Teknoloji Amerika’nın gücü mü zayıflığı mı?

Başkan Biden ve ailesinin “Venmo” uygulaması aracılığıyla kişisel bilgilerinin ele geçirilmesi, ABD’nin siber güvenlik sorununu açığa çıkardı.

Başkan Biden, ABD siber savunma sisteminin güçlendirilmesi için bir yürütme emri imzaladığı Washington DC’de (Getty)
Başkan Biden, ABD siber savunma sisteminin güçlendirilmesi için bir yürütme emri imzaladığı Washington DC’de (Getty)
TT

Teknoloji Amerika’nın gücü mü zayıflığı mı?

Başkan Biden, ABD siber savunma sisteminin güçlendirilmesi için bir yürütme emri imzaladığı Washington DC’de (Getty)
Başkan Biden, ABD siber savunma sisteminin güçlendirilmesi için bir yürütme emri imzaladığı Washington DC’de (Getty)

İsa Nehari
Federal hükümeti ve özel şirketleri hedef alan bir dizi siber saldırıdan sonra ABD Başkanı Joe Biden, 12 Mayıs Çarşamba günü, siber güvenliği artırmak için bir yürütme emri imzaladı. Bu siber saldırıların sonuncusu Kuzey Amerika’daki en büyük petrol boru hattı sistemine yapılan saldırı olmuştu.
Pek çok yürütme emri imzalamakla tanınan Joe Biden’ın verdiği son emir, ABD’nin siber savunmasının iyileştirilmesi için uzun bir yolda atılan ilk adımdan başka bir şey değil. ABD’li uzmanlar, ülke dijital sektörde yasal bir boşluk yaşarken, rakip ülkelerin teknolojik ilerlemeler kaydettikleri hususunda ciddi uyarılarda bulunuyorlar. Siber saldırılar, Washington yönetimine bu gerçeği en etkili şekilde gösteren unsur oldu.

"Venmo için tehlike çanları çalıyor"
Hükümete ve özel sektöre, ABD’nin güvenliğini tehdit eden kötü niyetli elektronik müdahalelerle mücadele etmek ve hükümete satılan programların güvenliğini artırmak için ortaklık çağrısını öngören karardan iki gün sonra, dört gazeteci “BuzzFeed” haber sitesi ve kullanıcıların akıllı telefonlarını kullanarak para transfer etmelerine olanak sağlayan “Venmo” uygulaması aracılığıyla Başkan Biden ve eşinin kişisel bilgilerinin ve mahremiyetlerinin ihlal edilmesi hususunda bir tartışma başlattı.
New York Times gazetesinden yayınladığı habere göre, Başkan Biden’ın torunlarına para göndermek için kullandığı bir program aracılığıyla içinde Başkan’ın ailesinin, torunlarının, üst düzey Beyaz Saray yetkililerinin ve aynı uygulama aracılığıyla onların temas kurdukları kişilerin bulunduğu yüzlerce kişinin bilgileri ele geçirildi. Başkan Biden ve First Lady, birkaç saat içinde uygulamadaki hesaplarını silmeleri saatler sürdü. Twitter kullanıcılarının bir kısmı bu olayı yalanlarken, bir kısmı doğrulayarak “skandal” şeklinde paylaşımlar yaptılar.
Bir ABD başkanının PayPal ın “Venmo” uygulamasını kullanmasını gerçek kabul edemeyen kimseler, Biden’ın geniş bağlantı ağının tüm dünyaya açık olduğu gerçeğini kabul etmekte daha büyük zorluk yaşayabilirler. Elbette ki yankı uyandıran bu haberin yayınlanmasından birkaç saat sonra ABD başkanı ve eşinin hesapları kapatıldı. Ancak The Independent’a göre bu olay ulusal güvenliği etkileyebilecek sorunlarını açığa çıkardı.
“Venmo” uygulamasının sözcüsü ise kullanıcıların kişisel bilgilerinin güvenliğinin ve gizliliğinin her zaman öncelikleri olduğunu, müşterilerin işlemlerini özel hale getirme ve uygulamadaki gizlilik ayarlarını belirleme hakkına sahip olduğunu belirtti. Güvenli para transferi gerçekleştirebilmek için tüm Venmo kullanıcılarının gizlilik önlemlerini geliştirmek ve iyileştirmek için sürekli çalıştıklarını ifade etti.

"Altyapı tehdit altında"
Dünya, ABD’nin teknolojik olarak lider ülkelerden biri olduğu imajını zihnine yerleştirmiş durumda. Nasıl yerleştirmesin, 275 milyar dolarlık üretim yaptığı tahmin edilen “Silikon Vadisi” ABD’de bulunuyor. Ancak, Amerikan kurumlarını hedef alan siber saldırılar ve ABD’nin Rusya ve Çin’i işaret ederek bu saldırılara vermiş olduğu tepkiler bu imajın günden güne aşınmasına sebep oluyor.
The Verge sitesi, petrol boru hattına yapılan ve yakıt istasyonları önünde araba kuyrukları oluşmasına sebep olan saldırının, ABD’nin zayıflığını göstermek için tek başına yeterli olduğunu ifade etti. Kendisiyle güvenlik sistemindeki açıklar keşfedilen, bilgi sistemlerinin şifreleri çözülen ve bilgi çalınarak karşılığında fidye talep edilen yazılımlara karşı güvenlik sisteminin başarısız olduğunu aktaran The Verge sitesi olayı “fidye yazılımı salgını” olarak isimlendirdi.
Siber tehdit artık yalnızca veri hırsızlığı kapsamında değil, ABD’nin enerji altyapısı üzerinde de tehdit teşkil ediyor. “Darkside” grubu tarafından yapıldığı düşünülen petrol boru hattı saldırısı bunu açıkça ortaya koyuyor. Güvenlik ve Teknoloji Enstitüsü CEO’su Philip Rayner, son saldırının en üst düzeyde önlemi gerektiren fidye yazılımı salgının bir başka örneği olduğunu aktarıyor.
Ancak Rayner’a göre kötü amaçlı fidye yazılımları sadece enerji sektörü için tehlike teşkil etmiyor. Bu yazılımlar, hayatın idamesi için son derece öneme sahip olan sağlık hizmetleri, finans sistemleri ve teknoloji şirketleri için de son derece riskli. Rayner, geçen ay Apple’ın alt yüklenicilerinden birinin 50 milyon dolarlık bir fidye saldırısına maruz kaldığını belirtti.
ABD’nin uğradığı siber saldırılar sadece onun teknolojik alanda geri kaldığını gözler önüne sermiyor. Bunun yanı sıra dijital dönüşümün olumsuz yönlerini de açığa çıkarıyor. Dijital dönüşüm, sanayi şirketlerinin gözetim ve denetiminin kolaylaşmasını ve üretimlerini artırmalarına olanak sağlasa da The Financial Times gazetesi bu dönüşümün enerji, su ve sağlık gibi temel hizmetler alanlarında siber suçlular için yeni fırsatlar doğurduğunu belirtiyor

"Biden yönetimi göreve çağırdı "
Başkan Biden, artan siber tehditlere karşı koymak, siber saldırıların ardından durumu analiz etmek ve tavsiyeler almak için kamu ve özel sektör yetkililerinden oluşan bir “Siber Güvenlik İnceleme Kurulu” kurulmasını öngören yürütme emri çıkardı. İlgili kurul, federal ağları koruyacak, ABD hükümeti ile özel sektör arasında siber konularda bilgi paylaşımını geliştirecek ve meydana gelen olaylarda ABD’nin müdahale etme kabiliyetini artırarak siber güvenlik sistemlerini modernize edecek.
Biden’ın çıkardığı bu emir, savunma sistemlerini modernize etmek ve saldırılara hızlıca tepki verebilmek için olumlu bir adım. Ancak bu adımın, siber saldırıların ciddi zararlar vermeden püskürtülmesi için yeterli olup olmayacağı tartışmalı bir konu.
Biden yönetimi, petrol boru hattına yapılan saldırının tek başına federal yönetimin yeterli olmadığını hatırlattığına inanıyor. Zira Amerika’da hayati önem taşıyan temel altyapının çoğunu özel sektör yönetiyor. Bu şirketler siber saldırılar karşısında kendi kararlarını veriyorlar. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu sebeple Biden yönetiminin bu dosyaya odaklanması, özel sektör şirketlerini siber saldırılar hususunda federal yönetimin yaklaşımını takip etmeye ve gelecekteki olayları azaltmak için siber güvenlik yatırımlarını artırmaya teşvik etmesi bekliyor.
Bu hususta en önemli adım devlet ile özel sektör arasında bilgi alışverişinin önündeki engellerin kaldırılmasıdır.  Sözleşmelerden kaynaklanan engellerin kaldırılması, hizmet sağlayıcıların, hükümet ağlarını etkileyebilecek ihlal girişimlerinin bilgilerini paylaşmalarının zorunlu kılınması federal yönetim için daha etkili savunma sağlamak ve tüm ülkenin siber güvenliğini artırmak için zaruridir. Bilgi teknolojileri hizmet sağlayıcıları, bilgi paylaşma konusunda isteksiz olduklarından veya tüketici sözleşmeleri kapsamında bilgi paylaşamamalarından dolayı yeni yürütme emrinin bu engelleri kaldıracağı ve şirketleri bilgi paylaşmaya teşvik edeceği öngörülüyor.
Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nden alınan verilere göre, ABD’nin kritik altyapısı, 100’ü bu yıl olmak üzere 2019’dan bu yana 700 fidye yazılımı saldırısına maruz kaldı. Siber korsanlar geçtiğimiz Şubat ayında Florida’daki su ikmal sistemine sızdılar. Bir diğer korsan grubu ise bu ay San Diego’daki hastanelerin sistemini bozdu. ABD’li yetkililer siber korsanlar nedeniyle geçen yıl bir doğalgaz depolama tesisini kapatmak zorunda kaldıklarını açıklamıştı.



ChatGPT artık diğer sitelerde ne yaptığınızı biliyor

17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
TT

ChatGPT artık diğer sitelerde ne yaptığınızı biliyor

17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)

OpenAI, ChatGPT'ye kullanıcıların diğer internet sitelerindeki etkinliklerini izleme olanağı tanıyan bir "analitik çerezi" ekledi.

Siber güvenlik araştırmacısı Buchodi, bu izleme mekanizmasını binlerce internet sitesinde aylar boyunca inceledi ve bir satıcının sitesinde aranan, görüntülenen veya satın alınan her şeyin kullanıcının ChatGPT hesabıyla ilişkilendirilebildiğini ortaya çıkardı.

Çerezler, bir internet sitesini ziyaret ettiğinizde tarayıcınıza küçük veri parçaları yerleştirerek çalışıyor. Site daha sonra oturum açma bilgileri veya alışveriş tercihleri ​​gibi unsurları hatırlamak için bu çerezleri okuyabilir.

Reklamverenler, daha alakalı reklamlar sunabilmek amacıyla kişilerin çevrimiçi ortamdaki faaliyetlerini izlemek için sıklıkla çerezlerden yararlanıyor.

ChatGPT'de ortaya çıkarılan bu sisteme benzer reklam izleme yöntemleri Google ve Meta gibi diğer teknoloji şirketleri tarafından da sıklıkla kullanılıyor. Ancak Buchodi bunun bir yapay zeka uygulamasında ilk kez görüldüğünü belirtti.

Buchodi, blog yazısında reklam izleme yazılımını analiz ederken, "Bu mekanizma standart bir reklam teknolojisi uygulaması. Ancak daha önce örneği görülmemiş olan, bu sistemin bir yapay zeka sohbet ürününde çalıştırılması" ifadelerini kullandı.

İnsanlar bu ürünlere, sosyal ağlarda paylaşmayacakları türden şeyler anlatıyor ve bu ürünler giderek artan bir şekilde onlar adına hareket ediyor.

OpenAI, ChatGPT'de reklam testlerine ilk olarak bu yıl ABD'deki kullanıcılarla başlamış, daha sonra pilot reklam uygulamasını Birleşik Krallık, Meksika, Brezilya, Japonya ve Güney Kore'ye genişletmişti.

Çerezin işlevine rağmen OpenAI, "__obi" diye bilinen bu izleyiciyi çerez politikasının "Pazarlama" bölümünde değil, "Analitik" bölümünde sınıflandırıyor.

Politikada, "Bu çerezler kullanıcı sayısı ve kullanıcıların Hizmetlerimizle nasıl etkileşime girdiği gibi konularda, Hizmetlerimizin nasıl performans gösterdiğini ve nasıl kullanıldığını anlamamıza yardımcı olur" ifadesi yer alıyor.

Buchodi şirketle iletişime geçtiğinde, OpenAI Destek ekibi, bulguların incelenmesi için ilgili şirket birimleriyle paylaşılacağını söyledi.

İzleme mekanizması Android için Chrome tarayıcısında gözlemlendi ve yalnızca ChatGPT'nin ücretsiz sürümlerinde mevcut gibi görünüyor.

The Independent, sözkonusu çerez hakkında daha fazla bilgi ve yorum almak için OpenAI'yla iletişime geçti.

Independent Türkçe


Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
TT

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bağımsız bir bilimsel komite, OpenAI şirketine ait yapay zekâ "ajanlarının" Hugging Face sistemlerine sızmasını ve ardından yaşanan benzer vakaları, insanlığın bu tür gelişmiş teknolojileri kontrol altında tutma konusunda yetersiz kaldığının kanıtı olarak değerlendirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın getirdiği risklere yönelik artan uyarıları reddetmesine rağmen, "süper yapay zekâ" için bir koordinatör (çar) atamaya hazır olduğunu belirtti.

Dünyanın farklı bölgelerinden 40 bağımsız uzmandan oluşan Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Komisyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’ta düzenlenecek 81. dönem yıllık üst düzey toplantıları öncesinde, dün ilk raporunu yayımladı.

“Yapay zekâ ajanları, uyumsuzluk ve insan kontrolünü kaybetme riski” başlıklı raporun eş başkanı ve prestijli Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio, “Araştırmacılar uzun süredir kontrolün kaybedilmesine yol açabilecek üç koşula dikkat çekiyor: hedefin yanlış belirlenmesi, bu hedefi takip etme kapasitesi ve buna izin veren bir ortam” dedi. Bengio, “Bu yaz, bu üç koşul laboratuvarda değil, gerçek sistemde bir araya geldi” ifadelerini kullandı.

Komisyon, buradan çıkarılacak açık dersin temel siber güvenlik uygulamalarının göz ardı edildiği ve güvenlik önlemlerinin teknolojinin yeteneklerine ayak uyduramadığı olduğunu belirtti.

6J6J
Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)

Raporda ikinci endişe kaynağının “daha tehlikeli” olduğu belirtildi. Buna göre mevcut eğitim yöntemleri, yapay zekâ “ajanlarını” kendi hedeflerini benimsemeye, güvenlik talimatlarını kasıtlı olarak ihlal etmeye ve gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemeye yöneltebilir. Bu durum, “ajanların” güvenlik önlemlerini anlayıp bunlara karşı plan yapabilecek seviyeye gelmesi halinde, bugün tasarlanan güvenlik mekanizmalarının işe yarayıp yaramayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Raporda, “geleneksel koruma modeli çözülmeye başlıyor” değerlendirmesine yer verildi.

Komisyon, raporun kontrolün geniş çapta kaybedileceğini öngörmediğini ve mevcut belirsizliği bu sistemlerin kontrol edilebilir kalacağının kanıtı olarak da değerlendirmediğini vurguladı. Raporda ayrıca yönetişim alanındaki zorluğun yapay zekâ modellerinden yapay zekâ ajanlarına doğru kaydığı belirtildi.

Yapay zekâ mühendisliği ve güvenliği uzmanı, komisyon üyesi Qinghua Lu, yüksek riskli diğer sektörlerde kullanılan uygulamalara işaret ederek, “Havacılık, tıp ve siber güvenlik; olayların raporlanması, bağımsız denetim ve çok katmanlı güvenlik önlemleri yoluyla yüksek riskli sistemleri yönetmeyi öğrendi” dedi. Lu, ancak yapay zekâ ajanlarının daha yetenekli ve özerk hale gelmesi ve izlenmelerinin zorlaşması durumunda bu uygulamaların yeterli olmayabileceğini belirtti.

Rapor, Washington’da siyasi atmosferin tamamen farklı bir seyir izlediği dönemde yayımlandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada bir “yapay zekâ gücü” oluşturmayı ve bunun başına bir “çar” atamayı planladığını duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın kısa süre önce sektörün yeni güvenlik sınırlarına ihtiyacı olmadığı yönündeki ısrarından dikkat çekici bir dönüşe işaret ediyor. Trump, söz konusu gücü ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde oluşturacağını söyledi.

Trump ayrıntı vermedi ve “çar” pozisyonu için herhangi bir isim açıklamadı. Ancak göreve “yalnızca yüksek zekâya sahip kişilerin” başvurması gerektiğini belirtti.

Açıklamalar, Trump’ın yapay zekânın risklerine ilişkin şüphelerinin değişmediğini ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre Trump, teknolojinin insanlık açısından risk oluşturabileceğine yönelik endişeleri “aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu uyarıları iklim değişikliği konusundaki aldatmacılıkla ve kendisinin görevden azledilmesine yönelik girişimlere yol açan skandallarla kıyasladı. Trump, bu tür endişelerin sorumluluğunu “radikal solcu Demokratlara” yükleyerek, yapay zekâ ve veri merkezlerinin geliştirilmesine karşı “hastalıklı bir komplo” bulunduğunu öne sürdü.

Trump, yönetiminin sektörü destekleyeceğini belirterek, “Büyümesini hiçbir şekilde engellemeyecek veya boğmayacağız” dedi; bunun yerine sektöre “değer vereceklerini, yardımcı olacaklarını ve izleyeceklerini” ifade etti. Trump ayrıca yapay zekânın adının “süper zekâ”, “aşırı zekâ” veya “üstün istihbarat” olarak değiştirilmesini de gündeme getirdi. Bunun yanı sıra bir “yapay zekâ gücü” kuracağını ve “yapay zekâ çarı” atayacağını açıkladı.

Trump’ın sözünü ettiği görev ise aylardır boş durumda. Trump, Aralık 2024’te David Sacks’ı “Beyaz Saray Yapay Zekâ ve Kripto Çarı” olarak atamıştı. Ancak Sacks daha sonra bu görevden ayrıldı.


Apple TV'nin rafa kaldırdığı dizi bir buçuk yıl sonra geliyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
TT

Apple TV'nin rafa kaldırdığı dizi bir buçuk yıl sonra geliyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)

Apple TV, Eylül 2025'teki prömiyerine günler kala gösterim takviminden çıkardığı Jessica Chastain başrollü politik gerilim dizisi The Savant'ı nihayet izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor.

Deadline'ın özel haberine göre platform, diziyi ilk planlanan tarihten tam bir buçuk yıl sonra, 2027 ilkbaharında yayımlama kararı aldı.

Şirket, aşırı sağcı aktivist Charlie Kirk'ün 2025'te öldürülmesinin ardından diziyi yayımlamak konusunda çekinceler yaşamış ve gerekçeyi açıkça belirtmediği açıklamasında şu ifadelere yer vermişti:

Kapsamlı bir değerlendirmenin ardından The Savant'ın gösterimini erteleme kararı aldık. Anlayışınız için teşekkür ediyor, yapımı ilerleyen bir tarihte izleyiciyle buluşturmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Jessica Chastain erteleme kararına karşı çıkmıştı

Dizinin hem başrolünü hem de yürütücü yapımcılığını üstlenen Jessica Chastain, kararın ertesi günü Instagram hesabından yaptığı açıklamada Apple'la işbirliğine değer verdiğini belirtmiş ancak erteleme kararına katılmadığını vurgulamıştı.

Chastain açıklamasında şu ifadelere yer vermişti: 

Diziyi hazırladığımız son 5 yılda ABD'de ne yazık ki çok sayıda ciddi şiddet olayına tanıklık ettik: Michigan Valisi Gretchen Whitmer'a yönelik kaçırma girişimi, 6 Ocak Kongre baskını, Başkan Trump'a yönelik suikast girişimleri, Minnesota'daki Demokrat siyasetçilere yönelik suikastlar, eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin eşine yönelik saldırı, muhafazakar yorumcu Charlie Kirk'ün öldürülmesi, Kaliforniya'daki ABC kanalına düzenlenen silahlı saldırı ve ülke genelinde yaşanan 300'den fazla silahlı okul saldırısı...

49 yaşındaki yıldız, sözlerine şöyle devam etmişti:

Bu olaylar, siyasi yelpazenin tamamına yayılan ve yüzleşmemiz gereken daha geniş bir şiddet kültürünü gözler önüne seriyor. Zor konularla yüzleşmekten hiçbir zaman kaçınmadım. Keşke bu dizi bugün bu kadar güncel olmasaydı ama ne yazık ki öyle. The Savant, şiddeti gerçekleşmeden önce engellemek için her gün çalışan kahramanları konu alıyor. Onların cesaretini onurlandırmak bugün her zamankinden daha önemli. Apple'ın kararına saygı duysam da dizinin en kısa sürede izleyiciyle buluşmasını umuyorum.

Makaleden ekrana uyarlandı

Dizi, beyaz üstünlükçü grupların bir araya gelerek ülke içindeki terör saldırılarını planladığı çevrimiçi forumlara sızan Jodi Goodwin'in hikayesini anlatıyor. Chastain'in canlandırdığı Jodi, bir asker gazisi, eş ve anne.

Dizi sorumlusu Melissa James Gibson, The Savant'ı Andrea Stanley'nin Cosmopolitan'da yayımlanan "Toplu Bir Silahlı Saldırıyı Gerçekleşmeden Önce Engellemek Mümkün mü?" başlıklı makalesinden uyarladı.

Dizinin ertelendiği gün Variety eleştirmeni Aramide Tinubu, şirketin hata yaptığını savunmuştu. Tinubu, kararı "dev şirketlerin Trump yönetiminden korkup daha herhangi bir baskı gelmeden boyun eğmesinin ürkütücü bir örneği" diye nitelendirmişti.

Karardan 8 gün sonra FBI Direktörü Kash Patel, Chastain'in karakterine ilham veren kişinin görev yaptığı birimi feshettiğini X'ten duyurmuştu.

Uzun bekleyiş son buluyor

Geçen yıldan bu yana akıbeti belirsiz olan yapım için daha önce 2026 kışı veya ilkbaharı işaret edilmişti. Ardından dizinin Temmuz 2026'da prömiyer yapacağı öne sürülmüş ancak bu plan da gerçekleşmemişti.

Dizinin seçim yarışları üzerinde kayda değer bir etkisi olması beklenmese de platformun gösterimi ABD'deki ara seçimlerin sonrasına bırakmayı tercih ettiği belirtiliyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline