Japonya OHAL’i olimpiyatların açılışından bir ay öncesine kadar uzattı

Olimpiyatların Kovid-19’un yayılmasının odak noktasına dönüşeceğine yönelik endişeler

Dünkü OHAL’in uzatılmasının ardından Tokyo tren istasyonunda maske kullanımı kurallarına uyuldu. (Reuters)
Dünkü OHAL’in uzatılmasının ardından Tokyo tren istasyonunda maske kullanımı kurallarına uyuldu. (Reuters)
TT

Japonya OHAL’i olimpiyatların açılışından bir ay öncesine kadar uzattı

Dünkü OHAL’in uzatılmasının ardından Tokyo tren istasyonunda maske kullanımı kurallarına uyuldu. (Reuters)
Dünkü OHAL’in uzatılmasının ardından Tokyo tren istasyonunda maske kullanımı kurallarına uyuldu. (Reuters)

Japonya dün (Cuma), Tokyo’da ve ülkenin diğer bölgelerinde uygulanmakta olan olağanüstü hali (OHAL) 20 Haziran’a yani Kovid-19 pandemisinin ortaya çıkması nedeniyle geçen yıl ertelenen Olimpiyat Oyunlarının başlamasından 33 gün önceye kadar uzatmaya karar verdi. OHAL durumu Tokyo’yu ve diğer 9 bölgeyi kapsıyor.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre Japonya Başbakanı Yoshihide Suga “Ayın ortasından bu yana vaka sayısı azaldı ancak durum endişe verici olmaya devam ediyor” dedi. Japonya’daki OHAL’in bu ayın sonunda sona ermesi bekleniyordu ancak Japon hükümeti pandeminin 4. dalgasıyla mücadele etmek için daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu söyledi.
Ekonomi Bakanı Yasutoshi Nishimura “Vaka sayıları hala çok yüksek. Bu durumu göz önüne alarak, OHAL önlemlerinin uzatılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz” dedi.
OHAL’in uzatılması kararı sağlık sektörünün gücünü tüketen 4. dalga ile mücadele kapsamında gelirken, kamuoyu vaka sayılarının artmasından endişe ederek bu yaz olimpiyat oyunlarının düzenlenmesine şiddetle karşı çıkıyor.
Minnesota Üniversitesi, Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi ve Kaliforniya Üniversitesi’nden ABD’li uzmanlar, Tokyo’da Temmuz ayında düzenlenecek Olimpiyat Oyunlarının ve sonrasındaki Paralimpik Oyunlarının organizatörlerinin, sporcuları, antrenörleri ve katılımcıları korumaya yönelik yeterli adımları atmadıklarını belirterek krizin ele alınması için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzmanlarına acil bir toplantı düzenleme çağrısında bulundular. Uzmanlar 25 Mayıs’ta New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan bir mektupta, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) 2020’nin Mart ayında Tokyo Olimpiyatlarını erteleme kararı aldığında, Japonya’da 865 vaka olduğunu belirtti. Ancak şimdi ülkenin OHAL’de olduğunu ve 70 bin vakanın bulunduğunu ayrıca ülke nüfusunun sadece yüzde 5’inden az bir kısmının aşılanmış olduğunu da belirtiyorlar. Mektupta, “IOC’nin Temmuz ayındaki Olimpiyatları gerçekleştirme planlarının güvenilir bilimsel kanıtlara dayanmadığını düşünüyoruz” ifadelerine yer verdiler.
Uzmanlar “IOC’nin kılavuzlarının sporcuların müsabakalara riskler konusunda sorumluluk alarak katıldığını doğruladığını, kılavuzlarda ateş ölçümü ve maske kullanımı önlemlerine değinilmediğini ayrıca enfeksiyonun hava yoluyla bulaşmasını, asemptomatik yayılmayı ve yakın temaslıların tanımlanmasını yeterince ele almadığını” söylüyorlar.
Mektup ayrıca, IOC’nin diğer büyük spor etkinliklerinden alınan derslere kulak vermediğini belirtiyor. Zira ABD’de birçok profesyonel turnuva düzenledi. Bunlar arasında Amerikan Futbolu Ligi'nde (NFL), Amerikan Basketbol Ligi (NBA), Kadınlar NBA Basketbol Ligi (WNBA) yer alıyordu. Bu organizasyonlar başarılı sezonlar geçirdiler ancak protokolleri oldukça katıydı.

Olimpiyatlar için 11 bin sporcunun gelmesi planlanıyor
Olimpiyatların Temmuz ayında 200’den fazla ülkeden yaklaşık 11 bin sporcuyu ve 4 bin destek ekibini bir araya getirmesi planlanıyor. Bir ay sonra ise Paralimpik Oyunlarının, destek ekibinin yanı sıra 5 bin sporcuya ev sahipliği yapacak. Minnesota Üniversitesi tarafından dün yayınlanan bir raporda, mektubun Japonya’da Kovid-19 krizinin yaşandığı ve ülkenin ikinci büyük şehri olan Osaka’daki vakaların baskısı altında hastanelerin çöktüğü bir zamanda geldiği belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarına Japonya’ya seyahat etmemelerini tavsiye etti.
Pfizer/BioNTech, tüm olimpik sporculara aşı verme teklifinde bulundu ancak bu, sporcuların -özellikle de başlangıçta yeterli seviyede aşılama çabalarında bulunmayan ülkelerden gelenlerin- zamanında aşılanacaklarını garanti etmiyor.
Uzmanlar çoğu sporcunun Kovid-19’a bağlı ciddi sağlık sorunları açısından düşük risk altında olduğu bununla birlikte bazı Paralimpik sporcular yüksek risk kategorisinde olabileceğini belirttiler ve “Müsabakalara yönelik kılavuzların, böylesine büyük bir etkinliğin başarısını sağlayan koçlar, gönüllüler, yetkililer, ulaşım ve otel personeli dahil binlerce insanı yeterli seviyede korumadığına inanıyoruz” ifadelerine yer verdiler.
IOC’nin broşürlerinin doğru ve bilimsel bir risk değerlendirmesine dayanmadığını ve maruz kalmanın nasıl gerçekleştiğini, enfekte olma yollarını, hangi faktörlerin katkıda bulunduğunu ve hangi katılımcıların daha fazla risk altında olabileceğini dikkate almadıklarını belirten uzmanlar, IOC’nun müsabakalara yönelik kılavuzlarını, virüsün hava yoluyla bulaşması da dahil olmak üzere Kovid-19 enfeksiyonuna yönelik elde edilen bilgilere dayanarak sporları düşük, orta veya yüksek riskli olarak sınıflandırmalarını tavsiye ettiler. Aynı zamanda WHO’ya IOC’a yardım etme konusunda hızlı bir yanıt verme çağrısında bulundular.
Uzmanlar şunları söylüyorlar:
“WHO’ya bu faktörlerin incelenmesi ve Tokyo Olimpiyatları için risk yönetimi yaklaşımları hakkında tavsiyelerde bulunması için iş güvenliği ve sağlığı, inşaat ve havalandırma mühendisliği ve epidemiyoloji uzmanlarının yanı sıra sporcuların temsilcilerinden oluşan bir acil durum komitesini oluşturmasını tavsiye ediyoruz.”
Minnesota Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma ve Politika Merkezi Direktörü Michael Osterholm “IOC’nin 2021 Olimpiyatlarını virüsün geniş çapta yayıldığı küresel bir olaya dönüştürmesini önlemek için protokoller ve uygulamaların belirmesi için zaman tükeniyor” dedi.
Uzmanlar olimpiyatların iptal edilmesini istemediklerini belirterek şunları söylediler:
“Olimpiyatların küresel bir ayrılık anında bizi bir araya getiren az sayıdaki etkinliklerden biri olduğuna ve güvenli bir şekilde iletişim kurmak için acilen harekete geçilmesi gerektiğine inanıyoruz.”



Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.