İran seçimlerinde gölge aday olgusu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz Cumartesi günü cumhurbaşkanlığı adaylığı için Seçim Merkezi’ne geldiler (AP)
Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz Cumartesi günü cumhurbaşkanlığı adaylığı için Seçim Merkezi’ne geldiler (AP)
TT

İran seçimlerinde gölge aday olgusu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz Cumartesi günü cumhurbaşkanlığı adaylığı için Seçim Merkezi’ne geldiler (AP)
Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz Cumartesi günü cumhurbaşkanlığı adaylığı için Seçim Merkezi’ne geldiler (AP)

İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışmak için adaylık başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından adaylara yakın partiler final yarışına, pazarlık sürecine ve seçim belgelerinin düzenlenmesine başladılar. Öte yandan hem reformistler hem de muhafazakarlar arasından adaylık başvurusunda bulunanların çok olmasıyla birlikte ‘gölge aday’ olgusu, önümüzdeki ay yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ortaya çıktı.
İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in kültürel işler danışmanı ve İran'da muhafazakar kanadın en büyük grubu olarak bilinen Devrimci Güçler Koalisyonu Başkanı Gulam Ali Haddad Adil, müttefiklerini, 2017 seçimlerinde şu anki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye karşı yenilmesinin ardından ikinci kez geçtiğimiz Cumartesi günü cumhurbaşkanlığına aday olan Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi'ye özel destek çağrısında bulundu.
İran’ın resmi haber ajanslarının aktardığı açıklamasında Haddad Adil, “Çok çeşitli siyasi eğilimlerin ve beğenilerin olduğu bir dönemde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday kayıtlarının sona ermesiyle diğer aşamaya geçmenin zamanı geldi” ifadelerini kullandı. Toplumun, ülkenin ve halkın taleplerinin gerçekliğine değinen Haddad Adil, “Seçim yarışını desteklemek için azami çaba sarf etmek, tüm devrimci güçlerin görevidir” dedi. Haddad Adil, adaylarının yolsuzlukla mücadele edeceğine ve insanların sorunlarını çözeceğine dair sözü verdi.
Devrimci güçleri, özellikle bugünlerde ‘safları sıkılaştırmaya’ çağıran Haddad Adil,  devrimci güçleri ‘sabotajlar ve tuzaklara’ dikkat etmeleri için uyardı.  Haddad Adil ayrıca, kendi ifadesiyle, muhaliflerin aradığı ‘kirli dil, keskinlik, düşmanlık ve ikiyüzlülükle’ kurulan tuzağa çekilmeye karşı dikkatli olunması uyarısında bulundu.
İran'ın yarı resmi ajansı ISNA dün, 26 ismin öne çıktığı, aralarında mevcut ve eski yetkililerin bulunduğu 44 kişilik aday listesini yayınladı.
Listede ikinci görev süresinin bitiminden sonra muhafazakar müttefiklerine karşı çıkan eski Cumhurbaşkanı ve İran Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) üyesi Mahmud Ahmedi Nejad’ın yanı sıra eski Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) generallerinden biri olan DMTK Genel Sekreteri Muhsin Rızai de yer aldı. Rızai, rejimin en önde gelen radikallerinden ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en popüler adaylarından biridir.
Adaylık başvurusunda bulunanlardan öne çıkan diğer isimler arasında DMO’nun ekonomik kolu Hatem'ul Enbiya Komutanı General Said Muhammed, DMO’nun yurtdışı kolu Kudüs Gücü Komutanına danışmanlık yapan eski Petrol Bakanı Rüstem Kasımi, Besic güçleri eski komutanı Ali Rıza Afşar ve Hamaney'in askeri danışmanı ve eski Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan yer aldı.
Listede, İran’ın Dini Lideri Hamaney’in önde gelen danışmanlarının yer alması dikkat çekti. Bunlardan biri eski Meclis Başkanı ve DMTK üyesi ılımlılar isimlerden Ali Laricani iken diğeri Hamaney'in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ndeki temsilcisi ve Dış İlişkiler için Stratejik Komite üyesi Said Celili oldu.
Listede yer alan ve mevcut hükümette aktif görevde bulunan isimlerden ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve reformist hareketin önde gelen ismi İshak Cihangiri ile birlikte Ruhani’nin ilk döneminde Sanayi Bakanlığı görevini üstlenen ve şuan Çalışma, Kooperatif ve Sosyal Refah Bakanı olan Muhammed Şeriatmedari dikkat çekti. Şeriatmedari, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin ikinci döneminde Ticaret Bakanı olarak görev yapmıştı.
Tahran Şehir Konseyi Başkanı Muhsin Haşimi Rafsancani ve Konsey üyesi Muhammed Cevad Hakşinâs, adaylar arasındaki reformistlerin öne çıkan isimleri oldu. Ayrıca eski ve yeni 13 milletvekili de adaylık başvurusunda bulundular. Bunlar arasında ise Meclis Başkanı Yardımcısı Emir Hüseyin Gazizade, Meclis Enerji Komitesi Başkanı Feridun Abbasi, Meclis Üretim Destek Komitesi Başkanı Şemsettin Hüseyni ve Mesud Pezeşkiyan’ın yanı sıra Meclis İçişleri Komisyonu Üyesi Muhammed Sabbagin Baki ve Meclis Araştırma Merkezi Başkanı Alireza Zakani gibi önde gelen reformist isimler yer aldı. Aday olan eski milletvekilleri ise; Laricani, eski yardımcısı ve damadı Ali Mutahhari,  reformist isimler Mahmud Sadıki ve Mustafa Kevakibyan oldu.
Çok sayıda adayın yarışacağı İran cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinde ‘gölge aday’ olgusu belirdi. Bazı adayların başvurularını reddeden İran Anayasayı Koruyucular Konseyi’ni (AKK) atlamak amacıyla tek akımdan birkaç adayın seçim yarışına girdiği düşünülüyor. Böylece sandık başına gidilmeden birkaç gün önce bazı adayların diğer adaylar lehine geri çekilmeleri bekleniyor. Ayrıca tıpkı önceki seçimlerde İshak Cihangiri’nin seçimlerden çekilmeden önce televizyondaki münazaralarda Ruhani'yi savunduğu gibi, seçim kampanyasındaki ana adaya da destek vermek amacıyla bu fenomen oluştuğu sanılıyor.
Öte yandan cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak için aday başvuruları süresinin bitimine iki gün kala Laricani’nin başvurusu sürpriz bir gelişme oldu. Eski milletvekili Gulam Ali Caferzade, Laricani'yi kimin görevlendirdiğine dair herhangi bir detay vermeden “Laricani seçimlere başvurmakla görevlendirildi” ifadelerini kullandı.
Caferzade sözlerini şöyle sürdürdü:
“Büyük bir girişle herkes geri çekilecek ve bu da daha soğuk bir seçim atmosferi oluşmasına neden olacak. Bu yüzden seçim fırınını ısıtmak için Laricani görevlendirildi.”
Laricani’nin danışmanı Mansur Hakikatpur, “Laricani’nin hem muhafazakarlar, hem reformistler, hem de bağımsız güçler tarafından destekleneceğine şüphe yok. Laricani hükümeti ile Ruhani hükümeti arasında hiçbir bağlantı olmayacak. (Laricani) programa göre ilerleyecek, mevcut hükümetin aksine, hükümeti canlı, devrimci ve genç olacak” şeklinde konuştu.
Muhafazakar aktivist Amir Reza Vaiz Aştiyani, Nameh News internet sitesine yaptığı açıklamada, Said Celili’nin İbrahim Reisi'nin ‘gölge adayı’ olduğu yönündeki iddiaları reddetti. Aştiyani, “O da diğer isimler gibi seçimlere girdi” dedi. Aştiyani, önümüzdeki günlerde muhafazakar akımın desteğini alacak olan kişinin de netleşeceğini sözlerine ekledi.
Eski milletvekili Hüseyin Nakvi Hüseyni ise, Celili’nin cumhurbaşkanlığı için gerekli şartlara sahip olduğunu, ancak İbrahim Reisi'yi desteklemek amacıyla aday olduğunu söyledi. Hüseyni, seçim yarışının Laricani ve Reisi arasında geçmesini bekliyor.
Cumhurbaşkanlığı adayı DMTK Genel Sekreteri Muhsin Rızai’ye yakın bir isim olan siyasi aktivist Hüseyin Kenani, Rızai’nin Reisi lehine seçim yarışından çekilme ihtimalini reddetti. Kenani, Nameh News internet sitesine yaptığı açıklamada, “Rızei'nin söyleyecekleri var. Aynı zamanda eğer bir seçim koalisyonu kurulursa geçmişte aldığı oylar sayesinde kazanma şansı da var” ifadelerini kullandı.
Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin medya platformu olan Noor News adlı internet sitesinde yer alan ‘İran Seçim Kampanyasını Tasarlamak’ başlıklı bir tanıtım videosunda, adayların başvurularının son gününe kadar, ‘kişiler ve akımlar arasında ciddi bir siyasi uyuma tanık olundu’ ifadeleri yer aldı. Başlıca adaylar kendi ekiplerini kurmaya başlamadan önce başvuru dalgasının geri çekilmesi ve koalisyon dalgasının önünün açılması bekleniyor.
Bu seçimlerde oluşan kadroların ‘rekabetçi ve hassas bir seçim kampanyası için gerekli şartları oluşturduğuna’ dikkati çeken site, seçimlerin tekrara düşeceğine ve iktidardaki iki ana kutup olan reformist ve muhafazakar hareketler arasındaki bir mücadeleye daha tanık olunacağına işaret etti. Site, muhafazakarların 2013 ve 2017 yıllarındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek bir aday çıkaramadıklarını ve bu nedenle rakibi yenmek için yeterli gücü toplayamadıklarını vurguladı. Site ayrıca, reformistlerin 2009 yılındaki protestolar sonrasında ‘özel bir aday’ bulamama ve son iki dönemde ‘maaşlı bir adaya’ başvurma sıkıntısı çektiklerine de değindi.
Siteye göre iki geleneksel akımdan çok sayıda adayın başvuruda bulunması, önceki dönemden farklı bir seçim sürecine işaret ediyor ve bu süre zarfında muhafazakarlar fikir birliğine vararak tek bir aday ile seçime girebilirler. Site aynı zamanda reformist hareketin ‘maaşlı olmayan ve tanınmış bir adaya’ sahip olabileceği ihtimalini de dışlamadı. Ayrıca bağımsız veya en azından partizan olmayan adayların seçim yarışı sırasında iki taraftan birine katılma eğiliminde olacağı tahmininde bulunan site, sosyal ağların ve internet sitelerinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bir seçim arenasına dönüştüğünün de altını çizdi. Son olarak rekabetin başvuruları onaylanan adaylar arasında olacağına dikkati çeken site, bunun halkın Cumhurbaşkanlığı konutuna gidecek yeni kiracıya yönelimi için seçim sürecinde önemli bir aşama olacağını vurguladı.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti
TT

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran Büyükelçiliği’nde görevli askeri ve güvenlik ataşeleri ile ataşeliklerde çalışan personelin Persona non grata (istenmeyen kişi) ilan edildiğini ve 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerinin talep edildiğini duyurdu.

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kişilere resmi bir nota teslim edildiği belirtilerek, “Katar Devleti, askeri ve güvenlik ataşesi ile ataşeliklerde görevli çalışanları istenmeyen kişiler olarak kabul etmekte ve en geç 24 saat içinde ülke topraklarını terk etmelerini istemektedir” denildi.

Bakanlık, bu kararın İran tarafına, Dışişleri Bakanlığı Törenler Müdürü İbrahim Yusuf Fakhro ile  İran'ın Doha Büyükelçisi Ali Salih Abadi arasında Çarşamba günü yapılan görüşmede iletildiğini açıkladı.

Kararın Gerekçesi: İran’ın tekrarlayan saldırıları

Bakanlık, kararın “Katar’ı hedef alan İran saldırıları ve saldırgan eylemlerinin, Katar’ın egemenliği ve güvenliğini ihlal etmesi” gerekçesiyle alındığını belirtti. Açıklamada, bu eylemlerin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğu vurgulandı.

Bakanlık ayrıca, İran’ın saldırgan tutumunu sürdürmesi durumunda Katar’ın egemenlik, güvenlik ve ulusal çıkarlarını korumak için ek önlemler alacağını bildirdi. “Katar, uluslararası hukuka uygun şekilde gerekli tüm adımları atma hakkını saklı tutmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Doha, gaz tesislerine yapılan saldırıyı kınadı

Katar, İran’ın Ras Laffan Endüstri Bölgesi’ni hedef alan saldırısını da kınayarak, tesiste çıkan yangınlar nedeniyle ciddi maddi hasar oluştuğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı, bu saldırıyı “ciddi bir tırmanış ve ülke egemenliğine açık bir ihlal” olarak nitelendirdi.

Bakanlık, Katar’ın savaşın başından itibaren çatışmalardan uzak durduğunu ve tırmanışa katılmadığını vurgularken, İran’ın kendisini ve komşu ülkeleri hedef almaya devam ettiğini ifade etti. Bu tutumun bölgesel güvenliği zayıflattığı ve uluslararası barışı tehdit ettiği kaydedildi.

Bakanlık, İran’a defalarca sivil ve enerji tesislerine saldırılmaması çağrısında bulunduklarını belirterek, “İran tarafı bölgeyi uçuruma sürükleyen ve bu krizin tarafı olmayan ülkeleri çatışma içine çeken tırmanmacı politikalarına devam ediyor” dedi.

Saldırının, BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararının ihlali olduğu vurgulandı ve Katar, Konsey’i uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluğunu yerine getirmeye çağırdı.

Bakanlık, Katar’ın BM Antlaşması’nın 51. Maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu ve egemenliğini, güvenliğini ve vatandaşlarının korunmasını sağlamak için gerekli tüm adımları atacağını vurguladı.


Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.