Griffiths’ten Husilere Marib'e yönelik saldırıyı sonlandırma çağrısı

Griffiths, Yemen'de diplomatik ivmeyi yakalamanın önemini vurguladı.

BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths dün Sana Havalimanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Reuters)
BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths dün Sana Havalimanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Reuters)
TT

Griffiths’ten Husilere Marib'e yönelik saldırıyı sonlandırma çağrısı

BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths dün Sana Havalimanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Reuters)
BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths dün Sana Havalimanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Reuters)

Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Husi milis lideri Abdulmelik el-Husi gerekleştirdiği görüşmenin ardından dün, ülkeye barış getirme planının başarılı olacağından umutlu bir şekilde Sana’dan ayrıldı. Husi grubunun resmi kaynakları tarafından yapılan açıklamada savaşı durdurma ve siyasi istişareleri sürdürme yönünde, BM planındaki insani adımların önceliğine bağlılık teyit edildi.
Yaklaşık 14 ay süren kesintinin ardından Pazar günü milis liderleriyle Sana'da bir araya gelen Griffiths, ABD de dahil olmak üzere uluslararası ve bölgesel düzeyde destek alan planını başarıya ulaştırmak için gösterdiği çabalar bağlamında milis grubun liderleriyle görüştü.  Görüşme Griffiths’in Riyad ve Maskat ziyaretlerinin ardından gerçekleşti.
Dün Sana Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyen Griffiths, söz konusu planının ülke çapında ateşkes sağlamayı, insanların ve ürünlerin Yemen'de serbest dolaşımı üzerindeki kısıtlamaları kaldırmayı ve siyasi süreci yeniden başlatmayı hedeflediğini vurguladı. Bu hedeflere ulaşılması için en az bir yıldır müzakereler yürütüldüğünü belirten Griffiths açıklamasını şöyle sürdürdü:
“BM planına ve çabalarımıza yönelik bölgesel ve uluslararası düzeyde yoğun bir destek mevcut. Ancak en önemlisi, Yemenlilerin savaşı bitirmek ve özgürlüklerini geri kazanmak istemeleri, bu yönde destek vermeleridir. Yemenliler ile bölgesel ve uluslararası kuruluşlardan aldığımız bu desteğin, aynı zamanda geçtiğimiz yıl taraflarla gerçekleştirdiğim tüm çalışmaların olumlu sonuçlar vermesini ve uzun müzakere sürecinin başarılı bir şekilde sonuçlanmasını sağlamasını umut ediyoruz. Söz konusu plan, Yemenlilerin gıda ve temel ihtiyaçlara ulaşımını önleyen tüm engelleri kaldırmayı önceliyor. Siyasi ve askeri kullanımdan uzakta, sivil amaçla kullanılacak yakıt da buna dahil. Yemenlilerin insani durumunu bir an önce hafifletmek, insanların kişi ve ürünlerin serbest dolaşımını sağlamak ve milyonlarca kişi için normal hayatı geri getirmek için ülke çapında uygulanması gereken acil bir ateşkese ihtiyaç var. Marib de dahil olmak üzere ülkenin birçok yerinde devam eden askeri faaliyetler, Yemen'deki barış umutlarını baltalayarak milyonlarca insanın hayatını tehlikeye atıyor. Bunların durdurulması gerekiyor.”
Önerileri arasında Sana Havalimanı’na ticari uçuşların açılması da bulunduğunu belirten Martin Griffiths, tüm bu önerilerin Yemenlilerin insani ihtiyaçlarının öncelikli hale getirilmesine ilişkin tarafların istekleri ve kamuoyu açıklamaları ile uyumlu olduğunu vurguladı. Ancak henüz ortada bir anlaşma olmadığını vurgulayan Griffiths sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siyasi kargaşa ve şiddet döngüsü ancak Yemenliler arasında sürdürülebilir siyasi diyalog, hesap vermeye açık yönetim, ekonomide adalet ve herkes için eşit vatandaşlık gaklarını sağlayacak, müzakere edilmiş bir çözüm yoluyla kırılabilir. Birleşmiş Milletler'in Yemen'deki arabuluculuk çabalarına yön veren ilke de budur. Yemen, askeri hegemonya ile yönetilemez. Bu, dış müdahale ile de olmaz.”
BM temsilcisi, Yemenli taraflara da taviz verme çağrısında bulundu:
“Savaştan barışa geçme kararı, parti liderlerinin taviz vermesi ve büyük fedakarlıklarda bulunmasını gerektirir. Savaştan ve savaşın acılarından yüz çevirmek, barışın belirsiz olasılıklarına dönmek cesaret ister. Sizinle birlikte, liderler ve Yemenliler arasında bu çatışmayı sona erdirme, barışı tartıştığım konular üzerine inşa etme yönünde bu cesaretin bulunacağını umuyorum.”
Planı hayata geçirme yönünde bir buçuk yıldır sürdürülen çabaların başarısızlığa uğramasından duyduğu hayal kırıklığını gizlemeyen Griffiths, gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlarda ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile yakın bir şekilde çalıştığını söyledi. Barış önerilerini destekleme yönünde olağanüstü diplomatik bir fikir birliği olduğunu söyleyen Griffiths şu ifadeleri kullandı:
“Kimse benden daha fazla hayal kırıklığına uğramış olamaz. Ateşkes, Sana Havalimanı ve Hudeyde Limanı’nın açılması ve büyük gecikmelere tanık olan siyasi sürecin yeniden başlatılması için bir buçuk yıl harcadık. Bazen iyi bir ilerleme kaydediyoruz, başarıya ve anlaşmaya varma umuduna giriyoruz. Ancak savaş devreye giriyor. Taraflardan biri savaş alanında daha fazla kazanacağını düşündüğü için çatışmayı bitirmek istemiyor. Çağrımız çok basit: savaşı, askeri kazanım hamlelerini bırakın. Çatışmayı sonlandırın; Yemen için barışı inşa edin ve Yemen'i Yemen halkı için yaşanabilir bir yer haline getirin.”
Husilerin lideriyle yaptığı görüşmenin ardından Sana'dan meşru hükümet ile paylaşacağı bazı fikirler ile döndüğünü söyleyen Griffiths, “Meselelerin hepsi olmasa da çoğu insani konularla ilgili. Bu, liderlerin acil bir anlaşmaya varmaları için çok güçlü bir neden” dedi.
Husi grubunun resmi kaynaklarının bildirdiğine göre Griffiths ile bir araya gelen Abdulmelik el-Husi, BM’yi ‘rolünü zayıflatmakla’ suçladı. Sana Havalimanı ve Hudeyde Limanı üzerindeki kısıtlamaların savaşı durdurmaktan veya siyasi meselelerden uzakta ‘insani konular’ olduğunu iddia ederek bu engelleri kaldırmaya bağlı olduğunu kaydetti. Gözlemcilerin Yemen’deki duruma dair görüşlerine bakılırsa, Husi milislerinin Griffiths ile görüşme ve Sana ziyaretine izin verme konusundaki son tavrı, herhangi bir anlaşmadan kaçınma stratejileri bağlamında geliyor. Üstelik bu, Griffiths’in Yemen dosyasındaki son günlerini geçirdiğini duyurduğu bir zamanda gerçekleşiyor.
Gözlemcilere göre İran destekli milisler, sahada yeni güç kartları kullanarak müzakerelere katılmamak için meşru hükümetin önemli kalelerinden olan petrol eyaleti Marib'i kontrol altına almayı hedefliyor. Ancak şu ana kadar bunda başarısız oldular. Bu nedenle Griffiths’in planını kabul etmiyorlar.
Grubun liderleri daha önceki açıklamalarında Yemen'de bir BM temsilcisi bulundurmanın anlamsız olduğunu açıkça belirtmişlerdi. Husiler aynı zamanda savaşın durdurulması için Yemen'in kendi iradelerine göre teslim edilmesini, kontrolleri altındaki havaalanlarındaki ve limanlardaki kısıtlamaların kaldırılmasını ve Yemen meşru hükümetini destekleyen Arap Koalisyonu’nun ülkeyi terk etmesini şart koşuyorlar.



Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
TT

Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)

Yemen’de Taiz şehrindeki güvenlik güçleri, Dünya Gıda Programı (WFP) çalışanı Moayad Hamidi’ye yönelik suikastla doğrudan suçlananların yanı sıra saldırıdan sorumlu bir çetenin üyesi olan 10 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Motosikletli ve silahlı kimliği belirsiz iki kişi, dün öğle saatlerinde Turba bölgesindeki bir lokantada Hamidi’ye ateş açtı.

Hastaneye kaldırılan Hamidi tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırıda, Yemenli bir başka vatandaş da yaralandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, hükümet yetkilileriyle birlikte, saldırıyla ilgili uluslararası kuruluşlarla kapsamlı temaslar yürüttü.

Resmi kaynaklara göre, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Alimi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu olayın BM’nin çeşitli alanlardaki müdahalelerini ve Yemen halkına sağladığı yardım programlarını etkilemeyeceğini bildirdi.

Guterres ayrıca, BM’nin Yemen’de barış, güvenlik ve istikrarın tesisi için iyi niyetlerini sürdürme taahhüdünü teyit etti.

Radikal gruplar ve suç unsurlarının fidye için insani yardım çalışanlarını hedef aldığı veya bölgede faaliyet gösteren kuruluşlara baskı uyguladığı Yemen’de, yardım çalışanlarının kaçırılması büyük bir endişe kaynağı oldu.

Ülkedeki çatışma, ayrıca altyapıda ciddi hasara ve birçok alana erişimin kısıtlanmasına neden olarak, yardım çalışanlarının savunmasız nüfuslara ulaşmasını, temel malzeme ve hizmetleri sağlamasını zorlaştırdı.


Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
TT

Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)

Yemenliler, Sana ve Husiler tarafından kontrol edilen diğer bölgelerde yeni eğitim yılını, okul ücretlerinin dört katına çıkması sonucu şokla karşıladı. Bu, aynı zamanda okullara vergi ve harçlar konulmasıyla aynı zamana denk geldi. Geçtiğimiz yıl dört milyondan fazla çocuk okula gidemezken bu sayının artmasından endişe ediliyor.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde, dokuz yıldır maaşlarını alamayan 170 binden fazla öğretmen var. Eğitim sektörü çalışanları ve veliler, darbe hükümetinin Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi'nin kardeşi Yahya el-Husi tarafından yönetilen Eğitim Bakanlığı’nın, geçtiğimiz yıl öğrenci başına 4 dolar olan okul ücretlerini, ‘toplumsal katkı’ adı altında öğrenci başına 16 dolara çıkardığını söyledi.

Kaynaklara göre bu karar, eğitime erişemeyen ve okula gidemeyen çocukların sayısını artıracak. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aileler bu koşullar altında söz konusu ücretleri, ders kitaplarını ve günlük masrafları karşılayamaz durumda.

Anayasa ihlali

Yemen anayasası, tüm eğitim aşamalarında ücretsiz eğitimi öngörüyor. Ancak, darbeci Husiler, 8 yıldır 170 binden fazla öğretmenin maaşını gasp etmesine rağmen, her öğrenci için öğrenim ücreti talep etmeye başladı. Ücretler öğretmenleri desteklemek bahanesiyle iki dolardan dört dolara ve ardından 16 dolara çıkarıldı.

XSCdwfvg
Yemen’de öğrenciler büyk zorluklarla mücadele ediyor. (UNICEF)

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklara göre bu paranın okullardaki Husi temsilcileri ve maaşlarına el konulmasını protesto etmek için çalışmaktan kaçınan öğretmenlerin yerine atanan kişilere harcanıyor.

Kaynaklar, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Husilerin öğrencilerin okul kitaplarını piyasalardan satın almasını zorunlu kıldığını aktardı. Husiler, okul kitaplarını basmak için kullanılan matbaaları, mezhepsel posterlerini, liderlerinin ve şehitlerinin resimlerini ve Eğitim Bakanlığı'nın liderliği için kâr amaçlı faaliyetler için tahsis etti. Ayrıca yaz aylarında düzenlenen mezhepsel kampları finanse ediyor.

Kaynaklara göre bu adım, her çocuğun ihtiyaç duyduğu miktarı ikiye katlayarak yaklaşık 32 dolara çıkarıyor. Bu da on binlerce çocuğun okula gitmeyen dört milyona katılacağı anlamına geliyor.

Vergiler ikiye katlandı

Husi liderliğinin tüm özel okullara mezhep müfettişleri atama ve onlara bu okulların gelirlerinden aylık maaş verme emriyle aynı zamana denk geldi. Sana'daki bu okullardan bazılarındaki personel, Şarku'l-Avsat'a milislerin bu okullardan topladıkları harçları her yıl iki katına çıkardıklarını söylediler. Bu, okul yönetimlerini milislerin ve delegelerinin artan taleplerini karşılamak için okul ücretlerini geçen yıla göre yüzde 36'ya kadar artırmaya sevk etti.

csdfveg
Husiler okullar aracılığıyla mezhep değişikliği için yoğun çaba harcıyor. (Twitter)

Eğitim kaynaklarına göre bu artış, mezhep seferberliğinden kurtulmak için çocuklarını özel okullara nakletmek zorunda kalan ailelerin sırtına ağır bir yük bindirecek.

Diğer yandan darbe hükümetinin Eğitim Bakanı, yardımcılarıyla bir araya geldi ve yeni eğitim yılının başlaması için hazırlıkları görüştü. Ancak tüm toplantı boyunca öğretmenlere ödenmeyen maaşları hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Ayrıca, Husiler tarafından üç yıl önce kurulan ve öğretmenlere her ay 50 dolarlık destek sağlamak için kurulan Eğitim Destek Fonunun finansmanının açıklanmasını da reddetti.

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklar, Husilerin, tüm yerel ve ithal mallardan toplanan büyük miktarda parayı, darbe hükümetinin bakanlığın liderleri ve Husilerin mezhepsel eğitim ofisi olarak bilinen örgütün faaliyetlerini ve savaş cephelerine katılmak için gençleri ve çocukları askere alma sürecini finanse etmek için fon olarak ayırdığını doğruluyor.

xhyej6u
Eğitim Destek Fonu'nun fonları Husi grubunun üyelerine harcanıyor. (Husi Medyası)

Yemen'de eğitim ve öğretim sektöründe çalışan iki kaynak, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda, bu fona toplanan paranın, Husilerin mezhepsel eğitim ofisini yöneten Ahmed Hamad tarafından kontrol edildiğini aktardı. Hamad, parayı öğrencilerin ve öğretmenlerin performansını izlemek ve okullarda mezhepsel faaliyetler yürütmek için kullanıyor. Husiler, genç yaştaki çocuklara mezhepsel fikirleri aşılayarak, kontrol ettikleri bölgelerde mezhepsel bir değişim yaratmaya çalışıyor.

Kaynaklar, bu fonun bir kısmının çocukların askere alınması, kamplarını ve mezhepsel içerikli kursları finanse etmek için kullanıldığını bildirdi. Söz konusu kurslar, Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki tüm çalışanlar, öğretmenler ve üniversite profesörleri için zorunlu. Çalışanların işlerini sürdürmeleri için bu kurslara katılmaları gerekiyor ve bu kurslar, Husilere olan sadakatlerini değerlendirmek için bir standart olarak kullanılıyor.


Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)

Yemen’de Husi liderler arasındaki mülk çekişmesi, bir grup yetkilinin 2019’da bir yakıt sevkiyatı yapılması planı çerçevesinde yaklaşık 58 milyon dolarlık bir yolsuzluk olayına karıştığını ortaya çıkardı. Ancak anlaşmadan doğrudan sorumlu olan Sana’daki petrol şirketinin müdürü başta olmak üzere, şu ana kadar olaya karışanlardan hesap sorulmadı.

Mesele, sükunetten önceki yıllara, petrol türevleri krizinin uydurulduğu ve Husi liderlerin petrol şirketi ve şubelerine atanan yetkililer, Hudeyde Limanı yönetimi ve Maliye Bakanlığı ile iş birliği içinde olduğu yıllara dayanıyor.

O dönemde akaryakıt sevkiyatı yapılarak sevkiyat, Hudeyde limanına getirildi ve bedeli ödendi. Ancak sevkiyat ortadan kayboldu ve akıbeti bilinmiyor. Bu suçlamanın sorumluları, karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. Öyle ki içlerinden biri, petrol şirketinin Hudeyde’deki şubesini ve liman yönetimini, yükü boşaltmadan geminin hareket etmesine izin vermekle suçluyor. Diğerleri ise şirket yönetimini, sevkiyatın şirketin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan önce ödemeyi peşin yapmakla suçluyor.

Petrol sektöründe faaliyet gösteren kaynaklara göre o dönemde Husiler tarafından Sana’daki Yemen Petrol Şirketi’nin yönetici müdürü olarak atanan Ali et-Taifi, özel bir şirkete petrol sevkiyatı ithal etmesi için onay verdi. Şirket, sevkiyatı ithal etti ve gemi, boşaltılmak üzere Hudeyde limanına girdi.

Kaynaklar, ‘Ebu Mahfuz’ olarak bilinen, darbe yönetim kurulu ofisi müdürü Ahmed Hamed’in yardımcısı olarak kabul edilen bir kişinin, petrol şirketinin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan miktarı şirketin hesabına iade ettiğine dikkat çekti.

Anlatılan bu hikâyeye göre gemi yükünü boşaltmak yerine malları başka bir ülkeye satmak üzere limandan ayrıldı. Şirket ise ödemeyi gerçekleştirdi. Ancak kaynaklar, geminin yükünü boşaltmadan liman rıhtımından ayrılmasına nasıl izin verildiğine, petrol şirketinin şube müdürünün oynadığı role, akaryakıt depolarının sorumlularının ve sanık şirketin ödemeyi nasıl yaptığını açıklamadı.

Husiler olayın üstünü örtmeye çalışıyor

Kaynaklar, skandaldan bir yıl sonra milis liderliğinin, söz konusu mezhepçi kişiyi ‘kendisi veya Hudeyde şubesindeki yetkililer hakkında herhangi bir işlem yapmadan’ petrol şirketinin yönetiminden uzaklaştırdığını bildirdi.

Husi liderliğinde Muhammed el-Husi tarafından yönetilen diğer kanadının, Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’ne olayı soruşturma talimatı verdiği ve otoritenin de davayı olaydan bir yıldan fazla bir süre sonra savcılığa havale ettiği ortaya çıktı. Savcılık ise dosyayı Ticaret Mahkemesi’ne havale etti. Ancak kaynaklara göre olaya karışanlar, darbeci hükümetteki Hukuk İşleri Bakanlığı yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olduğu için dava takip edilmedi.

Sendikacı Muhammed el-Hamzi, yaptığı açıklamada Abdullah ed-Dayaa, Abdulkerim eş-Şarabi ve Arif el-Masabi ile birlikte Yemen Petrol Şirketi Sendikası ve Birlikler Koordinasyon Konseyi adına bu davanın takipçilerinden biri olduğunu dile getirdi. Hamzi, özellikle bu dava olmak üzere yolsuzluk davalarını ve petrol türevleri ve ihale yolsuzluğu konusunu ifşa ettiği için hapse atıldı.

Hamzi, davada henüz ilerleme kaydedilmediğini, tüm faillerin parmaklıkların dışında olduğunu, davayı hareket ettirecek, miktarı devlet hazinesine iade edecek ve kasıtlı olarak takip etmeyi ihmal edenler de dahil olmak üzere suç ortaklarını cezalandıracak kimsenin olmadığını vurguladı.

Tanınmayan darbeci hükümette Hukuk İşleri Bakanı’nın gönderdiği bir belge, bu konunun en son iki yıl üç ay önce tartışıldığını gösteriyor. Öyle ki 21 Mart 2021’de milisler tarafından petrol şirketinin müdürü olarak atanan Ammar ed-Adrai’ye bir mektup göndererek, şirketin bu davayı Ticaret Mahkemesi’nde takip etmemesini eleştirdi.

Belgeye göre petrol şirketiyle ilgili önemli bir sorunun varlığına ilişkin olarak daha önce 31 Mayıs 2021’de de petrol şirketine hitap edilmişti. Sorun, sözde Genel Fonlar Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemesi’ne sevk edilen 57.8735 milyon doların yağmalandığı en büyük yolsuzluk davalarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak o tarihten bu yana petrol şirketi, davayı takip etmedi ve kararı temyize götürmedi. Bu durum ise halkın parasının yağmalanmasını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Ama konu hala gündeme gelmedi.

Şüpheli gelişmeler

Husilerin petrol sektöründeki yolsuzluğuyla bağlantılı olarak, şirketin Hudeyde vilayetindeki şubesinde çalışan kaynaklar, yolsuzluk nedeniyle görevden alınan müdür Yaser el-Vahidi’nin Ras İsa Petrol Limanı’ndaki yeni gelişmelerin uygulanmasını denetlemekle görevlendirildiğini ve milyonlar harcandığını ortaya koydu. Limandaki işçi ve çalışanların ise alacaklarını alamadıklarını belirten kaynaklar, Ebu Mahfuz ile olan ilişkisinden ve nüfuzundan yararlanarak yaptığı yolsuzluklara itiraz ettikten sonra yardımcısının tüm yetkilerinin elinden alındığını ifade etti.

Kaynaklar, milislerin birkaç hafta önce Ras Isa limanında demirlemiş olan harap Safer petrol tankeri kurtarma operasyonunun başlamasıyla bağlantılı olarak limanda geliştirmeler yaşanmaya başladığını belirtti. Ancak gelişmeler hakkında ayrıntıya yer vermedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Vahidi, oradaki işçilere Ras Isa limanının yanında ek bir petrol limanı inşa etme sürecinde olduğunu bildirdi. Amacın, örneğin hükümetin darbeden önce harap durumdaki Safer tankerine alternatif olarak üzerinde çalışmaya başladığı kara tanklarının yerine özel tankların yapılması gibi, limanda petrol türevleri ticaretini tekelleştiren bazı milis tüccarlara ayrıcalıklar vermek olacağından korkuluyor” ifadelerini kullandı.