Foreign Affairs ekseni: Batmak ve rolü geri kazanmak

ABD içeride tehlikeli bir siyasi bölünmeden muzdarip (AP)
ABD içeride tehlikeli bir siyasi bölünmeden muzdarip (AP)
TT

Foreign Affairs ekseni: Batmak ve rolü geri kazanmak

ABD içeride tehlikeli bir siyasi bölünmeden muzdarip (AP)
ABD içeride tehlikeli bir siyasi bölünmeden muzdarip (AP)

Refik Huri
Günümüz dünyasında düzen az, düzensizlik çok. Tek kutuplu Amerikan sistemi, ABD- SSCB’den oluşan iki kutuplu sistemden daha hızlı sona erdi. Küresel düzensizlik aşamasında kristalleşmeye başlayan ise, görüntüsü ve kuralları henüz tamamlanmamış çok kutuplu bir sistem. Dünya, koşullara göre rekabet eden, çatışan ve iş birliği yapan 5 büyük gücün, ABD, Çin, Rusya, Avrupa Birliği ve İngiltere’nin tümünü kontrol edemeyeceği kadar kompleks ve çeşitli hale geldi. Bu güçler dışarıda oynadıkları rol kadar içeride de sorunlar yaşıyorlar.
İmparatorluğunu kaybedip AB’den ayrıldıktan sonra İngiltere rolünü değiştirdi, hırsları geçmişteki deneyimi ve rolüne nazaran küçüldü. AB ekonomik bir dev, ancak ABD olmadan askeri ve siyasi ağırlığı NATO içinde bile sınırlı. Dedikleri gibi o, “küresel bir güç değil, dünyadaki bir güç.” Rusya, petrol ve doğalgaza dayanan zayıf ekonomisinin izin verdiğinden daha fazla yurtdışına oynayan önemli bir askeri güç. Çin, büyük bir askeri güç oluşturmak, siyasi, ticari ve finansal nüfuzunu "Bir Kuşak, Bir Yol" projesiyle üç kıtaya yaymak için muazzam ekonomik gücüyle hareket ediyor. Büyük bir role sahip ve küresel liberal demokratik sistemin kurucusu olan ABD, kendi içinde tehlikeli bir siyasi bölünmeden muzdarip ve harici rolü nedeniyle de zorluklarla karşı karşıya. Foreign Affairs dergisinin son kapağında yer alan, “Çürüme ve Düşüş: ABD yeniden dünyaya liderlik edebilir mi?” şeklindeki çok anlamlı manşet bunu yansıtıyor. Dergi, birçok uzmanın katkı sağladığı bir eksenin makalelerinin yer aldığı bir dosya yayınladı.
Eksende yer alan uzmanların görüşleri doğal olarak farklı ve çeşitli. Ancak hepsi de tek bir noktadan yola çıkıyorlar; eski ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptıklarından ve ABD ile rolüne verdiği zarardan, Başkan Joe Biden’ın, "ABD liderliğe geri dönüyor" başlığı altındaki isteklerine, uygulama potansiyeline, yapması gerekenlere ve yapabileceklerine nasıl geçiş yapılabileceği. Jessica Mathews bu konuda “Trump öncesine dönmek imkânsız” diye düşünüyor. Yapılabilecek en fazla şey; “Çin ile istikrarlı bir stratejik ilişki göstermek, Rusya’ya karşı kararlı olmak, küresel büyümeyi kazan-kazan çerçevesine koyan bir ekonomik politika izlemek, müttefiklerin ve dostların güvenini geri kazanmak.” Jonathan Kirshner, ABD'nin “pervasız ve aşırılık yanlısı komplo teorilerine inanan gruplarla Trump'ın uzun gölgesi altına, irrasyonellik aşamasına" girdiğine ve bugün, "Peloponez Savaşı'ndan sonraki Atina'ya ve 1930'lardaki Fransa'ya benzediğine" inanıyor. Gevşekliğe doğru bir gerileme içinde olduğunu, bunun da onu, yapıcı, öngörülebilir ve güvenilir bir dış politika uygulayabilecek bir ülkeden, iç sosyal mücadelelerin tüketicisi olan bir ülkeye dönüştürdüğünü söylüyor. Robert Kagan, ABD’nin "hoşlansa da hoşlanmasa da bir süper güç olduğu, Amerikalıların küresel rollerini kabul etmeleri gerektiği" konusunda ısrar ediyor. Ona göre sorun, ABD'nin " siperleşme ile müdahale arasında gidip gelmesi. Kapıdan girerken bir ayağını kapının dışında tutması ve böylece müttefiklerinin kafasının karışmasına katkıda bulunması.” Kagan, Başkan Harry Truman döneminin dışişleri bakanı Dean Acheson'un şu sözüne atıfta bulunuyor; “ABD elinde silahla bir salonda oturup bekleyemez.” Kagan’a göre “ABD, dünyada önde olmalı, onun güçlerinin bir kısmını oluşturmalı, bazı güçlerini caydırırken bazılarını da güçlendirmeli ve güç konumları yaratmalı.” Neden mi, çünkü “Amerikan dünya düzeninin alternatifi İsveç düzeni değil, kaos, aldatma, çatışma ve yanlış hesaplar dünyasıdır.”
Robin Brigny, ABD’de ırk, din, bölge ve sınıfın oluşturduğu varoluşsal kimliğe bağlılığın hâkim olduğu aşiret siyasetini egemenliğinin altını çiziyor. Son seçim kampanyasının "bir karşıt düşünceler rekabetinden ziyade kabileler arası bir savaş" gibi göründüğünü ifade ediyor. Gideon Rose, "pragmatist bir dış politika" çağrısında bulunup Biden'dan "tarihten gerçek zamanlı olarak ders çıkarmasını" isteyerek dosyayı sonlandırıyor. Rose göre pragmatizm "gerçek Amerikan ideolojisidir." Yönetimin çalışmalarının odak noktası "ilkeler değil, teoriler" olmalıdır. Anahtar, “gelecek için birden fazla alternatif senaryolar geliştirmek amacıyla farklı teorilerin çekişmesidir.”
Mesele ABD'nin tek başına ne yaptığı değil, diğer güçlerin de Washington'un kafasını karıştıran stratejileri, teorileri ve uygulamaları var. Saldırgan bir ruh hali içindeler ve harici rollerinin maliyetlerini üstlenmeye hazırlar. Buna karşılık ABD savunmacı, gerileyici bir ruh hali içinde ve küresel bir rolün maliyetinden korkuyor gibi görünüyor. Biden, Soğuk Savaş dönemini yaşayan ve onun kavramlarından etkilenen nesilden bir uzman. Barack Obama’nın başkan yardımcısı olan Biden yönetiminin "Obama'nın üçüncü dönemi" olacağına dair korkular var.  Ama şartlar farklı. Obama, Başkan George Bush döneminde neo-muhafazakarların tehlikeli yükselişi ve Afganistan ile Irak'ta güç kullanımının ardından, ABD’nin "yumuşak bir iniş" sağlaması için geldi. Biden ise, ABD’nin dünyadaki "liderlik rolünü" geri alması için başkanlığa geldi. Arzular ve gerçeklik arasındaki mesafe uzundur.
*Bu yazı Independent Arabia’dan Şarku’l Avsat Türkçe tarafından çevrilmiştir.

 


Yeni Epstein belgeleri: Trump fuhuş ağında mıydı?

Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunmuştu (Reuters)
Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunmuştu (Reuters)
TT

Yeni Epstein belgeleri: Trump fuhuş ağında mıydı?

Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunmuştu (Reuters)
Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunmuştu (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, Başkan Donald Trump'a yönelik cinsel istismar iddialarını içeren yeni Jeffrey Epstein belgelerini yayımladı.

Dokümanlar, FBI'ın adı gizli tutulan bir kadınla yaptığı ve daha önce yayımlanmamış üç görüşmenin kaydını içeriyor.

FBI ajanları kadınla Temmuz–Ekim 2019'da 4 görüşme yapmıştı. Ancak daha önce yayımlanan belgelerde sadece Temmuz 2019'daki ilk görüşmenin kayıtları paylaşılmıştı.

O görüşmede kadın, Güney Carolina'da yaşarken reşit olmadığı dönemde Epstein tarafından defalarca istismara uğradığını öne sürmüş fakat Trump hakkında herhangi bir iddiada bulunmamıştı.

Trump'a yönelik hangi iddialar var?

Yeni belgelerde FBI'ın yaptığı diğer üç görüşmenin kaydı da yayımlandı.

Ağustos-Ekim 2019'daki görüşmelerin ikincisinde kadın, 13 ila 15 yaşlarındayken Epstein'in kendisini "New York veya New Jersey'e arabayla ya da uçakla götürdüğünü" söylüyor.

1980'lerde yaşanan olayda kadın, "çok yüksek bir binaya" girdiklerini ve Epstein'in kendisini Trump'la tanıştırdığını belirtiyor.

Trump, herkesin odayı terk etmesini isteyip şunları söylemiş:

Sana küçük kızların nasıl davranması gerektiğini öğreteyim.

Bunun ardından Trump'ın kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddia ediliyor. O sırada çocuğun Trump'ı ısırdığı, bunun üzerine Trump'ın ona vurarak "Bu küçük sürtüğü alın defolup gitsin" diye bağırdığı aktarılıyor.

Kadın, buna ek olarak Trump'la Epstein'in birilerine şantaj yapma planlarına kulak misafiri olduğunu, Trump'ın "kumarhaneler aracılığıyla para aklamaktan bahsettiğini" duyduğunu ileri sürüyor.

FBI'yla yaptığı üçüncü görüşmedeyse kadın, Epstein veya Trump'la bağlantılı olduğunu savunduğu tehdit telefonları aldığını iddia ediyor.

Dördüncü görüşmede konuşmaların kayda alınmasından rahatsız olduğunu belirten kadın, söyledikleriyle ilgili bir şey yapılmayacağını düşündüğü için FBI'la daha fazla iletişime geçmek istemediğini belirtiyor.

FBI'ın iddialarla ilgili yürüttüğü soruşturmada ne sonuca varıldığı henüz bilinmiyor. CNN, New York Times ve Guardian'ın haberlerinde iddiaların doğrulanamadığına ve FBI'ın bugüne dek herhangi bir hukuki işlem başlatmadığına dikkat çekiliyor.

Beyaz Saray iddialara nasıl yanıt verdi?

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Guardian'a gönderdiği açıklamada iddiaları yalanladı:

Bu suçlamalar tamamen asılsızdır. Joe Biden yönetimindeki Adalet Bakanlığı'nın suçlamalardan haberdar olmasına rağmen 4 yıl boyunca hiçbir şey yapmaması da bunu kanıtlıyor. Çünkü onlar, Başkan Trump'ın kesinlikle hiçbir yanlış yapmadığını biliyordu. Defalarca söylediğimiz gibi, Epstein dosyalarının yayımlanmasıyla Başkan Trump tamamen aklanmıştır.

Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla hiçbir ilgisi olmadığını, iş insanıyla irtibatını 2000'lerin ortasında sonlandırdığını öne sürmüştü.

Daha önce yayımlanan Epstein belgelerinde Trump'ın, 1990'larda Epstein'in özel jetiyle birkaç kez uçtuğu ortaya konmuş ancak Cumhuriyetçi lider iddiaları yalanlamıştı.

Dosyalar neden geç yayımlandı?

ABD Adalet Bakanlığı'ndan Trump dosyalarının neden geç yayımlandığına ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Diğer yandan bakanlıktan perşembe günü yapılan açıklamada, bazı belgelerin eksik olduğu yönünde "kamuoyundaki iddiaların incelendiği" belirtilmiş, bunun üzerine "15 belgenin yanlışlıkla mükerrer olarak kodlandığının" tespit edildiği bildirilmişti.

Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'ndeki Demokratlar, Adalet Bakanlığı'nın Trump'a yönelik iddialara yer verilen belgeleri kasten yayımlayıp yayımlamadığının belirlenmesi için geçen hafta inceleme başlatmıştı.

Komite, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi'yi Kongre'de ifade vermeye çağırmıştı. Bakanlık, Trump'la ilgili iddiaların bulunduğu belgeleri bu gelişmelerin ardından yayımladı.

Epstein olayı nedir?

18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla yargılanan Jeffrey Epstein, tutuklandıktan sonra nakledildiği New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.

Epstein'in iş ortağı ve eski sevgilisi Ghislaine Maxwell de kız çocuklarının fuhuş ağına katılmasını sağladığı gerekçesiyle Aralık 2021'de suçlu bulunmuş, Haziran 2022'de de 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Şimdiye dek açıklanan dava dosyalarında Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, dünyanın en zengin kişisi Elon Musk, Birleşik Krallık'ta prenslikten azledilen Andrew, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz, sinemacı Woody Allen ve filozof Noam Chomsky gibi ünlü isimler de yer almıştı.

Independent Türkçe, New York Times, CNN, Guardian, USA Today, Reuters


İsrail ve Kürt örgütlerinin Tahran’a karşı planları neler?

PAK militanları, Erbil yakınındaki üste şubatta tatbikat düzenlemişti (Reuters)
PAK militanları, Erbil yakınındaki üste şubatta tatbikat düzenlemişti (Reuters)
TT

İsrail ve Kürt örgütlerinin Tahran’a karşı planları neler?

PAK militanları, Erbil yakınındaki üste şubatta tatbikat düzenlemişti (Reuters)
PAK militanları, Erbil yakınındaki üste şubatta tatbikat düzenlemişti (Reuters)

İsrail, Tahran yönetimine karşı saldırıya geçmeleri için Irak'taki İranlı Kürtlerle önceden görüşmüş.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, İsrail hükümetinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Tahran yönetimine muhalif Kürt örgütleriyle yaklaşık bir yıldır görüştüğünü söylüyor.

İsrail hükümetinin İran'a karşı olası bir askeri harekatta bu örgütlerden destek istediği belirtiliyor.  

Planlar kapsamında örgütlerin ilk hedefinin İran'ın Batı Azerbaycan Eyaleti'ndeki Uşnu ve Piranşehr kentlerini ele geçirmek olduğu aktarılıyor. Sözkonusu şehirler İran, Irak ve Türkiye sınırlarının kesiştiği noktaya yakın.

Kaynaklar, binlerce savaşçının Irak-İran sınırında toplandığını ve bir hafta içinde saldırıya geçmeyi planladığını savunuyor. Tahminlere göre bölgede 5 bin ila 8 bin arasında İranlı Kürt milis var. Reuters, bu bilgilerin bağımsız olarak doğrulanamadığını yazıyor.

Kürt yetkililer, milislerin sadece hafif silahlarla donatıldığını, ABD ve İsrail'in yardımıyla sınırdan ilerlemeyi hedeflediğini söylüyor.

İsrailli bir kaynaksa örgütlerin Tahran rejimini devirmesini beklemediklerini ancak İran Devrim Muhafızları'nın dikkatini dağıtmayı amaçladıklarını belirtiyor.

Aralarında Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), İran Kürdistanı Demokratik Partisi (İDP-K) ve Kürdistan Özgürlük Partisi'nin (PAK) de yer aldığı 5 muhalif örgüt, 22 Şubat'ta düzenlenen toplantıda "İran Kürdistanı Siyasi Güçleri İttifakı" adı altında bir koalisyon oluşturmuştu.

Türkiye Savunma Bakanlığı'ndan 5 Mart'ta yapılan açıklamada, PKK'nın İran koluna dikkat çekilerek şu ifade kullanılmıştı:

Terör örgütü PJAK’ın İran’da yürütttüğü faaliyetleri ve bölgedeki gelişmeleri devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli olarak yakından takip etmekteyiz.

Öte yandan Reuters'ın irtibata geçtiği İsrailli yetkili, Iraklı Kürtlerin Tahran'a yönelik saldırılara katılmak istemediğine işaret ederek, onların desteği alınmadan İranlı Kürtlerin harekete geçmesinin zor olacağını belirtiyor.

Haberde, İran'daki Kürt örgütlerin sınır bölgelerindeki durumla ilgili İsrail ve ABD'yle istihbarat paylaştığı da ifade ediliyor. Örgütlerin saldırıya başlaması halinde Washington ve Tel Aviv'den hava savunma sistemleri, drone ve topçu desteği isteyeceği de aktarılıyor.

Analize göre örgütlerin amacı, Irak'taki modele benzer şekilde federal bir İran'da yarı özerk bir bölge kurmak.

New York Times'ın 4 Mart'taki haberinde, CIA'in İran savaşı başlamadan önce yürüttüğü gizli programla Irak'taki İranlı Kürt güçlerini silahlandırdığı yazılmıştı. Beyaz Saray ise iddiaları yalanlamıştı.

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani, IKBY'nin "savaş ve felaketlerden uzak kalması için elimizden geleni yapacağız" demişti.

IKBY Başkanı Neçirvan Barzani de İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'yle 5 Mart'ta yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki rekabetin bir parçası olmayacaklarını dile getirmişti.

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump, aynı gün yaptığı açıklamada Irak'taki İranlı Kürt grupların sınırı geçip savaşa katılmasının "harika" olacağını söylemişti.

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail'e 151 milyon dolar değerinde mühimmat satışını onayladı

Washington, D.C.'deki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
Washington, D.C.'deki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail'e 151 milyon dolar değerinde mühimmat satışını onayladı

Washington, D.C.'deki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
Washington, D.C.'deki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, İran ile artan gerilimler arasında İsrail'e 151,8 milyon dolar değerinde mühimmat satışını onayladı.

Açıklamada, her biri 470 kilogram ağırlığında olan 12 bin bomba kovanının satışının, Dışişleri Bakanlığı Siyasi-Askeri İşler Bürosu'nun talebi üzerine onaylandığı belirtildi.

Açıklamada, “Önerilen satış, İsrail'in mevcut ve gelecekteki tehditlere karşı koyma kabiliyetini geliştirecek, savunmasını güçlendirecek ve bölgesel tehditlere karşı caydırıcı bir unsur olarak hizmet edecektir” denildi.

Açıklamaya göre, satış mühimmatın yanı sıra ABD hükümeti tarafından sağlanan mühendislik, lojistik ve teknik yardım hizmetlerini de içerecek.

ABD ve İsrail'in İran'a karşı ilk saldırılarını başlatmasından bir hafta sonra, Başkan Donald Trump sosyal medyada büyük Amerikan savunma sanayi şirketlerinin gelişmiş silah üretimini dört katına çıkarmayı kabul ettiğini duyurdu.

ABD silah satışları genellikle Kongre onayını gerektirirken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio bu sürece bir istisna getirdi ve bu durum bazı milletvekillerinden eleştiri aldı.

Dışişleri Bakanlığı, Silah İhracat Kontrol Yasası'na atıfta bulunarak, "Dışişleri Bakanı, söz konusu savunma malzemeleri ve hizmetlerinin İsrail Hükümeti'ne derhal satılmasını gerektiren bir acil durumun varlığına dair ayrıntılı bir gerekçe sunmuştur ve bu, Amerika Birleşik Devletleri'nin ulusal güvenlik çıkarları doğrultusundadır" ifadelerini kullandı.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyesi Demokrat Kongre Üyesi Gregory Meeks, silah satışının Kongre incelemesinden geçirilmemesinin "bu yönetimin savaş konusundaki tutumunun özünde büyük bir çelişkiyi ortaya koyduğunu" söyledi.

Açıklamasında, “Trump yönetimi bu savaşa tamamen hazır olduğunu defalarca vurguladı. Ancak Kongre'yi atlatmak için acil durum yetkilerini devreye sokma telaşı tamamen farklı bir hikaye anlatıyor” ifadelerini kullandı.

Sözlerine şöyle devam etti: “Bu, Trump yönetiminin yarattığı bir acil durumdur.”