Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis, Lübnan’daki krizin çözümü için müdahil oldu. Papa’nın inisiyatif alması sonrası Lübnan yeni bir siyasi aşamayla karşı karşıya. Öyle ki Papa Francis, Lübnan’da Hristiyan nüfusu tehdit edecek şekilde kötüleşen durum karşısında duyduğu endişeye karşılık, ülkedeki Hristiyan mezheplerinin patriklerini 1 Temmuz’da Vatikan’da yapılacak bir toplantıya davet etti.
Bu gelişme, Lübnan’a komşu Arap ülkelerini ve özellikle de azınlıkları hedef alan federalizm ve özerklik çağrılarının artmasıyla birlikte bölge için yeni bir haritanın yeniden çizilmesine ilişkin endişeler ortasında yaşandı.
Şarku’l Avsat’ın Papa, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Maruni Patriği Beşara er-Rai arasındaki son görüşmeyi takiben Hristiyan kaynaklardan aktardığı haberine göre Vatikan’ın daveti, Hristiyan patriklerle sınırlı ve yanlış yorumlar yapılmaması için Hristiyan siyasileri de kapsayacak şekilde genişletme niyeti yok. Zira yanlış yorumlar, Lübnan’ı bölgedeki çatışmalardan uzaklaştırmak için yaptığı tüm çağrılarda keskin olan Papa’nın istediği bir şey değil. Papa ayrıca, Lübnanlılar arasında bir arada yaşamanın, bölgede benzersiz bir birlikte yaşama modeli olarak kalmasının sürdürülmesine vurgu yapıyor.
Hristiyan kaynaklar, Vatikan’ın Hristiyan patrikleri toplantıya davet etmesi, bir yandan bölgede devam eden dönüşümleri yakından takip etmesi, diğer yandan da muhalifler arasında yürütülen müzakerelerden kaynaklanıyor. Öyle ki Lübnan’ın asgari düzeyde bir siyasi dokunulmazlığın yokluğunda ülkeye yansıyabilecek olumsuz tepkilerden korunması gerekiyor.
Kaynaklar, Papa’nın davetinin, Vatikan ve Lübnan Katolik Maruni Patrikhanesi arasındaki iletişimin derinliğini ve aralarında tutarsızlıkların varlığıyla ilgili söylentilerin aksine sürekli var olan bir uyumu gösterdiğini belirtti.
Vatikan’ın, Lübnan’da uluslararası ve bölgesel güveni yeniden tesis edebilecek bir hükümetin kurulmasından başlayarak, Lübnan’ı kurtarmak ve onu krizden çıkarmak için uluslararası toplumu seferber etmekten vazgeçmediği aktarıldı. Kaynaklar, Papa’nın bir gün bile Lübnan krizinin mezhepleştirilmesine destek vermediğini ve tavrının, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve hükümeti kurmakla görevli Saad Hariri arasındaki iletişimi yeniden kurmak için müdahale etmeye çalışan Maruni Patriği’nin konumuna yakın olduğunu dile getirdi.
Aynı kaynaklar, Papa’nın çağrısının, kelimenin tam anlamıyla Lübnan’ın parçalanmasına yol açan uluslararası ve bölgesel düzeylerdeki hareketliliğin önünü tıkama ısrarı olduğunu belirtti.
Vatikan’ın, özellikle Taif Anlaşması ruhuyla desteklenen siyasi sistemi yeniden gözden geçirmeyi amaçlıyorsa, anayasayı değiştirme çağrılarından memnun olmadığı ifade edildi. Kaynaklara göre Papa, anayasanın gelişimine, yaşanılan boşlukların düzeltilmesine izin veren siyasi koşulların eşlik etmesi gerektiğini düşünüyor. Hristiyan kaynaklar, davetin Hristiyan patriklerle sınırlı olmasının, Vatikan’ın ‘Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında ortaklığa başvurma eğiliminde olmadığı’ anlamına gelmediğini vurguladı.
Vatikan, iktidarın yeniden tesisinin parlamento seçimleri yoluyla demokratik ilkelere göre gerçekleşmesi gerektiğini vurgularken, açlıkla karşı karşıya olan Lübnan halkının arzularına ve iyi bir yaşam haklarına cevap verilmesi ve Lübnanlılar arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kaynaklar, gündemde yer alabilecek ortak bir çalışma kâğıdı hazırlamak üzere temasa geçerek ve Bkerki’de Maruni Patrikhanesi’nde toplanarak, davet edilen patriklerin girişimiyle Vatikan ile görüşme hazırlıklarına başlanmasını bekliyor.
Aynı şekilde uluslararası toplumu Fransız girişimini destekleyerek Lübnan’ı kurtarmak için seferber eden Vatikan, Lübnanlılara ‘ülkelerinin kaderleriyle tek başlarına yüzleşmeye terk edilmediklerini’ söylemek istiyor.
Lübnan'ın dini yapısı
Lübnan'ın 2017 sayımına göre 6 milyon 300 binlik nüfusunun yüzde 27'si Sünni, yüzde 27'si Şii olmak üzere toplam yüzde 54'ünü Müslümanlar oluşturuyor.
Toplumun 40.5'ini Hristiyanlar (Yüzde 21'i Maruni Katolik, yüzde 8'i Grek Ortodoks, yüzde 5'i Grek Katolik, yüzde 6.5'i diğer) oluşturuyor. Ülkenin yüzde 5.6'sı ise Dürzi.
Ülkede 18 ayrı dini grup resmi olarak tanınıyor. 1975’te başlayan iç savaşı 1991’de sonlandıran Taif Anlaşması uyarınca Lübnan Cumhurbaşkanı Hristiyan, Başbakan Sünni, Meclis Başkanı Şii olmak zorunda. Anlaşma ile belirlenen kota sistemi ile parlamento ve bakanlar kurulu da 18 dini/mezhebi kimliğe göre belirleniyor.