İran cumhurbaşkanlığının ‘tartışmasız’ adayı: Reisi

Ahmedinejad, Laricani ve Muhsin Haşimi Rafsancani’nin başvurularının reddedilmesi sonrasına geniş çaplı eleştiriler geliyor

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
TT

İran cumhurbaşkanlığının ‘tartışmasız’ adayı: Reisi

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)

18 Haziran’da yapılması planlanan seçimlerde Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yerine geçmek ve İran yürütme otoritesi başkanlığına yönelik çatışma arenasına girmek için aday olan (eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, eski Meclis Başkanı Ali Laricani ve mevcut cumhurbaşkanının yardımcısı İshak Cihangiri başta olmak üzere) en belirgin isimlerin başvuruları reddedildi. Bu ret sonrasında İran Cumhurbaşkanlığı nihai listesi, Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin seçimlerdeki ‘tartışmasız aday’ olduğunu gösterdi.
İran İçişleri Bakanlığı, Anayasa Koruma Konseyi’nin 15 Mayıs’ta sonra eren başvuru sürecinde adaylığını sunan yaklaşık 600 kişinin arasından cumhurbaşkanlığı yarışı için 7 adayın başvurusunu onayladığını duyurdu.
Konseyin 12 üyesinin yarısı doğrudan rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney, diğer yarısı da ikinci kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olan Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi tarafından belirli. Reisi, ilk adaylığında yüzde 38 oy almıştı.
Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK), Yargı Erki Başkanı’nın yanı sıra Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri ve Devrim Muhafızları’nda komutan Muhsin Rızai’nin başvurusunu da onayladı. Liste, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, Nükleer Başmüzakereci ve İran Dışişleri Bakanlığı’nın ana hatlarını çizen Dış İlişkiler Yüksek Komitesi’nin önde gelen üyelerinden biri olan Said Celili’yi de içeriyor.
Adaylar listesinde, Ruhani hükümetinde üst düzey yetkililerden istihbarat bilgisi sızdırmakla ünlenen eski Milletvekili Ali Rıza Zakani ve Reisi lehine geri çekilme olasılığı hakkında bilgiler dolaşan mevcut meclis başkanının yardımcısı Milletvekili Emir Hüseyin Kadızade Haşimi de yer alıyor.
Öte yandan Tahran Belediye Meclisi Başkanı Muhsin Haşimi Rafsancani, Devrim Muhafızları komutanının danışmanı General Said Muhammed, 2008- 2020 yılları arasında meclis başkanı Ali Laricani ve 2005- 2013 yılları arasında Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın adaylık başvuruları reddedildi. Ahmedinejad’ın 2017 seçimlerine başvuru talebi de reddedilmişti. Reformist kampta ise eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin spor işlerinde yardımcısı Muhsin Mehr Alizade ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin başvuruları onaylandı.
Erkek kardeşi Mehdi Cihangiri’nin isminin finansal yolsuzluk dosyaları ve para biriminde yasadışı ticaret meselelerine karışması nedeniyle İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri’nin başvurusu ve ayrıca reformist Milletvekili Mesud Pezeşkiyan’ın başvurusu da reddedildi.
Laricani’nin araştırıldığı istihbarat raporları
Önemli adayların başvurularının reddedilmesi İran siyasi çevrelerinde tartışmalara neden olurken, 25 Mayıs’ta erken saatlerde adayların uygunluk sonuçlarına ilişkin olumlu olumsuz tepkiler de gelmeye başladı. Geçen pazartesi günü geç saatlerde Devrim Muhafızları’nın medya platformu olan ‘Fars’ haber ajansı, Laricani, Cihangiri ve Ahmedinejad’ın başvurularının reddedilmesi hakkında bilgi sızdırdı. İçişleri Bakanlığı ise Seçim Komisyonu’na adaylık listesini gönderdikleri hususundaki Anayasa Koruma Konseyi açıklamasını yalanlamak üzere müdahalede bulundu.
‘Fars’ haber ajansına göre nihai liste, Anayasa Koruma Konseyi’nin ‘pozisyonlarına veya konumlarına bakmaksızın bireylerin (adayların) başvurularına odaklandığını’ gösteriyor. Yasalar göre Anayasa Koruma Konseyi tarafından adaylıkları reddedilenlerin, Çarşamba sabahına kadar temyiz başvurusunda bulunma hakkı var. Ancak Laricani, başvurusunun reddedilmesini kabul ettiğinin bir göstergesi olarak sosyal medya platformlarındaki hesapları aracılığıyla açıklamada bulundu. Bu bağlamda Laricani, seçimlere maksimum katılım ve öneriler hususunda Dini Lider’in açıklamasına dayalı olarak, seçim yarışına başvuruda bulunduğunu söyledi. Ali Laricani, “Toplumun elitlerinin desteğiyle, ulusun karşılaştığı sorunları yok etmeye kararlıydım. Ancak şu an seçim sürecinin bu yönde olmasına karar verildi ve ben de görevimi tamamladım” ifadelerini kullandı. Fransız Haber Ajansı’na (AFP) göre yetkili, “Allah’ın razı olduğu şeyden razıyım” diyerek, İran halkına da ‘ülkenin ilerlemesini sağlamak için’ seçimlere katılım gösterme çağrısı yaptı.
İran haber kanalları ise ‘Telegram’ uygulaması üzerinden, Laricani’nin başvurusunun reddedilmesinin, kızı Fatıma Laricani’nin ABD’ye geri dönüşünden kaynaklandığını belirtti.
Aynı şekilde Sadık Laricani de Twitter üzerinden Anayasa Koruma Konseyi’ni eleştirerek, “Konsey’de yaklaşık 20 yıllık varlığımdan bu yana ve hatta yargıdaki başkanlık yıllarımda Anayasa Koruma Konseyi’nin savundum. Ancak adayların liyakatini onaylama ya da onaylamama konusunda bu derece savunulması mümkün olmayan kararlar göremedim” dedi. Yetkili, “Bu karışıklığın sebebi, büyük ölçüde Anayasa Koruma Konseyi’ndeki karar sürecinde yalan raporlar aracılığıyla güvenlik müdahalelerinin artırılmasından kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.
Muhafazakâr aktivist Muhammed Macahiri de Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Hamaney’e bir mesaj gönderdiğini ve Anayasa Koruma Konseyi’nin ilan ettiği listede değişiklikler yapmaya çağırdığını belirtti. Macahiri, Ruhani’nin İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli’den adaylık listesinin açıklanmamasını istediğini söylerken, İçişleri Bakanı’nın listeyi ilan etmek için siyasi çevrelerin ve kamuoyunun baskı altında olduğuna dikkati çekti.
Rahmani, Laricani’nin en yakın müttefiklerinden biri. İçişleri Bakanlığı’ndaki varlığı, muhafazakâr müttefikinin hükümete baskısını azaltmada önemli bir rol oynayan Laricani’nin lehine Ruhani’nin verdiği bir hediye olarak görülüyor. Bu rol, Laricani ve kardeşleri Muhammed Cevad Laricani ve Sadık Laricai de dahil muhafazakârlar arasındaki ilişkide bozulmaya sebep olmuştu.
Öte yandan hükümet sözcüsü Ali Rebii, Laricani’nin seçim denklemine geri dönüşü için Ruhani tarafından yapılan girişim hakkında açıklamada bulunarak, “Cumhurbaşkanı, önemli konulara ilişkin bir mesaj gönderdi. Soruşturacağım ve kesin bilgilere vereceğim” dedi.
Hamaney’in, adayların listesini yeniden gözden geçirmesi veya başvurusu reddedilen herhangi bir adayın ismini listeye dahil etmesi mümkün. Laricani’nin müttefikinin ve reformist akımdan bazı destekçilerinin de umudu bu yönde.
Geçen pazar günü, Devrim Muhafızları’na yakın bazı isimler Twitter üzerinden açıklamada bulunarak, Anayasa Koruma Konseyi’nin 12 üyesi arasında yer alan Sadık Laricani’ye ‘durumu değiştirmesi için’ Dini Lider Hamaney’e bir mektup göndermesini önerdi. Ali Laricani’nin kardeşi olan Sadık Laricani, daha önce Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin başkanlığını yapmıştı.
Aktivistler, Laricani’nin biri kardeşi Sadık olmak üzere Anayasa Koruma Konseyi’nde yalnızca 3 üyenin oyunu alabildiğini belirtti.
Tepkiler
İbrahim Reisi, İran cumhurbaşkanlığı adayları listesinin ilanı üzerine açıklama yapan ilk isim oldu. Reisi, 18 Haziran’da yapılması planlanan seçimlerde ‘daha rekabetçi’ olmak için istişareler yürüttüğünü söyledi.
‘Fararu’ haber sitesinin aktardığı bir videoya göre Reisi, dün akşamdan bu yana adayların uygunluğuna dair sonuçları incelediğini söylerken, “Belki siz, seçim sahnesinin daha rekabetçi ve katılımcı olması için temaslar yaptığımı ve istişareler yürüttüğümü bilmiyordunuz” dedi.
Anayasa Koruma Konseyi ise Laricani’nin damadı ve eski meclis başkanının yardımcısı Ali Mutahhari’nin başvurusunu da reddetti.
Mutahhari, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Bunun için ikna edici bir delil bulamamama rağmen başvurum reddedildi. Ancak rejime itaat eden ve halk için ardında değerli tecrübeler bırakan sayın Laricani’nin başvurusunun reddedilmesi karşısında da şaşkınım” ifadelerine yer verdi.
Hamaney’in ofisine yakın bir gazeteci olan Mehdi Fazaili de Twitter üzerinden bu tercihin siyaset tecrübesi açısından zor ve önemli olduğunu söylerken, “İnşallah gururlu bir şekilde çıkılır” dedi.
Öte yandan İshak Cihangiri, başvurusunun reddedilesine ilişkin olarak, ‘Birçok saygıdeğer ismin reddedilmesi, başta reformistler olmak üzere akımlar arasında genel katılım ve adil rekabete yönelik ciddi bir tehdittir” dedi.
Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad çerçevesinden ise Milletvekili Ali Rıza Biği, sert tepkiler ortaya koydu. Ahmedinejad’ın kampanyasının başkanlığını üstlenen Milletvekili, milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada, “Ülke yönetiminde bu yol ne yöne gidiyor? Dünden beri güvenlik güçleri, Mahmud Ahmedinejad’ın evini kuşattı ve komşularını rahatsız etti” ifadelerin kullandı.
Ahmedinejad’ın danışmanı Ali Ekber Civanfekr de Twitter üzerinden, “Ahmedinejad’ın başvurusunun reddinin arka planında, farklı yollardaki çoğu insan bu karardan memnuniyetsizliklerini ifade ediyor ve seçimlere katılmayacaklarını söylüyor” dedi.
Civanfekr, “Güvenlik güçlerinin ikametgahına ve ofisine geniş ve gerekçesiz konuşlanması, vatandaşların ve bölge halkının rahatsız olmasına yol açmıştır” ifadelerini kullandı.
Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin oğlu ve başvurusu reddedilen Tahran Belediye Meclisi Başkanı reformist Muhsin Haşimi de babasının ifadelerinden alıntı yaparak, “Seçimler ve oy sandıkları hiçbir koşulda boykot edilmemelidir. Toplumumuz, seçimlerin arifesinde iltihaplı ve rahatsız edici koşullarla karşı karşıya kalmıştır” dedi.



Falkland tartışmasında Interpol krizi

Falkland Adaları tartışması, Londra ve Buenos Aires arasındaki gerilimi artırıyor (AP)
Falkland Adaları tartışması, Londra ve Buenos Aires arasındaki gerilimi artırıyor (AP)
TT

Falkland tartışmasında Interpol krizi

Falkland Adaları tartışması, Londra ve Buenos Aires arasındaki gerilimi artırıyor (AP)
Falkland Adaları tartışması, Londra ve Buenos Aires arasındaki gerilimi artırıyor (AP)

Birleşik Krallık (BK), Falkland Adaları açıklarındaki petrol projesinde görevli kişilerin tutuklanmasına yönelik Arjantin'in taleplerini reddetmesi amacıyla Interpol'e başvurdu.

Guardian'ın haberine göre Londra yönetiminin, Lyon'daki Interpol merkezine gönderdiği mektupta, aralarında Britanya vatandaşlarının da bulunduğu kişilere yönelik kırmızı bülten taleplerinin "siyasi amaçlı" olduğu savunuldu.

Haberde Londra veya Buenos Aires'in Interpol'le ne zaman iletişime geçtiğine dair bilgi paylaşılmıyor. 

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Britanya Denizaşırı Toprakları'nın parçası olan Falkland Adaları açıklarındaki petrol faaliyetlerinin sonlandırılmaması halinde BK yönetimine karşı hukuki süreç başlatma tehdidi savurmuştu.

Milei, 28 Eylül'deki sosyal medya paylaşımında, İsrailli Navitas ve Britanyalı Rockhopper Exploration şirketlerinin yer aldığı Sea Lion projesinin durdurulması için Londra'ya iki hafta süre tanıdığını açıklamıştı. Aksi halde Arjantin Dışişleri Bakanlığı'na uluslararası tahkim sürecini başlatma talimatı verdiğini belirtmişti.

Guardian, sürenin 12 Ekim Pazartesi günü dolduğunu ve Arjantin'in Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında BK'ye karşı tahkim başvurusu yapmasının beklendiğini yazıyor.

Gazetenin aktardığına göre Interpol, BK yönetimine gönderdiği yanıtta kuruluşun tüzüğünün 3. Maddesi'ne bağlı kalacağını belirtti. Sözkonusu madde, Interpol'ün siyasi nitelikteki herhangi bir müdahale veya faaliyette bulunmasını yasaklıyor.

Falkland Adaları hükümetinin üst düzey yöneticisi Andrea Clausen, Arjantin'in Interpol'ü devreye sokmasını tehdit olarak nitelendirerek teşkilatın harekete geçmemesini umduğunu söyledi.

Dünya Kupası pankartı gerilimi artırmıştı

Arjantin'le BK arasında Falkland Adaları nedeniyle yaşanan gerilim, 15 Temmuz'da 2026 FIFA Dünya Kupası yarı finalinde oynanan maçın ardından tekrar gündeme taşınmıştı. İngiltere'yi 2-1 yenerek finale yükselen Arjantinli futbolcular, sahada "Las Malvinas son Argentinas" (Falkland Adaları Arjantin'indir) yazılı pankart açmıştı. Arjantin'de adalar için "Las Malvinas" adı kullanılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump da 31 Ağustos'ta ülkesinin Falkland Adaları konusundaki tutumunu gözden geçirdiğini söylemişti. 

BK Başbakanı Andy Burnham, 12 Ekim'de parlamentoda yaptığı açıklamada, Trump'la New York'taki Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu marjında gerçekleştirdiği görüşmede, "ada sakinlerinin Britanya yönetimi altında kalmaya yönelik açık ve net bir irade sergilediğini" ilettiğini belirtti.

1982'de Arjantin ve BK arasında yaşanan Falkland Savaşı'nda 649 Arjantinli asker, 255 Britanyalı asker ve üç ada sakini hayatını kaybetmişti.

Independent Türkçe, Guardian, Merco Press


ABD'nin dizel stratejisi Rusya'yı müzakere masasına döndürür mü?

Kremlin, Trump ve Putin arasındaki dizel anlaşmasının ardından ABD'nin açıkladığı enerji ateşkesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü bildirdi (Reuters)
Kremlin, Trump ve Putin arasındaki dizel anlaşmasının ardından ABD'nin açıkladığı enerji ateşkesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü bildirdi (Reuters)
TT

ABD'nin dizel stratejisi Rusya'yı müzakere masasına döndürür mü?

Kremlin, Trump ve Putin arasındaki dizel anlaşmasının ardından ABD'nin açıkladığı enerji ateşkesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü bildirdi (Reuters)
Kremlin, Trump ve Putin arasındaki dizel anlaşmasının ardından ABD'nin açıkladığı enerji ateşkesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü bildirdi (Reuters)

Washington ve Kremlin arasında yapılan dizel yakıt tedariki anlaşmasının yankıları sürüyor.

Reuters'ın analizine göre Donald Trump yönetimi, anlaşma sayesinde Moskova'nın Ukrayna'yla barış görüşmelerine yönelik yaklaşımını "yumuşatmayı" amaçlıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklara göre ABD'li yetkililer, 9 Ekim'de Miami'de yapılan görüşmelerde Ukraynalı heyete, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaşı sonlandırmak için müzakerelere hazır olmadığını söyledi. Toplantıya ABD'li yetkililerin yanı sıra Avrupalı temsilciler de katılmıştı.

ABD'li temsilciler, Rusya'yla dizel yakıt tedariki anlaşmasının üçlü görüşmelerin yeniden başlamasına yardımcı olabileceğini ifade etmiş.

Trump anlaşma kapsamında Rusya'nın ABD ve küresel piyasalara 2,25 milyon varilden fazla dizel yakıt sağlayacağını duyurmuştu. ABD Başkanı, bunun artan enerji fiyatlarını düşüreceğini savunurken Demokratlardan da Cumhuriyetçilerden de anlaşmaya tepki gelmişti.

Miami'deki toplantıda Trump'ın damadı Jared Kushner'ın, Ukrayna'dan Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurmasını istediği aktarılıyor. ABD yönetimi bu talebi daha önce de Kiev'e iletmişti.

ABD Başkanı, pazar günü de (11 Ekim) Rusya'yla Ukrayna arasında enerji ateşkesi ilan edildiğini açıklamış ancak Moskova veya Kiev bunu doğrulamamıştı.

Rusya dünkü saldırılarda Ukrayna'daki enerji altyapısını vururken, Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin 60 günlük kapsamlı ateşkes önerisini reddetti.

Analize göre Kiev yönetimi, Rusya'yı ticari anlaşmalarla müzakere masasına döndürme girişimlerine şüpheyle yaklaşıyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan Kremlin'e yakın bir kaynak, Putin'in ancak Donbas'ın kalan yüzde 11'ini ele geçirdiğinde müzakere masasına döneceğini ve bunu ülke içinde zafer olarak sunabileceğini savunuyor. Ukrayna ise toprak tavizi seçeneğine yanaşmıyor.

Zelenski, dünkü açıklamasında enerji ateşkesinin ilanından bu yana Ukrayna'nın Rusya'daki rafinerilere ya da enerji altyapısına saldırı düzenlemediğini söyledi. Buna karşılık Moskova'nın saldırıları sürdürdüğünü ifade etti. Ayrıca "gerilimi karşılıklı olarak düşürmeye yönelik adımlara hazır olduklarını" yineledi.  

Trump, geçen haftaki açıklamasında Ukrayna'nın "yeni bir lider bulma vaktinin geldiğini" iddia etmişti. New York Times'a konuşan kaynaklar, Trump'ın Zelenski'ye "çok öfkeli olduğunu" belirtiyor. Toplantıda ABD'li yetkililerin, Kiev'le askeri istihbarat paylaşımını kesmeye yönelik örtük bir tehditte bulunduğunu savunuyorlar.

Haberde ayrıca görüşmeye katılan Avrupalı yetkililerin, ABD ve Rusya arasındaki dizel anlaşması karşısında "şaşkına döndüğü" aktarılıyor.

Independent Türkçe, Reuters, CNN, New York Times


İran, ABD saldırılarına hazırlanıyor: Körfez ülkeleri yeniden hedefte

İran ordusu, olası ABD saldırılarına karşı Washington'ın Körfez'deki müttefiklerini tekrar hedef alabilir (AFP)
İran ordusu, olası ABD saldırılarına karşı Washington'ın Körfez'deki müttefiklerini tekrar hedef alabilir (AFP)
TT

İran, ABD saldırılarına hazırlanıyor: Körfez ülkeleri yeniden hedefte

İran ordusu, olası ABD saldırılarına karşı Washington'ın Körfez'deki müttefiklerini tekrar hedef alabilir (AFP)
İran ordusu, olası ABD saldırılarına karşı Washington'ın Körfez'deki müttefiklerini tekrar hedef alabilir (AFP)

ABD'nin tekrar kapsamlı saldırıya geçme ihtimaline karşı İran, nükleer tesisler dahil savunmalarını güçlendiriyor.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre Tahran, Donald Trump'ın ABD'de kasımda düzenlenecek ara seçimlerden sonra tekrar saldırı talimatı vermesi ihtimaline karşı hazırlanıyor.

Uydu görüntüleri, İran'ın nükleer tesisler ve sınır bölgeleri dahil stratejik noktaları saldırılara karşı daha dayanıklı hale getirdiğini gösteriyor.

Kazma Dağı ve Natanz nükleer tesislerinin çevresinde, olası kara harekatına karşı savunma hatları inşa edildiği aktarılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım'da düzenlenecek ara seçimlerden önce İran'a saldırı düzenlenmeyeceğini söylese de temmuzdaki açıklamasında Kazma Dağı'nın vurulabileceğini belirtmişti. ABD ve İsrail, "Kolang Dağı" diye de bilinen dağın altında nükleer santrifüjlerin gizlendiğini savunuyor.

Habere göre Tahran yönetimi, İran halkını da yeniden başlayabilecek bir savaşa hazırlıyor. Tahran'daki reklam panolarında sivillere omuzdan ateşlenen uçaksavar füzeleri ve keskin nişancı tüfeklerinin kullanımıyla ilgili eğitimler verileceği duyuruluyor.

Başkentte rejim yanlısı gösterilerin de son dönemde arttığı aktarılıyor.

Analizde, yüksek irtifada uçan bombardıman uçakları ve seyir füzelerine karşı koyma kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle İran'ın Körfez ülkelerini hedef alarak, Amerikan operasyonuna karşı caydırıcılık oluşturmayı hedeflediği belirtiliyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazar günkü açıklamasında, ABD yeniden saldırıya geçerse misilleme kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) hedef alınabileceği tehdidini savurmuştu:

Henüz ABD'nin BAE'deki değerli varlıklarını hedef listemize eklemedik. Eğer saldırı düzenlenirse bölgedeki kablolar, veri merkezleri ve yapay zeka tesislerinin büyük kısmı yok olacak. Bölgedeki bu unsurların değeri 2 trilyon doların üzerinde.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklara göre İranlı yetkililer, ABD'nin saldırıları tekrar başlatması halinde Suudi Arabistan'ın petrol rafinerilerinin hedef alınabileceğine dair uyarılar da yapmış.

Böyle bir durumda Tahran destekli Husilerin son dönemde ülkedeki havalimanlarına ve petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılarla mücadele eden Riyad yönetimi üzerindeki baskı iyice artabilir.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, dünkü açıklamasında Pakistan ve Katar'ın arabuluculuğuyla ABD'yle görüşmelerin sürdüğünü belirterek, "ABD ekonomik savaşını sürdürdükçe Hürmüz Boğazı'ndaki güvensizlik devam edecek" ifadelerini kullandı.

Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Ahmed Vahidi de bugünkü X paylaşımında, "Hiçbir bölge dışı gücün Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'nde tehdit oluşturma, tahakküm kurmaya yönelik varlık gösterme veya müdahalede bulunma hakkı olmadığını" vurguladı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Mehr, Iran International