Bağımlı anne, uyuşturucu için bebeğinin cesedini kullandı

Uyuşturucu Suriye toplumunu parçalıyor ve vahşi suçlara neden oluyor Uyuşturucu taşımak için fetüsün cesedini kullanan bir annenin şok edici itirafları yayınlandı.

Şam, tüm Asya şehirlerinde, Kabil’den sonra en yüksek suç oranıyla ikinci sırada yer alıyor ((Reuters)
Şam, tüm Asya şehirlerinde, Kabil’den sonra en yüksek suç oranıyla ikinci sırada yer alıyor ((Reuters)
TT

Bağımlı anne, uyuşturucu için bebeğinin cesedini kullandı

Şam, tüm Asya şehirlerinde, Kabil’den sonra en yüksek suç oranıyla ikinci sırada yer alıyor ((Reuters)
Şam, tüm Asya şehirlerinde, Kabil’den sonra en yüksek suç oranıyla ikinci sırada yer alıyor ((Reuters)

Şam’da polis kameraları önünde konuşan Suriyeli bir kadın, fetüs halindeki düşmüş bebeğinin donmuş cesedini Şam’da uyuşturucu taşımak ve ticaretini yapmak için kullandığını soğukkanlılıkla itiraf etti.
Temsili sahneler içeren videoda parmaklıklar ardındaki bir kadın, karnındaki 8 aylık bebeğini düşürmek için haplar alıp düşürmek için çabalarken bunu neden yaptığı anlattı. Gömme bahanesiyle fetüsün cesedini hastaneden alan kadın, bu cesedi kokain ve eroin taşımak için kullanmak üzere Şam kırsalındaki evinin buzdolabında sakladı. Kadın, uyuşturucuyla mücadele ve güvenlik servislerinin eline geçene kadar bu cesedi her kullanımdan sonra tekrar buzdolabına koyduğunu söyledi. İnsanın hayal gücü ve vicdanı bir annenin bu şok edici istismarı nasıl yaptığını idrak edemez. Esed rejiminin İçişleri Bakanlığı, annenin bu fetüsü ele geçirmeden ne kadar süre kullandığı hususunda bir bilgi vermedi.
Dünya çapında suç göstergeleri konusunda uzmanlaşmış “Numbeo Crime Index” isimli web sitesi, 2021 yılındaki yüksek suç oranıyla Suriye’yi Arap dünyasında birinci, küresel olarak dokuzuncu sıraya yerleştirdi. Tüm Asya şehirlerinde ise Şam, Kabil’den sonra en yüksek suç oranıyla ikinci sırada yer alıyor.
Fetüsün cesedini istismar etmekle suçlanan zanlı, kocası ve uyuşturucu tacirlerinin teşvikiyle 5 yıl önce uyuşturucu kullanmaya başladığını, gittikçe bağımlı hale geldiğini, ilk başlarda kendisi için uyuşturucu satın aldığını, sonraları fetüsün cesedini kullanarak uyuşturucu ticareti yapmaya başladığını itiraf etti.
Şarku’l Avsat’ın İçişleri Bakanlığı’nın Facebook hesabı üzerinden yayınlanan itiraf videosuna dayandırdığı haberine göre, Suriye’nin başkenti Şam’ı sarstı. Yerel medyada korkunç suç haberleri günlük haber haline gelmesine rağmen bu suç, doğadaki en temel içgüdülerden biri olan annelik içgüdüsüyle çeliştiği için büyük bir şok oluşturdu. Annenin itiraflarına şahit olan bir vatandaş Şarku’l Avsat’a şunları aktardı: “Silahların yayılmasının yarattığı kargaşa ve askeri güçlerin geri çekilmesi gibi etkenlerin yanı sıra insan aklı ve hayalinin almayacağı vahşi suçların işlenmesinin birinci nedeni uyuşturucu kullanımıdır. Suriye’de, bir torunun büyükannesini, bir oğlun annesini, bir babanın kızını, bir çocuğun babasını maddi sebeplerle katletmesi gibi eşi benzeri olmayan, soğukkanlılıkla işlenmiş pek çok cinayet var. Geçen yıl korkunç suçlara tanık olduk. Bazı suçlar, failleri tarafından televizyonda sanki başkası yapmış gibi anlatıldı.”
Mercy Corps teşkilatı tarafından küresel siyasi aktörlerin kırılgan toplumlara uygulaması için geçen Mayıs ayında sunulmuş rapor, narkotik hap üretiminin ve esrar ekiminin Suriye’de rejimin yönettiği topraklarda son derece yaygın olduğunu gözler önüne serdi. Raporda, hap ve uyuşturucu kaçakçılığının esas olarak rejim kontrolündeki bölgelerde, Humus ve Kalamun’un batı kırsalında gerçekleştirildiği, kenevirin ise güney ve orta Suriye’de yetiştirildiği belirtildi. Esrar ekiminin de esas olarak Suriye Demokratik Güçleri kontrolü altındaki kuzeydoğu Suriye’de yapıldığı, az bir miktarının da Türkiye tarafından desteklenen muhalif bölgelerde (Halep’in kuzeyi) yapıldığı aktarıldı. Ayrıca rapor, Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelerden Türkiye’ye kaçak yollarla hangi narkotik hapların girdiğine de ışık tuttu.
Haziran ayının başından bu yana Şam İçişleri Bakanlığı, Şam, Halep, Tartus, Humus ve Kuneytra’da cinayet ve hırsızlık suçlamalısıyla bir haftadan az sürede 50’den fazla kişinin tutuklandığını duyurdu. Tutuklananlar arasında Halep’te 21, Tartus’ta 12, Şam’da 7 kişilik çete üyeleri bulunuyor. Tüm tutukluların uyuşturucu ticareti ve yaygınlaştırılmasında aktif rol aldığı tespit edildi. Ayrıca iki farklı kadın, sevgililerine yardım etmek için kocalarını öldürdükleri gerekçesiyle tutuklandılar. 6 gün önceki ilk cinayet vakası Humus’ta gerçekleşti. Katil kadının sevgilisiyle anlaşarak kurban rolünü oynadığı, kocasını öldürüp parasını çaldığı, sevgilisinin ise şüphe uyandırmamak için onu öldürücü olmayacak şekilde bıçakla yaraladığı ortaya çıktı. İki gün önceki ikinci cinayet vakası ise Şam’da gerçekleşti. Sevgilisinin kadına, kocasının cesedini parçalamak ve Şam’ın merkezindeki al-Adavi bölgesinde bir kuyuya atmak için yardım ettiği ortaya çıktı.



Irak'ta hükümet kurma çalışmaları durma noktasına geldi

El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
TT

Irak'ta hükümet kurma çalışmaları durma noktasına geldi

El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)

Irak hükümetinin kurulması çabaları durma noktasına geldi; cumhurbaşkanı seçimi ve hükümetin başına geçecek kişi konusunda siyasi güçler arasındaki anlaşmazlığın karmaşıklığı nedeniyle siyasi çıkmazın aylarca süreceği tahmin ediliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” güçlerinden önde gelen bir kaynak, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, hükümetin kurulmasındaki gecikmenin muhtemelen bölgesel gerilimlerin sona erme biçimi ve Washington ile Tahran arasında bir çatışma olasılığıyla ilgili olduğunu belirterek, siyasi güçlerin, özellikle Şii güçlerin, hükümet kurma sürecinde Amerikan ve İran'ın rolünün etki boyutunun farkında olduklarını kaydetti.

Siyasi değerlendirmelere göre, hükümet kurma süreci beklenenden daha uzun sürebilir.


Birleşmiş Milletler: İsrail'in Batı Şeria ile ilgili kararı "yasa dışı" ve iki devletli çözüm şansını baltalıyor

Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler: İsrail'in Batı Şeria ile ilgili kararı "yasa dışı" ve iki devletli çözüm şansını baltalıyor

Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, dün İsrail Güvenlik Kabinesi'nin işgal altındaki Batı Şeria'nın A ve B bölgelerinde bir dizi idari ve yürütme tedbirini onaylama kararına ilişkin ciddi endişelerini dile getirerek, bu kararın iki devletli çözüm olasılığını baltaladığı uyarısında bulundu.

Genel Sekreter yaptığı açıklamada, İsrail'in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki varlığını sürdürmesi de dahil olmak üzere bu tür eylemlerin, Uluslararası Adalet Divanı'na göre yalnızca istikrarsızlaştırıcı değil, aynı zamanda yasadışı olduğunu belirtti.

Açıklamada ayrıca, "Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria'daki tüm İsrail yerleşimlerinin ve bunlarla ilişkili yerleşim sistemi ve altyapısının hiçbir yasal meşruiyeti olmadığı ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları da dahil olmak üzere uluslararası hukukun açık bir ihlalini oluşturduğu" yinelendi.

Guterres, İsrail'i bu önlemleri geri almaya çağırdı ve tüm taraflara, Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüm olan kalıcı barışın tek yolunu savunmaları çağrısında bulundu.

Guterres, İsrail'i bu önlemleri geri almaya çağırdı ve tüm taraflara, Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüm olan kalıcı barışın tek yolunu savunmaları çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın İsrail haber sitesi Ynet’ten aktardığına göre İsrail hükümeti, Batı Şeria'daki arazi kayıt ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladı ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasına izin verdi.

İnternet sitesi, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'nın A Bölgesi'ndeki Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini, ayrıca Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını vurguladı.

Ramallah'ta Filistin başkanlığı, İsrail hükümetinin Batı Şeria ile ilgili kararlarını "tehlikeli ve Filistin varlığını hedef alan" kararlar olarak nitelendirdi.

Filistin haber ajansı, cumhurbaşkanlığının bu kararları "Filistin halkına karşı yürütülen kapsamlı savaş ve ilhak ile yerinden etme planlarının uygulanması" çerçevesinde atılan adım olarak nitelendirdiği ifade edildi.


Arap ve İslam dünyası "Batı Şeria'yı ilhak etme" girişimlerini reddetti

Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası "Batı Şeria'yı ilhak etme" girişimlerini reddetti

Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)

Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanları, Batı Şeria'da yeni bir yasal ve idari gerçeklik dayatmayı ve böylece ilhakı hızlandırmayı amaçlayan son İsrail kararları ve önlemlerini kınadı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenliğinin olmadığını teyit ederek, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yayılmacı politikalarının ve yasadışı önlemlerinin devam etmemesi konusunda uyardı.

Ürdün Kralı II. Abdullah ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Amman'da yaptıkları açıklamada, "Batı Şeria'da yerleşim yerlerini güçlendirmeyi ve İsrail egemenliğini dayatmayı amaçlayan" yasadışı önlemleri reddettiklerini ve kınadıklarını yinelediler.