Lübnan’daki yaşam koşulları güvenliği tehdit ediyor

Lübnan’daki yaşam koşulları güvenliği tehdit ediyor
TT

Lübnan’daki yaşam koşulları güvenliği tehdit ediyor

Lübnan’daki yaşam koşulları güvenliği tehdit ediyor

Lübnanlılar, ardı ardına gelen yaşamsal krizlerin hayatlarını tehdit eden bir güvensizliğe yol açacağından endişe duyuyorlar. Ülkede son olarak, temel ihtiyaç malzemelerine ulaşma hususunda artan sorunlar çerçevesinde, geçen pazar günü benzin dolumu konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle bir genç öldürüldü.
Yakıt İstasyonları İşveren Sendikası üyesi George Braks, olayın ardından yetkililere, benzin istasyonları sahiplerini ve personellerini mesai saatleri içerisinde koruma çağrısında bulundu. Braks, akaryakıt ithalatı kredileri politikasından kaynaklanan hırsızlıklara ek olarak, akaryakıt istasyonu sahiplerini hedef almaktan ve onları her gün her saat ciddi tehlikelere maruz bırakmaktan kimin sorumlu olduğunu merak ettiğini belirtti.
Bir güvenlik kaynağı, güvenlik kurumlarının kötüleşen ekonomik koşullar ışığında gıda maddelerinin, yakıt veya ilaçların temininden ve hastane faturasından kaynaklanan sorunları önlemesinin zor olduğunu söyledi. Kaynak, güvenlik güçlerinin mağaza, eczane, benzin istasyonu ve hastanede devriye gezmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.
Kaynak ayrıca, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnan’ın farklı bölgelerinde güvenliği sağlamak ve ortaya çıkabilecek herhangi bir soruna müdahale etmek için faaliyet gösteren devriye görevlilerinin her zaman mevcut olduğuna dikkati çekti.
Lübnan’ın tanık olduğu yaşam krizi, yeni bir güvenlik ortamı oluşturdu. Geçtiğimiz aylarda bu dükkanların vatandaşların kendisi arasında veya arka planda vatandaşlar ile çalışanlar arasında neredeyse günlük sorunlara tanıklık eden noktalara dönüşmesinin ardından güvenlik güçleri, gıda depolarının kapılarında veya içlerinde görevlendirilmişti.
Gıda malzemelerinde olduğu gibi ilaç krizi, eczacılara yönelik tekrarlanan saldırıların yanı sıra, eczanelerden ilaç hırsızlığına da yol açtı. Bu ise, eczanelerin devletten ‘korunma’ talep etmesine neden oldu. Ayrıca bazı hastane çalışanları, hasta için yatak bulma veya fatura ödenmesi gibi nedenlerle, doktorlar ve hemşirelere yönelik tekrarlanan saldırılardan sonra güvenlik talebinde bulundu.
Ekonomik krizin başlamasıyla, bir yıldan uzun bir süredir bankalar, mevduat sahiplerine para çekme limiti belirledi. Aynı şekilde vatandaşlarla çalışanlar arasındaki sorunları önlemek için bazı bankaların kapılarına güvenlik güçleri konuşlandırıldı.
Halk Sağlığı ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi Milletvekili Bilal Abdullah, “Güvenlik açısından yaşananlar anlık bir olay değil. Krizlerle baş edememenin doğal bir sonucudur” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan Abdullah, “Lübnan’ın yaşadığı güvenlik çöküşünün, güvenlik gücüyle çözülemeyeceğini belirtti. Aksine desteği rasyonelleştirmek için hızlı şekilde bir plan geliştirecek bir hükümetin kurulmasını hızlandırmak ve önceliklere uygun bir siyasi ve sosyal reform planı oluşturmaktır. Ancak Lübnan, kötü ve en kötü arasında seçim yapmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
“Yaşanan krizler nedeniyle tekrar eden sorunlar silsilesinin sorumluluğu, ülkeyi herhangi bir siyasi örtüsü olmadan terk edenlere, yani hükümetin oluşumunu engelleyenlere aittir” diyen Abdullah, ilaçlar bittiğinde eczanelerin önünde veya hastanelerde yaşanan sorunların sıklığına dair uyarıda bulundu.
Lübnan’da kötü ekonomik durumun bir yansıması olarak cinayet ve hırsızlık suçları önemli ölçüde arttı. International Information Company (bağımsız bir bilimsel araştırma ve istatistik şirketi) tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor, İç Güvenlik Güçleri Genel Müdürlüğü’nün açıklamalarına göre, bu yılın Ocak ve Şubat aylarında 2020’nin aynı dönemine göre cinayet suçlarında yüzde 45,5 artış yaşandığını gösterdi. Raporda, aynı dönemde hırsızlık suçu oranının ise yüzde 144 artış gösterdiği belirtildi.
Geçen hafta Lübnan, çok sayıda benzin istasyonunun kapanmasına neden olan petrol krizine tanık oldu. Açık kalan istasyonlar ise araç başına 20 litreden az bir miktar sınırlaması koydu. Bu da vatandaşlar ve çalışanlar arasında tartışmalara yol açtı.
Geçen pazar günü, Lübnan’ın kuzeyindeki Akkar’da yer alan Bebnine bölgesinde bir akaryakıt istasyonunun sahibinin oğlu, benzin doldurmakla ilgili bir tartışmada vurularak öldürüldü.
Bayram tatili sonrasında firmaların akaryakıt dağıtımına başlaması nedeniyle, iki akaryakıt gemisinin yüklerini boşaltmaya başlaması sonucu benzin krizinin azalması bekleniyor. Ancak bu, krizin tamamen bittiği anlamına gelmiyor.
Bu çerçevede Braks, devlet yetkililerine, sahiplerine yönelik saldırıları durdurmak için istasyonlardaki normal dağıtımı güvence altına almak amacıyla akaryakıt ithal etmek için gerekli fonları sağlama çağrısında bulundu.
George Braks, çok geç olmadan gerekli kararları alma ve koşulları düzenleme ihtiyacına dikkati çekti.
Lübnan, Merkez Bankası tarafından sübvansiyonlu döviz kuru üzerinden ilaç ithal etmek üzere açılan kredi miktarındaki düşüş nedeniyle kronik hastalıklara yönelik ilaçlar başta olmak üzere çok sayıda ilacın eksikliği yaşanıyor. Para biriminin değerinin düşmesi nedeniyle Lübnan’ın bölgede en ucuz fiyatlara sahip olması, ülkeden yurtdışına ilaç kaçakçılığı yaşanmasına neden oluyor. Bunun yanında Lübnanlılar, fiyat artışı korkusuyla ilaç stoklamaya çalışıyorlar.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.