Çin'e bağlı İç Moğolistan kripto para madenciliği için neden önemli?

Fotoğraf: Giulia Marchi/The New York Times
Fotoğraf: Giulia Marchi/The New York Times
TT

Çin'e bağlı İç Moğolistan kripto para madenciliği için neden önemli?

Fotoğraf: Giulia Marchi/The New York Times
Fotoğraf: Giulia Marchi/The New York Times

Yaklaşık 10 gün önce elinde bir adet Bitcoin tutan birinin yaklaşık 57 bin 500 doları vardı.
Bu değer hafta sonu 33 bin dolara kadar indi. 
Dünyanın en zengin ikinci kişisi Elon Musk'ın açıklamaları ile başlayan bu süreç, Çin'in aldığı yasak kararıyla 19 Mayıs'ta "Kara Çarşamba"ya dönüştü. 
Sadece bir günde tüm kripto para piyasasında kayıp yaklaşık 1 trilyon dolara ulaştı ve Mart 2020'den bu yana görülen en büyük günlük kayıp olarak kayda geçti. 
Sene başından bu yana, yine Musk'ın açıklamaları sayesinde tarihi zirvesini gören Bitcoin, bir günde değerinin yaklaşık üçte birini kaybetti. Toplam kayıp 70 milyar dolara yaklaştı. 
Bitcoin'den sonra piyasanın en büyüklerinden Ethereum ise çarşamba günü yüzde 30'a yakın geriledi. 

Fotoğraf: Reuters
Çin'in yeni yasakları 
Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi Tesla'nın CEO'su Elon Musk, 13 Mayıs'ta yaptığı açıklamada şirketinin Bitcoin ile ödeme alma planının askıya alındığını duyurmuş, gerekçe olarak Bitcoin madenciliği için kullanılan fosil yakıtlar ve harcanan devasa enerji gösterilmişti.
Musk'ın açıklamalarının ardından pek çok kripto paraya günde yüzde 50'ye yakın kayıp yaşatan Çin kararı geldi. 
Türkiye gündemine 19 Mayıs Çarşamba erken saatlerde düşen karara göre finans kuruluşları ile ödeme aracı olarak faaliyet gösteren kuruluşların kripto paralar ile işlem yapması yasaklandı. 
Gerekçe olarak ise piyasanın volatilitesinin yüksekliği gösterildi. Çin'in yerli parası yuan ya da yabancı para birimlerinin dijital paralarla değiş-tokuşu da yasak kapsamında. 

"Çin Merkez Bankası'nın yasakları alışılagelmiş bir durum"
New York Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve "Dijital Savaş" (The Digital War) kitabının yazarı Profesör Winston Ma, Reuters'a yaptığı açıklamada yeni kararların, kripto bağlantılı transferleri Çin'in finansal sisteminden tamamen çıkarılması için alındığını söyledi.

Fotoğraf: Hardwaretimes
Hong Kong Bitcoin Vakfı'nda yapılan açıklamada ise Bitcoin'in 2013 ve 2017'deki fiyat yükselişleri hatırlatıldı ve şu tweet atıldı: 
"Bitcoin'e yeni başlayanlar için söyleyelim: Çin Merkez Bankası'nın, Bitcoin'i boğa döngüsüne girdiğinde en az bir kez yasaklaması alışılagelmiş bir durum."

Yasaklar 2017'de başladı
Bitcoin'in ilk kez piyasaya sürüldüğü 2009'dan 2016'ya kadar kriptopiyasalara herhangi bir müdahalede bulunmayan Çin, Eylül 2017'de ICO'lara (Initial Coin Offerings), yani yeni üretilecek bir kripto varlığın fonlanması için Bitcoin, Ethereum gibi popüler kripto paralar karşılığında halka arz edilmesi işlemlerine yasak getirdi. 
2013'te Bitcoin'i sanal bir varlık olarak kabul eden, bireylerin online ticarete katılmalarına izin veren Çin, ICO yasakları kapsamında kripto ticaret platformlarının milli para - kripto para dönüşümü yapmasını engellemişti. Bu engellemeyle mali kurumlar, hesap açma, kayıt, ticaret, takas ve ödeme hizmetleri vermekten alıkonuldu. 
Bankalar ve ödeme firmalarının da Bitcoin bağlantılı hizmet vermesi yasaklanınca pek çok kripto borsası kapanmış ya da ülke dışına taşınmıştı. 
Blockchain güvenlik şirketi PeckShield'ın hazırladığı kara para aklama önleme raporuna göre Çin kripto borsalarından ülke dışına çıkan dijital varlık miktarı 17,5 milyar dolar değerinde. Bu, bir önceki seneden yüzde 53 daha fazla. 

Çin Merkez Bankası yedi yıldır dijital para üzerinde çalışıyor
Çin'in bu yasak kararları için öne sürdüğü üç neden var. Bunlardan ilki kripto paraların manipülasyona açık, yüksek riskli bir yatırım aracı olarak görülmesi. 
İkincisi ise pek çok yeni kripto para projesinin "dolandırıcılık" riski taşıdığı. Üçüncüsü ise ülke yönetiminin kendi ulusal dijital para konusundaki çalışmaları. 
Yani Çin, bir yandan blockchain teknolojilerini desteklerden diğer yandan bu teknolojileri kontrol altında tutmaya devam etmek istiyor. O nedenle blockchain teknolojilerinin geliştirilmesi için Alibaba gibi bazı birkaç kuruma izin veriliyor. 
Bunun yanı sıra Çin Merkez Bankası, 2014'ten bu yana yuanın karşılığı olacak dijital parayı geliştirmek için bir proje yürütüyor. 

Tüm Bitcoin madenciliğinin yüzde 60 ila 70'i Çin'den
Çin hükümeti, son hamlesinde ise hem yasakların kapsamını genişletti hem de Bitcoin madencilerine faaliyetlerini durdurmaları için yaptığı uyarıyı yineledi. 
Zira yıllık enerji tüketimini yüzde 15 azaltmak isteyen Çin, muazzam enerjinin tüketildiği kripto para madenciliğini de sınırlandırmak istiyor. 
Pekin merkezli, kripto ödeme sistemleri şirketi Quantiex'in verilerine göre tüm dünyada dolaşımda olan Bitcoinlerin madenciliğinin yüzde 60'ı Çin'de gerçekleşiyor. 
Asya Dijital Bank'ın danışmanlığını da yapan Quantiex Kurucusu Gieno Miao'nun açıklamasına göre bu oran, 2018 yılında yüzde 85 ile yüzde 95 arasında değişiyordu. 

İç Moğolistan'ın üretimi ABD'den fazla 
Çin'in Sincan ve Sichuan'dan sonra kripto para madenciliğinin en fazla yapıldığı üçüncü bölgesi İç Moğolistan.

Çin'in kuzeyindeki İç Moğolistan bölgesinde yaklaşık 24 milyon insan yaşıyor/ Harita: Wikipedia 
Cambridge Centre of Alternative Finance'in (Cambridge Alternative Finans Merkezi) verilerine göre Eylül 2019-Nisan 2020 arasında üretilen Bitcoin'in yüzde 7,71'i zengin kömür yataklarının bulunduğu, Çin'in kuzeyindeki İç Moğolistan bölgesinden çıktı. Yüzde 71,7'si ise Çin'in tamamından. ABD için ise bu oran yalnızca yüzde 5,29.
İç Moğolistan Kalkınma ve Reform Komisyonu, Çin'in beş yıllık enerji planı kapsamında hazırlanan enerji tasarrufu planını 2 Mart'ta açıklamıştı. 
Buna göre aşırı enerji harcayan sektörlerin tamamen ortadan kaldırılması için nisan ayı sonuna kadar kripto para madenciliği yapan işletmelerin kapatılacağı duyuruldu. Bunun yanı sıra PVC, çelik, kola ve metanol üretimi de sınırlanacak. 
2021'de enerji yoğunluğunu yüzde 3 oranında azaltmak isteyen İç Moğolistan, enerji tüketiminde büyümeyi de yüzde 1,9 engellemek istiyor. 

Neden İç Moğolistan?
Soğuk ve kuru bir iklime sahip İç Moğolistan, madencilik cihazlarının sürekli çalışması için uygun ortamı sağlıyor. Bölgede oldukça zengin şekilde bulunan kömür ise hem elektrik için en ucuz kaynak hem de hava kirliliğin çok önemli bir nedeni.

HaoBTC'ın Siçuan'da yer alan madeni/ Fotoğraf: The Washington Post 
Bir dönem kömür kaynaklı elektrik üretimini sübvanse eden İç Moğolistan bölge yönetimi, Eylül 2019'dan itibaren kripto para madencilerini incelemeye almaya başladı. 
İncelemeler sonucunda enerji tüketimini devlet denetiminde ve rasyonel seviyede gerçekleştirmeyen firmaların ehliyetsiz sayılacağı belirtildi. 
Ağustos 2020'de yapılan açıklamada 30 kripto para çiftliğinden 21'inin yeterliliğe sahip olmadığı ve imtiyazlı elektrik fiyatlarının iptal edildiği duyuruldu. Açıklamada ayrıca bu çiftliklerin faaliyetlerini sırasıyla bitirmesi ve bulut teknolojilerine yönelmesi yönünde uyarıda bulunuldu. 

Çin, 40 yıl içinde karbon nötr olmak istiyor
2019 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, karbon emisyonu artışını 2030'a kadar durduracaklarını ve karbon nötr hedefine 2060'ta ulaşacaklarını söylemişti. 
Çin'in enerji tüketimini kontrol edilmesi için hazırladığı beş yıllık planın sonuncusu 2021-2025 yıllarını kapsıyor. İç Moğolistan ise Çin'in 2019 yılına ait enerji tasarrufu hedefini tutturamamıştı. Bunun ardından Çin Komünist Partisi'nden bölge yönetimine eleştiri yağmıştı. 

Bitcoin için harcanan elektrik, Arjantin'in tükettiğinden fazla 
New York merkezli Çin temelli yayın yapan SupChina'da yer alan bilgiye göre Çin'de 100 binden fazla kripto para madencisi var. Pek çok madenci artık piyasanın büyük oyuncularından. Ya maden cihazlarının olduğu fabrikalara sahipler ya da bu cihazların ticaretini yapıyorlar. Evde üretim yapılacak kadar küçük bir boyut değil. 
Cambridge Üniversitesi'nin araştırmasına göre Bitcoin ekonomisi, 45 milyon nüfuslu Arjantin'in yıllık elektrik kullanımından daha fazlasını tüketiyor.  
Yüksek oranlı bir cihaz, ayda 2 bin kilovat saatten daha fazla elektrik tüketiyor. Bu, ortalama bir Çinli ailenin altı ayda tükettiği elektriğe yakın. 

Elektrik faturası ne kadar?
Quantiex'in kurucusu Gieno Miao'nun SupChina'ya yaptığı açıklamaya göre bazı fabrikalar ayda milyonlarca dolar fatura ödüyorlar. Ancak günde 200 Bitcoin çıkaran bir fabrikanın elde ettiği günlük gelir (Bitcoin'in 50 bin dolar kabul edilmesi durumunda) 10 milyon doları aşıyor. 
Çin'in resmi ajansı Xinhua'nın 2018'de yayınladığı rapora göre iki aylık madencilik operasyonundan elde edilen gelir yaklaşık 10,8 milyon dolardı. 
Kanada ve Kuzey Avrupa'dan madencilik cihazlarına çok talep var 
Çin'in en büyük maden cihazı üreten şirketlerinden Bitmain, madencilik için özel olarak tasarlanmış ASIC madencisi cihazların küresel talebinin yüzde 75'ini karşılıyor. Hisseleri 2019'dan bu yana Nasdaq'ta işlem gören Canaan Creative'in ise o yıl net cirosu 204,3 milyon dolardı. 

Bitmain'in İç Moğolistan bölgesinde madencilik cihazlarını tuttuğu depo / Fotoğraf: Bloomberg 
Canaan'ın Başkan Yardımcısı Edward Lu, mart ayında Reuters'a yaptığı açıklamada elektriğin daha ucuz ve öngörülebilir düzenlemelerin olduğu Kanada, Kuzey Avrupa, Orta Asya'ya çok sayıda cihaz ihraç ettiklerini söyledi. 
Lu, "Çin, kripto para madenciliğinin çok hızlı geliştiği bir yerdi ancak politikalar nedeniyle giderek daralıyor" diye konuştu. 

Elon Musk ne demişti?  
Aynı zamanda uzay araştırmaları ve taşımacılığı şirketi SpaceX'in de CEO'luğunu yürüten Elon Musk'ın kripto para piyasasına yarattığı rüzgar şubatta başlamıştı. 
Musk esasında, 2013'te "şaka amaçlı" geliştirilen kripto para Dogecoin'i sevdiğini 2019'dan bu yana farklı Twitter mesajlarıyla söylüyordu. 
Ancak şubatta yaptığı  "Dogecoin, halkın kriptosu" ve "Dünyanın gelecekteki para birimi" açıklamaları hem değeri 1 doları bulmayan Dogecoin'i hem de tüm kripto para piyasasını şaha kaldırdı. 
Aynı ay Tesla, ocakta 1,5 milyar dolarlık Bitcoin satın aldıklarını ve yıl sonuna kadar kripto parayla ödeme kabul edeceklerini açıkladı. 
ABD'nin en büyük kripto para borsası Coinbase'in halka arz edilmesinden sonra ise Bitcoin, 64 bin 350 dolar üzerine çıkarak tarihi rekorunu kırdı. 
ABD Başkanı Joe Biden'ın sermaye kazancı vergisi oranını, neredeyse iki katına çıkaracağı yönündeki haber akışıyla Bitcoin, yeniden 49 bin dolar seviyesine kadar geriledi. 
Elon Musk ve Tesla'daki "U dönüşü" ise 13 Mayıs'ta geldi. 
Milyarder girişimci, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Bitcoin madenciliği ve işlemleri için kullanılan fosil yakıtların giderek artmasından endişe duyduklarını söyledi. 

"Özellikle de kömür ki, tüm sera gazları arasında en kötü etki onun" diyen Musk, "Kripto para pek çok açıdan iyi bir fikir. Ümit vadeden bir geleceğe sahip. Ancak bu, çevreye zarar verme pahasına olamaz" ifadesini kullanmıştı. 
Tesla'nın elindeki Bitcoinleri satmayacağını ancak Bitcoin ile ödeme alma planının askıya alındığını duyuran Elon Musk, "Eğer madenciliği daha çevre dostu olabilirse yeniden kullanabiliriz. Bunun yanı sıra Bitcoin'in tükettiği enerjinin yüzde 1'inden daha azını tüketen kripto paralara da bakıyouruz" dedi.
Musk'ın açıklamalarından sonra Bitcoin yüzde 15 düşüşle 46 bin dolara kadar gerilemişti.

Independent Türkçe



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times