Bilim Dünyası: Kovid-19’un kaynağı araştırılmalı

Kamuya açık veri tabanlarını inceliyorlar ve araştırma sonuçlarını karşılaştırıyorlar

Şubat ayında Wuhan Viroloji Enstitüsü dışındaki güvenlik kordonu (Reuters)
Şubat ayında Wuhan Viroloji Enstitüsü dışındaki güvenlik kordonu (Reuters)
TT

Bilim Dünyası: Kovid-19’un kaynağı araştırılmalı

Şubat ayında Wuhan Viroloji Enstitüsü dışındaki güvenlik kordonu (Reuters)
Şubat ayında Wuhan Viroloji Enstitüsü dışındaki güvenlik kordonu (Reuters)

Batı ülkelerinde Kovid-19 salgının gerileyip normal hayat aşamalı olarak yeniden başlarken, Kovid-19’a neden olan SARS-CoV-2 hastalığının laboratuvardan sızdığına yönelik hipotez yeniden dünya gündeme geldi. Bu durum ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) Kovid-19’un kaynağının bulunmasına yönelik bağımsız yeni bir araştırması başlatmasını istemesini ve Çinli yetkililere ilk soruşturma komitesine teslim etmekten kaçındıkları orijinal sağlık verilerini sağlayarak iş birliği yapmalarını talep etmesine yol açtı.
ABD Başkanı Joe Biden, daha önce, virüsün laboratuvardan sızdığına yönelik hipotezini destekleyecek bilgiye sahip olduklarını ve analiz etmek için ek süreye ihtiyaç duyduklarını belirten istihbarat servislerinin talebi üzerine konuyla ilgili nihai bir rapor hazırlamaları için üç ay süre verdiğini açıklamıştı. The New York Times, Le Monde ve The Times gibi ABD ve Avrupa merkezli medya kuruluşları, Çinli yetkililerin salgının varlığını resmi olarak duyurmadan çok daha önce salgını bildiklerine yönelik bilgilere dikkat çekmişlerdi.
Virüsün doğal yolla yayıldığı hipotezine yönelik şüphe duyan kişiler arasına son katılan, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Başkanı Anthony Fauci oldu. Fauci Pekin’den Wuhan Viroloji Enstitüsü’nde çalışan üç uzmanın sağlık raporlarını açıklamasını istedi. Haberlerde, söz konusu üç uzmanın 2019 sonbaharında göğüs ve solunum yolu enfeksiyonlarına yakalandıklarını yönelik kayıtlar olduğunu ancak sonrasında herhangi bir kayıt olmadığı belirtildi.
Ancak Çin’in şiddetle reddettiği ve Washington’ı Çin’in itibarını zedelemek için siyasi olarak kullanmakla suçladığı laboratuvar sızıntısı hipotezi, bilim camiası tarafından da ihtimal dışı görülmemesi gerektiği noktasında oybirliği topladı. Söz konusu hipotez varlığını büyük oranda, Çin’in salgının ortaya çıkışının ve yayılmasının ilk aşaması hakkında yayınlamayı reddettiği bilgileri ortaya çıkarmak için çalışan  sosyal medyadaki bir grup araştırmacıya borçluydu.
Bu grup, ondan fazla ülkeden 22 araştırmacı ve uzmandan oluşuyor. Şark’ul Avsat’ın görüştüğü iki grup üyesinden biri olan Francisco Ribera, kendilerine DRASTIC (Kovid-19 Hakkında Radikal Bağımsız ve Merkezi Olmayan Araştırma Ekibi) adını verdiklerini ve çoğunun takma ad kullandığını söylüyor.
Ribera, grubun Çin ağındaki belgelerde, raporlarda ve mesajlarda buldukları hakkında kapalı bir çevrede bilgi paylaşmaya başladığını, bir sonraki araştırma ve incelemede kullanılacak yolları belirlemek için bunları tercüme edip analiz ederek sonuçlar çıkardığını belirtti. Ribera grubun Çin’in güneyindeki madenlerin birinin virüsün kaynağı olabileceğine yönelik bulduğu bilgileri Nature dergisinde yayınladığını sözlerine ekledi. Dergide yayınlanan bilgiler, 4 büyük uluslararası medya kuruluşunun o madene gizlice çalışanlarını göndermesine neden oldu. Wall Street Journal 24 Mayıs’ta yayınladığı bir araştırmada “Uzmanlardan ve araştırmacılardan oluşan bir grup aylardır internet üzerinden çalışıyorlar Çin’in Wuhan kentindeki Viroloji Enstitüsü’nün faaliyetleri hakkında ve özellikle de bahsi geçen maden hakkında belgelenmiş bilgi ve kanıtları yayınlıyorlar.” ifadelerine yer verdi.
Avusturya Innsbruck Üniversitesi’nden İtalyan bakteri uzmanı ve grubun bir üyesi olan Prof. Dr. Rossana Segreto şunları söylüyor:
“2012 yılı baharında 6 işçi yarasa dışkısını temizlemek için söz konusu madene girdi. Hepsi Kovid-19’un sebep olduğuna benzer solunum yolu enfeksiyonlarına yakalandı ve bu kişilerden üçü öldü. Hastalara kesin tanı konulmadı veya ölüm nedeni belirtilmedi. Bunun ardından maden kapatıldı. Çinli yetkililer maden ve çevresine erişimi engelledi. Ancak grup, bölgenin havadan çekilmiş eski fotoğraflarını Google aracılığıyla elde etmeyi başardı ve bunları mevcut fotoğraflarla karşılaştırdı. Grup ayrıca enfekte olan işçilerin tedavi gördüğü hastanenin elektronik arşivinde sağlık raporları buldu.”
Ancak Segreto’ya göre, grubun ulaştığı ve virüsün kaynağının araştırılmasına büyük katkı sağlayacak en önemli keşif, Çin’in geçen yılın şubat ayında Nature dergisinin yayınladığı bir çalışmada RaTG13 olarak adlandırdığı virüs oldu. Bu virüs Wuhan Viroloji Enstitüsü’nün daha önce BtCo4491 olarak adlandırdığı virüs ile aynıydı.  İtalyan araştırmacı bununla ilgili olarak, bu virüsün dijital genetik diziliminin, Nature dergisinin geçen yıl yayınladığı araştırmada belirtildiği üzere pandeminin ilanının hemen öncesinde, derginin de daha sonra onayladığı gibi 2018’de gerçekleştirildiğini belirtiyor.
Ribera grubun maden ve 6 işçinin enfekte olması ile ilgili ulaştığı ayrıntılarını, bir tezde ve The Seeker adlı anonim bir Twitter hesabının sahibi tarafından derlenen bir dizi akademik çalışmada bulunduğunu, bu belgelerin Danaoshan köyü yakınlarındaki madenin yerinin bulunması için bilgiler de içerdiği belirtti.
Resmi makamlar ise, virüsün kaynağı hakkında şu ana kadar kesin olarak bir şeyi kanıtlamayan bu bilgiler hakkında yorum yapmaktan kaçınıyor. Ancak gerçeğin bilimsel dergilerin yayınladığı çalışmalarda ortaya çıkmayacağına bunun yerine, halka açık veri tabanlarının araştırılması ve viroloji, tıp, halk sağlığı, genetik mühendisliği, epidemiyoloji, veri analizi, biyogüvenlik, biyoenformatik ve hayvan sağlığı alanlarındaki uzmanları içeren gruplar tarafından yürütülen araştırmaların sonuçlarını karşılaştırılması ile ortaya çıkacağını düşünen uzmanların sayısı her geçen gün artıyor. Ribera şunları söylüyor:
“Virüsün kaynağını belirlemede asıl sözün virologlara ait olduğuna şüphe yok ancak bu tek başına yeterli değil, diğer disiplinleri de dahil etmek gerekiyor. Aksi takdirde, gerçeği asla öğrenemeyeceğiz. Çin gerçekten bu bilgiye sahipse de bunu bize asla açıklamayacaktır zira bizi birçok kez kandırdı.”



İzlenmeler yarı yarıya düşünce fişi çekildi: Marvel'dan final kararı

43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
TT

İzlenmeler yarı yarıya düşünce fişi çekildi: Marvel'dan final kararı

43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)

Charlie Cox'un başrolünü üstlendiği Daredevil: Born Again için yolun sonu göründü. 

Hollywood Reporter'ın sektör kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Marvel Stüdyoları imzalı yapım, yaklaşan üçüncü sezonuyla final yapacak.

Kararın, üçüncü sezon çekimlerinin tamamlanmasından yaklaşık iki ay sonra alınması dikkat çekti.

Deadline'a göre oyuncu kadrosuna dün sabah dizinin üçüncü sezonla sona ereceği bildirildi.

Marvel'ın final kararının yanı sıra dizinin başyazarı Dario Scardapane'yle de sessizce yollarını ayırdığı ortaya çıktı. Scardapane'in sözleşmesinin, kurgu dahil post-prodüksiyon çalışmaları sürerken yenilenmemesi sektörde şaşkınlık yarattı. 

Dizinin kalan post-prodüksiyon çalışmalarını kimin yöneteceği henüz belli değil. Bununla birlikte yapımın tamamlanmaya yakın olduğu belirtiliyor.

Marvel Stüdyoları ise konuya ilişkin bir açıklama yapmadı.

Netflix'ten Disney+'a uzanan çalkantılı süreç

İlk olarak 2015-2018'de Netflix'te üç sezon yayımlanan ve geniş bir hayran kitlesi edinen Daredevil, Temmuz 2022'de Disney+ için verilen 18 bölümlük siparişle yeniden hayata döndürülmüştü. Ancak proje, ekran yolculuğu boyunca çalkantılı süreçlerden geçti.

2023'teki senarist ve oyuncu grevleri nedeniyle çekimlere ara veren Marvel, dizinin yaratıcı yönünü kökten değiştirme kararı aldı. 

Netflix'teki diziden daha hafif bir ton benimseyen ve her bölümde farklı bir hikayeye odaklanan ilk başyazarlar Matt Corman ve Chris Ord'la yollar ayrıldı.

Corman ve Ord'un yerine, Netflix'in Punisher dizisinde çalışan Dario Scardapane başyazarlığa getirildi. Loki ve Moon Knight'la tanınan Justin Benson ve Aaron Moorhead ise yönetmen olarak görevlendirildi.

Başlangıçtaki 18 bölümlük sipariş daha sonra iki sezona bölündü ve toplam bölüm sayısı 17'ye indirildi.

İzlenme oranlarında sert düşüş

Dizi, suç dünyasının güçlü isimlerinden Wilson Fisk'in (Vincent D'Onofrio) New York Belediye Başkanı olmasını ve Daredevil başta olmak üzere bütün maskeli kahramanları hedef almasını konu ediniyor.

2025'te yayımlanan ilk sezon güçlü bir başlangıç yapmıştı. İlk 5 günde dünya genelinde 7,5 milyon izlenmeye ulaşan yapım, Disney+'ın 2025'teki en güçlü dizi açılışını gerçekleştirmişti.

Ancak Matt Murdock'ın cezaevine gönderilmesiyle final yapan ikinci sezonun ABD'deki izlenme rakamları yaklaşık yüzde 50 düştü.

Charlie Cox ve Vincent D'Onofrio'nun yanı sıra Deborah Ann Woll, Elden Henson ve Wilson Bethel'in de rol aldığı Daredevil: Born Again, üçüncü ve final sezonuyla 2027'de Disney+'ta izleyiciye veda edecek.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter


4 yıl önce duyurulan devam filminden endişelendiren haber

Francis Lawrence'ın yönettiği 2007 yapımı zombi filmi Ben Efsaneyim, New York'ta hayatta kalan son insan Robert Neville'in, insan soyunu tüketen virüse tedavi bulma çabasını anlatıyordu (Warner Bros.)
Francis Lawrence'ın yönettiği 2007 yapımı zombi filmi Ben Efsaneyim, New York'ta hayatta kalan son insan Robert Neville'in, insan soyunu tüketen virüse tedavi bulma çabasını anlatıyordu (Warner Bros.)
TT

4 yıl önce duyurulan devam filminden endişelendiren haber

Francis Lawrence'ın yönettiği 2007 yapımı zombi filmi Ben Efsaneyim, New York'ta hayatta kalan son insan Robert Neville'in, insan soyunu tüketen virüse tedavi bulma çabasını anlatıyordu (Warner Bros.)
Francis Lawrence'ın yönettiği 2007 yapımı zombi filmi Ben Efsaneyim, New York'ta hayatta kalan son insan Robert Neville'in, insan soyunu tüketen virüse tedavi bulma çabasını anlatıyordu (Warner Bros.)

Kült bilimkurgu Ben Efsaneyim'in (I Am Legend) devam halkasının duyurulmasının üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen, merakla beklenen projenin önünde hâlâ bazı engeller bulunduğu ortaya çıktı.

Will Smith, 2007 yapımı ilk filmde insanlığın büyük bölümünü yok eden bir salgının ardından New York'ta tek başına hayatta kalan askeri virolog Robert Neville'i canlandırmıştı. Film, 585 milyon dolardan fazla hasılat elde ederek gişede büyük başarı kazanmıştı.

Senarist Akiva Goldsman, Radio Times'a verdiği röportajda uzun süredir beklenen devam filminin önünde bazı engeller bulunduğunu kabul etti.

Goldsman, "Beni pes etmeye zorlayan bir dizi engelle karşılaştım ama buna direniyorum" diyerek ekledi: 

Durum bundan ibaret. Pes etmiyoruz ve denemeyi sürdürüyoruz. Bu filmi hayata geçirebilmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.

Öte yandan senarist, ilk filmde Alman çoban köpeği Sam'in izleyicileri derinden sarsan ve tartışmalara yol açan ölümünün ardından, hayranları rahatlatacak bir söz verdi. Goldsman, devam halkasında hiçbir köpeğin ölmeyeceğini söyledi.

Goldsman bu sözünü esprili bir dille şöyle açıkladı:

Bir köpek daha öldürürsek gelecek tepkilerden sağ çıkamayacağımdan korkuyorum. Şunu da belirtmeliyim: İlk filmin açılış sekansıyla hemen ardından gelen sahne arasında gezegendeki neredeyse herkesi öldürdük ve kimse bunu sorun etmedi. Ama tek bir köpeği öldürünce... Test gösterimlerinde bu kadar çok kişinin salonu terk ettiğine daha önce hiç tanık olmamıştım.

Devam filmi alternatif finali temel alacak

Yılın başlarında, Creed 2: Efsane Yükseliyor (Creed II) ve Transformers: Canavarların Yükselişi'yle (Transformers: Rise of the Beasts) tanınan Steven Caple Jr.'ın filmi yöneteceği açıklanmıştı.

Will Smith ve Michael B. Jordan'ın filmde birlikte rol alması bekleniyor. Smith aynı zamanda yapımcılığı da üstlenecek.

Devam halkasının, Dr. Robert Neville'in kendini feda ettiği sinema versiyonundaki finali yok sayacağı belirtiliyor.

Yapım bunun yerine, DVD sürümünde yer alan alternatif finali temel alacak. Bu versiyonda Neville, enfekte kişilerin son saldırısından kurtularak hayatta kalıyor.


Tom Cruise'un 6 dakikalık konuşması alkış tufanı kopardı

64 yaşındaki Tom Cruise, yeni filminde kendi tetiklediği küresel bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışan dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'i canlandırıyor (Reuters)
64 yaşındaki Tom Cruise, yeni filminde kendi tetiklediği küresel bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışan dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'i canlandırıyor (Reuters)
TT

Tom Cruise'un 6 dakikalık konuşması alkış tufanı kopardı

64 yaşındaki Tom Cruise, yeni filminde kendi tetiklediği küresel bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışan dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'i canlandırıyor (Reuters)
64 yaşındaki Tom Cruise, yeni filminde kendi tetiklediği küresel bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışan dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'i canlandırıyor (Reuters)

Aksiyon sinemasının önde gelen isimlerinden Tom Cruise, Hollywood'da giderek büyüyen yapay zeka tartışmasına katıldı.

Sinema salonu kültürünün en güçlü savunucularından biri olarak görülen aktör, BAFTA'nın dün (21 Eylül Pazartesi) Londra'da düzenlediği "Life in Pictures" etkinliğinde, yapay zekanın sektörü hızla dönüştürdüğü bir dönemde insan emeğinin ve sanatsal üretimin önemine dikkat çekti.

Sunucu Edith Bowman'ın yapay zekanın sinema üzerindeki etkisine ilişkin sorusunu yanıtlayan Cruise, yaklaşık 6 dakika süren konuşmasıyla salondan büyük alkış aldı.

Yapay zekanın sinemada kullanımının yaygınlaşacağını kabul eden Cruise, buna karşın insan emeğine dayalı sanatın ve sinema salonu deneyiminin önemini vurgulayarak şöyle konuştu:

İnsanın yerini hiçbir şey tutamaz. İnsanlar bu deneyimi yaşamak istiyor ve bunun için sinema salonlarına gidiyor. Ben insanlığa her zaman inanıyorum.

Cruise da kariyerini izleyiciye mümkün olduğunca gerçek ve inandırıcı bir sinema deneyimi sunmak üzerine kurdu.

Pandemi sonrasında sinema sektörünün toparlanmasına öncülük eden yapımlardan Top Gun: Maverick, ağırlıklı olarak fiziksel efektlerden ve gerçek uçuş görüntülerinden yararlanmasıyla övgü toplamıştı.

Cruise, Görevimiz Tehlike (Mission: Impossible) serisinin her yeni filminde daha tehlikeli aksiyon sahnelerine imza atmıştı. Serinin son iki halkasında ise kontrolden çıkan bir yapay zeka ana düşman olarak izleyici karşısına çıkmıştı.

Gişede başarı kazanan filmlerin ve gençlerin salonlara gösterdiği ilginin, insanların ortak sinema deneyiminden vazgeçmediğini kanıtladığını söyleyen Cruise, ömrünü bu mesleğe adayan emekçilerin bilgi ve becerilerinin kaybolmaması gerektiğini söyledi.

Daha önce 2023'teki Oyuncular Birliği (SAG) ve Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları Federasyonu'nun (AFTRA) grev görüşmelerinde de oyuncuların yapay zekaya karşı korunması gerektiğini savunmuştu. 

Cruise, sözlerini "İnsanlar gerçek şeyler görmek istiyor" diyerek sürdürdü.

Etkinlikte kariyerinden ve yakında gösterime girecek yeni filmi Digger'dan da söz eden Cruise, Alejandro González Iñárritu'nun yönettiği filmi "üzerinde çalıştığı en özgün ve etkileyici projelerden biri" diye tanımladı.

Oyuncu ayrıca rolü kabul etmeden önce Iñárritu'dan senaryoyu iki gece boyunca kendisine okumasını istediğini anlattı.

Film, Cruise'un canlandırdığı petrol tüccarı Digger Rockwell'in, kendi eylemleriyle başlattığı çevre felaketini önlemeye çalışmasını konu alıyor.

Digger, 2 Ekim'de sinemalarda vizyona girecek. 29 Eylül'deyse İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde Sinefil Galası başlıklı programında üyelere yönelik özel gösterimde sinemaseverlerle buluşacak. 

Independent Türkçe, Deadline, TheWrap