MSB, jandarmayı geri istiyor, İçişleri, "vazgeçmem" diyor. Jandarma, neden paylaşılamıyor?

ekran görüntüsü (Youtube)
ekran görüntüsü (Youtube)
TT

MSB, jandarmayı geri istiyor, İçişleri, "vazgeçmem" diyor. Jandarma, neden paylaşılamıyor?

ekran görüntüsü (Youtube)
ekran görüntüsü (Youtube)

Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, 25 Mayıs 2021 Salı günü kaleme aldığı bir yazıda, Milli Savunma Bakanı (MSB) Hulusi Akar'ın İçişleri Bakanlığı'na bağlı jandarma teşkilatının tekrar MSB'ye bağlanmasını talep ettiğini öne sürdü.
Takan'ın iddiasına göre Akar, bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ikna etmek üzereyken jandarmanın şu an bağlı olduğu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu devreye girdi. Soylu, detaylı anlatımlarıyla bu yönde bir karar almama konusunda Erdoğan'ı ikna etti.
2016 yılında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu 4'üncü maddesinde yapılan değişiklik ile Jandarma Genel Komutanlığı, İçişleri Bakanlığı'na bağlanmıştı.

15 Temmuz darbesinin bastırılmasında önemli rol oynadı
2021 yılı itibariyle jandarmanın 186 bin 170 personeli bulunuyor.
Bunun 5 bin 240'ı subay, 35 bin 71'i astsubay, 15 bin 390'ı uzman jandarma, 99 bin 390 uzman erbaş, 26 bin 293'ü ise er ve erbaş. Ayrıca 774 işçi ile bin 353 de yedek subay bulunuyor.
Kuruma bağlı Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) timleri 15 Temmuz darbe girişiminde Jandarma Genel Komutanlığı'nın ve Genelkurmay Karargahı'nın darbeci askerlerden kurtarılmasında önemli rol oynamıştı.

JÖH'ler terörle mücadelede aktif
Jandarma bünyesinde 21 Jandarma Özel Harekat Taburu (JÖH), terörle mücadelede ve sınır ötesi harekatlarda önemli rol oynarken, çok sayıda komando taburu ve bölüğü de iç güvenliğin sağlanmasında aktif rol oynuyor.
Bilindiği gibi jandarma öteden beri İçişleri Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı (MSB) arasında paylaşılamayan bir kurum oldu.
2016 yılında MSB'den alınarak İçişleri Bakanlığı'na bağlansa bile Takan'ın iddiasına bakılırsa bu konuda halen rekabet bitmiş değil.
Peki jandarma teşkilatının önemi nedir? Bu kurumu "paylaşılamayan" kılan özellikleri neler?

1839'da kuruldu
Emekli Jandarma Kurmay Albay Aziz Ergen, önce jandarmanın tarihçesi hakkında bilgi verdi.
Ergen'in verdiği bilgilere göre jandarmanın tarihçesi kısaca şöyle: Jandarma teşkilatı, Osmanlı döneminde 1826 yılında kaldırılan Yeniçeri Ocağı'nın ardından içeride asayiş güvenliğinin sağlanması için 14 Haziran 1839 tarihinde kuruldu.
Bu tarih halen jandarmanın kuruluş günü olarak kutlanıyor.
1909 yılında Jandarma Umum Komutanlığı adını alarak Harbiye Nazırlığı'na bağlanan jandarma, I. Dünya Savaşı'nda hem iç güvenliği sağlarken hem de cephelerde savaştı.
Cumhuriyet'in ilanının ardından Jandarma Bölge Müfettişlikleri ve Jandarma Bölge Komutanlıklarının yanı sıra Seyyar Jandarma Birlikleri de kurularak sınırların denetimini de aldı.
1937 yılında cezaevleri korumasını da alan jandarmaya 1956 yılında sınır kıyı ve kara sularının korunması ve kaçakçılığın önlenmesi görevi de verildi.

Kıbrıs Barış Harekatı'nda Rum konvoyunu imha etti
Bu görevleri yerine getiren jandarmaya bağlı Nevşehir komando taburu, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı'na katılarak çatışmalar sırasında bir Rum askeri konvoyunu imha etti.
1982 yılında Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın kurulması ile bu görevi devreden jandarma, 1984'te PKK'nın silahlı eylemlere başlamasıyla birlikte terörle mücadelede en ağır yükü üstlenen ve en fazla şehit veren kurum oldu.

Dünyada 62 ülkede jandarma var
1998 yılında Uluslararası Jandarmalar ve Askeri Statülü Kolluk Kuvvetleri Birliği'ne de üye olan Türk jandarma teşkilatı, dünyadaki 62 jandarma teşkilatından biri.
2010'da Avrupa Jandarma Konseyi'ne gözlemci olan jandarma teşkilatı, 2016 yılında bir kanun hükmünde kararname ile İçişleri Bakanlığı'na bağlanana kadar TSK bünyesinde bir güçtü.
İçişleri Bakanlığı'na bağlandıktan sonra da sınır ötesi harekatlara katılmaya devam eden jandarma, 2018'de Zeytin Dalı Harekatı'nda da bulundu.
Bu bilgileri veren Ergen, ardından jandarmaya dair diğer sorularımızı yanıtlamaya başladı.

Üç kuruma farklı yönlerden bağlıydı
İçişleri Bakanlığı'na bağlanana kadar Jandarma’nın statüsü nasıldı?
Atama, sicil, ceza ödül, yönünden Genel Kurmay Başkanlığı'na, idari yönden İçişlerine, adli yönden ise Adalet Bakanlığı'na bağlıydı.

"Yıllardır çekişme sürüyordu"
İçişleri Bakanlığı ile TSK arasında geçmişte de jandarma konusunda çekişme var mıydı?

Yıllardır bu çekişme sürüyordu. İçişleri Bakanlığı, jandarmanın da emniyet gibi kendisine bağlı olmasını istiyor, "Bana bağlayın. İdari açısından bana bağlı olmasına karşın atama, sicil, ödül, cezaya karışamadığımdan teşkilat üzerinde yeterince etkili olamıyorum" diyordu.

"Siyasilerin iç işleyişe müdahale etmesi kaygısı vardı"
Askeri kanat, neden kendisine bağlı olmasını istiyordu?

Askeri kanatta eğer İçişleri Bakanlığı'na bağlarsak o zaman emniyet gibi siyasiler devamlı jandarmanın iç işleyişine müdahale eder diyordu. Örneğin bir milletvekili gelip bir emniyet müdürünün tayini konusunda talepkar olup, etkili olabilirken jandarmada bunu yapamıyordu. Çünkü 2016'ya kadar atama, sicil, ceza, disiplin yönünden askeri hiyerarşiye bağlıydı. FETÖ ayaklanmasıyla birlikte kanun değişikliği yapılarak Genelkurmay ile bağı kesilerek İçişleri'ne bağlandı.

"Jandarmayı hem iç güvenlikte hem savaşta kullanabilirsin"
Peki Jandarma’nın asıl önemi ne?

Ülkenin yüzde 93'ü jandarmanın görev sahasında. Belediye hudutları içerisinde kalan yerler polisin görev sahası iken geri kalan jandarmanın alanında. Nüfusun yaklaşık yüzde 21'i jandarma bölgelerinde yaşıyor ancak bu oran yazları kentten kırsala göçün başlamasıyla artıyor. Ancak asıl önemi şu. Jandarmayı eğitimi ve donanımı nedeniyle hem iç güvenlikte hem de bir dış savaşta kullanıp başarı sağlayabilirsin. Bu yönüyle tek güç. Böyle bir birliğin kendi yönetiminde olmasını herkes ister.

"Disiplin anlayışı emniyete göre daha çok tercih ediliyor"
Jandarmanın kendisi gibi İçişleri'ne bağlı olan emniyetten farkı nedir?

Jandarmanın temelinde askeri disiplin de var. Bu disiplin anlayışı emniyete göre daha çok tercih ediliyor. Emniyet yıllardır siyasi iradenin elinde. Siyasiler sürekli yönlendiriyor. Oysa jandarmanın subayları yakın zamana kadar harp okulunda yetişiyordu. Bu nedenle jandarmaya aynı zamanda bir "Kanun Ordusu" denir. Subay ruhuyla yetişen bir ordu olarak kanunu bir ordu olarak savunuyor. Bu da onu stratejik bir kurum haline getiriyor. Ancak bu özelliğini koruması için siyasilerin çok fazla müdahale etmemesi gerekiyor.

"Jandarmanın taraftar olmadıktan sonra bu ülkede darbe yapılamaz"
2016 öncesinde darbe riskini azaltmak için de jandarmanın İçişleri'ne bağlanması gerektiğini savunanlar vardı. Jandarmanın İçişleri'ne bağlanmasının asıl nedeni bu iddialar mıydı?

Jandarma Genel Komutanlığı ülkenin sigortasıdır. Ülkenin yüzde 93'üne hakim olan bir teşkilat darbeye taraftar olmadıktan sonra bu ülkede darbe yapılması mümkün değildir. Jandarma teşkilatı darbelere karşı da güvencedir ve darbelere karşı bir kurumdur. Bundan dolayı FETÖ, jandarmaya sızmaya çalışmış en sert çatışmalar da Jandarma Genel Komutanlığı'nda olmuştu.

"Ülkenin can damarlarını jandarma koruyor"
15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında adı duyulan JÖAK nedir?

Açılımı Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı. Bu güç Genelkurmay'ın özel kuvvetleri gibi bir birim. En kritik görevleri yerine getiren, özel kuvvetler ayarında bir güç. Jandarma Özel Harekat yani JÖH'ler ise ağırlıklı olarak PKK'ya karşı mücadele ediyor.

Terörle mücadele ve asayiş olayları dışında jandarmanın başka kritik görevleri var mı?
Barajların, hava limanlarının, termik santrallerin, HES'lerin, nükleer tesitlerin, petrol üretim ve depolama merkezlerinin ve kritik karayollarının korunması hep jandarmanın görevi kapsamında. Aslında ülkenin can damarlarını jandarma koruyor desek yeridir.

Artık harp okullarında eğitilmiyorlar
Jandarma personeli 2016'daki değişikliğin ardından artık nerede eğitiliyor?

Jandarma subayları eskiden harp okulundan mezun olurdu. Ancak 2016'dan sonra Ankara Beytepe Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi'nde eğitiliyorlar. Tabi rütbeleri yine TSK'daki gibi ama özlük hakları bağlamında ise İçişleri Bakanlığı'na bağlılar.

Jandarma’nın kendi istihbarat birimleri de var. Bunların görevleri nedir?
Jandarma İstihbarat, sorumlu olduğu alanda emniyet gibi asayiş ve terör suçlarına yönelik bütün yasa dışı faaliyetleri takip eder ve mevzuat kapsamında teknik takip de yaparak delilden suçluya giderek adalete teslim edilmesine katkı sağlar. Resmi kıyafetle olduğu gibi sivil kıyafetle de görev yapar.

Dış istihbarat görevi de var mı?
Biliyorsunuz yapılan düzenleme ile bütün istihbarat tek elde toplandı. Jandarmanın bu kapsamda herhangi bir dış istihbarat görevi yok.

"Şu anda JİTEM diye bir şey yok"
Bir zamanlar adı çok duyulan JİTEM nedir ve halen faal mi?

1987 OHAL bölgesinde OHAL Valiliği'nin talebi ve İçişleri Bakanlığı'nın yasalar çerçevesinde onayı ile Jandarma İstihbarat Grup Komutanlıkları kuruldu. İsmi 1988'de Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olarak değiştirildi (Editör notu: JİTEM adı bunun kısaltılmışıydı.) 1997 yılında bazı sakıncaları görüldüğünden bu isim değiştirilerek JİT yani Jandarma İstihbarat Timleri adını aldı. Halen de jandarma komutanlıklar bünyesinde jandarma istihbarat timleri var. Şu anda JİTEM diye bir şey yok.

"Dış bir savaşta da görevlendirilebilir"
Jandarma, İçişleri’ne bağlandıktan sonra da bir dış savaş halinde görev alabilir mi?

Tabii ki. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile yurtdışı görevlendirmesi yapılabilir. Ancak sınır ötesi harekat halinde TSK emir komutasına girer.

Jandarma, halen yurtdışında da görev yapıyor mu?
Evet. Afganistan Somali ve Azerbaycan'da görev yapan jandarma personeli var. Azerbaycan'da 26 kişilik bir tim var. Diğer iki ülkede ise 170 personel görev yapıyor.

En çok şarka giden tayini çıkan birim
Jandarma en çok şark tayin çıkan birim olarak biliniyor. Doğru mu?

Şayet son dönemde değişiklik olmadıysa bir jandarma subayı 5 kere şart hizmetine gider. Bu da meslek hayatının üçte birini doğu ilerinde geçirdiği anlamına geliyor.
Independent Türkçe



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.