Sedat Peker, Lazkiye'deki kokain trafiğine işaret etti…Suriyeli gazeteci Sultan: Suriye'de uyuşturucu ticaretinde patlama yaşandı

Sedat Peker, kokain ticaretinin merkezlerinden birinin de Suriye'deki Lazkiye Limanı olduğunu iddia etti / Fotoğraf: Youtube - SANA
Sedat Peker, kokain ticaretinin merkezlerinden birinin de Suriye'deki Lazkiye Limanı olduğunu iddia etti / Fotoğraf: Youtube - SANA
TT

Sedat Peker, Lazkiye'deki kokain trafiğine işaret etti…Suriyeli gazeteci Sultan: Suriye'de uyuşturucu ticaretinde patlama yaşandı

Sedat Peker, kokain ticaretinin merkezlerinden birinin de Suriye'deki Lazkiye Limanı olduğunu iddia etti / Fotoğraf: Youtube - SANA
Sedat Peker, kokain ticaretinin merkezlerinden birinin de Suriye'deki Lazkiye Limanı olduğunu iddia etti / Fotoğraf: Youtube - SANA

Organize suç örgütü liderliğinden hüküm giyen ve başka suçlamalardan dolayı aranan Sedat Peker,  7'ncisini yayımladığı videosunda Latin Amerika'dan getirtildiğini öne sürdüğü kokainle ilgili iddialarında iki defa Suriye'nin Lazkiye şehrinden şöyle bahsetmişti:
"Kokain önce Kolombiya üzerinden geliyordu. ABD, Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) orada çok etkili. Orada sistemi döndüremeyeceklerini anlayınca yeni bir güzergah çalışması yaptılar. Venezuela'da DEA kontrolü yok. Kolombiya'dan kokaini bu ülkeye geçirmek çok kolay. Oradan gelen mal, Türkiye üzerinden Avrupa'ya gidiyor deniliyor ya, 'hayır', Avrupa'da ucuz kokain, burada pahalı, asıl en pahalı olduğu yer Ortadoğu. Suriye Lazkiye Limanı da DEA'nın kontrolünde değil."
Peker, ikinci yorumunda ise Lazkiye'yle ilgili şu iddiada bulundu:
"Kokain Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra 30-35 metrelik uzun yolculuk yapan yatlarla 500 kilo, 1 ton kokain o şekilde dağılıyor. Özellikle Suriye Lazkiye üzerinden de yapılıyor."

Lazkiye, Suriye'den dışarıya uyuşturucu kaçakçılığının güzergahında
Peker'in iddialarını Lazkiye'de doğup büyüyen ve halen de bu şehirde yaşayan Beyrut merkezli, Futuristic Studies Institute Araştırma Merkezi uzmanlarından gazeteci Somer Sultan'a sorduk.
Lazkiye, gerçekten de Peker'in iddia ettiği gibi Latin Amerika ile Türkiye-Kuzey Kıbrıs-Ortadoğu arasındaki kokain ticaretinin duraklarından biri mi?
Suriyeli gazeteci Sultan'a göre Lazkiye uyuşturucu ithalatı değil tam tersine bir ihracat güzergahı olma yolunda.
Suriye'de iç savaşla birlikte bazı geniş toprak alanlarının devlet kontrolünden çıkmasıyla beraber ülkede uyuşturucu ticaretinin bir patlama yaşadığını belirten Sultan, "Devletin kontrolünde kalan bölgelerde de güvenlik kabzasının biraz gevşemesiyle birlikte bir büyüme oldu. Lakin, gelen bilgiler Lazkiye limanının bir uyuşturucu ithalatı değil, tam tersine ihracat güzergahı olduğu yönünde" dedi. 

Lazkiye, Türkiye sınırına yakın bir noktada 
Kokainden ziyade captagon ticareti yaygın
Sultan, buna karşın Lazkiye güzergahının kokainden ziyade ağırlıklı olarak captagon olarak bilinen uyuşturucu hap kaçakçılığında kullanıldığını öne sürdü.
Cinsel gücü artırdığına dair inanışın da etkisiyle captagonun en yaygın kullanıldığı bölgelerin başında Ortadoğu ülkeleri geliyor.
Yine anlık olarak cesaret verdiği iddiasıyla özellikle Suriye ve Irak'taki çatışma bölgelerinde de savaşçılarca kullandığı iddia edilmişti.

Suriye-Lübnan arasındaki dağlık bölgede captagon üretim merkezleri olduğu konuşuluyor
Sultan, geçen ayın başında Suudi Arabistan'da Lübnan'dan gelen bir nakliyede yer alan narların içinde captagon uyuşturucusunun bulunduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Bunun üzerine siyasi bir kriz yaşandı. Bazı medya kaynakları o yükün aslında Suriye'den Lübnan'a geldiğini iddia etti. Lübnan - Suriye sınırı arasındaki dağlık tenha bölgelerde bir takım captagon üretim yerleri olduğu öne sürüldü. O bölgenin sınıra yakın olması, dağlık, ormanlık yapısı ve her iki ülkenin halkının iç içe olması uyuşturucu üretenlere daha geniş imkanlar sağlıyor."

"İddia doğruysa gelen uyuşturucu Ürdün'e veya Lübnan'a gidiyor olabilir"
Buna karşın Sultan, Peker'in kokainle ilgili iddiaları konusunda temkinli.
Gerekçesini de şöyle açıkladı Sultan:
"Sedat Peker, kokainin Lazkiye Limanı'ndan girip oradan Ortadoğu'ya dağıtıldığını iddia etti. Bunu doğru sayarsak uyuşturucu karadan Irak veya Ürdün'e gitmeli ya da ek bir ihtimal olarak Lübnan'a ve oradan uçak veya denizle diğer Ortadoğu ülkelerine geçmeli. Irak zor görünüyor. Çünkü Suriye ve Irak arasındaki yol güvenlikli değil. Ürdün iyi bir ihtimal olarak görünüyor. Hatta kısa bir süre önce Ürdün ordusu, yayımladığı bir bildiride Suriye'den geçmeye çalışan uyuşturucu kaçakçılarıyla çatışma yaşandığını ve üç kaçakçıyı katlettiğini bildirdi. Ancak yakalanan uyuşturucu yine captagondu, kokain değildi yani."

Peker'in iddiasında geçen Lazkiye Limanı, Suriye'nin en büyük limanlarından / Fotoğraf: SANA
"Guardian, Lazkiye'nin Avrupa'ya uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığını iddia etti"
Sultan'a göre Lazkiye'nin uyuşturucu güzergahı olarak kullanıldığı iddiası ilk değil. Bu konunun daha önce de gündeme getirildiğini aktaran Sultan, "Özellikle Lazkiye Limanı'nı ele alırsak, bir süre önce Guardian gazetesi de benzer bir haber yayımlamıştı. Yunanistan'a ve genel olarak AB'ye buradan uyuşturucu yüklerinin gittiği yönünde bilgileri paylaşmıştı. Ancak Sedat Peker, kokainin Ortadoğu'da pahalı, Avrupa'da ucuz olduğunu söyledi. Dolayısıyla Lazkiye'den çıkan malların yine her halükarda captagon olması daha yüksek bir ihtimal" ifadelerini kullandı. 

Suriye'de gümrük memurlarına operasyon
Sultan, Sedat Peker'in videosundan bir gün önce Suriye'nin yarı resmi El Vatan gazetesinin gümrük birimlerinde geniş bir temizliğe gidildiği ve 21 sorumlunun açığa çıkarıldığını belirten bir haber yayınladığını kaydetti. Sultan, "Ancak bu 21 kişinin hiçbiri Türkiye sınırına yakın Lazkiye ve Halep gibi yerlerde değil. Daha çok orta ve güney bölgelerde çalışıyorlardı" bilgisini verdi. 

"Lazkiye üzerinden Türkiye'ye geçiş zor"
"İddiaları doğru varsayarsak Lazkiye Limanı'na getirilen kokain, oradan Türkiye'ye geçiriliyor olabilir mi?" sorusunu Sultan, şöyle yanıtladı:
O zor. Çünkü sadece gümrükten geçmeyecek, aynı zamanda iki ülkenin ordusunun bulunduğu savaş alanı sayılabilecek güzergahlardan geçmesi gerekiyor.

Kuzey Kıbrıs'tan Lazkiye'ye direkt sefer yok
Sultan, ayrıca Kuzey Kıbrıs ile Lazkiye arasında da direkt seferlerin olmadığını, buna karşın nakliye şirketlerinin bir ürünü getirmek gerektiğinde Kuzey Kıbrıs'tan karayla Güney Kıbrıs'a, oradan da deniz yoluyla Lazkiye'ye getirebildiğini belirtti.

Ailesi Lazkiyeli olan Esad, burada olan Rus üssünü ziyarette / Fotoğraf: SANA
Lazkiye, Esad'ın memleketi ve kalesi
Sedat Peker'in açıklamasıyla gündeme gelen Lazkiye, Suriye'nin kuzeybatısında yer alan Türkiye'nin Hatay iline komşu Beşşar Esad'ın hem memleketi ve kalesi konumundaki bir şehir.
Suriye ordusu subaylarının önemli bir kısmı da Lazkiye ve güneyindeki Tartus ilinden çıkma.
Rusya'nın Suriye'deki en büyük hava üssü Hmeymim de Lazkiye'de bulunuyor.

Kanlı çatışmalara sahne olan Türkmendağı Lazkiye sınırları içinde
Şehrin kuzeyindeki Türkiye sınırına ve İdlib'e yakın noktalardaki dağlık alanlarda muhaliflerin güçleri bulunsa da 2011’deki savaşın ilk günlerinden beri Esad yönetimi Lazkiye merkezindeki gücünü hep korudu.
Türkiye sınırına yakın noktadaki Türkmendağı'nda geçtiğimiz yıllarda Suriye ordusu ile muhalif güçler arasında sert çatışmalar yaşandı.
Türkmendağı adından da anlaşılacağı üzere Suriyeli Türkmenlerin ikamet ettiği bir alan.

Lazkiye kuzeyindeki Türkmendağı, uzun süre Suriye Ordusu ile ÖSO'ya bağlı Türkmen savaşçıların çatışmalarına sahne olmuştu / Fotoğraf: Twitter
Çatışmalarda ölen Türk vatandaşları da oldu
Savaşın başlamasıyla burada yaşayan Türkmenlerin bir kısmı da Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) saflarına katılarak Esad yönetimine karşı savaşa başlamış, bunlara Türkiye'den gelen ağırlıklı olarak milliyetçi görüşe sahip bazı kişiler de katılmış, bunlar arasında ölenler de olmuştu.
Ölenler arasında MHP Fatih İlçe Başkan Yardımcısı İbrahim Küçük, MHP Esenyurt Teşkilatı Üyesi Ferhat Tüle ile Maltepe Ülkü Ocakları Üyesi Burak Mişinci de vardı.

Sedat Peker, Lazkiye'nin kuzeyindeki muhaliflere askeri malzemelerin de olduğu yardım göndermişti / Fotoğraf: Twitter
Sedat Peker'den Türkmendağı’daki muhaliflere yardım
Sedat Peker'in adı bu süreçte de duyulmuştu.
2015 yılında bir açıklama yapan Sedat Peker, Türkmendağı'ndaki Türkmen savaşçılara içlerinde telsiz, drone, askeri kamuflaj ve botların da olduğu dört tır yardım gönderdiğini açıklamıştı.

Esed yönetimi Lazkiye'de üstünlüğü ele geçirdi
Ancak Suriye ordusu sonraki süreçlerde Lazkiye'nin doğusundaki Kibene Dağı dışında Türkmendağı'da dahil olmak üzere Lazkiye'nin genelinde üstünlüğü ve kontrolü ele geçirdi.
Halen de Kibene Dağı dışında Lazkiye geneli Şam yönetiminin kontrolünde.
Askeri ve sosyal yönü bir tarafa Lazkiye aynı zamanda Tartus Limanı'ndan sonra Suriye'nin deniz yoluyla dışa açılan kapısı durumunda.
Ülke ihracatının ve ithalatının büyük bölümü savaştan önce buradan yapılıyordu.
Azalan ticarete karşın Lazkiye Limanı halen önemini koruyor.

Türk güvenlik güçlerince Suriye açıklarında uyuşturucu operasyonu
Bu arada geçtiğimiz günlerde Türk güvenlik güçlerince Suriye'ye özellikle de Lazkiye'ye yakın denebilecek noktalarda iki uyuşturucu operasyonu gerçekleştirildi.
17 Mayıs 2021 günü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından yapılan açıklamada Suriye açıklarında müdahale edilen gemide 1,5 tonun üzerinde uyuşturucu madde ele geçirildiği duyruldu.
Soylu, operasyonun Sahil Güvenlik, Emniyet; Narkotik-Havacılık İHA-Özel Harekat birimlerinin işbirliği ile yapıldığını belirtti.

Hatay'da en büyük captagon operasyonu geçtiğimiz günlerde yapıldı
Yine 16 Mayıs 2021 Pazar günü Ticaret Bakanı Mehmet Muş tarafından yapılan açıklamada Hatay Gümrük Kapısı'nda, piyasa değeri 313 milyon lira olan 1072 kilogram "captagon" cinsi uyuşturucu maddenin ele geçirildiğini açıklandı.
"Bugüne dek en yüksek miktarlı captagon yakalaması" olarak duyurulan operasyonla ilgili bilgi veren Bakan Muş, söz konusu captagonun Birleşik Arap Emirlikleri'ne transit edilmek üzere İskenderun Limakport Limanı'na getirildiği ve içinde "bina taşı var" diye beyan edilen konteynırlarda yapılan arama sonucu ele geçirildiğini söylemişti.
Independent Türkçe



Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.


İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.