Yemen'deki darbeciler su fiyatlarını iki katına çıkardı

Sana'a'da bir Yemenli, küçük bir su tankerinden su içiyor (EPA)
Sana'a'da bir Yemenli, küçük bir su tankerinden su içiyor (EPA)
TT

Yemen'deki darbeciler su fiyatlarını iki katına çıkardı

Sana'a'da bir Yemenli, küçük bir su tankerinden su içiyor (EPA)
Sana'a'da bir Yemenli, küçük bir su tankerinden su içiyor (EPA)

Husi milislerin kontrolündeki bölgelerdeki halklar, Husilerin, su tüketim tarifesini yüzde 100'den fazla artırmaya yönelik ani bir kararı uygulamaya koyması karşısında şaşkınlığa uğradı. Husiler bu kararı Birleşmiş Milletler’in su pompalama istasyonlarına ücretsiz yakıt sağlamasına rağmen aldı. Aynı şekilde hastaneler ve tıp merkezleri de ücretsiz yakıt elde ediyor. Ayrıca temizlikçilerin maaşlarını da Dünya Sağlık Örgütü ödüyor.
Sanaa ve Ibb sakinleri, aylık su faturalarının korkunç miktarlara, bir önceki aylarda ödedikleri miktarların iki katına ulaştığını söylüyor. Vatandaşlar yerel su kurumlarının yönetimine gidip durumu anlattıklarında, Husilerin yüksek akaryakıt fiyatlarını gerekçe göstererek yeni tarifeleri bu şekilde düzenlediği cevabıyla karşılaştılar.
Vatandaşlar, Husilerin suyun standart birim fiyatını 90 Yemen riyalinden 195 riyale yükselttiğini (bir dolar yaklaşık 600 Yemen riyali) bildiriyor. Bu, yardım kuruluşlarının sağladığı yardımlarla geçinen milyonlarca insana yeni bir darbe indirdi. Milis kontrolündeki bölgelerde çalışanlar beşinci yılını da maaşsız çalışarak geçirmeye devam ediyor.
Sanaa'da ikamet eden Muaz, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: “Geçen ay 25 bin Yemen riyali yani yaklaşık 47 dolar tutarındaki su faturasını gördüğümde şok oldum. Daha önce ayda 8 bin riyali aşmayan bir bedel öderken, bunun yarısı kanalizasyon kullanım bedeli, yarısı su tüketimi bedeli olarak hesaplanıyordu. Bu bir çılgınlık. İnsanlar bu kadar parayı nasıl ödeyecekler. Biz maaşsız ve işsiziz. Bu sebeple su departmanına protesto için gittik ama kimse bizi dinlemedi.”
İki gün önce vatandaşların su kurumlarının ofisleri önünde toplanarak bu zammı protesto ettiklerini ifade eden bir başka Yemenli, “Vatandaşlar su faturalarında bir hata olduğunu tahmin ederken çalışanlar yeni fiyatların bu olduğunu bildirdi” dedi. Kaynak, bu adımın insanları temiz olmayan kaynaklardan su aramaya ve dolayısıyla yeni bir kolera salgını riskleriyle yüzleşmeye iteceği konusunda uyardı.
Aynı şey, Ibb (Sanaa'nın 170 km güneyinde) sakinlerinin başına geldi. Vatandaşlar başlangıçta zammın geçici olduğunu ve Filistin yararına zam yoluyla bağış toplayan Husi milislerinden, bu meblağları daha sonra geri alacaklarına inandılar. Ancak kurum kendilerine bundan sonra su tüketimi için yeni tarifenin bu olduğunu bildirdiğinde gerçekler karşısında şok oldular.
Ibb kenti sakinlerinden Ahmed Ömer, "Su kurumunun, kanalizasyon ve hizmet bedeli adı altında faturaya eklenen tutarlara ek olarak su fiyatlarını iki katından fazla artırması vatandaşlara karşı yapılan bir haksızlık ve adaletsizliktir. İnsanlar bu ücretleri ödeyemez. Birçoğu su hizmetinden vazgeçmek zorunda kalabilir ve su temin etmek için mahallelerdeki hayır kurumları tarafından sağlanan su tankerlerine ya da camilere veya barajlara başvurmak zorunda kalabilir.” diye konuştu.
Diğer yandan Birleşmiş Milletler rakamları, gıda enflasyonunun Ocak 2021'de, 2020'nin aynı ayına göre yüzde 17,5 arttığını gösteriyor.
Öte yandan, kuzey illerinde akaryakıt fiyatları “petrol, motorin ve tüp” sırasıyla yüzde 59, yüzde 70 ve yüzde 88 arttı.
İnsani ihtiyaçlara genel bakış belgesinin analizi, insani durumun önümüzdeki yılda daha da kötüleşmesini bekliyor. Bununla birlikte, savaş durdurulmadıkça ve ekonomide bir iyileşme ve insani fonlarda bir artış olmadıkça ihtiyaçların şiddetinin artması bekleniyor.
Belge, siyasi bir anlaşmanın olmaması durumunda, çatışmanın sivil kayıplara, yerinden edilmelere ve hastaneler, okullar, ana tedarik yolları ve ekonomik pazarlar dahil hayati altyapılara zarar vermeye devam edeceğini kaydetti.
Belgeye göre, silahlı çatışmalar insani yardım operasyonlarını engellemeye devam edecek. Geçtiğimiz yıllarda insani müdahaleyi engelleyen bürokratik kısıtlamaların insani yardımların önündeki en büyük engel olmaya devam etmesi bekleniyor.



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.