Yemen'de Husiler genç kızları zorla evlendiriyor

İnsan hakları kuruluşları Yemen’de son iki yılda 100'den fazla olayı tespit etti

Sana’daki Husi milislerden bir görüntü (Arşiv_Getty)
Sana’daki Husi milislerden bir görüntü (Arşiv_Getty)
TT

Yemen'de Husiler genç kızları zorla evlendiriyor

Sana’daki Husi milislerden bir görüntü (Arşiv_Getty)
Sana’daki Husi milislerden bir görüntü (Arşiv_Getty)

Sana'daki yerel kaynaklar, Husi liderlerinin birden fazla vilayette Yemenli kızlarla zorla evlenmeyi yasallaştırmasının ardından grubun kontrol alanlarındaki kadınlara yönelik ihlallerinin yaygınlaştığını belirtti. Kaynaklar son iki yılda yaklaşık 105 zorla evlenme vakası kaydetti. 
Kaynaklar, örgütün kontrolü altındaki bazı illerde yüzlerce aile ve anne babayı tehdit ve baskı altında kızlarıyla evlenmek için zorlamalarına ilişkin suç ve ihlallerin, bu liderler için artık caydırıcı bir unsur olmadan açıkça uygulandığını belirtti. Bu uygulamaların özellikle İbb, Hacca, Zimar, Mahvit, Riyme, başkent Sana ve kırsalı ve Hudeyde’deki bölgeleri kapsadığı kaydedildi.
Şarku'l Avsat'a konuşan aktivistler, Husi müfettişlerinin kızlarla zorla evlenme vakalarında, Yemen'de İbb ve Hacca vilayetlerinin Husilerin kontrolündeki Yemen bölgeleri listesinin başında geldiğini bildirdi.
Güvenlik nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen aktivistlere göre, İbb valiliğinde 31 zorla evlendirme kaydedilirken, onu 26 vaka ile Hacca takip ediyor. Riyme ise 14 vaka ile üçüncü sırada yer alırken, ardından 12 vaka ile Hudeyde ve 9 vaka ile Zimar valiliği geliyor. Başkent Sana ve Mahvit’te 5'er vaka kaydedilirken, Sana kırsalı 3 vaka ile son sırada yer aldı.
Açıklanan bu vakaların, Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki halkın ifadeleriyle ortaya çıkan ve izlenen olayların sonucu olduğunu bildiren kaynaklar, ebeveynler tarafından güvenlik endişesiyle açıklanmayan veya duyurulmayan yüzlerce zorla evliliğin olduğunu ifade ettiler. 
S. B. isimli aktivist, Şarku'l-Avsat’a yaptığı açıklamada, “Grup darbesinden ve Sana ve diğer şehirleri kontrol etmesinden bu yana Yemenlilere yabancı ritüelleri ve inançları, onların gelenek ve göreneklerini dayatmadaki başarısızlığına karşılık zorla evlilik ile denetçilerinin arzularını tatmin etmenin başka bir yöntemini buldular” dedi.
Grubun kontrolü altındaki şehir ve bölgelerde yaşayanlar, grup liderlerinin aileleri ölüm, hapis ve işkence ile tehdit ettikten sonra kızlarıyla zorla evlenme suçlarının devam ettiğini ve bu suçların yaşadıkları köy veya şehir dışına sürgüne gönderilme tehdidine kadar vardığını ifade ettiler.
Bazı sakinler Şarku'l Avsat'a yaptıkları açıklamada, geçtiğimiz yıllarda çeşitli Husi bölgelerindeki kız ailelerinin, Husi amirleri tarafından (çoğu grubun kalesi Saada'dan gelen) çeşitli şekillerde hakarete ve aşağılanmaya maruz kaldığını ve onları küçük yaştaki kızlarıyla evlendirmeleri için zorladığını belirtti.
Ayrıca Sana'daki avukatlar, zorla evliliğin şeriat ve yasalar açısından yasak ve geçersiz sayıldığını ve hiçbir örgüt, grup, veya tarafın bunu kendi çıkarlarına ve heveslerine göre yasal görme hakkına sahip olmadığını belirttiler. Ayrıca herhangi bir genç kızın izni olmadan evlendirilmesinin şeriat ve geleneklerde fasit ve geçersiz bir evlilik olarak kabul edildiğine dikkat çektiler.
Sana'nın 170 km güneyindeki İbb'den yerel bir kaynak, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu vilayette zorla evlendirme olgusunun, aileleri ve çocuklarının huzurunu kaçıran insani bir soruna dönüştüğünü vurguladı. Hacca vilayetindeki başka bir insan hakları kaynağı da Şarku'l-Avsat'a yaptığı açıklamada, Husilerin baskı altında kızlarla evlenmek için valilikteki bir dizi aileye yönelik baskı, gözdağı ve tehditlerin devam ettiğini söyledi.
İbb'deki kaynak, valilikteki ailelerin kendilerini grubun amirlerinin baskı ve zulmünden kurtarmak için başlattıkları çağrılarının devam ettiğine işaret ederek, grup tarafından İbb için güvenlik ve istihbarat müdürü olarak atanan Ebu Haşim ed-Dahyani adlı liderin iki aileyi, kendisini reşit olmayan iki kız çocuğuyla zorla evlendirmeye zorladığını bildirdi.
Kaynak ayrıca, valilikte müfettişlerle zorla evlendirilen çok sayıda kız çocuğunun babalarının ne kadar acı çektiklerini anlatan çok sayıda hikaye olduğunu belirterek, grubun amirleri tarafından zorla evlendirilen kızların yaşlarının 13 ile 22 yaşlar arasında değiştiğini kaydetti. Kaynak açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Yaşanan son acı olay, yirmili yaşlarındaki bir genç kızın, sırasıyla üç Husi müfettişiyle evlenmeye zorlandıktan sonra Mayıs ayı başlarında İbb köylerinden birinde intihar etmesi oldu.”
Yerel raporlar daha önce, İbb'deki Badan bölgesindeki el-Madak köyünün bir vatandaşı olan NS'nin, Husi amiri Ebu Hasan el-Vecih'in baskı ve tehditlerine maruz kaldığını ve onu 16 yaşındaki kızıyla evlendirmeye zorladığını bildirmişti. NS’nin daha önce bir miktar para karşılığında milis amirine evini ve kendisine ait bir araziyi ipotek ettirdiği kaydedildi. 
İbb kentine bağlı Hubeyş bölgesinden raporlar, Husi unsurlarının bir süre önce bir tüccarı kaçırarak kızının küçük yaşta olmasına ve bölgedeki bir Husi amiriyle evlenmeyi reddetmesine rağmen kendisiyle evliliğini kabul etmeye zorladığını açığa çıkardı.
Bu olay, aynı bölgede silahlı Husiler tarafından bir kızın kaçırılması ve şehirdeki kendilerine sadık denetçilerden biriyle evlenmeye zorlanması da dahil olmak üzere diğer üç benzer olayın meydana gelmesinden bir yıldan az bir süre sonra gerçekleşti.
2016 yılının ortalarında grup üyeleri er-Radmah bölgesinden (İbb'in doğusunda) bir genç kızı kaçırdı. Ayrıca başka bir kızı daha silah zoruyla valilikteki önde gelen bir Husi lideriyle evlenmeye zorladı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.