Etiyopya, Kızıldeniz'deki askeri üslerden endişeli

Sudan Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas: Etiyopya barajın ikinci dolum aşamasına temmuz ayında başlayacak

Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, Avrupa Birliği’nden bir heyetle Nahda Barajı müzakereleri hakkında görüştü.  (SUNA)
Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, Avrupa Birliği’nden bir heyetle Nahda Barajı müzakereleri hakkında görüştü. (SUNA)
TT

Etiyopya, Kızıldeniz'deki askeri üslerden endişeli

Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, Avrupa Birliği’nden bir heyetle Nahda Barajı müzakereleri hakkında görüştü.  (SUNA)
Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, Avrupa Birliği’nden bir heyetle Nahda Barajı müzakereleri hakkında görüştü. (SUNA)

Addis Ababa, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in 100 yeni baraj inşa etme yönündeki niyetini açıklamasına yönelik Mısır ve Sudan'dan yapılan itirazları görmezden geliyor. Sudan Sulama Bakanı ise Etiyopya'nın Mısır ve Sudan’ın taleplerini dikkate almaksızın Nahda Barajı’nın (Rönesans/Hedasi) ikinci dolum aşamasını önümüzdeki temmuz ayında başlatacağına dikkat çekti.
Söz konusu gerilim sürerken Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Mufti, Kızıldeniz'de askeri üsler kurmaya yönelik artan ilgiden endişe duyduğunu açıkladı. Etiyopya resmi haber ajansının haberine göre Mufti dün yaptığı açıklamada, çeşitli ülkelerin Kızıldeniz bölgesini her zamankinden daha fazla kontrol etmek ile ilgilendiklerini vurguladı. Durumu "endişe verici" olarak nitelendiren Mufti, diğer ülkelerin halihazırda Kızıldeniz'de etkin bir şekilde faaliyet göstermek için mali ve askeri yeteneklerini genişletmeye çalıştıklarını ifade etti. Mufti'nin açıklamaları, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin Etiyopya'nın yakın komşusu ve Kızıldeniz'deki tek çıkış noktası olan Cibuti'ye yaptığı dikkat çeken ziyaretten günler sonra geldi.
Mısır ve Cibuti, Suudi Arabistan, Ürdün, Sudan, Yemen, Somali ve Eritre ile birlikte merkezi Riyad'da bulunan ve geçen yıl kurulan Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ni çevreleyen Arap ve Afrika Devletleri Konseyi’nde yer alıyor.
Kahire yönetimi geçen yıl ocak ayında, Mısır'ın Kızıldeniz'e bakan güney sınırında, Kızıldeniz'in en büyük üssü olarak nitelendirdiği geniş kapasiteye ve çeşitli teçhizata sahip Berenice Askeri Üssü’nün açılışını yapmıştı.
Dina Mufti konuya dair dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Mısır ve Sudan, Etiyopya Başbakanı'nın yakın zamanda 100 adet küçük ve orta boy baraj inşa edeceğini açıklaması konusunu gündeme getiriyor. Uluslararası hukuka bağlı kaldığımız sürece sorun nedir?
Mısır Dışişleri Bakanlığı salı günü, Etiyopya Başbakanı'nın ülkenin farklı bölgelerinde bir dizi baraj inşa etme niyetiyle ilgili açıklamalarının kabul edilemez olduğunu duyurdu.
Bakanlık Sözcüsü Büyükelçi Ahmed Hafız açıklamasında şunları söyledi:
"Etiyopya'nın duyurusu, sanki iç nehirleriymiş gibi davrandığı ve egemenliği ve çıkarlarına hizmet etmek için kullandığı komşu ülkelerle paylaşılan Nil ve diğer uluslararası sularla olan ilişkilerindeki kötü niyetini bir kez daha ortaya koyuyor.”
Addis Ababa uzun yıllardır Nil'in ana kolu Mavi Nil üzerinde Nahda Barajı'nı inşa ediyor. Baraj inşasının yüzde 80'ini tamamladı. Mısır ve Sudan ise Etiyopya’ya baraj nedeniyle karşı karşıya kalınması beklenen zararı önlemek için barajın doldurulmasını ve işletilmesini düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varma çağrısında bulunuyor.
Ancak Etiyopya, Mısır ve Sudan'ın endişelerini gidermesini talep eden uluslararası baskılara rağmen barajın ikinci dolum aşamasının önümüzdeki temmuz ayında, yağışlı mevsimde uygulanacağına başlama yönündeki ısrarını sürdürüyor. 
Sözcü Mufti açıklamasında, Nahda Barajı konusunda aşağı havza ülkeleriyle görüşmelerin devam ettiğini belirterek "Etiyopya’nın doğal kaynaklarını kullanması herhangi bir zarar vermeyecek" dedi.
Sudan Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas ise Etiyopya'nın önümüzdeki temmuz ayında Rönesans Barajı'nın ikinci dolum aşamasına başlayacağını belirterek Sudan, Mısır ve Etiyopya arasında yasal ve bağlayıcı bir anlaşma imzalamadan bu adımı atmanın ülkesinin ağır katıplar yaşamasına neden olacağını yineledi.
Bakan Abbas, Finlandiya Dışişleri Bakanı Danışmanı Katja Ahlfors başkanlığında Hartum'u ziyaret eden Avrupa Birliği ekibi ile dün gerçekleştirdiği görüşmede, Rönesans Barajı müzakerelerinin süreci hakkında açıklamalarda bulundu. 
Sudan Sulama Bakanı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Etiyopya, geçen mayıs ayında Rönesans Barajı'nın orta koridorunu yükseltmeye başlamıştı. Önümüzdeki ay da ikinci doldurma aşamasını başlatma kararını aldı. Tek taraflı dolum kararı, iki alt açıklığın su kapasitesini aşmasıyla otomatik olarak gerçekleşecek. Bu, önümüzdeki temmuz ayında, yağış sezonu başladığında olacak.”
AB heyetine açıklamalarda bulunan Abbas, müzakerelerin sadece doldurma ve işletme konusunda bir anlaşmaya varmakla sınırlı olduğunu ancak Etiyopya'nın aniden tutumunu değiştirerek su kotalarını paylaşma meselesini ortaya attığını söyledi. Sudan'ın bu duruma kesin bir şekilde karşı olduğunu vurguladı.
Bakan Abbas, Rönesans Barajı'nın Sudan için birçok faydası olduğunu ancak üç ülke arasında bağlayıcı bir yasal anlaşma imzalanmadığı takdirde bunun ciddi risklere dönüşeceği konusunda uyarıda bulundu. Ayrıca bu durumun Roseires Barajı üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çeken Abbas su alanlarında azalma ve Sudan'a vereceği çevresel zararlara işaret etti.
Sudanlı Bakan, ülkesinin Afrika Birliği (AfB) tarafından desteklenen müzakerelerin çatısını Birleşmiş Milletler (BM), AB ve ABD’yi de dahil ederek genişletmeyi teklif ettiğini ancak Etiyopya'nın buna yanaşmadığını kaydetti. Aynı zamanda müzakere mekanizmasını güçlendirerek arabulucuların dahil edilmesini ve üç tarafı Rönesans Barajı müzakerelerini ilerletmeye ikna etmek için AB’den Sudan’ın tutumunu desteklemesini talep etti.
AB heyetinin Hartum ziyareti, ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Jeffrey Feltman'ın Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Kenya'ya yönelik Rönesans Barajı anlaşmazlığını çözmek için başlattığı yeni turla eş zamanlı gerçekleşti.
Sudan Dışişleri Bakanı Meryem Sadık el-Mehdi ise dün Sudan'ın Rönesans Barajı konusundaki tutumunu açıklamak amacıyla başladığı Batı Afrika ülkeleri (Nijerya, Gana, Senegal ve Nijer) turunu sonlandırdı. Bakan Mehdi, devlet başkanlarıyla yaptığı görüşmelerde AfB ve uluslararası ortakların himayesinde bir anlaşmaya varmanın önemini vurguladı.
Sudan geçen nisan ayında, Etiyopya'nın Rönesans Barajı'nın ikinci dolumu ile ilgili bilgi alışverişinde bulunulması teklifini reddetmiş, bunun dolum ve işletme için yasal ve bağlayıcı bir anlaşma dahilinde yapılması gerektiğini vurgulamıştı.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.