Sadr ve Barzani’den kurulacak hükümete ilişkin ittifak

Mesud Barzani, Sadr Hareketi’nden bir heyet ile bir araya geldi. (Rudaw)
Mesud Barzani, Sadr Hareketi’nden bir heyet ile bir araya geldi. (Rudaw)
TT

Sadr ve Barzani’den kurulacak hükümete ilişkin ittifak

Mesud Barzani, Sadr Hareketi’nden bir heyet ile bir araya geldi. (Rudaw)
Mesud Barzani, Sadr Hareketi’nden bir heyet ile bir araya geldi. (Rudaw)

Irak’ta önümüzdeki ekim ayında düzenlenmesi planlanan parlamento seçimlerinin sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli güvenlik önlemlerini almaya devam ediyor. Siyaset arenasında da bir yandan çığır açacak yeni ittifaklara doğru hamleler yapılırken diğer yandan eski ittifaklar canlandırılıyor.
Siyasi güçler, seçimlerin zamanında yapılmasına ya da ertelenmesine yönelik süren tartışmaların ortasında çalışmalarına başladılar. Bir yandan lojistik, siyasi ve propaganda hazırlıkları ile zamanında gerçekleşecekmiş gibi seçimler için uygun bir zemin hazırlamaya çalışırken diğer yandan da kendilerini seçimlerin anayasa tarafından belirlenmiş olan Mayıs 2022 tarihine ertelenmesine hazırlıyorlar.
Ülkede tüm kesimler tarafından dikkat çekici olarak nitelenen sürpriz bir gelişme yaşandı. Sadr Hareketi Siyasi Kurul Başkanı Nassar er-Rebii başkanlığında Sadr Hareketi’nden bir heyet ile Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, Erbil’de bir araya geldiler. Ülkedeki en büyük Şii hareketi olan Sadr Hareketi’nin Erbil'de gerçekleştirdiği toplantılar ile en büyük Kürt partisi (KDP) arasında siyasi koalisyon haritasını değiştirebilecek bir ittifak kurulma olasılığının kapısını araladı. Yapılan derlendirmeler bu ittifakın en büyük parlamento bloğu olacağı ve her kimin safına katılırsa, seçimlerden sonraki hükümetin kurulmasında rol oynayacağı yönünde. Parlamentonun iki aydan fazla bir süre önce oyladığı ve en büyük blok da (en çok oyu alan liste) dahil olmak üzere birçok anayasal konuda dikkat çekici bir şekilde çalışmaya başlayan yeni Federal Mahkeme tarafından yapılan düzenlemeye göre tıpkı şimdi olduğu gibi önümüzdeki seçimlerde de kendisini Şii blokları arasında ilk sırada yer almaya hazırlayan Sadr Hareketi bir hükümet kurabilecek veya başbakanı seçebilecek. Bu başbakanın Sadr Hareketi'ne mensup olması gerekmiyor.
Güçlü bir Kürt ve kuvvetli bir Sadr tarafları arasında ittifak kurulma olasılığının yanı sıra siyasi haritayı değiştirmek için terazinin kefesinde bir diğer baskın gücün de yer alması gerekebilir. Bu ittifakın diğer bir önemli tarafı da üç başkanlık sisteminde (cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve parlamento başkanlığı) bir değişiklik yapılması olasılığı. 2003 yılından bu yana yürürlükte olan siyasi uzlaşıya göre devletin ilk icra makamı, yani başbakanlık, nüfusun çoğunluğunu ve parlamentoyu oluşturmaları nedeniyle Şiilere aitken cumhurbaşkanlığı makamının Kürtlerde, parlamentonun da Sünni Araplarda olması ülkede alışılagelmiş bir durum.
Siyasi gözlemcilere göre bu yakınlaşmaya (Sadr-Barzani) Şii ve Sünnilerden etkili partiler de katılırsa ittifak üç başkanlığın yapısını da kontrol edebilir. Batı eyaletlerindeki en büyük Sünni blok olan Tekaddüm Partisi’ne liderlik eden Parlamento Başkanı Muhammed el-Halbusi, Parlamento Başkanlığı görevini üstlenecek olan Sünni Arapların bu kez Kürtlerin yerine cumhurbaşkanlığını istediğini açıkça söylemeye başladı. Sorun şu ki Kürtler tarafından üstlenilen cumhurbaşkanlığı makamının parlamento başkanlığını elinde bulunduran Sünni Araplar ile değiştirilmesi, IKBY'deki iki ana Kürt partisi, yani Erbil merkezli KDP ve Süleymaniye merkezli Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki uzlaşı açısından zor bir değişiklik gerektiriyor. IKBY’deki uzlaşmaya göre KYB’nin Bağdat'taki cumhurbaşkanlığı makamını devralması durumunda Kürt bölgesinin başkanlığı KDP’nin kotasından olacak. Bu da demek oluyor ki Bağdat ve nüfuz sahibi güçlerle bir anlaşma yapılmadan önce bir Kürt-Kürt uzlaşısı olması gerekiyor.
Mesud Barzani daha önce 2018 seçimlerinde cumhurbaşkanlığı pozisyonu için şu anki Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin'i aday gösterse de Berham Salih’in seçimleri büyük bir farkla kazanması, tansiyon normale dönene dek aylarca süren bir sürtüşmeye yol açtı. Ancak Barzani, Irak Ulusal İttifak Partisi içindeki görüş ayrılıklarından faydalanarak partisinin liderlerinden birini tekrar cumhurbaşkanlığına aday gösterebilir.
Irak'ın siyasi haritası halen kırılgan. Bu da şunu gösteriyor ki özellikle kimsenin arenada yalnız kalmasını istemeyen taraflara destek yönünde daha fazla hamle gerektiriyor. Bu bağlamda Ulusal Hikmet Hareketi lideri Ammar el-Hekim cuma günü Kerkük'ü ziyaret etti. Tartışmalara yol açan bu ziyaret seçim kampanyası başlamadan önce dikkat çekici olarak nitelendi.
Kerkük, el-Hakim ve hareketi için doğal bir oluşum merkezi olmasa da Hıristiyan azınlığın yanı sıra Arap-Kürt-Türkmen çeşitliliği açısından durum bunun aksini gösteriyor. Bu durumda özellikle birden fazla oluşuma olanak sağlayan seçim yasası burada rekabet etmek isteyenlere yardımcı olabilir. Bu da Kerkük’ün kazanılması açısından hareketlenmeye hız kazandırabilir.
Parlamento Başkanı Muhammed el-Halbusi de sert bir Sünni-Sünni çatışmasına tanık olan Selahaddin iline dün bir ziyaret gerçekleştirdi. Anbar Halbusi’nin ana merkezi olmasına rağmen Selahaddin ili buradaki en önemli ismin -Ahmed el-Ceburi (Ebu Mazen)- seçimlerden saf dışı bırakılmasının ardından Halbusi liderliğindeki Tekaddüm Partisi ile Hamis el-Hancer komutasındaki el-Azm ittifakı arasında rekabet arenası haline geldi. Her iki Sünni ittifak da önemli Sünni illerde (Anbar, Selahaddin, Ninova, Kerkük, Diyala ve Bağdat'ın bir kısmı) ilk sırada yer almaya çalışıyor. Çünkü bu ittifaklardan herhangi biri ilk sıraya yerleşirse ister iki başkanlık makamından (cumhurbaşkanlığı ve parlamento başkanlığı) birine aday olmak isterse devletteki önemli pozisyonlarda ve bakanlıklarda Sünni gruptan en fazla kotayı elde etmek olsun seçim sonrası siyasi haritada belirleyici bir role sahip olacak.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.