Birçok ülkeyle anlaşma yapan Rusya, Sputnik V aşısı üretiminde neden zorlanıyor?

Rusya, Sputnik aşısı için bugüne kadar 50'den fazla ülkeden sipariş aldı / Fotoğraf: Reuters
Rusya, Sputnik aşısı için bugüne kadar 50'den fazla ülkeden sipariş aldı / Fotoğraf: Reuters
TT

Birçok ülkeyle anlaşma yapan Rusya, Sputnik V aşısı üretiminde neden zorlanıyor?

Rusya, Sputnik aşısı için bugüne kadar 50'den fazla ülkeden sipariş aldı / Fotoğraf: Reuters
Rusya, Sputnik aşısı için bugüne kadar 50'den fazla ülkeden sipariş aldı / Fotoğraf: Reuters

Sovyet döneminden kalma bir otomobil fabrikasını Rusya'nın Kovid-19 aşısı olan Sputnik V'i üretecek bir tesise dönüştürmek işin kolay kısmıydı.
Moskova tarafından aşıyı üretmeleri için seçilen R-Pharm ve diğer özel Rus şirketler için asıl sorunu kalifiye çalışan ile doğru ekipmanı bulmak ve yüksek ölçekli üretime geçmek teşkil ediyor.
Aşının Rusya dışında tanıtımını yürüten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mart ayında yurtdışından 700 milyon doz sipariş alındığını açıkladı.
Ancak Rusya, Reuters tarafından yapılan hesaplamaya göre 12 Mayıs itibarıyla sadece 66 milyon doz aşı üretebildi. Bunun 30 milyon dozu ihracata ayrıldı.
Veriler, Rusya'nın her ay yüzlerce milyon doz aşı üreten Pfizer ve AstraZeneca'nın gerisinde kaldığını gösteriyor.
Ancak dört üretici şirketten yetkililer ve üretim sürecine hakim iki yetkiliyle yapılan görüşmeler, Sputnik V aşını üretmenin ve mevcut üretimi hızlandırmanın ne kadar zorlu olduğunu ortaya koydu.
Bu sorunlar, aşıyı kendi tesislerinde üretmeyi planlayan Hindistan gibi ülkeler için de uyarı niteliğinde. Bu ülkeler aşılama programları için gerekli aşıları bulmak için Rusya'ya güveniyorlar.

50'den fazla ülkeye aşı gönderilecek
ABD ve Avrupa ülkeleri sadece kendi vatandaşlarını aşılamaya odaklanmasıyla ortaya çıkan boşluğu Rusya doldurdu. Moskova, Latin Amerika'dan Asya'ya kadar 50'den fazla ülkeye aşı göndereceğini açıkladı.
Ancak Moskova'nın bu ülkelere aşı göndermekte gecikmesi, Rusya'nın yerini Çin ile ABD'nin almasına zemin hazırlıyor.
Aşının yurtdışında pazarlanmasından sorumlu olan Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF), ülke dışındaki yeni üreticilerin devreye girmesiyle Sputnik V'in üretim kapasitesinin arttığını belirtti.
RDIF, Reuters'a yaptığı açıklamada 2021'de 800 milyon kişiyi aşılayacak dozda aşı üretmey planladığını belirterek, "Tedarik anlaşmalarındaki taahhütleri gerçekleştirmeye yönelik kararlılığını ortaya koyduğunu" ifade etti.
RDIF, Avrupa Birliği'nde 50 milyon kişiyi aşılama teklifinin geçerli olduğunu ve aşının Avrupa ilaç düzenleme kurumundan uonay alacağını ümit ettiğine belirtti.
Rusya Sağlık Bakanlığı, imalatçılar tarafından ana hatlarıyla belirtilen üretim zorlukları hakkındaki sorulara yanıt vermedi.

"Gözleri kapalı çalışmak"
R-Pharm'ın Moskova'daki 27,000 metrekarelik yeni fabrikasında, aşı için hücre yetiştiren 200'den fazla biyoreaktör bulunuyor.
CEO Alexei Repik Reuters'a yaptığı açıklamada, R-Pharm'ın aşı üretimini sıfırdan öğrendiğini ve biyoreaktörlerden sonuç almanın "gözleri kapalı" çalışmaya benzediğini söyledi.
Repik, "Her aşı üretim turu bir-bir buçuk ay veya daha fazla sürüyor. Daha sonra, çıktıyı referans numuneyle karşılaştıyoruz. Eşleşirse şanslısınız. Aksi takdirde, yaptığınız ürünü çöpe atmanız gerekiyor" dedi.
R-Pharm başlangıç üretimini ayda 10 milyon doz olarak belirlemişti. Ancak üretim Mart ayı sonu itibarıyla 1 milyon dozu yakalayamadı. Şirket hücre yetiştirme sürecine Kasım ayında başladı, ancak yeni fabrikası henüz resmi olarak devreye girmedi.
Reuters'ın görüştüğü üreticiler, aşıyı üretirken karşılaştıkları zorlukların kısmen aşının adenovirüs vektörü üzerine tasarlanmasından kaynaklandığını ifade ettiler.
Bu sisteme göre aşı insanlarda soğuk algınlığına yol açan virüsün suni olarak değiştirilen bir tipi üzerinden etki gösteriyor. Değişikliğe uğratılan virüsün taşıdığı genetik bilgi vücudun bağışıklık geliştirmesini tetikliğiyor.
Üreticilerin verdiği bilgiye göre, diğer adenovirüs aşılarından farklı olarak çift dozlu Sputnik V aşısı iki farklı vektörden oluşuyor. İkinci dozu üretmek ise ilkine kıyasla hayli zor.
Sputnik V'i üreten şirketlerden Biocad'ın CEO'su Dmitry Morozov, "Ürün yeterince zor. Aslında iki farklı ilaç üretmek durumunda kalıyoruz" dedi.
Morozov, Reuters'ın sorularına cevap verdikten sonra yaptığı ikinci bir açıklamada üretimin son bir ay içinde oldukça arttığını, teknik sorunların çözülmesiyle birlikte on milyonlarca doz aşının üretildiğini ifade etti.

Üretimi artırmak için yeni fabrikaların yapılması gerekecek
Rusya'nın aşı stratejisi hakkında bilgi sahibi iki kaynak, Rus yetkililerin üretim sorununu çözmek için, yine farklı adenovirüsler üzerine kurulu aşı üreten AstraZeneca'dan yardım istediğini aktardı. İnsan denemeleri ve "karıştır-eşleştir" çalışmaları birkaç ülkede devam ediyor.
Çift doz aşının yanı sıra değerlendirilen diğer seçenek de "Sputnik Light" adı verilen, Sputnik V'in kolay üretilen ilk dozundan oluşturulan tek dozluk bir aşı.
Pharmasyntez CEO'su Vikram Punia, iki doz değil sadece tek dozluk aşıları üretmek için izin beklediğini, kalite kontrolü için ilk partiyi 3 Mayıs'ta gönderdiğini ifade etti.
RDIF, sorulara yanıt olarak Rus aşısının her iki bileşeninin de zamanında üretildiğini ve teslim edildiğini açıkladı.
Aşı üretim ekipmanlarına dünya genelinde oluşan yoğun talep de Rus üreticilerin işini zorlaştırdı.
Sputnik V'in en büyük üreticisi olan Generium, diğer büyük üretici Biocad ile birlikte var olan tesislerini aşıyı üretmek için tadil etti.
Üretimi artırmak için yeni fabrikaların yapılması gerekecek. Generium, Mart ayındaki açıklamasına göre yılda 200-300 milyon doz aşı üretecek yeni bir fabrika inşa etmeye başladı.

Deneyimli çalışan sıkıntısı
Pharmasyntez için ise en büyük sorun deneyimli çalışan bulmaktı. İki doz aşı üretimi, farklı üretim yerleri ve ekipleri gerektirdiği için çalışan bulmayı zorlaştırıyor.
Punia, "Ekipman alabiliriz, yeni tesisler inşa edebiliriz. Ancak biyoteknoloji işinde en önemli varlık deneyimli çalışanlar. Bizde de onlardan çok fazla yok" dedi.
 
Independent Türkçe, Reuters



Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy


Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
TT

Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)

Gossip Girl hayranları, Chuck Bass'in ikonik "Ben Chuck Bass" repliğini bir kez daha duyabilir mi? Bu ihtimal imkansız değil çünkü Ed Westwick, bir yan dizi gündeme gelirse karaktere yeniden hayat vermeye sıcak baktığını söyledi.

Kötü çocuk Chuck Bass'i canlandırmasıyla tanınan Ed Westwick'e, Hits Radio UK'e verdiği röportajda olası bir yan dizide rolüne dönüp dönmeyeceği soruldu. Westwick, karakterin zamanla Blair Waldorf'un sadık partnerine dönüşmesiyle dizinin en sevilen yüzlerinden biri olmuştu.

Oyuncu, "Chuck Bass'in şimdi nerede olduğunu görmek çok ilginç olurdu. Fakat herkesi yeniden bir araya getirmek gerçekten çok zor olur" dedi. Ardından da "Bu dünyada her şey mümkün. Evet, Chuck'ın bu aralar neler yaptığını bilmek harika olurdu, kesinlikle!" ifadelerini kullandı.

2007–2012'de 6 sezon süren Gossip Girl, Manhattan sosyetesinin içinde yaşayan zengin gençlerin skandallarla dolu hayatını izliyor, karakterlerin çıkarları için birbirlerini nasıl harcadığını anlatıyordu. 

Tüm bu kaos ise kimliği bilinmeyen acımasız bir blogger'ın anlatımıyla ekrana taşınıyordu. Dizinin oyuncu kadrosunda Westwick ve Meester'ın yanı sıra Blake Lively, Penn Badgley ve Chace Crawford gibi isimler de yer alıyordu.

Westwick, Hits Radio UK röportajında diziden en sevdiği sahneyi de anlattı. 

"En sevdiğim sahne, Empire State Binası'nın tepesinde olduğum sahneydi" diyen oyuncu, üçüncü sezon finalinde Chuck'ın Blair'ı binanın tepesinde beklediği anı hatırlattı: 

Empire State Binası'nın kimsenin giremediği ancak belki bir tamircinin falan girebildiği anten bölümünün içine tırmanmama izin vermişlerdi. Oraya çıkabilmek gerçekten çok havalıydı. Üzerimde bir smokin vardı.

Oyuncu sözlerini, "Bir sürü şey vardı, gerçekten çok eğlendik. Limuzinlerin arkasında geçen bazı sahneler de harikaydı. O dizinin parçası olduğum için çok şanslıyım" diyerek tamamladı.

Şu an için ilk Gossip Girl kadrosuyla bir yan dizi duyurulmuş değil. Öte yandan dizinin yeni oyuncu kadrosuyla çekilen yeniden çevrimi 2021–2023'te iki sezon sürmüştü. 

Ayrıca Deadline'ın dünkü haberine göre, dizinin ilham aldığı kitap serisinin yazarı Cecily von Ziegesar da Blair'ı merkeze alan ve ilk romanların 20 yıl sonrasında geçen bağımsız bir eser üzerinde çalışıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Hits Radio UK, Deadline