Eski bir FBI çalışanı gizli ulusal güvenlik belgelerini evde saklamakla suçlanıyor

Usame bin Ladin (AFP)
Usame bin Ladin (AFP)
TT

Eski bir FBI çalışanı gizli ulusal güvenlik belgelerini evde saklamakla suçlanıyor

Usame bin Ladin (AFP)
Usame bin Ladin (AFP)

Eski bir FBI çalışanı, El Kaide ve Usame bin Ladin ile ilgili materyaller de dahil, gizli ulusal güvenlik belgelerini eve götürmek ve onları yıllarca saklamakla suçlanıyor.
Washington Post’a göre, Missouri’deki federal mahkeme, çok gizli güvenlik iznine sahip eski bir FBI analisti olan Kendra Kingsbury’yi gizli ulusal güvenlik belgelerini 10 yıldan fazla bir süredir evinde yasadışı olarak saklamakla suçladı.
İddianamede, Kingsbury’nin (48) hassas belgeleri uygunsuz bir şekilde alarak, Haziran 2004’te eve getirmeye başladığı ve 15 Aralık 2017’ye kadar bunu yapmaya devam ettiği iddia edildi.
Sekiz sayfalık iddianamede, Kingsbury’nin ABD’nin ‘terörle mücadele, karşı istihbarat ve siber tehditlere’ karşı savunma yolları da dahil olmak üzere gizli bilgiler içeren birkaç belge elde ettiği öne sürüldü. Elindeki diğer belgeler, El Kaide ve Usame bin Ladin’in şüpheli bir asistanı hakkında bilgiler de içeriyordu.
FBI Karşı İstihbarat Bölümü Müdür Yardımcısı Alan Kohler Jr. yaptığı açıklamada, “Sanık tarafından 10 yıldan fazla bir süredir saklanan gizli ulusal güvenlik bilgilerinin büyüklüğü ve derinliği hayret verici” dedi.
Kingsbury 1 Haziran’da mahkemeye çıkacak.
Kingsbury evinde sakladığını iddia edilen belgelerin hiçbirini sızdırmakla suçlanmıyor, ancak savcılar onlara sahip olmasına izin verilmediğini bildiğini söylüyor.



Tahran Humeyni Havalimanı'ndaki uçuşlar ikinci bir duyuruya kadar askıya alındı

Tahran'ın güneyindeki Humeyni Uluslararası Havalimanı'nda İran Havayolları'na ait iki uçak (Arşiv- Mizan)
Tahran'ın güneyindeki Humeyni Uluslararası Havalimanı'nda İran Havayolları'na ait iki uçak (Arşiv- Mizan)
TT

Tahran Humeyni Havalimanı'ndaki uçuşlar ikinci bir duyuruya kadar askıya alındı

Tahran'ın güneyindeki Humeyni Uluslararası Havalimanı'nda İran Havayolları'na ait iki uçak (Arşiv- Mizan)
Tahran'ın güneyindeki Humeyni Uluslararası Havalimanı'nda İran Havayolları'na ait iki uçak (Arşiv- Mizan)

İran'ın başkenti Tahran'daki iki ana havalimanından biri olan İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı'nda tüm uçuşlar askıya alındı. Karar, İran'ın 8 Nisan'da ilan edilen ateşkesten bu yana ilk kez İsrail'e yönelik füze saldırısı gerçekleştirmesinin ardından alındı.

Şarku’l Avsat’ın İran Mehr Ajansı’ndan aktardığına göre, İran Sivil Havacılık Kurumu, havalimanına yönelik tüm uçuşların ikinci bir duyuruya kadar durdurulduğunu açıkladı.

Söz konusu havalimanı, 28 Şubat'ta İran'a yönelik İsrail ve ABD saldırılarının ardından başlayan çatışmalar nedeniyle haftalarca kapalı kalmış, daha sonra nisan ayında yeniden hizmete açılmıştı.

Uçuşların ne zaman normale döneceğine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Bölgedeki güvenlik gelişmelerine bağlı olarak hava trafiğine yönelik kısıtlamaların sürmesi bekleniyor.


New York'taki Pennsylvania İstasyonu'nda meydana gelen bıçaklı saldırı: 5 kişi yaralandı

Pennsylvania İstasyonu'nda bıçaklama olayı haberlerinin ardından toplanan insanlar (Reuters)
Pennsylvania İstasyonu'nda bıçaklama olayı haberlerinin ardından toplanan insanlar (Reuters)
TT

New York'taki Pennsylvania İstasyonu'nda meydana gelen bıçaklı saldırı: 5 kişi yaralandı

Pennsylvania İstasyonu'nda bıçaklama olayı haberlerinin ardından toplanan insanlar (Reuters)
Pennsylvania İstasyonu'nda bıçaklama olayı haberlerinin ardından toplanan insanlar (Reuters)

New York'taki Pennsylvania İstasyonu'nda dün gece meydana gelen bıçaklı saldırıda beş kişi yaralandı. Olay, şehirde oynanacak NBA Finalleri'nin ilk maçı öncesinde ve 2026 Dünya Kupası'nın başlamasına günler kala yaşandı.

İtfaiye yetkilileri, saldırıyla bağlantılı olduğu düşünülen şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı.

Yetkililerin verdiği bilgilere göre yaralılardan bir kişi ağır, ikisi orta derecede yaralanırken, diğer iki kişi ise hafif yaralar aldı. Yaralıların tamamı hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.


“Batı'nın baskıları” Afrika ülkelerini neden Kremlin'e doğru itiyor?

Tanzanya Cumhurbaşkanı'nın Rusya ziyareti, Batı'nın baskısı arttıkça Afrikalıların Rusya'ya yönelme eğilimini gözler önüne serdi (Reuters)
Tanzanya Cumhurbaşkanı'nın Rusya ziyareti, Batı'nın baskısı arttıkça Afrikalıların Rusya'ya yönelme eğilimini gözler önüne serdi (Reuters)
TT

“Batı'nın baskıları” Afrika ülkelerini neden Kremlin'e doğru itiyor?

Tanzanya Cumhurbaşkanı'nın Rusya ziyareti, Batı'nın baskısı arttıkça Afrikalıların Rusya'ya yönelme eğilimini gözler önüne serdi (Reuters)
Tanzanya Cumhurbaşkanı'nın Rusya ziyareti, Batı'nın baskısı arttıkça Afrikalıların Rusya'ya yönelme eğilimini gözler önüne serdi (Reuters)

Sagir el-Hidri

Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan'ın Moskova ile Darusselam arasındaki ilişkileri güçlendirmek amacıyla Rusya'ya yaptığı ziyaret, Batı’nın baskısından kurtulmak için Kremlin'e yaklaşma yolunu seçen Afrikalı liderlerin benimsediği yeni bir eğilimi gözler önüne serdi.

Hassan'ın ziyareti, ABD'nin tanınmış bir Tanzanyalı güvenlik yetkilisine insan hakları ihlalleri gerekçesiyle yaptırım uygulamasından ve Hassan'ın birkaç ay önceki seçimlerde yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından yaşanan baskı ortamı nedeniyle ilişkileri gözden geçirebileceğini ima etmesinden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti. Bu ziyaret, eski Cumhurbaşkanı Julius Nyerere'nin 1969 yılında Sovyetler Birliği'ni ziyaretinin ardından bir Tanzanyalı cumhurbaşkanının Rusya'ya yaptığı ilk resmi ziyaret olma özelliği taşıyor. Ziyaret, Batılı güçlerin ülkedeki insan hakları durumu ve siyasi çoğulculuk gerekçesiyle Darusselam üzerindeki baskısıyla ilişkisi ve taşıdığı sembolik anlam bakımından tartışmalara yol açtı.

İç meşruiyet krizi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Tanzanya, Batı’nın demokrasi ve insan hakları baskısından kaçmak için Rusya'ya yönelen tek Afrika ülkesi değil. Son darbenin ardından kurulan askeri konseyin yönetimindeki Madagaskar da Rusya ile nükleer enerji alanında anlaşmalar imzaladı. Öte yandan Batılı güçlerle ilişkileri askeri darbeler nedeniyle ciddi biçimde sarsılan Mali, Nijer ve Burkina Faso, darbe dalgasına öncülük eden Afrikalı liderlere yaptırım uygulayan Batılı başkentlere meydan okuyarak Rusya'dan güvenlik alanında ve askeri olarak destek aldı.

dvrgth
Mali, Nijer, Burkina Faso, Madagaskar ve Ekvator Ginesi gibi ülkeler geleneksel Batı ittifakı yerine Rusya desteğine yöneldi (Reuters)

Afrika meselelerinde uzman siyaset araştırmacısı Sultan Alban, Rusya ile ilişkilerini en ileri düzeye taşıyan rejimlerin genellikle kronik bir iç meşruiyet kriziyle boğuşan yapılar olduğu değerlendirmesinde bulundu. Alban, bu yapıların askeri darbelerden doğan, Tanzanya’da olduğu gibi iktidarda kalma süresini uzatan ya da muhalefeti bastıran rejimler olduğunu ve bu rejimlerin daima ekonomik yaptırımlar, kınama kararları ya da koşullu yatırımlar biçiminde tezahür eden Batı’nın baskılarından kendilerini koruyacak alternatif bir uluslararası şemsiye arayışında olduklarını belirtti.

Alban sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu noktada demokrasi hem iç hem dış bir koz haline gelir; yani Batı zaten bunalımdaki bir rejim üzerinde baskı uygular, bu rejim de Rusya kartını oynayarak zaman satın alır.”

Moskova'nın Afrika başkentlerine daha az siyasi şart öne sürerek karma bir güvenlik ve askeri destek paketi sunduğuna işaret eden Alban, ayrıca bu rejimlerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) kınama kararlarını engelleyerek söz konusu ülkelere uluslararası alanda destek verdiğine dikkati çekti. Bununla birlikte Rusya'nın kıtadaki ticaret hacmi ve yatırımlarının Çin, Avrupa Birliği (AB) ve ABD gibi diğer güçlerle kıyaslandığında oldukça sınırlı kaldığını ifade eden Alban, bu yüzden Rusya'nın ekonomik alanda Batı'nın yerini alamayacağını vurguladı.

Alban, "Bu yüzden Rusya bazı Afrika rejimleri için bir manevra sığınağı işlevi görür; Batılı güçlerle bağları koparmanın alternatifi olamaz" diye ekledi.

Emsalsiz bir çöküş

ABD ve AB, Mali, Nijer ve Burkina Faso gibi askeri darbe yaşayan ülkelere verdikleri yardımları askıya almak ve darbelere katılan yetkililere yaptırım uygulamak zorunda kaldı. Bu durum taraflar arasındaki diplomatik gerginliği hızla tırmandırdı.

Afrika ülkeleri ise bunun karşılığında siyasi ya da insan hakları şartları öne sürmeyen ‘eşit ortaklıklar’ arayışında olduklarını ve yabancı güçlerle işbirliğini bu tür şartlara bağlamanın kabul edilemez olduğunu savunuyor.

Nijerli siyaset analisti Muhammed Evvel, Afrika'da Batı nüfuzuna karşı halk ve siyaset çevrelerinde giderek büyüyen bir düşmanlık dalgasının yükseldiğini belirtti. Evvel, ‘bu dalganın, Afrika Saheli gibi bölgelerde görmezden gelinemeyecek güvenlik ve askeri başarısızlıkların ortasında filizlendiğini’ vurguladı.

Evvel, yaptığı özel açıklamaları şöyle sürdürdü:

“Fransa, ‘Barkhane’ gibi pek çok askeri operasyon başlatmasına karşın Sahel bölgesi ülkelerinin güvenliklerini yeniden tesis etmelerine yardımcı olamadı. Bu durum iki taraf arasında emsalsiz bir ilişki çöküşüne yol açtı. Peki çözüm Rusya'ya yaklaşmak mı? Bence hayır; çünkü Rus kuvvetlerinin Mali, Nijer ve Burkina Faso gibi ülkeler için mali ve askeri maliyeti son derece ağır, üstelik bu ülkeler silahlı gruplara karşı somut sonuçlar alamıyor."

Siyasi bağımlılık

Demokrasi dosyası nedeniyle Batı’nın baskısıyla karşı karşıya kalan Afrika ülkelerinin Rusya ile ittifak kurmakla tehdit etmesi, güvenlik kaosunun ve ekonomik ile siyasi krizlerin pençesindeki kıtada nüfuzunu giderek pekiştirmeye çalışan Moskova'ya yeni bir bağımlılık biçiminin doğabileceğine ilişkin kaygıları artırıyor.

Alban, Rusya ile ilişki kurmanın genellikle siyasi çatışma ve silahlı isyanların sert güvenlik yaklaşımıyla yönetilmesiyle birlikte yürüdüğünü ve Batı’nın yardımlarına son yirmi yılda eşlik eden seçimsel ve kurumsal reformlara dönük teşvikleri zayıflattığını vurguladı.

Alban, sözlerine şöyle devam etti:

“Rusya'nın enerji ve madencilik gibi alanlardaki sözleşmeleri ülkelere hızlı kazanımlar sağlıyor; ancak bu sözleşmeler seçici nitelikte ve ekonomik çeşitlendirme yerine stratejik sektörlere odaklı.”

Rusya'nın sınırlı kalkınma kapasitesi nedeniyle bu projelerin Çin ve Batılı yatırımlarla kıyaslandığında ölçek bakımından küçük kaldığına dikkati çeken Alban, diplomatik boyutta ise Afrika liderlerinin uluslararası platformlarda belirli bir saflaşmaya gidebileceklerini ima ederek daha az bağımlı bir konumdan Batı ile müzakere etme ve yaptırımlar ile finansman koşullarında taviz koparmalarını sağlayacak daha büyük bir manevra alanı kazandığına işaret etti.

Alban, değerlendirmesinin sonunda Afrikalı liderlerin Rusya gibi tek bir BMGK üyesine bağımlı hale gelmesinin yeni bir siyasi esaret kalıbı oluşturduğunu belirtti.