Bilim adamları, Kovid-19’un bir Çin laboratuvarından sızmış olma olasılığını ihtimal dışı görmüyor

Araştırma sonuçları, bu senaryoyu reddetmelerini sağlayacak herhangi bir sebep içermiyor

Kanada’nın Ontario bölgesindeki bir aşılama merkezi (AFP)
Kanada’nın Ontario bölgesindeki bir aşılama merkezi (AFP)
TT

Bilim adamları, Kovid-19’un bir Çin laboratuvarından sızmış olma olasılığını ihtimal dışı görmüyor

Kanada’nın Ontario bölgesindeki bir aşılama merkezi (AFP)
Kanada’nın Ontario bölgesindeki bir aşılama merkezi (AFP)

Dünyanın en prestijli araştırma kurumlarından 18 bilim adamı, meslektaşlarına Kovid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsünün kaynağını araştırma çağrısında bulunuyor. Bilim adamları geçen hafta perşembe günü Science dergisinde yayınlanan bir mektupta, SARS-CoV-2 virüsünün Çin’deki bir laboratuvardan sızmış olma olasılığını ihtimal dışı görmek için henüz yeterli kanıt olmadığını belirterek bu konuda ‘uygun araştırmanın’ yapılması çağrısında bulunuyorlar.
Stanford Üniversitesi'nde mikrobiyoloji ve immünoloji profesörü ve mektubun yazarlarından Dr. David Relman, dün Los Angeles Times verdiği röportajda “Bu konunun tarafsız ve kapsamlı bir bilimsel araştırmayı hak ettiğine ve daha sonrasında mevcut veriler üzerinden herhangi bir yargıya varılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Bu kısa konuşma, kısmen Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gözetiminde yürütülen ve dünya genelinde 3,3 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan virüsün kökenini bulunmaya çalışan 30 Mart’ta yayınlanan bir rapora yanıt olarak geldi. Yazarlar WHO ve Çin’e atfedilen bu raporda, dört olası senaryoyu “son derece düşük ihtimal” ile “çok muhtemel” arasında sıraladılar.
Yazarlar, ekibin Çinli üyeleri tarafından sağlanan bilgi, veri ve örnekleri incelemelerinin ardından, virüsün kaynak hayvandan bir ara türe geçmesinin ve daha sonrasında insana bulaşmış olma olasılığının “çok muhtemel” olduğu sonucuna ulaşırken, laboratuvardan herhangi bir sızıntının olmuş olmasının “son derece düşük ihtimal” olarak tanımlandı. Araştırmacıların düşündüğü diğer potansiyel yollar arasında, konakçı ara bir tür olmaksızın virüsün hayvandan insana doğrudan bir sıçrama (Muhtemelen mümkün) ve donmuş gıda ürünlerinin yüzeyinden bulaşma (Mümkün) yer alıyordu. Ancak Relman ve meslektaşları, WHO araştırmasını analiz eden meslektaşlarının bu çıkarımları yapmak için yeterli bilgiye ulaşamadıklarını belirttiler. Relman bununla ilgili olarak “İlgili alanlarda uzmanlığa sahip makul bilim adamlarıyız ve virüsün doğal kökenli olması gerektiğini gösteren verileri görmüyoruz” dedi.

Laboratuvar notlarını gözden geçirilmesi
Cambridge Üniversitesi’nde klinik mikrobiyoloji profesörü olan ve mektubu imzalayan Ravindra Gupta, koronavirüsler üzerine çalışma yapan bir araştırma merkezi olan Wuhan Viroloji Enstitüsü’nde çalışan bilim adamlarının laboratuvar notlarını gözden geçirmek istediğini söyledi. Gupta ayrıca, enstitüde son beş yılda kullanılan virüslerin listesini de görmek istiyor. WHO tarafından yayınlanan rapor, ortak araştırma ekibine enstitüyü gezdiren laboratuvar müdürü Yuan Zhiming de dahil olmak üzere, araştırmacılar ve enstitünün birkaç üyesi arasında yapılan bir toplantı belgelendi.
Söz konusu toplantıda Wuhan Viroloji Enstitüsü temsilcileri, laboratuvarda kültürlenen üç SARS benzeri virüsünden hiçbirinin SARS-CoV-2 ile yakından ilişkili olmadığına belirterek, Kovid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün laboratuvardan sızmış olma olasılığını çürüttü.
Temsilciler ayrıca, enstitüde virolog olan görev alan ve yarasalarda ortaya çıkan SARS benzeri virüsleri araştıran Shi Zhengli tarafından yönetilen araştırma grubundaki çalışanlardan ve öğrencilerden alınan kan örneklerinin SARS-CoV-2 virüsüne karşı antikor içermediğini belirttiler.
Ancak Relman, bir bilim insanı olarak, yanlışlıkla laboratuvar sızıntısı olasılığını ihtimal dışı görmek için bundan daha fazlasının olmasının gerektiğini söyledi. Relman bize kullandığınız testi gösterin. Yöntemin ne olduğunu bilmek istiyoruz. Test edilen kişilerin sonuçları ve isimleri nelerdir? Bir kontrol grubu test edildi mi?” sorularını yöneltti ve “Her halükarda, dışarıdan bir bilim insanının bağımsız bir sonuca varmasına izin verecek yeterli olacak türde ayrıntılı bir veri sunulmadı” ifadelerini kullandı.
Relman 30 Mart’ta WHO üye ülkelerine hitaben yazılan mektupta şunları söyledi:
“Ekibin, laboratuvar sızıntısının en düşük olasılıklı hipotez olduğu sonucuna varmış olmasına rağmen bu uzmanlarla yapılacak ek görevlerle daha fazla araştırma gerektirebilir. Ben uzmanları görevlendirmeye hazırım. WHO ile ilgili olarak şunu açıkça söylememe izin verin, tüm varsayımlar hala masada.”
Arizona Üniversitesi’nde salgının kökenini ve ortaya çıkışını anlamak ve onlara karşı mücadele için virüsler üzerine çalışan Michael Worobey mektubu imzalayan bilim adamları arasındaydı. Worobey salgının başlangıcından bu yana, salgının ortaya çıkmasına yönelik iki olasılık düşündü. Bunlar laboratuvardan bir sızıntın ve hayvandan insana doğal bir geçişti. 15 ay sonra, hala her iki olasılığa da açık ve “Her iki durum için de yeterli kanıt yok, bu yüzden benim için ikisi de masada duruyor” diyor.

Yasalardan virüs toplanması
Worobey, kendi laboratuvarında vahşi doğadaki yarasalardan virüs toplayan öğrencileri ile çalışıyor ve bu araştırmanın insanlara yeni bir patojenin insan vücuduna girmesine yönelik çevresel yönteminin nasıl oluştuğuna odaklanıyor. Worobey “Bunu yapan biri olarak, yeni virüslerin insanlara yaklaşmasına neden olan açıklığın farkındayım dolayısı ile bunun, konunun ciddiye alınmasının başka bir nedeni olduğunu düşünüyorum. Özel çalışmalarımda da bununla ilgileniyorum” diyor.
Worobey, laboratuvar ortamında SARS-CoV-2 virüsünün insanlara daha bulaşabilir hale getirmek için bir genetik olarak değişikliğin yapılmadığını ikna edici bir şekilde gösteren bilim adamlarının olduğu ancak bunun, sahada bilim adamları tarafından toplanan değiştirilmemiş bir virüsün laboratuvardan insanlara bulaşmış olma olasılığını ortadan kaldırmadığını belirti.
Worobey “Bakıp, virüsün laboratuvar kökenli olduğu çürüttüğünü ve yüzde 100 bir şekilde doğal olarak ortaya çıktığını söyleyebileceğim herhangi bir delil görmedim. Biz sahneye gelene kadar iki durum da uygulanabilir” diyor.
Bilim adamları, virüsün gerçekten de insanlara doğal şekilde bulaştığını gösteren tek bir kesin kanıt olduğunu, bunun da virüsün kaynağı olan hayvanların keşfedilmesi olduğunu söylüyorlar.
Yale Üniversitesi’nden immünobiyoloji ve epidemiyoloji profesörü olan Akiko Iwasaki WHO’nun raporunda Çin’deki 31 ilden yabani canlı hayvan ve kümes hayvanından toplanan 80 binden fazla örneğinin test edildiğinden ve bu testlerin hiçbirinin, Çin’de SARS-CoV-2 salgınından önce veya sonra bir SARS-CoV-2 antikoru veya virüsün genetik materyalinin bir parçasını göstermediğinin belirtildiğine dikkat çekerek “Yine de bir hayvan rezervuarının unutulmuş olması muhtemel” dedi.
Buna karşılık, Glasgow Üniversitesi’nde viral genomik ve biyoinformatik başkanı Profesör David Robertson mektubu imzalayan bilim adamlarının amaçlarını anladığını söylüyor. Robertson “Kimse bir laboratuvar kazasının mümkün olmadığını söylemiyor, bununla birlikte virüslerin her zaman hayvanlardan insanlara doğal yollarla bulaştığı biliniyor, SARS-CoV-2’de bunlardan biri olabilir” ifadelerini kullandı.
Robertson, gelecekteki salgınlara hazırlanmak için SARS-CoV-2’nin kökenini bulmanın gerekli olduğu konusunda mektubun yazarlarıyla hemfikir olmasına rağmen, laboratuvarları araştırarak zaman harcamanın şu anda öncelikli olmadığını düşünüyor.
Relman ise bu konuda şunları söylüyor:
“Doğal kaynaklı olduğu netlik kazanırsa, bu doğal rezervuarın nerede olduğu ve gelecekte bu konuda nasıl daha dikkatli olunacağı hakkında biraz daha fazla bilgiye ulaşacağız, eğer laboratuvar sızıntısı ise o zaman konu, ne tür deneyler yaptığımız ve neden yaptığımız hakkında çok daha ciddi düşünmemiz olur.”

 


Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.