Fas, Libya’da çözüm için bir kez daha devrede

Libya’da aylardır bu dosya üzerinde nihai bir anlaşmaya varılmaksızın müzakereler yapılıyor

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Temsilciler Başkanı Akile Salih’i başkent Rabat'ta kabul etti (AFP)
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Temsilciler Başkanı Akile Salih’i başkent Rabat'ta kabul etti (AFP)
TT

Fas, Libya’da çözüm için bir kez daha devrede

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Temsilciler Başkanı Akile Salih’i başkent Rabat'ta kabul etti (AFP)
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Temsilciler Başkanı Akile Salih’i başkent Rabat'ta kabul etti (AFP)

Zayed Hediyye
Fas, Libya’da bir kez daha arabuluculuk rolü üstlendi. Rabat, Libya’daki krizi çözme yolundaki yeni tıkanıklığı gidermek için devrede. Fas Libya’daki diyalog masasında çoğunun çözüldüğü ve geriye en zorunun kaldığı dosyaların çözümünü tamamlama girişimi çerçevesinde Libya Temsilciler Meclisi Başkanı ve Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı’nı ağırladı.
Fas tarafından Libya tarafları arasında görüş birliği sağlamak için başlatılan bu yeni girişim, geçtiğimiz dönemde taraflar arasındaki en zorlu tartışmalı konulardan biriyle bağlantılı. Bu konu da üzerinde nihai bir anlaşmaya varılmaksızın aylarca hakkında müzakerelerin yapıldığı Libya'daki üst düzey pozisyonların seçilmesi.
Rabat’ın Libya Temsilciler Meclisi ve Libya Devlet Yüksek Konseyi arasında çözülmemiş konulardan biri olarak Akile Salih ve Halid el-Mişri ile yapılan görüşmelerin asıl gündemini oluşturması açısından üst düzey pozisyonların paylaştırılması konusuna odaklanması boşa değildi. Zira gözlemciler bu dosyayı son zamanlarda Libya sahnesinde siyasi tıkanıklığa yol açan büyük bir düğüm olarak nitelendiriyor ve genel bütçenin onaylanması ve genel seçimlerin yasal dayanağı gibi diğer istihkaklar konusunda ilerleme kaydedilmemesinin nedeni olarak görüyorlar.

Rabat’ta herhangi bir görüşme yok
Fas kendi topraklarında ev sahipliği yaptığı önceki tüm diyalog turlarında Libyalı tarafları önemli anlaşmalar imzalamaya teşvik etmeyi başarsa da, işi bu kez zor görünüyor. Zira Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’yi doğrudan müzakere masasında bir araya getirme çabaları sonuçsuz kaldı ve yetkililer Rabat’ta iki başkan ile ayrı ayrı görüşmeler yapmakla yetindiler.
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, cuma günü başta Fas Temsilciler Meclisi Başkanı Habib el-Maliki ve Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita olmak üzere bir dizi Faslı yetkili ile görüştükten sonra yaptığı açıklamada “Şu anda Fas’ı ziyaret eden Halid el-Mişri ile planlanmış bir görüşme yok. Bir görüşme olursa da bu, Libya’da yapılır” ifadelerini kullandı.
İki başkanın Fas’a çözmek için geldiği üst düzey pozisyonları seçme konusunda Salih “Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi tarafından atanan iki komite arasında Buznika’da yapılan toplantılarda Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde üst düzey pozisyonları seçmek üzere bir komitenin atanmasının kabul edilmesiyle üst düzey pozisyonları seçme konusu hallolmuştu” dedi.
Salih yaptığı basın açıklamasının devamında “Buznika’da üst düzey pozisyonların nasıl seçileceği konusunda uzlaşma sağlandı ve bu konuda karar verme sorumluluğu artık 13+13 Komitesi’nde” dedi.
Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi arasında Libya’daki üst düzey pozisyonların başkanlarının atanma mekanizması konusunda görüş ayrılıklarının yaşandığını gösteren açıklamasında Salih “Temsilciler Meclisi Berlin ve Suheyrat’tan çıkan sonuçlara bağlılığını korurken, karşı taraf üzerinde anlaşılan şeylere uymuyor. Biz üzerinde uzlaşılan her şeye bağlıyız. Taleplerimiz uluslararası toplumun talepleri ile uyum içerisinde. İkinci Berlin Konferansı bunu destekleyecek” dedi.
Fas’ın Bouznika kenti geçtiğimiz ocak ayında Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi arasındaki görüşmelere ev sahipliği yapmıştı. Söz konusu görüşmeler, Suheyrat'ta imzalanan Libya Siyasi Anlaşması'nın çizdiği çerçeveye uygun olarak, devlet kurumlarının birleştirilmesi ve üst düzey pozisyonların liderlerinin belirlenmesine ilişkin uzlaşmalarla sona ermişti.

Anayasa ve paralı askerler
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı “ülkesinin bölünme ve silahlı milislerin yayılma aşaması sırasında çok fazla acı çektiğini ve yabancı güçler ve paralı askerler çıkarılıp seçimler yapılarak Libyalıların taleplerinin karşılanması gerektiğini” belirtti.
Libya anayasa taslağı hakkında ise Salih “Anayasa taslağı Libya Temsilciler Meclisi'ne sunuldu. Ancak şu anda Libya'da sunulan anayasa taslağı hakkında ciddi bir reddetme var. Anayasa oybirliğiyle herkes tarafından kabul edilmeli” dedi.
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Akile Salih’in Fas’ta yaptığı basın açıklamasında söylediklerine ilişkin herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı. Salih gibi Fas’ı ziyaret eden Mişri de Dışişleri Bakanı Nasır Burita ile toplantı yaptı. İkili Libya siyasi diyaloğundaki son gelişmelerin yanı sıra seçimleri başarılı kılmanın ve bunları belirlenen zamanda yapmanın yollarını ele aldı.
Libya Devlet Yüksek Konseyi Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada “Bir dizi Devlet Yüksek Konseyi üyesinin ve Libya'nın Fas Büyükelçisi'nin katılımıyla Fas'ın başkenti Rabat'ta yapılan görüşmede taraflar iki kardeş ülke arasındaki ikili ilişkileri, Libya siyasi diyaloğundaki farklı gidişatlardaki son gelişmeleri ve seçimlerin zamanında başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesinin yollarını tartıştılar” ifadelerine yer verildi.
Üst düzey pozisyonların paylaşılması konusunda bir anlaşmaya varılması, geçtiğimiz yıllarda Libya krizi bağlamında başta Libya'nın petrol zenginliğinin en büyük kısmını ve devasa gelirlerini yöneten Merkez Bankası Başkanlığı ve Ulusal Petrol Kurumu (NOC) Başkanlığı pozisyonları olmak üzere rekabetin önemli bir rol oynadığı hassas pozisyonlarla ilgili olduğu için Libya’daki müzakere masasında bulunan en karmaşık dosyalardan biri sayılıyor.

Fas’ın iyimserliği
Rabat'ta gerçekleştirilen Libya müzakerelerinin yeni turu, Fas'ın ev sahipliğinde yapılan önceki turlarda elde edilen başarıyı elde edemese de Faslı yetkililer, bunun Libyalı taraflar arasında ihtilaflı konularda mutabakat sağlama yolunda atılmış bir adım olduğunu vurgulayarak bu yolun sonuna kadar gitmeye kararlı olduklarını ifade ettiler. Fas Temsilciler Meclisi Başkanı Habib el-Maliki “Fas tecrübeleri, yetkinlikleri ve yetenekleriyle kardeş Libya halkının emrine âmâde olmaya devam edecek. Ayrıca, Libya siyasi diyaloğunun bütün sonuçları yerine getirilinceye dek desteğini sürdürecek” dedi.
Maliki, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile görüşmelerinin ardından yaptıkları ortak basın açıklamasında “Bugün Libya'daki durumun düzelmesinden ve kriz döneminden barış ve ulusal birlik dönemine, parçalanma ve silahlı çatışmadan kurumların inşasına doğru gidilmesinden memnunum” ifadelerini kullandı.
Fas, Libya’daki siyasi ve askeri çatışma yıllarında herhangi bir tarafın desteklenmesinde rolü olmayan objektif bir taraf olduğu için Libya taraflarının güvenine sahip. Bu da bu yılın başlarında ekonomi alanında yaptığı gibi, taraflar arasındaki ihtilafların çözülmesine yardımcı olacağına dair umutları yeşertiyor.
Fas liderliğinin sahip olduğu bu güvenden söz eden Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Adil Karmus “Fas, geçmişte Temsilciler Meclisi ile Devlet Konseyi arasında çözüme kavuşmamış konularda fikir birliğini sağlama noktasında birçok başarıya imza attı ve bu yöndeki çalışmalarını tamamlamak istiyor” dedi.
Karmus “Daha önce Fas'ta fikir birliğinin sağlandığı önemli uzlaşmalar yapıldı. Fas Dışişleri Bakanlığı da bu uzlaşmalara tanık oldu. Bunlar her iki tarafça onaylandı. Rabat şu anda kendisini bu dosyada önemli bir başarıya imza atmış olarak görüyor ve bu yolu tamamlamak istiyor” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Belirsizlik ve açıklığa kavuşturma
Diğer taraftan Libya Temsilciler Meclisi Üyesi Cibril Uhide “Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih'in Fas'ta düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalar hakkında bir karışıklık ve yanlış anlama olduğunu” söyledi.
Uhide “Salih yaptığı basın açıklamasında üst düzey pozisyonlara ilişkin anlaşmazlığı uluslararası bir komitenin çözeceğini söylemedi. Daha ziyade Fas’ta BM Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) koordinasyon sağlamasıyla Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi komiteleri arasında önceden varılan uzlaşmaları kastetti. Komite üyeleri o dönemde üst düzey pozisyonların üç bölgeye paylaştırılması konusunda anlaşmıştı. Buna göre Temsilciler Meclisi bir dizi ismi Devlet Yüksek Konseyi’ne iletecek, konsey de bu isimlerin arasında eleme yaparak her pozisyon için üçer adayı, içlerinden birisini seçmek üzere Temsilciler Meclisi’ne gönderecekti” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Uhide,  “Şu ana kadar yapılan buydu. Ancak süreç Devlet Yüksek Konseyi’nde durdu. Beş pozisyonunun her biri için üçer adayın ismi, aralarında seçim yapmak üzere oturum yapması için Temsilciler Meclisi’ne gönderilmedi. Mesele, üst düzey pozisyonların BM denetimindeki bir komite tarafından seçileceğine ilişkin şu anda etrafta dolaşan söylentiler gibi değil” şeklinde konuştu.



Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Libya Temsilciler Meclisi, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin dosyayı, ülkedeki siyasi ve kurumsal bölünmüşlüğün yanı sıra 2011’den bu yana devam eden geçiş süreci nedeniyle “incelemede” tutmaya devam etti. Bu durum, deniz anlaşmalarının sonuçlandırılmasını ertelerken dosyanın hukuki ve teknik boyutların ötesine geçen iç uzlaşılar ve bölgesel hesaplamalara bağlı kalmasına yol açıyor.

Deniz sınırlarının belirlenmesi konusu, Libya parlamentosunun Dışişleri Komisyonu üyelerinin geçen hafta sonu Atina’da Yunan parlamenterlerle yaptığı görüşmeler sırasında yeniden gündeme geldi. Libya tarafı, deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşmaların Bingazi’deki Temsilciler Meclisi bünyesinde hâlâ incelendiğini ve sınırları ilgilendiren tüm ülkelerin çıkarlarının ilgili hukuki çerçeveler doğrultusunda dikkate alındığını vurguladı.

Bu tutum, Libya’nın içinde bulunduğu geçiş sürecinin yanı sıra komşu ve Akdeniz ülkeleriyle sınırların belirlenmesine ilişkin meselelerin karmaşıklığı karşısında deniz sınırları dosyasının kurumsal bir süreç içinde tutulmasına yönelik parlamenter yaklaşımı yansıtıyor.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı Hasan el-Bergusi, meclisin yayımladığı açıklamada bu yaklaşımı şöyle ifade etti: “Bu dosyaların ele alınması, ülkenin bunları sonuçlandırmaya imkân verecek daha istikrarlı bir aşamaya ulaşmasına kadar diyalog ve sükûnet gerektiriyor.”

Çıkarların kesişmesi

Konu, Libya’nın Türkiye, Yunanistan ve Mısır’la kesişen çıkarları nedeniyle özel bir hassasiyet taşıyor. Dosya aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz rezervleri ile yatırım güzergâhlarıyla da bağlantılı.

Ülke içindeki bölünmüşlük, Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasını daha da zorlaştırıyor. Libya’da yetki, Trablus’ta Abdülhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki geçici Ulusal Birlik Hükümeti ile doğuda Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen Usame Hammad hükümeti arasında bölünmüş durumda.

Bu çerçevede Temsilciler Meclisi üyesi Abdüsselam Nasıye, deniz sınırları dosyasının sonuçlandırılması ve Libya’nın kaynaklarının korunmasının “öncelikle iç bölünmüşlüğün giderilmesi, devlet kurumlarının ve egemenlik kararının birleştirilmesiyle” başlayacağı görüşünü savunuyor.

rgty
Libya Temsilciler Meclisi’nin önceki oturumundan (Meclis Başkanı Akile Salih’in Basın Merkezi)

Nasıye, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Uzun süren geçiş döneminde siyasi, güvenlik ve ekonomik koşulların kırılganlığı, Libya’yı bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir sahaya dönüştürdü” dedi.

Nasıye, Libya’nın Doğu Akdeniz konusundaki tutumunun Türkiye veya Yunanistan safında yer almaktan ziyade “Libya’nın yüksek ulusal çıkarları” temelinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

Nasıye’ye göre devlet kurumlarının birleştirilmesi ve sınırları koruyup kaynakları yönetebilecek ulusal kapasitenin oluşturulması, Libya’nın denizcilik alanındaki çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmasını ve bölgesel gelişmelerle kendi kararını verebilen bir devlet olarak ilgilenmesini sağlayacak.

Hukuki ve siyasi karmaşıklıklar

Anlaşmazlığın kökeni, Trablus’taki savaşın sürdüğü 2019 yılında Libya’nın eski Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptına dayanıyor. Anlaşmaya o dönemde Libya’nın doğusundaki yönetim karşı çıkarken Yunanistan da özellikle Girit olmak üzere Yunan adalarının haklarını etkilediğini savunarak mutabakatı reddetti. Ankara ise anlaşmanın hukuki sonuçlarının geçerli olduğunu savunuyor.

Son iki yılda doğu Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesine paralel olarak deniz sınırlarının nasıl hesaplanacağı konusunda anlaşmazlıklar daha karmaşık bir boyut kazandı. Özellikle Sirte Körfezi ve adaların hukuki statüsünün deniz yetki alanlarına etkisi tartışmaların merkezinde yer aldı.

Bu durum, Yunanistan’ın Girit’in güneyinde arama sahaları ilan etmesinin ardından Haziran 2025’te gerilimin yükselmesiyle daha belirgin hale geldi. Bu gelişme üzerine Hammad hükümeti itiraz ederek diyalog çağrısında bulundu ve anlaşmaların gözden geçirilmesini talep etti.

Dibeybe hükümeti ise daha önce deniz sınırları dosyasındaki anlaşmazlık noktalarını çözmek amacıyla Yunanistan tarafıyla bir dizi görüşmeye katılmıştı. Libya ve Yunanistan medyasında yer alan haberlerde bu görüşmelerin, müzakerelerin hızlı ilerlemesini engelleyen hukuki ve siyasi karmaşıklıklarla karşı karşıya olduğu belirtilmişti.

Hukuki açıdan deniz sınırlarının belirlenmesi, Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan anlaşmaya ilişkin nihai bir tutum almadan önce kapsamlı bir hukuki, teknik ve siyasi inceleme yapmasını gerektiren karmaşık dosyalardan biri olarak değerlendiriliyor. Diplomat ve uluslararası hukuk uzmanı Muhammed ez-Zübeydi de bu görüşü destekliyor.

Zübeydi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu karmaşıklıkların çözümünde temel adımın deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin uluslararası deniz hukuku kurallarıyla, özellikle de 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’yle uyumunun incelenmesi olduğunu söyledi.

Zübeydi ayrıca anlaşmada yer alan koordinatların ve sınır çizgilerinin gözden geçirilmesi ve uluslararası hukuk ile deniz hukuku alanlarında uzmanlardan yararlanılması gerektiğini belirtti.

Zübeydi, deniz anlaşmalarının parlamentodan geçirilmesi senaryosunun “ülkeyi deniz anlaşmazlıklarına sürükleyebileceği ve bir ülkenin zarar görmesi halinde bu anlaşmazlıkların özellikle Uluslararası Adalet Divanı olmak üzere uluslararası yargı veya tahkim mercilerine taşınabileceği” uyarısında bulundu.

Jeopolitik boyutlar

Meselenin yalnızca hukuki boyutla sınırlı olmadığı görülüyor. Zübeydi’ye göre konu, Libya’nın Akdeniz’in merkezindeki konumu ve denizcilik alanındaki çıkarlarının bölge ülkeleriyle iç içe geçmesi nedeniyle siyasi ve jeopolitik boyutlar da taşıyor.

Özellikle Mısır, Yunanistan, Malta ve Türkiye ile denizcilik alanındaki çıkarların kesiştiğine dikkat çeken Zübeydi, “Libya ile Türkiye arasında yapılacak herhangi bir deniz düzenlemesi, diğer ülkelerin çıkarları üzerinde de etkiler yaratabilir” dedi.

Zübeydi, Türkiye’nin Libya’nın batısındaki askeri nüfuzu nedeniyle deniz mutabakatının parlamentodan geçirilmesi yönünde sürekli baskı bulunduğunu belirtti. Ancak kararın ertelenmesinin dosyanın kapatılması anlamına gelmediğini, aksine Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasına imkân verecek daha istikrarlı siyasi koşullar oluşana kadar dosyanın inceleme ve değerlendirme aşamasında tutulması anlamına geldiğini ifade etti.

Zübeydi ve Libyalı diplomatların değerlendirmelerine göre Libya’nın çıkarları, meselenin “günübirlik siyasi hesaplara indirgenmemesini”, hukuki ve teknik unsurların Libya’nın komşu ve Akdeniz ülkeleriyle ilişkileriyle birlikte dengelenmesini gerektiriyor.


Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
TT

Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)

İstanbul'dan Libya'ya giden özel jet Misrata Havalimanı’nda iniş sırasında pistten çıkarak alev almıştı. Libya Başsavcılığı, kazadan yara almadan kurtulan pilot ve yardımcı pilotun olay sırasında alkollü olduğunu açıkladı. İki pilotun gözaltına alınmasına karar verildiğini duyuran başsavcılık olayda can kaybının yaşanmadığı bildirildi.

Başsavcılık pilotların kimliklerini açıklamazken, özel Libya el-Ahrar televizyonu, uçağın kaptanının Alman, yardımcısının ise Türk olduğunu bildirdi.

Türkiye merkezli bir şirket tarafından işletilen özel uçağın, pazartesi günü Misrata Havalimanı’na iniş sırasında pistten çıktığı ve ardından alev aldığı bildirildi.

Televizyon kanalı, Türk vatandaşı bir kabin görevlisinin uçaktaki tek yolcu olduğunu aktardı.

Başsavcılık, soruşturmayı yürüten savcının iki pilotun uçağı “alkollü halde kullandıkları” yönündeki tespitiyle şüphelilerin tutuklu yargılanmasına karar verildiğini bildirdi.

gthyju
İtfaiye ekipleri, 14 Eylül 2026'da Misrata Uluslararası Havalimanı’nda düşen uçağın ardından çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. Görüntü sosyal medyadan alınmıştır (Reuters)

Başsavcılık, iki pilotun “kendi can güvenlikleri ve uçağın güvenliği açısından kesin bir tehlike, havalimanı ve kullanıcıları açısından potansiyel bir tehlike oluşturduğunu” ve ayrıca “uçağın geçtiği hava sahasının güvenliğini tehdit ettiğini” kaydetti.

Açıklamada, soruşturmayı yürüten savcının, olayla ilgili incelemeleri “ulusal ve uluslararası ilgili kurallar doğrultusunda” sürdürdüğü belirtildi.

İnternette yayılan görüntülerde, uçağın kokpit bölümü dışında tamamının alevler içinde kaldığı görüldü.


Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
TT

Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)

Libya Yüksek Devlet Konseyi üyeleri, bugün yapılan ikinci turda Muhammed Takala’yı yeni başkanları olarak seçti.

Şarku’l Avsat’ın, Libya merkezli Al-Ahrar kanalından alıntı yapan DPA’dan aktardığı habere göre, Muhammed Takala, bugünkü oylamada Yüksek Devlet Konseyi eski Başkanı Halid Mişri’yi geride bırakarak yeni başkan olarak seçildi.

Yüksek Devlet Konseyi başkanlığı için her yıl seçimler düzenleniyor. Şu ana kadar, Abdurrahman Suveyhili ve Halid Mişri konseye başkanlık eden isimler oldu.

2015 tarihli bir siyasi anlaşmanın şartları uyarınca önemli siyasi konularda söz sahibi olan Yüksek Devlet Konseyi ve ülkenin doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi, başbakanı seçmek, önerilen bütçe hakkında yorum yapmak ve egemenlik pozisyonlarını seçmek dahil olmak üzere çeşitli yetkileri paylaşıyor.