimizin yakınlarındaki apartmanlarda yerleşimcilerin çığlıkları ve saçtıkları dehşetle mücadelede ailelerimize destek olmayı düşünüyoruz. Her an evlerimizden çıkarılmak ve gece sokakta kalmakla tehdit ediliyoruz” ifadelerini kullandı.

Mahalle sakinlerine evlerini boşalmaları talimatı verildi
Şeyh Cerrah Mahallesi’nde, Siyonist yerleşimcilerle yer değiştirmeleri için zorunlu tehcir ve göçe zorlanan tek aile Hammad’ın ailesi değil. 1948 yılında Filistin’in diğer şehirlerinden ayrıldıktan ve Doğu Kudüs'e yerleştikten sonra, aşırı dinci Yahudi cemaatleri 1972 yılında mahalledeki evlerin inşa edildiği arazilerin tapularına sahip olduklarını iddia ettiler. Aşkenaz ve Sefarad Yahudileri komitelerine göre bu tapuların tarihi 19’uncu yüzyılın sonlarına kadar uzanıyor.
Tahliye tehdidi altındaki Şeyh Cerrah Mahallesi sakinlerinden Nabil el-Kurd (75) The Independent Arabia’ya şunları söyledi:
“1948'de yerinden edildikten sonra 1956, Ürdün Bayındırlık ve Ürdün Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’na (UNRWA) bir anlaşma çerçevesinde 27 Filistinli aileyle birlikte Hayfa’dan Kudüs’e sığındık. Batı Şeria'nın Ürdün’ün yönetiminde olduğu (1951-1967) Şeyh Cerrah Mahallesi’nden bize konut sağlandı. Mülkün tapusunun inşaatın tamamlanmasından üç yıl sonra, cüzi bir ücret karşılığında sakinlere devredileceği düşünülüyordu. Ancak 1967 savaşı, arazinin Kudüslü ailelerin adına tescil edilmesinin devam etmesini engelledi. 20 yıldır bunun savaşını veriyoruz. Mahkemelerde mülklerin sahibi olduğumuzu kanıtlamak için uğraşıyoruz.”

Mahkeme kararı
İsrail Yüksek Mahkemesi 10 Mayıs’ta Şeyh Cerrah Mahallesi’nden Kudüslü dört ailenin evlerini boşaltmalarıyla ilgili bir kararın çıkması beklenen duruşmayı erteledi. Mahkemeden yapılan açıklamada duruşma için yeni tarihin 30 gün içinde belirleneceği belirtildi. BM, Doğu Kudüs'teki Filistinlilere yönelik tüm zorunlu tahliyelerin derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve bunun ‘savaş suçu sayılacağı’ konusunda uyardı.
(İsrail parlamentosu Knesset bünyesindeki) Aşkenaz ve Sefarad Yahudileri komiteleri, 1885 yılında evlerin inşa edildiği arazinin Yahudilere ait olduğunu iddia ettiler. Komiteler, Temmuz 1972'de mahkemeden ‘başkalarının mallarını hukuka aykırı bir şekilde gasp ettikleri’ gerekçesiyle mahalledeki dört aileyi (el-Kurd, el-Cauni, Kasim ve Sekafi) evlerinden tahliye edilmelerini istediler.

Belgeler ve dayanaklar
Evlerinden tahliye edilmekle tehdit edilen Şeyh Cerrah Mahallesi ailelerini savunan avukatlardan Sami Arşid, bir grup Sefarad Yahudisinin, Osmanlı döneminden kaldığı iddia edilen belgelerle, Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki arazileri, Kudüs’ün Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde olduğu sırada mahalle sakinlerinden satın aldıklarını iddia ettiklerini söyledi. 2009'da Ankara'ya giderek Sefarad Yahudileri Komitesi'nin iddialarını çürüten ve bu toprakların gerçek sahiplerinin Filistinliler olduğunu gösteren orijinal Osmanlı belgelerine ulaştıklarını, belgelerin Sefarad Yahudilerinin söz konusu arazilerdeki evleri satın almadıklarına, sadece kiraladıklarına işaret ettiğini belirten Arşid, ancak mahkemenin, geç ulaştırıldığını öne sürerek Osmanlı belgelerini kabul etmediğini sözlerine ekledi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı daha önce, Filistin tarafına, Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki Kudüslülerin kira sözleşmeleri, beyannameleri ve yazışmalar dahil olmak üzere Filistinlilerin haklarını korumalarını sağlayan tüm belgeleri temin etti. Bu belgelere, 1954 yılında UNRWA ile Ürdün Bayındırlık ve İskan Bakanlığı arasında imzalanan anlaşmanın bir nüshası da eklendi. Ancak İsrail mahkemesi bugüne kadar bu belgelerin hiçbirini dikkate almadı.

Tanıma karşılığında anlaşma
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre İsrailli yerleşimciler ve avukatları, Filistinli ailelere 6 Mayıs'ta mahalleden tahliye edilmelerinin ertelenmesi karşılığında yerleşimcilerin, evlerinin inşa edildiği arazilerin sahipleri olduklarını tanımalarını öngören bir anlaşma teklif ettiler. Ancak, ev sahipleri, özellikle evlerini her aileden bir kişi adına geçici olarak kaydettirmeleri ve bu aile ferdinin ölümünden sonra evin mülkiyetini yerleşimcilere devredileceği önerildiğinden teklifi reddettiler.
Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki evinden atılma tehdidiyle karşı karşıya olan Ahmed es-Sabbağ, “Hiçbir Filistinli, haklarımızı elimizden alan herhangi bir anlaşmayı kabul etmez. 1991 yılına kadar hiçbir Yahudi kurum, araziler üzerinde mülkiyetleri olduğunu ispat edemedi. Ta ki 17 Filistinli aileyi savunmak için atanan İsrailli bir avukat bu aileleri aldatana kadar. İsrailli avukat, mahalle sakinleri adına onlardan habersiz olarak belgeleri imzaladı. Böylece arazilerin mülkiyeti, Yahudi yerleşimci cemaatlerine aittir. İsrailli avukatın imzaladığı belgeler arazilerin yerleşimcilere ait olduğunu teyit ederken mahalle sakinlerine kiracı statüsü vermektedir. Kiracıyı Koruma Yasası, mahalle sakinlerini de kapsıyor. Yahudi cemaatler daha sonra araziyi Yerleşimci bir şirket olan Nahalat Shimon’a sattılar. Bugün yeni Nekbe’yi (Büyük Felaket’i) yaşıyoruz. Çocuklarımız güvensiz bir ortamdalar ve psikolojik baskı altındalar” ifadelerini kullandı.
Buna karşın Nahalat Shimon şirketinden Yonatan Yousef Fransız Haber Ajansı’na (AFP) daha önce yaptığı bir açıklamada, “Arazi sahibi olan her Yahudi, mahkeme onların lehine karar verirse araziyle istediğini yapmakta özgürdür. Filistinliler herhangi bir uzlaşmayı reddederlerse bu onların sorunudur” dedi.

Uluslararası kampanya
Şeyh Cerrah Mahallesi, geçtiğimiz birkaç gün boyunca Filistinliler ve yerleşimciler arasında şiddetli çatışmalara tanık oldu. Bu durum Kudüs'teki gençleri, ‘Şeyh Cerrah Mahallesini kurtar’ kampanyasının bir parçası olarak mahallede tehdit altındaki ailelere destek için harekete geçirmeye itti. Kampanya, Arap dünyası ve uluslararası camianın dikkatini, yerleşimcilerin mahalle sakinlerine yönelik saldırılarına çekmeyi başardı. Kampanya çeşitli sosyal medya sitelerinde büyük ilgi gördü. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) ve İnsan Hakları Savunucularını Desteklemek İçin Avrupa Akdeniz Vakfı (EMHRF) gibi insan hakları örgütlerinin yanı sıra zorunlu tahliye ve yıkımlardaki artışı bir endişe konusu olarak kabul eden Avrupa Birliği (AB) de dahil olmak üzere yaygın bir uluslararası dayanışmanın ortaya çıkmasını sağladı. AB, zorunlu tahliyeleri ve yıkımları uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde yasa dışı görüyor.
BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, İsrail'e ‘Doğu Kudüs'teki zorunlu tahliyelere son verme ve kendisine hakim olma’ çağrısında bulundu.

İsrail reddetti
Diğer yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, artan uluslararası kınamaların ardından, “Kudüs'te ibadet özgürlüğünü sağlarken, yasaya ve düzene saygı duyulması için akıl ve sorumlulukla hareket ediyoruz” dedi. Son dönemde Kudüs'te inşa faaliyetlerine son verilmesine yönelik artan tüm baskıları şiddetle reddettiklerini söyleyen Netanyahu, “Ama en yakın dostlarımıza da Kudüs'ün başkentimiz olduğunu ve her millet gibi başkentimizde inşa faaliyetlerine devam edeceğimizi söylüyorum” şeklinde konuştu.
Buna karşın Ramallah'taki Filistin Hükümet sözcüsü İbrahim Mulhim resmi Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “El koyulan evler dosyası, Roma Antlaşması uyarınca Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) savaş suçu ve uluslararası hukuk ile uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olarak gönderildi” dedi.



Faslılar, 2030 Dünya Kupası öncesinde hükümetin şeklini belirleyecek seçimde oy kullanıyor

Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
TT

Faslılar, 2030 Dünya Kupası öncesinde hükümetin şeklini belirleyecek seçimde oy kullanıyor

Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)

Fas'ta seçmenler bugün, 2030 FIFA Dünya Kupası finallerine ev sahipliği hazırlıkları kapsamında yürütülen 20 milyar dolarlık planın son aşamalarını yönetecek hükümetin yapısını belirleyecek parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Seçimlerin aynı zamanda ekonomik kazanımların ülkedeki hayal kırıklığı yaşayan gençlere yönlendirilmesini amaçlayan projelerin geleceğini de şekillendirmesi bekleniyor.

Parlamento seçimlerinin Fas'taki güç dengesinde köklü bir değişiklik yaratması beklenmiyor. Ancak yeni Temsilciler Meclisi, gençlerin artan hoşnutsuzluğunu gidermeye yönelik girişimleri hayata geçirmekle yükümlü olacak. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu hoşnutsuzluk, geçen yıl İspanya'nın Ceuta (Sebte) özerk bölgesine toplu geçiş girişimi ve “Z Kuşağı” öncülüğündeki, ölümlere yol açan protestolarla kendini gösterdi.

2011'de kabul edilen Anayasa uyarınca kral, 395 sandalyeli parlamentoda en fazla sandalye kazanan partiden başbakanı atıyor.

İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi destekçileri, Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de seçim kampanyasına katılıyor (Reuters).
İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi destekçileri, Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de seçim kampanyasına katılıyor (Reuters)

Başbakanın ardından hükümet koalisyonunu oluşturmak için istişarelerde bulunması ve bakanların listesini hazırlayarak kralın onayına sunması gerekiyor.

Sandıklar sabah saat 08.00'de açıldı ve 19.00'da kapanacak. İlk sonuçların genellikle seçimden sonraki gün açıklanması bekleniyor.

Katılım oranı, özellikle genç seçmenlerin sandığa ilgisi yakından takip edilecek. Katılımın, vatandaşların seçilmiş kurumlarla ne ölçüde etkileşim içinde olduğuna ve bu kurumlara duyduğu güvene ilişkin bir gösterge olarak değerlendirilmesi bekleniyor.

Fas'ta oy kullanma yaşındaki nüfus yaklaşık 27 milyon kişiden oluşuyor. Ancak seçmen kütüklerine kayıtlı kişi sayısı 15,8 milyonda kalıyor. Bu sayı, 2021 seçimlerine kıyasla yaklaşık yüzde 12'lik düşüş anlamına geliyor.

Harcama planları

Mevcut parlamentodaki iki büyük parti olan Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM), gelecek beş yıllık yasama döneminde yaklaşık 1 milyon istihdam yaratma sözü verdi. İki parti ayrıca konut, ücretler ve hastanelerde iyileştirme vaatlerinde bulundu.

İki parti koalisyon hükümetinde birlikte yer alıyor. Ancak seçim kampanyası sırasında gıda fiyatlarındaki artışın önlenememesi ve diğer politika alanlarındaki eksiklikler konusunda birbirlerini suçladılar.

Bu anlaşmazlıklar nedeniyle Asalet ve Çağdaşlık Partisi yöneticileri, seçimden birinci çıkması halinde Ulusal Bağımsızlar Birliği ile yeniden koalisyon kurmayacağını açıkladı.

2021'den bu yana hükümete başbakan olarak liderlik eden milyarder iş insanı Aziz Ahnuş ise bu kez yeniden aday olmayacak. Ahnuş, bu yıl Ulusal Bağımsızlar Birliği'nin genel başkanlığından da ayrılmıştı.

Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı ve Ekonomi ve Maliye Bakanlığı'nda bütçeden sorumlu bakan yardımcısı Fouzi Lekjaa, seçimlerden birkaç hafta önce Asalet ve Çağdaşlık Partisi yönetimine katıldı. Lekjaa, 2030 FIFA Dünya Kupası organizasyon komitesine de başkanlık ediyor.

Fas, İspanya ve Portekiz'le birlikte ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası öncesinde stadyumlar, demiryolları ve diğer altyapı projelerine büyük yatırımlar yapıyor.Ülke ayrıca 2035'e kadar kişi başına düşen ekonomik üretimi iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), planlanan harcamaların yaklaşık 190 milyar dirhem, yani 20 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu tutar, Fas'ın 2024'teki GSYH'sinin yaklaşık yüzde 12'sine denk geliyor.

Seçimde yarışan diğer partiler arasında iktidar koalisyonunun ortağı olan muhafazakâr milliyetçi İstiklal Partisi, önceki seçimlerde ağır bir yenilgi alan İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ile çeşitli sol partiler bulunuyor.


Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
TT

Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)

Irak, silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik planını 2027 yılının ortasına erteledi. Planın daha önce bu ayın sonunda uygulanmaya başlanması öngörülüyordu.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün yaptığı açıklamada, silahlı grupların unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören bir plan açıkladı. Zeydi planın, grupların saldırılarını durdurmaları karşılığında ABD saldırılarına maruz kalmamalarını öngören 90 günlük bir aşamayla başlayacağını belirtti.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Zeydi ile New York'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımlanan açıklamada, Irak Başbakanı ile “milislerin dağıtılması ve saldırılarının durdurulması” konusunda mutabakata vardığını söyledi.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Irak'ın, “Haziran 2027 sonuna kadar askeri güce sahip tek makamın devlet olması” yönünde taahhütte bulunduğunu ifade etti.


Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.