'Mutlu olmaya, gurur duymaya hazır olun' diyerek başkanlığı kutlayan Ali Koç, üç sezonu geride bıraktı

Fotoğraf: Fenerbahçe internet sitesi
Fotoğraf: Fenerbahçe internet sitesi
TT

'Mutlu olmaya, gurur duymaya hazır olun' diyerek başkanlığı kutlayan Ali Koç, üç sezonu geride bıraktı

Fotoğraf: Fenerbahçe internet sitesi
Fotoğraf: Fenerbahçe internet sitesi

"... Hep beraber başardık. Esas yolculuk şimdi başlıyor. Çok zor bir yolculuğa hep beraber çıkıyoruz. Biliyorum beklentiniz yüksek. Mutlu olmaya gurur duymaya hazır olun..."
Bu sözler, 3 Haziran 2018'de Ülker Stadı'nda yapılan tarihi kongrede kullanılan 20 bin 736 geçerli oyun 16 bin 92'sini alarak sarı-lacivertli kulübün 37. başkanı seçilen Ali Koç'a ait.
Fenerbahçe'de 20 yıl başkanlık yapan Aziz Yıldırım'a 11 bin 448 oy fark atarak, kulübün yeni başkanı seçilen Koç, sarı-lacivertli camiaya gönül verenlere umut aşılamış ve başarı sözü vermişti.
Koç'un Fenerbahçe'ye başkan seçilmesi, camiada büyük heyacan yaratırken taraftarların kutlamaları ise sokaklara taşmıştı.
Aradan geçen üç yılda Koç'un bahsettiği başarı hedefleri tutturulamazken, sarı-lacivertli kulüp tarihinin en kötü sonuçlarına da imza attı.

Başkan Koç'un ilk sezonu 16 transfer, 3 teknik adam ve kötü rekorlarla sonlandı
Ali Koç başkanlığında 2018-19 sezonuna büyük umutlarla başlayan Fenerbahçe için işler hiç de yolunda gitmedi.
Yeni başkanıyla birlikte kurumsal kimlik kazandırılmak istenen Fenerbahçe'de ilk hedef sportif direktörlük makamı oldu.
Fenerbahçe'nin amiral gemisi olan futbolun başına Damien Comolli'yi getiren Koç, ilk başkanlık deneyiminde sarı-lacivertli kulübün alışkın olmadığı sonuçlarla karşılaştı.
Uzun süredir hedeflenen şampiyonluktan uzak kalan Fenerbahçe, Comolli önderliğinde transfer sezonuna da hızlı bir giriş yaptı ve 2018-19 sezonunu toplam 16 transferle noktaladı.
Comolli'nin sportif direktör olmasının ardından yeni sezona Hollandalı çalıştırıcı Cocu ile başlayan ve sonrasında teknik direktör değişikliğine giden Fenerbahçe'de ikinci isim Erwin Koeman oldu.
İstanbul ekibiyle 9 resmi maça çıkan Koeman, 3'er galibiyet, beraberlik ve mağlubiyetin ardından sarı-lacivertli ekiple yol ayrımına geldi.
Ali Koç, Cocu ve Koeman ile hedeflenen başarıdan uzak kalınmasının ardından başkanlığı dönemindeki en uzun soluklu serüvenini yaşayacağı Ersun Yanal'ı takımın başına getirdi.
Kariyerindeki tek Süper Lig şampiyonluğunu yine Fenerbahçe'de kazanan ile sezonu tamamlayan Fenerbahçe, deneyimli teknik adamla çıktığı 19 Süper Lig maçında 8'er galibiyet ve beraberlik elde ederken, 3 kez sahadan mağlubiyetle ayrıldı.
2018-19 sezonunda 3 kez teknik adam değişikliğine giden Fenerbahçe, Süper Lig, UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi ve Ziraat Türkiye Kupası'nda başarıya ulaşamazken, birçok kötü rekora da imza attı.
Söz konusu sezonun ilk yarısında 18 takımlı ligde 17. sıraya kadar gerileyen Fenerbahçe, tarihinin en kötü ilk yarı performanslarından birini sergiledi.
1987-1988 döneminden sonra 2018-19'da deplasmanlarda en az puan topladığı sezonu yaşayan sarı-lacivertli ekip, yine aynı tarihlerde Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor ile oynadığı maçların hiçbirini kazanamayarak 28 yıl aradan sonra rakipleri karşısında galip gelemeden sezonu bitirdi.
2018-19 sezonunda oynadığı 34 maçta 46 puan toplayan Fenerbahçe, sıfır averajla bitirdiği ligde 6. sırada yer alarak Avrupa arenasının da dışında kaldı.

Önce Comolli, sonra Yanal ile yollar ayrıldı
Ali Koç başkanlığında kötü geçen ilk sezonun izlerini silmeye çalışan Fenerbahçe, 2019-20 sezonuna mutlak şampiyonluk parolasıyla başladı.
Yaz transfer döneminde 13, ara transfer döneminde ise 1 olmak üzere toplam 14 transfere imza atan sarı-lacivertliler, Daniel Comolli-Ersun Yanal ikilisiyle başladığı sezonda da umduğunu bulamadı.
Ligde ve kupada alınan başarısız sonuçlar ve yapılan transferlerden verim alınamaması taraftarların da tepki göstermesine neden oldu ve 16 Ocak 2020'de Damien Comolli'nin görevine son verildi.
Fenerbahçe'de Comolli'nin ayrılığı sonrası takıma sportif direktör atanmazken teknik direktör Ersun Yanal ise görevini sürdürdü.
Koç'un başkanlık döneminin en uzun görevde kalan teknik direktörü olan Ersun Yanal, 446 günün ardından sarı-lacivertli ekiple yolları ayrıldı.
2019-20 sezonunda Fenerbahçe'nin başında 24 lig maçında görev alan Yanal, 11 galibiyet, 6 beraberlik, 7 mağlubiyet elde etse de zirve yarışından uzak kalınmasının ardından görevine son verildi.
Yanal sonrası iki maçta antrenör Zeki Murat Göle yönetiminde sahaya çıkan Fenerbahçe, 2019-20 sezonunu Tahir Karapınar antrenörlüğünde noktaladı.

Galatasaray 20, Trabzonspor 23 yıllık seriyi sonlandırdı
Pandeminin damga vurduğu 2019-20 sezonu, Fenerbahçe için ezeli rakiplerine kurulan üstünlüğün de sona erdiği dönem oldu.
2019-20 sezonunun 23. haftasında Kadıköy'de Fenerbahçe'yi 3-1 mağlup eden Galatasaray, tarihi bir galibiyete imza atarak 20 yılı aşkın seriyi de sonlandırdı.
Sarı-kırmızılılar, Fenerbahçe deplasmanında en son 22 Aralık 1999'da galibiyetle ayrılmış, daha sonra burada oynadığı 23 resmi maçta da galibiyet yüzü görmemişti.
Fenerbahçe, geçen sezon Galatasaray dışında Trabzonspor'a karşı da uzun süren serisine veda etti.
2019-20 sezonu Ziraat Türkiye Kupası yarı final ilk maçında Fenerbahçe’ye konuk olan Trabzonspor, rakibini 3-1 yenerek 23 yıl aranın ardından deplasmanda rakibini mağlup etmeyi başardı.

22 transfer ve 2 teknik direktörle geçen üçüncü yıl da hüsranla bitti
Son iki sezonda tarihi süreçlerden geçen Ali Koç başkanlığındaki Fenerbahçe, geçmişinin en zor ve başarıya hasret kalınan sürecini yaşadı.
Görevindeki üçüncü sezonunda gözünü karartan Fenerbahçe Başkanı Koç, 2020-21 sezonunda yeni bir yapılanmaya gitti.
Başkan Koç, takımın efsaneleri arasında gösterilen Emre Belözoğlu'nu sportif direktörlüğe, Alanyaspor'daki başarısıyla dikkat çeken Erol Bulut'u da teknik direktörlük görevine getirdi. Belözoğlu, Ali Koç döneminin 2. sportif direktörü, Bulut da 5. teknik adamı oldu.
Yaz ve kış transfer dönemlerinde aralarında Mesut Özil, İrfan Can Kahveci, Mbwana Samatta, Osayi Samuel, Jose Sosa, Mert Hakan Yandaş, Caner Erkin, Gökhan Gönül, Sinan Gümüş, Philip Novak gibi isimlerin de yer aldığı toplam 22 futbolcu takıma katıldı. 
Süper Lig'de 2020-21 sezonuna Çaykur Rizespor galibiyetiyle başlayan ve 7. hafta sonunda liderlik koltuğuna oturan Fenerbahçe, takip eden haftalarda yükselen formunu koruyamadı ve inişli çıkışlı bir grafik sergiledi.
14 Mart'ta Ülker Stadı'nda dönemin lig sonuncusu Gençlerbirliği'ne 2-1 yenilen Fenerbahçe'de teknik direktör Erol Bulut'un görevine son verildi.
Sarı-lacivertliler, Bulut yönetiminde 30'u Süper Lig olmak üzere toplam 34 resmi maça çıktı. 21 kez rakiplerini mağlup eden Fenerbahçe, 5 beraberlik ve 8 mağlubiyet alarak zirve yarışından uzak kaldı.

Emre Belözoğlu ile yakalanan çıkış, şampiyonluğu getirmedi
Bu sezon özellikle Kadıköy'deki Ülker Stadı'nda alınan kötü sonuçlar ve yaşanan puan kayıpları nedeniyle eleştirilerin odağında yer alan Erol Bulut'un görevine son verilmesinin ardından sportif direktör Emre Belözoğlu, takımın başına getirildi.
Ali Koç döneminin altıncı teknik direktörü olan Belözoğlu yönetimindeki Fenerbahçe ise iyi bir çıkış yakaladı.
Sarı-lacivertli ekiple çıktığı 9 maçta 7 galibiyet ve 2 beraberlik elde eden Emre Belözoğlu, takımını yeniden şampiyonluk potasına sokmayı başarsa da ligin 41. haftasında oynanan Sivasspor maçında alınan mağlubiyet, liderlik fırsatının geri tepilmesine neden oldu.
Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen şampiyonluk şansını son haftaya taşıyan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray'ın galip gelmesiyle ligi üçüncü sırada tamamlayarak şampiyonluk hasretini 7 yıla çıkardı.
Fenerbahçe, Ali Koç başkanlığının üçüncü yılında da tarihi başarısızlıklar elde etti.
Geçen sezon Galatasaray ve Trabzonspor karşısındaki psikolojik üstünlüğü yitiren sarı-lacivertliler, Beşiktaş karşısındaki serisini de sonlandırdı.

"Burası Kadıköy, buradan çıkış yok" sloganı havada kaldı
Süper Lig'in 10.haftasında Kadıköy'de Beşiktaş'a 4-3 mağlup olan sarı-lacivertliler, en son 17 Nisan 2005'te yenildiği rakibine karşı iç sahadaki 15 yıllık namağlup serisini kaybetti.
Fenerbahçe'nin kalesi konumunda bulunan ve "Burası Kadıköy, buradan çıkış yok" sloganına ilham veren Ülker Stadı'nda alınan sonuçlar ise taraftarlara saç-baş yoldururken, şampiyonluğun kaçırılmasının da en önemli etkeni oldu.
Bu sezon iç sahada 20 kez rakiplerini ağırlayan Fenerbahçe, söz konusu maçların 11'ini kazanırken, 7'sinden mağlubiyetle ayrıldı. 2 müsabaka ise eşitlikle sonuçlandı.
Sahasında toplam 25 puan kaybeden ve iç sahada en başarılı 7. takım olan Fenerbahçe, bu alanda Beşiktaş, Galatasaray, Karagümrük, Alanyaspor, Trabzonspor ve Gaziantep FK'nın gerisinde kaldı.

"İlk dönemi iyi kullanamadık" diyerek yeniden aday oldu
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, önümüzdeki ay yapılması planlanan olağan seçimli genel kurulda yeniden aday olduğunu duyurdu.
Ülker Stadı'nda düzenlenen ve sarı-lacivertli kulübün yüksek divan kurulu başkanı Vefa Küçük ile yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı basın toplantısında değerlendirmelerde bulunun Koç, 2018'de ilk kez başkanlığa seçildiğini ve 3 senenin çabuk geçtiğini belirterek, adaylığını şu sözlerle ilan etti:
"Yapmak istediklerimizi başarabilmek için '2 dönem lazım' demiştik. İlk dönemi iyi kullandığımızı söyleyemem. Bu camianın büyük başarılarla buluşması adına kendimi sorumlu hissettiğim için ikinci kez aday olmaya karar verdiğimi sizlerle paylaşmak istiyorum... Fenerbahçe'de başkanlığın ilk dönemleri hep zorlu geçmiştir. Camiamız rahat olsun. Seçildiğimiz takdirde hatalarımızdan ders çıkardığımızı göreceksiniz. İkinci dönem çok daha farklı olacak."

Independent Türkçe



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM